bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı49
- sözlük erkeklerinin bicepsleri82
- kimsenin memleket takımı tutmaması8
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması5
- fotosu yarım saatte 1500 beğeni alan kız5
- berke özer5
- ısparta da gece hayatı14
- benim bileğim yamuk mu10
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz5
- sözlükteki fenerbahçeliler5
- modacı erkeklerin top olması7
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- victor osimhen6
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması28
- 20243
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- türk tarihinden kim bu adam3
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- bir tırcı sevmek6
- erzurum vs sivas6
- sevgili adayını önce traveler'a göstermek5
- danca2
- anın görüntüsü23
- eski sevgiliyle tinder da eşleşmek3
- hiç uçağa binmemek7
- düşün ki o bunu okuyor6
- bicepsiz fakir erkek6
- fon vurgunu52
- erecto bey birader birader beydir4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı11
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar6
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- terlikle döven anne14
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey6
- devlet bahçeli2
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- pıttığını diktiren sözlük yazarı3
- samsun gece hayatı3
- reddedilince öldürmek3
- ismail arı3
- nişanlının gay çıkması3
- sudekiray3
- avrupa fatihi galatasaray2
- true nerede3
- nusret3
gün güne prangalı gibi zor şafaklarda galebe çalarken yıllar adeta fütursuz, müstehzi. yeni güne esnerken mahmur edalı, bir bakarsınız yılların katarı geçip gitmiş. o gün cumadan cumartesiye değil yeni numaralı bir yılda şaşkınsınız.
bir hadiseyi hatırlarken eskidiğinizi, eksildiğinizi de hatırlar gibisiniz.
türkiyede yaşıyorsanız, gün ay yıl, yok oluşların, hüzünlerin, acıların baladı. sevinçleriniz, belki mutluluklarınız yarım kalmış, elinizden düşmüş kitap gibi, nerede kaldığınızı hatırlayamadığınız.
sevgilinize ilanı aşk ederken, belki hasretle sarılırken bir anda donar kalırsınız. diliniz tutulur, kolunuz kırılmış gibi düşer, gözleriniz ufukta maviyi göremez olur, mavi durur, yeşil solar, son nefes gibi ah, bir çığlıktır.
kendiniz için değil, ülkeniz için, göremediğiniz dünya insanlarını düşünerek yaşıyorsanız, her saniye büyük kaybedişlerde kavrulur yüreğiniz. çocuk göz yaşı kadar masum kanarsınız her salise, saniye.
hey allahım bu zelzele bir bitse, nafile duadır zaman.
yaşamak, kaybedişleri hatırlamaya mahkumiyet, hayat böyle bir cezadır.
tanırdım hrantı, çok yakından değilse bile, bir kaç adımdan işte öyle. 1996-97 yılları mıydı tam hatırlamıyorum, agos gazetesi için parti mi diyorlar, işte neyse, yenikapının oralarda bir yerdi galiba, gittik. renk ahenk bir çok kadın erkek ve hatta çocuklar, hafif bir müzikte var mıydı, belki sarı gelin, mümkün. çocuklar koşuşurken kocaman bir adamın ayaklarına çarpıyor gibi neşeli, cıvıl kahkahalar. bir arkadaşın uzattığı kırmızı şarap elimde, vaftizi bekleyen bebek gibi belki ürkek, ama tanımak için bakıyordum insanlara, yüzlerine. kiminle göz göze gelsek, sanki kırk yıllık tanış gülümsemesi. aslında nelik önemli değil belki ama, çok tanıdım, arkadaşım da vardı üstelik ermeni. t.i.p. 1965lerde, aynı ilçeden sarkis çerkez, bogos bedikyan, yine aynı ilçeden nişan, daha bir çok arkadaşlar. bazen yine yenikapıda meyhanede yada sarkisin ahşap evinde, kah içer, kah siyaset pazarı. tam geçerken bunlar aklımdan, koca adam yaklaştı, benim ufarak ama tombik kardeşimi bir havalandırdı, kocaman bir kahkaha. tokalaştık. o kadar güzeldi ki yüzü, hele gülüşü, yağız bir mitoloji kahramanı edalı. kim bilir bakışlarında prometenin ateşi çalarken ki muzip gülümseme. agos belki onun için ateşti, çalmıştı olimpostan. ve sonra bir gün, günlerden hangi gün hatırlamıyorum, tanrılar prometenin hıncını hranttan çıkardılar. o güzel yüzü soldurdular. upuzun yatar görünce bir feryat koptu bağrımdan. upuzun adam, yerdeydi, kızı karısı kulaklarımda çığlık. evet o gün hepimiz hranttık ve öldük.
bir hadiseyi hatırlarken eskidiğinizi, eksildiğinizi de hatırlar gibisiniz.
türkiyede yaşıyorsanız, gün ay yıl, yok oluşların, hüzünlerin, acıların baladı. sevinçleriniz, belki mutluluklarınız yarım kalmış, elinizden düşmüş kitap gibi, nerede kaldığınızı hatırlayamadığınız.
sevgilinize ilanı aşk ederken, belki hasretle sarılırken bir anda donar kalırsınız. diliniz tutulur, kolunuz kırılmış gibi düşer, gözleriniz ufukta maviyi göremez olur, mavi durur, yeşil solar, son nefes gibi ah, bir çığlıktır.
kendiniz için değil, ülkeniz için, göremediğiniz dünya insanlarını düşünerek yaşıyorsanız, her saniye büyük kaybedişlerde kavrulur yüreğiniz. çocuk göz yaşı kadar masum kanarsınız her salise, saniye.
hey allahım bu zelzele bir bitse, nafile duadır zaman.
yaşamak, kaybedişleri hatırlamaya mahkumiyet, hayat böyle bir cezadır.
tanırdım hrantı, çok yakından değilse bile, bir kaç adımdan işte öyle. 1996-97 yılları mıydı tam hatırlamıyorum, agos gazetesi için parti mi diyorlar, işte neyse, yenikapının oralarda bir yerdi galiba, gittik. renk ahenk bir çok kadın erkek ve hatta çocuklar, hafif bir müzikte var mıydı, belki sarı gelin, mümkün. çocuklar koşuşurken kocaman bir adamın ayaklarına çarpıyor gibi neşeli, cıvıl kahkahalar. bir arkadaşın uzattığı kırmızı şarap elimde, vaftizi bekleyen bebek gibi belki ürkek, ama tanımak için bakıyordum insanlara, yüzlerine. kiminle göz göze gelsek, sanki kırk yıllık tanış gülümsemesi. aslında nelik önemli değil belki ama, çok tanıdım, arkadaşım da vardı üstelik ermeni. t.i.p. 1965lerde, aynı ilçeden sarkis çerkez, bogos bedikyan, yine aynı ilçeden nişan, daha bir çok arkadaşlar. bazen yine yenikapıda meyhanede yada sarkisin ahşap evinde, kah içer, kah siyaset pazarı. tam geçerken bunlar aklımdan, koca adam yaklaştı, benim ufarak ama tombik kardeşimi bir havalandırdı, kocaman bir kahkaha. tokalaştık. o kadar güzeldi ki yüzü, hele gülüşü, yağız bir mitoloji kahramanı edalı. kim bilir bakışlarında prometenin ateşi çalarken ki muzip gülümseme. agos belki onun için ateşti, çalmıştı olimpostan. ve sonra bir gün, günlerden hangi gün hatırlamıyorum, tanrılar prometenin hıncını hranttan çıkardılar. o güzel yüzü soldurdular. upuzun yatar görünce bir feryat koptu bağrımdan. upuzun adam, yerdeydi, kızı karısı kulaklarımda çığlık. evet o gün hepimiz hranttık ve öldük.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar