bugün
- yazarların sağlık sorunları7
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi4
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin2
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- kız sanılan yazarlar2
- uyuyan insanın asıl amacı3
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı10
- hangi yazarla çift olursunuz28
- insanların durduk yere birbirine ayar vermesi2
- kuba new city 50 motorsiklet2
- uzaylıların insanları belgeselde izlemesi2
- gölgenizin peşinizi bırakmaması2
- hurma gözlüm2
- aşk8
- dün biri gidicem diyordu2
- salllama ladino konuşuyoruz2
- tomtom mahallesi4
- kendinden zeki biriyle konuştuğunu anladığın an3
- biri için düşünülen kötü şeyin başa gelme ihtimali2
- beklenti2
- mezar komşunuzun çok ses yapması3
- çindeki üç boğaz barajı dünyanın eksenini kaydırdı3
- gülüşü çirkin insan2
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- cemil tugay12
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- penis boyu takıntısı6
- türkiye almanya'dan 10 kat daha iyi2
- durduk yere eski bir rezilliği hatırlamak2
- ben ve sevdiklerim hariç herkes aptal hissi2
- solucanların bel fıtığı olmaması2
- herkesin kendini normal sanması2
- ya bi siktirin gidin15
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- güne bir şiir dizesi bırak2
- ucan tekme atan hipopotam43
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- sabah tostu3
- uyurken ağzına böcek girmiş olma ihtimali2
- sözlükte bile yalnız olmak10
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- nick vermeden bir yazara seslen13
- sözlük çiftleştirme servisi11
- ulu sözlük telegram grubu12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
Sen gittin ya;
şimdi her yer karanlık. Varlığında olan tüm renkler terk ettiğin gün siyahları giydirdi üzerine. Gökkuşağı dahi sadece tek rengi gösteriyor, oda gece karanlığında doğuyor. Artık ihtiyaç duymuyor doğan güneşe. Yarasalar gibi dolaşıyorum etrafta sessizce. Kimseye zarar vermeden kaldırım taşlarına bakarak yürüyorum yosun tutmuş boş sokaklarda. Elimdeki ucuz biranın tek mezesi şu yalnızlık. Daha bir efkârlı oluyormuş meğer sensiz içmek. Beni ağlatan her şarkıda sigaranın dumanını ciğerlerimde hissediyorum artık.
Beni bu yaşımda salya sümük ağlatan tek şey meğer neymiş biliyor musun? Elini tutabilmek için söylediğim o masum yalan. El falına çok iyi bakarım demiştim de sen hemen avuçlarını açıp teslim etmiştin bana. O anı hatırlıyor musun bilmiyorum ama sen bu yalana inanınca ellerini bana teslim etmiştin. Tuttuğum elin değil sanki tüm bedenindi. Sen anlamadın ama ben çok heyecanlanmıştım. Falın bitince de ellerini çektin ya elimden; annesinin elini bıraktığı için kaybolan bir çocuk gibi olmuştum.
Sen anlamadın ama;
Sen giderken tüm kelimelerde arkandan sürüklenerek geldi. Bir şey diyemedim sana. içimden attığım o çığlıkları duymanı isterdim. Ne olur gitme kallllll diye bağırdım sana sessizce. Kulak zarlarını patlatacak o çığlıklarımı sana duyuramadım. O parkta saatlerce oturdum senden sonra. Babasının gözleri önünde boğulan bir adamın yaşadığı şokları yaşattın bana. Sen giderken ben sadece sana bakıp tüm beceriksizliğimle ağladım.
Sen giderken,
Ben sadece gidişini izlemedim. içimden yalvardım tanrıya, ne olur tanrım geri gelip bana sarılsın beni bir annenin çocuğunu sevdiği gibi sevsin, saçlarımı okşayıp bana tekrar sarılsın dedim ama beni ne tanrı dinledi ne de sen geri geldin.
Peki, sen şimdi bir daha geri gelmeyecek misin? Peki, ben kime seni seviyorum derim, kim kaldı şimdi geriye beni avutacak. Kim ben hasta olduğumda üzülecek? Kim bana seni çok özledim diye bir mesaj çekecek gece yarıları. Kim merak edecek beni? Peki, kim benimle kavga edecek masumca.
Biliyorum artık kimse bunları yaşatmayacak bana. Sen artık yoksun ya şimdi, ben her gece ağlarken seni ararım duvarlarda.
Sen artık yoksun ya şimdi
Ben bu sahil banklarında elimdeki ucuz birayla arkadaş olurum. Hatta benim dualarımı kabul etmeyen tanrımla oturur konuşurum saatlerce. Her sevgiliye küfür eder sararım etrafa. Sataşırım tüm mutlu insanlara. Aklıma senin bir beraberliğin olduğunu getirir lanet ederim banktaki yalnızlığıma ve salaklığıma. Kurşunlar sıkarım her gece firar eden aklıma. Batırırım kaptanı olmayan tüm gemileri. Yıkarım tüm kurduğum
hayallerimi. Tüm beyaz gelinliklerimi atarım şu fırtınası bitmeyen denize. Orucunu bozmuş biri gibi her dakika sarılırım bir dal sigaraya. Suçüstü yakalanırım katili olurken bir sevginin. Artık sen yoksun ya, hayatımda ben her gece firar eder çocuk gibi ağlarım başka kollarda. Sen bilmiyorsun ama annemde artık sıkıldı bu gözyaşlarımdan. "Sen nasıl erkeksin" diyor bana. Sahi, ben nasıl bir erkektim?
Sen bilmiyorsun ama;
Ben hala bir çocuk gibi ağlıyorum odamdaki yatağımda. Her dökülen gözyaşımda bir dua sıkıyorum gökyüzüne. Kabul olmaz biliyorum ama olmama ihtimaline rağmen ben yinede titreyen bir bedenle ediyorum. Her seferinde kucağıma sen diye aldığım yastığım sırılsıklam oluyor. Üzerinde dalga dalga iz bırakıyor tuzu bitmiş gözyaşım.
Sen bilmiyorsun ama galiba dün gecede dayak yemişim sokak serserilerinden. Elimdeki şarap şişesi kızdırmıştır yine. Ne yapayım adam gibi içemiyorum şu lanet acı şeyi. Ne zaman sarhoş olsam çığlıklarıma boğuluyor bu sahil şeridi. Sen beni unuttun ama ben unutmanın formülünü kaybettim.
Sen beni unuttun ama;
Ben unutmak isterken dahi hatırlıyorum o kahrolasıca yüzünü. Beni mezar taşı gibi kas katı yapan o gözlerini. Bir de neyi hiç unutmuyorum biliyor musun? Hani cep telefonlarımızda devamlı birbirimize çağrılar atardık ya? işte onu. Sen her çağrı attığında beni düşündüğün gelir aklıma. Ve bayramı karşılayan bir çocuk mutluluğuyla seni arardım. Şu sıralar her telefonum çaldığında sensin sanıyorum. Sen olmadığını anlayınca da açmadan fırlatıyorum yanımdaki bir koltuğa. Ne olurdu ki az önce telefon açan kişi sen olsaydın?
Sen olsaydın,
Benim gibi güçsüz bir şekilde yaşabilir miydin bu ayrılıktan sonra? Geri dönmeyeceğimi bildiğin halde akla gelmeyecek çılgınlıklar yapar mıydın? Her sabah aynı otobüs durağına çok sevdiğin papatyaları getirip bırakır mıydın? Peki, her gece evimin önünde nöbet tutar mıydın? Ağlamak için son insanın da yanından gitmesini bekler miydin?
Yapmazdın değil mi? Peki. O zaman son kez iyi dinle beni;
Hep derdim ya "son sevdiğimsin" diye; Son sevdiğim değil, Son Seviyorum dediğim oldun.
Uğur Babat / Sen Gittin Ya.
http://m.youtube.com/watch?v=6NSgGmpG14o
şimdi her yer karanlık. Varlığında olan tüm renkler terk ettiğin gün siyahları giydirdi üzerine. Gökkuşağı dahi sadece tek rengi gösteriyor, oda gece karanlığında doğuyor. Artık ihtiyaç duymuyor doğan güneşe. Yarasalar gibi dolaşıyorum etrafta sessizce. Kimseye zarar vermeden kaldırım taşlarına bakarak yürüyorum yosun tutmuş boş sokaklarda. Elimdeki ucuz biranın tek mezesi şu yalnızlık. Daha bir efkârlı oluyormuş meğer sensiz içmek. Beni ağlatan her şarkıda sigaranın dumanını ciğerlerimde hissediyorum artık.
Beni bu yaşımda salya sümük ağlatan tek şey meğer neymiş biliyor musun? Elini tutabilmek için söylediğim o masum yalan. El falına çok iyi bakarım demiştim de sen hemen avuçlarını açıp teslim etmiştin bana. O anı hatırlıyor musun bilmiyorum ama sen bu yalana inanınca ellerini bana teslim etmiştin. Tuttuğum elin değil sanki tüm bedenindi. Sen anlamadın ama ben çok heyecanlanmıştım. Falın bitince de ellerini çektin ya elimden; annesinin elini bıraktığı için kaybolan bir çocuk gibi olmuştum.
Sen anlamadın ama;
Sen giderken tüm kelimelerde arkandan sürüklenerek geldi. Bir şey diyemedim sana. içimden attığım o çığlıkları duymanı isterdim. Ne olur gitme kallllll diye bağırdım sana sessizce. Kulak zarlarını patlatacak o çığlıklarımı sana duyuramadım. O parkta saatlerce oturdum senden sonra. Babasının gözleri önünde boğulan bir adamın yaşadığı şokları yaşattın bana. Sen giderken ben sadece sana bakıp tüm beceriksizliğimle ağladım.
Sen giderken,
Ben sadece gidişini izlemedim. içimden yalvardım tanrıya, ne olur tanrım geri gelip bana sarılsın beni bir annenin çocuğunu sevdiği gibi sevsin, saçlarımı okşayıp bana tekrar sarılsın dedim ama beni ne tanrı dinledi ne de sen geri geldin.
Peki, sen şimdi bir daha geri gelmeyecek misin? Peki, ben kime seni seviyorum derim, kim kaldı şimdi geriye beni avutacak. Kim ben hasta olduğumda üzülecek? Kim bana seni çok özledim diye bir mesaj çekecek gece yarıları. Kim merak edecek beni? Peki, kim benimle kavga edecek masumca.
Biliyorum artık kimse bunları yaşatmayacak bana. Sen artık yoksun ya şimdi, ben her gece ağlarken seni ararım duvarlarda.
Sen artık yoksun ya şimdi
Ben bu sahil banklarında elimdeki ucuz birayla arkadaş olurum. Hatta benim dualarımı kabul etmeyen tanrımla oturur konuşurum saatlerce. Her sevgiliye küfür eder sararım etrafa. Sataşırım tüm mutlu insanlara. Aklıma senin bir beraberliğin olduğunu getirir lanet ederim banktaki yalnızlığıma ve salaklığıma. Kurşunlar sıkarım her gece firar eden aklıma. Batırırım kaptanı olmayan tüm gemileri. Yıkarım tüm kurduğum
hayallerimi. Tüm beyaz gelinliklerimi atarım şu fırtınası bitmeyen denize. Orucunu bozmuş biri gibi her dakika sarılırım bir dal sigaraya. Suçüstü yakalanırım katili olurken bir sevginin. Artık sen yoksun ya, hayatımda ben her gece firar eder çocuk gibi ağlarım başka kollarda. Sen bilmiyorsun ama annemde artık sıkıldı bu gözyaşlarımdan. "Sen nasıl erkeksin" diyor bana. Sahi, ben nasıl bir erkektim?
Sen bilmiyorsun ama;
Ben hala bir çocuk gibi ağlıyorum odamdaki yatağımda. Her dökülen gözyaşımda bir dua sıkıyorum gökyüzüne. Kabul olmaz biliyorum ama olmama ihtimaline rağmen ben yinede titreyen bir bedenle ediyorum. Her seferinde kucağıma sen diye aldığım yastığım sırılsıklam oluyor. Üzerinde dalga dalga iz bırakıyor tuzu bitmiş gözyaşım.
Sen bilmiyorsun ama galiba dün gecede dayak yemişim sokak serserilerinden. Elimdeki şarap şişesi kızdırmıştır yine. Ne yapayım adam gibi içemiyorum şu lanet acı şeyi. Ne zaman sarhoş olsam çığlıklarıma boğuluyor bu sahil şeridi. Sen beni unuttun ama ben unutmanın formülünü kaybettim.
Sen beni unuttun ama;
Ben unutmak isterken dahi hatırlıyorum o kahrolasıca yüzünü. Beni mezar taşı gibi kas katı yapan o gözlerini. Bir de neyi hiç unutmuyorum biliyor musun? Hani cep telefonlarımızda devamlı birbirimize çağrılar atardık ya? işte onu. Sen her çağrı attığında beni düşündüğün gelir aklıma. Ve bayramı karşılayan bir çocuk mutluluğuyla seni arardım. Şu sıralar her telefonum çaldığında sensin sanıyorum. Sen olmadığını anlayınca da açmadan fırlatıyorum yanımdaki bir koltuğa. Ne olurdu ki az önce telefon açan kişi sen olsaydın?
Sen olsaydın,
Benim gibi güçsüz bir şekilde yaşabilir miydin bu ayrılıktan sonra? Geri dönmeyeceğimi bildiğin halde akla gelmeyecek çılgınlıklar yapar mıydın? Her sabah aynı otobüs durağına çok sevdiğin papatyaları getirip bırakır mıydın? Peki, her gece evimin önünde nöbet tutar mıydın? Ağlamak için son insanın da yanından gitmesini bekler miydin?
Yapmazdın değil mi? Peki. O zaman son kez iyi dinle beni;
Hep derdim ya "son sevdiğimsin" diye; Son sevdiğim değil, Son Seviyorum dediğim oldun.
Uğur Babat / Sen Gittin Ya.
http://m.youtube.com/watch?v=6NSgGmpG14o
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar