bugün
- erdogan'a yarayacak diye mizmızlanmak2
- en büyük aşklar pilav üstü az kuruyla başlar3
- mazot fiyatlarının suçlusu3
- guinness birası5
- aşk acısı çekiyorum sözlük9
- hükümet değişse ülke düzelir mi2
- nickten isim tahmini yapmak10
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- orjinalinden iyi coverlar2
- isteklerinize nasıl sınır koyuyorsunuz5
- the blair witch project2
- zorunlu eğitim9
- sözlüğün boşalması3
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı12
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler2
- haramidere de haramilik yapmak5
- batıl inançlar7
- caddebostan da bostan yetiştirmek4
- sinem dedetaş11
- kemalistler yunanistan'a defolsun8
- içinizde bomba atmasını bilmeyen hayvanlar var3
- arkadaşlar pizza yer miyiz4
- cabrio tigra süren kadının arabasına atlatmak3
- muşlettin amca3
- kilolu olmak5
- mason greenwood11
- büyük filmlerden büyük replikler3
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- çerçeve yasa7
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- masak'ın ahbap bağışlarını incelemesi2
- şaka maka 40'a yaklaşmak6
- yürüyen bok4
- kedin mi var derdin var4
- renault 9 broadway12
- velvet hanım ile kahve içmek8
- başlarım böyle hayata deyip akp'ye üye olmak4
- zall adlı yazar4
- 15 temmuz tiyatro mu7
- gerçek sözlük yazarı uzun saçlı sakallı obez olur3
- ev ödevi2
- erdogan'a suikast timi itirafı8
dün itibariyle izlediğim, Calin Peter Netzer 'in 3. uzun metraj filmi. yönetmen, her ne kadar romen yeni dalgasından farklılıklar taşıdığını söylese de bence ona dahil bir çalışma. o, son dönem orta-üst sınıfın filmlere pek konu olmadığını düşünüyor ve bunun farklılığı yarattığı kanısında. neyse biz filme dönelim işimizi severek icra edelim. *
film de ailenin iki şekilde analizini yapabilmek gerekiyor. siyasi analiz olarak, anne ve baba geçmişte komünizm tarafında olmuş insanlar. hani komünist bir terbiye söz konusu. ve komünistlerin çocukları için neredeyse hayatlarını feda ettiğini gözlemleyebiliyoruz. kısa ve öz, feda edilmiş hayatlar üzerinden çocukların merkez alındığı bir dünya mevcut. işin sosyal analizi çarpık bir aileyi resimliyor. anne son derece baskın ve yıpratıcı. baba daha pasifize olmuş. çocuk hep annesinin sorumluluğu almasından mütevellit, bu kişisel mühim iradeden yoksun. ki bu yaşadığı ilişkiye dek uzanmış. özellikle anne rolünde, Luminita Gheorghiu son derece iyi bir iş çıkarmış. fakat diğer oyuncular için bu denli olumlu bir yorum yapamayacağım. yalnız başrol oyuncusu bu gerçeklik duygusunu fazlasıyla vermiş ki bu filmin büyük bir artısı. omuz kamera kullanımı bu gerçeklik duygusunu verip filmin içinde olmaya neden oluyor.
kamyonet sollanıyor ve kamyonetin hızı 110. bu hızlı sollama aracın hızını en az 140-150 yapıyor mantıken. otoyolda hız sınırı 110. bunu esas alan annenin hızı 110'a çekmek istemesi, rüşvet vs. gene yukardan bol telefon trafiğiyle iş bitirme çabası gibi sınıfsal farklılıklar üzerinden sosyal göndermeler de mevcut. ölen çocuğun cenaze masraflarının karşılanması gibi, onların basit insanlar olarak zikredilmesi gibi...
filmde yönetmenin senaryodan çıkardığı bir yoga sahnesi varmış. filmin ismi de ordan geliyormuş zaten. ''çocuk pozu!'' esas oğlanın, bir nevi ölen çocuğun ailesini ziyarete gitmeden önce yaptığı dinlence seansları... kesik yemiş.
annenin oğlunu merkez almasında kendisine dair yapacak bir şeyinin kalmamış olması önemli bir detay olarak durmakta. özel ilgi alanları olmayınca ister istemez evlat her şeyden mühim bir noktaya çekiliyor. hastalıklı bir merkez alma durumu var. sadece ona odaklanma. portakalın sıkıldığı ve dolaba konduğu sahne gibi, oğulun küfürlerinin havalarda uçtuğu sahneler de dikkat çekiyor ama asıl zirve annenin ziyaretteki söylediği sizin bir çocuğunuz daha var benim barbu'dan başka kimsem yok lafı ve bunu izleyen barbu'nun ölen çocuğun babasıyla annesi arabadayken konuşması. bu diyaloglar duyulmuyor ve olan biteni sadece arabanın aynasından takip edebiliyoruz.
sonuçta izlenmesi gereken fakat çokta bir şey umulmaması gereken bir çalışma. aynı ülkeden cristian mungiu 'nun kotardığı yoğun bir hazla izlediğim Dupa dealuri ve 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile daha öncelikli tercih edilmesi gereken çalışmalar.
Luminita Gheorghiu'nun performansı hatrına 10 üzerinden 7,5!
edit: nobel ödüllü yazarımız orhan pamuk 'tan bahsedildiği bir satır arası da mevcut, unutmadan belirteyim.
film de ailenin iki şekilde analizini yapabilmek gerekiyor. siyasi analiz olarak, anne ve baba geçmişte komünizm tarafında olmuş insanlar. hani komünist bir terbiye söz konusu. ve komünistlerin çocukları için neredeyse hayatlarını feda ettiğini gözlemleyebiliyoruz. kısa ve öz, feda edilmiş hayatlar üzerinden çocukların merkez alındığı bir dünya mevcut. işin sosyal analizi çarpık bir aileyi resimliyor. anne son derece baskın ve yıpratıcı. baba daha pasifize olmuş. çocuk hep annesinin sorumluluğu almasından mütevellit, bu kişisel mühim iradeden yoksun. ki bu yaşadığı ilişkiye dek uzanmış. özellikle anne rolünde, Luminita Gheorghiu son derece iyi bir iş çıkarmış. fakat diğer oyuncular için bu denli olumlu bir yorum yapamayacağım. yalnız başrol oyuncusu bu gerçeklik duygusunu fazlasıyla vermiş ki bu filmin büyük bir artısı. omuz kamera kullanımı bu gerçeklik duygusunu verip filmin içinde olmaya neden oluyor.
kamyonet sollanıyor ve kamyonetin hızı 110. bu hızlı sollama aracın hızını en az 140-150 yapıyor mantıken. otoyolda hız sınırı 110. bunu esas alan annenin hızı 110'a çekmek istemesi, rüşvet vs. gene yukardan bol telefon trafiğiyle iş bitirme çabası gibi sınıfsal farklılıklar üzerinden sosyal göndermeler de mevcut. ölen çocuğun cenaze masraflarının karşılanması gibi, onların basit insanlar olarak zikredilmesi gibi...
filmde yönetmenin senaryodan çıkardığı bir yoga sahnesi varmış. filmin ismi de ordan geliyormuş zaten. ''çocuk pozu!'' esas oğlanın, bir nevi ölen çocuğun ailesini ziyarete gitmeden önce yaptığı dinlence seansları... kesik yemiş.
annenin oğlunu merkez almasında kendisine dair yapacak bir şeyinin kalmamış olması önemli bir detay olarak durmakta. özel ilgi alanları olmayınca ister istemez evlat her şeyden mühim bir noktaya çekiliyor. hastalıklı bir merkez alma durumu var. sadece ona odaklanma. portakalın sıkıldığı ve dolaba konduğu sahne gibi, oğulun küfürlerinin havalarda uçtuğu sahneler de dikkat çekiyor ama asıl zirve annenin ziyaretteki söylediği sizin bir çocuğunuz daha var benim barbu'dan başka kimsem yok lafı ve bunu izleyen barbu'nun ölen çocuğun babasıyla annesi arabadayken konuşması. bu diyaloglar duyulmuyor ve olan biteni sadece arabanın aynasından takip edebiliyoruz.
sonuçta izlenmesi gereken fakat çokta bir şey umulmaması gereken bir çalışma. aynı ülkeden cristian mungiu 'nun kotardığı yoğun bir hazla izlediğim Dupa dealuri ve 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile daha öncelikli tercih edilmesi gereken çalışmalar.
Luminita Gheorghiu'nun performansı hatrına 10 üzerinden 7,5!
edit: nobel ödüllü yazarımız orhan pamuk 'tan bahsedildiği bir satır arası da mevcut, unutmadan belirteyim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar