bugün
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi5
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- trabzonspor17
- true'nun çaylak olması12
- yallah arabistan a diyen tip7
- 28 ekim 20273
- asperger sendromu5
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- görükle den moskova'ya yürümek7
- kadın şoför8
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı2
- kedi sevmeyen insan4
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- tuncay şanlı ariel ortega serhat akın ümit özat2
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- engineer2821
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- 29 ekim cumhuriyet bayramı3
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- egzotikbirkul3
- yağmur3
- saban kırmak vs külot yırtmak2
- para kazanmak8
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- gadi eizenkot5
- uzun yol otobüsleri2
- binyamin netanyahu12
- kimseye zararı olmayan kişi4
- nervio abla20
- galatasaray yüzyılı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan2
- yeni evli çift aktiviteleri16
- gece uyanıkları5
- günün sözü6
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- ispanya2
- ismail kartal23
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek2
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- ebu cehil karpuzu3
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- yerde para bulmak9
- bibi kazandı2
- yazılımcıların flört edememesi8
- ya kahhar ya kahhar ya kahhar2
- salçalı makarna13
--spoiler--
aslında 'the sopranos' ile tanışıklığım daha o zamanlar cine5 kanalında oynadığı yıllara dayanır. liseye falan gidiyordum heralde. gece geç saatlerde önce 'oz' sonra 'the sopranos' başlardı. tersi de olabilir. işte o zaman ardı ardına izleyemiyordum. yakaladıkça izleyebiliyordum yani. sonra bir gün haberlerde 'the sopranos' dizisinin yıldızı james gandolfini öldü haberini okudum. üzüldüm ama çok değil, hadi bee daha çok yaşlı değildi aslında, gibi bir iç burukluğu oldu.
bu yazıyı yazmadan bir kaç gün önce, hazır zaman bulabilmişken 'the sopranos' dizisini bir ay kadar bir süre içinde, yatmadan evvel en az iki bölüm devirerek bitirdim. bazen uykumun kaçtığı zamanlarda 6-7 bölüm bitirdiğim bile oldu. kimi zaman gecenin ortasında beni acıktırdı hiç üşenmedim kalktım bir tabak çubuk makarna, domates soslu ( çakma spagetti ) yaptım karşısına geçtim öyle izledim. aileye yeni giren itaat etmeyen çıkıntı adamlara içten içe kızdım ve hiç sevmedim, bilinç altım icabına bakılması gerektiğini söylüyordu. onunla beraber psikanalizin dibine vurduk. hatalarını da gördüm, anlam veremedim, sorguladım. mesela kuzeni christopher moltisantiyi hiç acımadan öldürdü. hala daha neden yaptığını sorgularım. yani hastalık derecesinde o kadar özdeşleştim o kadar sevdim bu adamı.
hani şu justin bieber için ağlayan ergenler vardı, onlara kızardım. şimdi o yaşlarda olsam ben nasıl saçmalardım -ki yaptığım ne !-
iyi bir aile babasıydı. mafya ailesinden bahsetmiyorum. evet liderlik yaptığı çetenin başında harika bir otoriteydi ve bunu bir gün hapisten yeni çıkan kuzeni diğer mafya ailesinin kaptanının kardeşini vurduğu zaman sağ kolu silvio dante ile tartıştıklarında, ve ona bir numara olmak hakkında hiç bir fikrin yok dediği zaman daha iyi anladık. daha da iyi aslında, vurulduğu zaman onun yerine bakan silvio'nun, ailenin adamlarını idare edemediği zaman ne kadar iyi bir patron olduğuna daha iyi kanaat getirdik.
ama eşi ve çocukları, hatta zaman zaman nefret ettiği kız kardeşi, ölmesini istediği annesi ve iki defa öldürme girişiminde bulunan amcası hep önemli oldu onun için. gerçi dizi boyunca önüne gelen her kadını yatağa atarak sadakati sorgulanabilir ama eşinin yeri bambaşkaydı.
gerçekten bu adamın ölümüne bu kadar üzülmüş olmalıyım ki bunları bana yazdırtan başka bir sebep olamaz heralde. o kadar bölümü ardı ardına izleyince senden benden biri gibi olabiliyor bu insanlar. ne acı ki, ben kan bağım olan teyzemin ölümüne bile bu kadar içlendiğimi hatırlamıyorum. affetsin beni. ama biz hiç bir zaman çok bir şeyler paylaşmadık ki teyzemle. komşumuz olan hatice teyze bile daha yakındı bize, bana. sadece bir kan bağı oldu, ona dair hatirladığım çok bir şey olmadığındandır diye kandırıyorum belkide kendimi.
şimdi dizi bitti, yerine izleyebilecek bir şey ne arıyorum ne de onun yerini doldursun istiyorum. bari açıp bir film izleyeyim derken yeni çıkan filmlerden bir tanesinde oyunculardan biri dikkatimi çekti. filmin adı -enough said-. james gandolfini'nin son filmiymiş. daha izlemedim. bu yazı sonlanınca açıp onu da izliyicem. işte o filmi görünce, bu kadar hislendiğim anda ona hitaben bir şey yazmam gerektiğini düşündüm. tony soprano hayali bir karakter olabilir ama onu oynayan adam o karakterden bir parça içinde taşımasa o rolün o hakkını veremezdi. böyle bir adamın babam yada abim veya amcam olmasını çok isterdim.
'the sopranos' gelmiş geçmiş en iyi dizidir ve tony soprano her zaman hatırlanacaktır. R.I.P, huzur içinde yat...
--spoiler--
aslında 'the sopranos' ile tanışıklığım daha o zamanlar cine5 kanalında oynadığı yıllara dayanır. liseye falan gidiyordum heralde. gece geç saatlerde önce 'oz' sonra 'the sopranos' başlardı. tersi de olabilir. işte o zaman ardı ardına izleyemiyordum. yakaladıkça izleyebiliyordum yani. sonra bir gün haberlerde 'the sopranos' dizisinin yıldızı james gandolfini öldü haberini okudum. üzüldüm ama çok değil, hadi bee daha çok yaşlı değildi aslında, gibi bir iç burukluğu oldu.
bu yazıyı yazmadan bir kaç gün önce, hazır zaman bulabilmişken 'the sopranos' dizisini bir ay kadar bir süre içinde, yatmadan evvel en az iki bölüm devirerek bitirdim. bazen uykumun kaçtığı zamanlarda 6-7 bölüm bitirdiğim bile oldu. kimi zaman gecenin ortasında beni acıktırdı hiç üşenmedim kalktım bir tabak çubuk makarna, domates soslu ( çakma spagetti ) yaptım karşısına geçtim öyle izledim. aileye yeni giren itaat etmeyen çıkıntı adamlara içten içe kızdım ve hiç sevmedim, bilinç altım icabına bakılması gerektiğini söylüyordu. onunla beraber psikanalizin dibine vurduk. hatalarını da gördüm, anlam veremedim, sorguladım. mesela kuzeni christopher moltisantiyi hiç acımadan öldürdü. hala daha neden yaptığını sorgularım. yani hastalık derecesinde o kadar özdeşleştim o kadar sevdim bu adamı.
hani şu justin bieber için ağlayan ergenler vardı, onlara kızardım. şimdi o yaşlarda olsam ben nasıl saçmalardım -ki yaptığım ne !-
iyi bir aile babasıydı. mafya ailesinden bahsetmiyorum. evet liderlik yaptığı çetenin başında harika bir otoriteydi ve bunu bir gün hapisten yeni çıkan kuzeni diğer mafya ailesinin kaptanının kardeşini vurduğu zaman sağ kolu silvio dante ile tartıştıklarında, ve ona bir numara olmak hakkında hiç bir fikrin yok dediği zaman daha iyi anladık. daha da iyi aslında, vurulduğu zaman onun yerine bakan silvio'nun, ailenin adamlarını idare edemediği zaman ne kadar iyi bir patron olduğuna daha iyi kanaat getirdik.
ama eşi ve çocukları, hatta zaman zaman nefret ettiği kız kardeşi, ölmesini istediği annesi ve iki defa öldürme girişiminde bulunan amcası hep önemli oldu onun için. gerçi dizi boyunca önüne gelen her kadını yatağa atarak sadakati sorgulanabilir ama eşinin yeri bambaşkaydı.
gerçekten bu adamın ölümüne bu kadar üzülmüş olmalıyım ki bunları bana yazdırtan başka bir sebep olamaz heralde. o kadar bölümü ardı ardına izleyince senden benden biri gibi olabiliyor bu insanlar. ne acı ki, ben kan bağım olan teyzemin ölümüne bile bu kadar içlendiğimi hatırlamıyorum. affetsin beni. ama biz hiç bir zaman çok bir şeyler paylaşmadık ki teyzemle. komşumuz olan hatice teyze bile daha yakındı bize, bana. sadece bir kan bağı oldu, ona dair hatirladığım çok bir şey olmadığındandır diye kandırıyorum belkide kendimi.
şimdi dizi bitti, yerine izleyebilecek bir şey ne arıyorum ne de onun yerini doldursun istiyorum. bari açıp bir film izleyeyim derken yeni çıkan filmlerden bir tanesinde oyunculardan biri dikkatimi çekti. filmin adı -enough said-. james gandolfini'nin son filmiymiş. daha izlemedim. bu yazı sonlanınca açıp onu da izliyicem. işte o filmi görünce, bu kadar hislendiğim anda ona hitaben bir şey yazmam gerektiğini düşündüm. tony soprano hayali bir karakter olabilir ama onu oynayan adam o karakterden bir parça içinde taşımasa o rolün o hakkını veremezdi. böyle bir adamın babam yada abim veya amcam olmasını çok isterdim.
'the sopranos' gelmiş geçmiş en iyi dizidir ve tony soprano her zaman hatırlanacaktır. R.I.P, huzur içinde yat...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar