bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü39
- claudian clouds6
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek9
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- koç burcu insanları9
- kadının en öpülesi yeri3
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor13
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- fiziği güzel sözlük kızları52
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler2
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- aşerei mubeşşere4
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- sabahın köründe işe giden ezik13
- güllü muhallebi3
- yay burcu5
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- tayyip istifa7
- parka giyince kendini deniz gezmiş sanan tip2
- my name is buck4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- kalp krizi3
- kadın şoför5
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı2
- yehova şahidi2
- sümük fetişi6
- lustral5
- birini unutmak7
- ellerim bos gonlum hos8
- tel avive atom bombası atmak8
- kuran da namazın olmaması8
- kalenin ardı mersin beklerim yarim gelsin2
- hande ünsal2
- ayrı mutfakların insanları9
- cuma akşam evde kalan yazarlar3
- apo'ya villa vermek vs karının aldatmasına susmak2
- en iyi antidepresan2
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu7
- anadolu efes biracılık4
- teknede yaşamak4
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
çocukluğun taşrası, romantik balkondan seni yelpaze gibi açıyorum. eskiden
olduğu gibi sokakların terk ettiği ben, terkedilmiş sokakları inceliyorum.
düş darbeleriyle dövdüğüm küçük kent, kıpırtısız varlığından
beliriveriyorsun. köpüğün kıyısında uzun ve ağır adımlarla toprakları ve
otları çiğneyerek, daha yeni boyanmış bu gök altında büzüşmüş sen, bir tek
sen geceyi kaçıran taşlar atabilirdin. böyle yarattın kendini, yalnızlıkla
yoğrulmuş, iç sıkıntılarıyla yaralı, yürüyerek, yürüyerek kederli
kasabalarda. neye yarar eskilerden söz etmek, neye yarar unutuşun
çamaşırlarını yeniden giymek? yine de gölgen büyük ve kara, çocukluğumun
taşrası. büyük ve kara kasaba gölgen renksiz soğukluğun, kuzey rüzgarının
öpücüğü altında. ve güneşli, beklenmedik, tatlı günlerin de var bir başak
gibi sallanarak nemden çıktığında zaman. ah! suların yükselmesinin korkunç
kışı, babaannem ve ben titrerdik aklımızı kaçırasıya titrerdik. her yandan
yağan, kederli ve savurgan, bitmek tükenmek bilmez yağmur. haykırırlar,
ağlarlardı ormanlarda yitmiş trenler. rüzgarın çevrelediği tahta evler
çatırdardı. rüzgar şaha kalkmış ayaklarıyla pencereleri uçururdu, yıkardı
çitleri; şiddetli, umutsuz, arazi olurdu denize doğru. ancak tertemiz
geceler de vardı, güzel havanın yaprakları, kusursuz yıldızlar içine
sokulmuş karanlık gökyüzü. ağır kaldırımlarda, alacakaranlıkta ya da
unutulmaz sabahlarda genç kızı elinden tutup gezdiren aşık oldum. söylenmiş
onca sözcük nasıl anımsanmaz? çiçek gibi açılan öpücükler, dalgalanan
çiçekler her şey bitse de. fırtınayla yüzleşen ve acı kanatları altında
ağzını güçlendiren çocuk seni destekliyor bugün fırtınadan sonra büyük bir
ağaç gibi nemli ve sessiz memleket. gizli saatlerin elinden kaçmış, herkesin
tanımadığı çocukluk taşrası. son yağmurla ıslanmış yapı iskelesine uzanmış
yalnızlığın bölgesi, bir geri dönüş barınağı olarak öneriyorum seni ömrüme.
(bkz: çocukluğun taşrası)
olduğu gibi sokakların terk ettiği ben, terkedilmiş sokakları inceliyorum.
düş darbeleriyle dövdüğüm küçük kent, kıpırtısız varlığından
beliriveriyorsun. köpüğün kıyısında uzun ve ağır adımlarla toprakları ve
otları çiğneyerek, daha yeni boyanmış bu gök altında büzüşmüş sen, bir tek
sen geceyi kaçıran taşlar atabilirdin. böyle yarattın kendini, yalnızlıkla
yoğrulmuş, iç sıkıntılarıyla yaralı, yürüyerek, yürüyerek kederli
kasabalarda. neye yarar eskilerden söz etmek, neye yarar unutuşun
çamaşırlarını yeniden giymek? yine de gölgen büyük ve kara, çocukluğumun
taşrası. büyük ve kara kasaba gölgen renksiz soğukluğun, kuzey rüzgarının
öpücüğü altında. ve güneşli, beklenmedik, tatlı günlerin de var bir başak
gibi sallanarak nemden çıktığında zaman. ah! suların yükselmesinin korkunç
kışı, babaannem ve ben titrerdik aklımızı kaçırasıya titrerdik. her yandan
yağan, kederli ve savurgan, bitmek tükenmek bilmez yağmur. haykırırlar,
ağlarlardı ormanlarda yitmiş trenler. rüzgarın çevrelediği tahta evler
çatırdardı. rüzgar şaha kalkmış ayaklarıyla pencereleri uçururdu, yıkardı
çitleri; şiddetli, umutsuz, arazi olurdu denize doğru. ancak tertemiz
geceler de vardı, güzel havanın yaprakları, kusursuz yıldızlar içine
sokulmuş karanlık gökyüzü. ağır kaldırımlarda, alacakaranlıkta ya da
unutulmaz sabahlarda genç kızı elinden tutup gezdiren aşık oldum. söylenmiş
onca sözcük nasıl anımsanmaz? çiçek gibi açılan öpücükler, dalgalanan
çiçekler her şey bitse de. fırtınayla yüzleşen ve acı kanatları altında
ağzını güçlendiren çocuk seni destekliyor bugün fırtınadan sonra büyük bir
ağaç gibi nemli ve sessiz memleket. gizli saatlerin elinden kaçmış, herkesin
tanımadığı çocukluk taşrası. son yağmurla ıslanmış yapı iskelesine uzanmış
yalnızlığın bölgesi, bir geri dönüş barınağı olarak öneriyorum seni ömrüme.
(bkz: çocukluğun taşrası)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar