bugün
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- amedspor19
- kürt sorunu12
- parayla saadet olması5
- iran düşmanlığı11
- kot ceketin havalı olduğu yıllar4
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- evlenme masrafını balayında kullanmak3
- flört yapay zekası5
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- tüm dünya da malları alıp insanlığa eşit dağıtmak2
- ingilizce3
- yapay zekanın yazılımcıya etkisi3
- ama yeni parti tüzüğü11
- karizmatik soyadları3
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması24
- lamine yamal'a 1 milyar euro istenmesi4
- iyi insan olmanın maliyeti2
- trump'a anket şoku4
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- istanbulun en iyi mezarlığı2
- birader avanosta mı sorunsalı5
- eski türkiye'yi çok özledim4
- hoşlanılan kızın 6 erkekle çırılçıplak poz vermesi6
- türk kızı11
- mutlu bey birader ila usual bey birader2
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- evlenecek kız kalmaması12
- siyahi arkadaşla ankarada eve çıkmak4
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- sezai karakoç3
- anın görüntüsü18
- ressam irem gürdal soyut sanatçı2
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı8
- yeğen3
- sarapci koala60
- online toplantıda kamerayı açmamak2
- günün sözü24
- 1 eylül dünya barış günü3
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- yeni adli yıl3
- ayın 12 sinde meeş almak3
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması5
- 16 eylül 2026 milan benfica maçı3
- 10 eylül 2026 bayern münih bordo glimt maçı3
- gocu31
- ismet gürbüz4
- google reyiz3
bugün 9 aralık güzel kardeşlerim.. belki kimisi için çok basit bi gün.. ama benim için hayatımın dönüm noktası.
şu an bu yazdıklarımda yine kafam güzel, özellikle içtim ki o günleri tekrar yaşıyayım diye...
9 aralık 2011 de başladı bizim maceramız. ilk defa yüz yüze görüştük onunla.
bir galatasaray fenerbahçe maçıydı, yenilmiştik 3-1, çok mutlu bi gün değildi benim için. ama onunla görüşene dek.
yurdundan alacağımı söyedim onu, beklettim biraz. huyumdur afedersiniz, severim böyle şeyleri, insanları bekletmeyi.ç istesem de zaten erken gidemem buluşmalara, organizasyonlara, azıcık da sorumsuz olduğum doğrudur. neyse, aldım bunu yurdundan, bi tane tayt giymiş, üzerine de tunik. bi tane de deri ceketi var siyah. çok kalın değil yani üzeri, aslına bakarsan havaya göre çok çok ince. lacivert oje sürerek daha işin başında kendine mest bile ediyor beni. neyse gülerek, muhabbet ederek gidiyoruz. okulda koru diye bi cafe var, orda yemek yicez, sohbet edicez, bildiğin flörtleşicez işte. neyse, geçtik mekana.. hayatım boyunca yer tercihlerinde çok başarılı olmuş bi insan değilim ben. mekanlara gidince iyi yer tercihi yapamama yani. o gün de öyle oldu. Gittim en rüzgar alan yeri seçtim, içerde de trabzonspor - moskova maçı var hatırlarım o günü.. şampiyonlar liginden atmışlardı bizi, trabzonsporu almışlardı yerimizde... içeri de girmek istemiyoruz 2 fenerbahçeli olarak.. yemeğimizi dışarda yedik, sigaralarımızı içtik, kız öldü soğuktan. zaten, inceden bi rüzgar esse tir tir titrerdi. bilmiyordum ki, kendim gibi zannediyordum. hayatımda hiç aşık olmamış bi insandım, empati yapmayı onunla öğrenmiştim belki de..
neyse, yemekleri yedik usta. gülüp eğleniyoruz biz. ama öyle bir şey ki bu, tatlılık desen var, sıcaklık desen var, işve desen var... kız hem de fenerbahçeli. tam istediğim gibi. allah'ım diyorum, rüyada gibi hissediyorum kendimi. ilk defa bir kızın karşısında konuşmadan önce düşünürken buluyorum kendimi. içeri geçiyoruz bi zaman sonra, kısa kesmek istemiyoruz muhabbeti, üşüdü çünkü kız. dışarda dursak buz tutucak amınakodum memleketinde. neyse, içerde de gülmeler eğlenmeler.. neyse, birbirimizi daha iyi tanıma evresini geçip, yürümeye geçiyoruz. kampüste yürüyoruz. çıkıp bi banka oturup konuşuyoruz. ben diyorum ki, " sevgililik daim değildir, arkadaşlarınla bol bol görüş ben hiç karışmam, kızmam. ben giderim ama onlar kalır. dostluk daimidir bu dünyada. arkadaşlarını boş geçme. bol bol vakit geçir onlarla.. " bilmiyorum ki ama sonra başıma gelicekleri. o gün o bankta oturduğumda, dedim ki kendi kendime
" batu çok şanslı çocuksun lan. harbiden çok şanslısın. dünyanın en tatlı kızıyla yan yana oturuyosun şu anda. "
o gün tanıştık, 2 gün sonra da sevgili olduk hayatımda hiç unutamayacağım sevgilimle.. o yüzden özeldir bu tarih.
biz, sevgili olduğumuz zamandan itibaren, çoğu zaman birbirimizi üzmemek üzerine kurulu olduk. hiç bir zaman yalan söylememek üzerine yaşadık. yaz dönemi geldi ayrıldık, sonra tekrar barıştık. dönem başı geldi, 9 aralık yaklaştığında, benim ev arkadaşlarımdan biri trabzon da bir parti düzenlemek istedi. rusyadan bi dj karı ve istanbul'dan bi dj abisi geldi. partinin olduğu gün tam 9 aralık. hiç kutlayamadık yani biz yıl dönümümüzü tanışma tarihimizi, sevgili oluşumuzu. belli edemedim ona, anlatamadım. zaten böyle bi yapıda insan değildim, yine olsa belki yine yapamazdım. hayatım boyunca fevri bi insan olmadım. her kavga ettiğimizde fevri olmamak için kendimi susturdum. haklı olduğum konularda bile. çünkü kavgalar hep üzücü, hep fevri konuşmaların sonucunda kötü biten şeylerdi ikili ilişkilerde, bunun bilinciyle yaşıyordum en azından. fevri olmamak için sustum hep.
ama o anlayamadı mesela. her kavga edişimizde "niye susuyorsun?" diye sordu bana. niye konuşmuyorsun dedi.. niye anlatmıyorsun. benim kafamdan geçen mesela kavgalarda, " siktir et be oğlum bu kızı sikicem şimdi ne biçim konuşuyor lan bu seninle " tarzında olurdu. ama hep sustum. korudum fevri konuşmamaları. durdurdum kendimi. çünkü derler ya, " allah herkese bir şans sunar bu hayatta " ben o şansın, o olduğuna inanıyordum. ona güveniyorddum, onu seviyordum. ama belli etmiyordum doğrudur.
neyse, biz ilk yıl dönümümüzü de kutlayamadık beyler. o bana hediye, ben ona hediye bi şekilde geçiştirdik. çok özel bi gün olmadı bizim için. ama dedim seneye anasını sikcem lan bu yıl dönümünün. krallar gibi kutlucam amınakoyim.
kutlayamadım lan. bugün bizim, 2. yıl dönümümüz. hayat o kadar ilginç ki, ben hayatımdan evlensem bile çıkaramayacağım dediğim kıza, şu an sokakta görünce yüzüne zor bakıyorum. o kız ki bana yüzüme bakarak " seni sevmiyorum" diyebilmiş, o kız ki bana, arkadaşlarını beni dövdürtmek için gönderebilmiş bi kız.
üzülerek söylüyorum ki, ben o kıza hâla aşığım. erkeklik gururum yok, insanlara inancım 0.
allah mesela benim neden belamı vermiyor diye düşünüyorum çoğu zaman. o varken niye bunları yapmadığımı, onun kıymetini neden bilmediğimi sorguluyorum hep. bunlar mesela çok üzüyor beni, çoğunuz belki yaşamış, belki hepinizin başından daha kötüleri geçmiştir. allah'ım diyorum o günleri bana gösterme, çünkü bunu bile zor kaldırabiliyorum, zor taşıyor bünye. hatta taşıyamıyor.
aklım almıyor mesela, 1.5 sene karı-koca gibi yaşayıp daha sonrasında hiç bir şey olmamış gibi devam eden bünyeleri. burcundan dolayı diyorlar bana, burcumun amınakoyim diyorum bende. yengeç burcu olmak ne kötü bişeymiş lan. hayatımda aldığım her ani kararın acısını o kadar büyük yaşıyorum ki.
mesela onun babasını arayıp herşeyi anlatmak, mesela alkollü olunca arkadaşını arayıp sövmek, alkollüyken onu arayıp bana masal anlatmasını istemek gibi... çok üzüyorum lan kendimi. onun bana yaptığı tüm şerefsizliklere ramen, bir kez daha oturup karşılıklı çay içebilmek için belki de dünyaları verirdim şu anda. bugün, o kadar kötü bi gün ki, şimdi nerde kaldığını bile bilmediğim eski sevgilim için üzülüyor, kendimi yıpratıyor, içki içip, kendimi deliliğe vuruyorum. hayatımın en acı günlerinden biridir bugün. hayatımın en üzücü günlerinden biridir.
şunu bil ki ama, biz seninle haziranda ayrılmadık sevgilim.. biz seninle ekimde ayrıldık, kasımda ayrıldık...
gelince bana yaptıklarından sonra ayrıldık. ben seni hayatımın her noktasında isterken, sen beni o çemberin dışına ittiğinde ayrıldık. bana bu yaptıkların, umarım bir gün karşına çıkar sevgili.. beni ayrıldıktan günlerce sonra bile bu duruma sokabilen insansın sen. sana yazıklar olsundan başka hiç bir şey diyemiyorum malesef ki. desem de zaten sesimi duyuramıyorum. sadece kendi kendimi üzüyorum.
o yüzdendir ki arkadaşlar, bu tarihte almanyanın italya'ya savaş ilan etmesi falan zerre sikimde olmayıp, bu tarihin benim için kara leke olmasının sebebi işte bundan mütevellidir.
hayatımın kadınıyla tanışıp, ondan sonra ellerimle onu yok etmemden dolayıdır.
bu tarih üzücü , bu tarih kırıcı, bu tarihin anasını sikeyim ki ben var olmuş.
şu an bu yazdıklarımda yine kafam güzel, özellikle içtim ki o günleri tekrar yaşıyayım diye...
9 aralık 2011 de başladı bizim maceramız. ilk defa yüz yüze görüştük onunla.
bir galatasaray fenerbahçe maçıydı, yenilmiştik 3-1, çok mutlu bi gün değildi benim için. ama onunla görüşene dek.
yurdundan alacağımı söyedim onu, beklettim biraz. huyumdur afedersiniz, severim böyle şeyleri, insanları bekletmeyi.ç istesem de zaten erken gidemem buluşmalara, organizasyonlara, azıcık da sorumsuz olduğum doğrudur. neyse, aldım bunu yurdundan, bi tane tayt giymiş, üzerine de tunik. bi tane de deri ceketi var siyah. çok kalın değil yani üzeri, aslına bakarsan havaya göre çok çok ince. lacivert oje sürerek daha işin başında kendine mest bile ediyor beni. neyse gülerek, muhabbet ederek gidiyoruz. okulda koru diye bi cafe var, orda yemek yicez, sohbet edicez, bildiğin flörtleşicez işte. neyse, geçtik mekana.. hayatım boyunca yer tercihlerinde çok başarılı olmuş bi insan değilim ben. mekanlara gidince iyi yer tercihi yapamama yani. o gün de öyle oldu. Gittim en rüzgar alan yeri seçtim, içerde de trabzonspor - moskova maçı var hatırlarım o günü.. şampiyonlar liginden atmışlardı bizi, trabzonsporu almışlardı yerimizde... içeri de girmek istemiyoruz 2 fenerbahçeli olarak.. yemeğimizi dışarda yedik, sigaralarımızı içtik, kız öldü soğuktan. zaten, inceden bi rüzgar esse tir tir titrerdi. bilmiyordum ki, kendim gibi zannediyordum. hayatımda hiç aşık olmamış bi insandım, empati yapmayı onunla öğrenmiştim belki de..
neyse, yemekleri yedik usta. gülüp eğleniyoruz biz. ama öyle bir şey ki bu, tatlılık desen var, sıcaklık desen var, işve desen var... kız hem de fenerbahçeli. tam istediğim gibi. allah'ım diyorum, rüyada gibi hissediyorum kendimi. ilk defa bir kızın karşısında konuşmadan önce düşünürken buluyorum kendimi. içeri geçiyoruz bi zaman sonra, kısa kesmek istemiyoruz muhabbeti, üşüdü çünkü kız. dışarda dursak buz tutucak amınakodum memleketinde. neyse, içerde de gülmeler eğlenmeler.. neyse, birbirimizi daha iyi tanıma evresini geçip, yürümeye geçiyoruz. kampüste yürüyoruz. çıkıp bi banka oturup konuşuyoruz. ben diyorum ki, " sevgililik daim değildir, arkadaşlarınla bol bol görüş ben hiç karışmam, kızmam. ben giderim ama onlar kalır. dostluk daimidir bu dünyada. arkadaşlarını boş geçme. bol bol vakit geçir onlarla.. " bilmiyorum ki ama sonra başıma gelicekleri. o gün o bankta oturduğumda, dedim ki kendi kendime
" batu çok şanslı çocuksun lan. harbiden çok şanslısın. dünyanın en tatlı kızıyla yan yana oturuyosun şu anda. "
o gün tanıştık, 2 gün sonra da sevgili olduk hayatımda hiç unutamayacağım sevgilimle.. o yüzden özeldir bu tarih.
biz, sevgili olduğumuz zamandan itibaren, çoğu zaman birbirimizi üzmemek üzerine kurulu olduk. hiç bir zaman yalan söylememek üzerine yaşadık. yaz dönemi geldi ayrıldık, sonra tekrar barıştık. dönem başı geldi, 9 aralık yaklaştığında, benim ev arkadaşlarımdan biri trabzon da bir parti düzenlemek istedi. rusyadan bi dj karı ve istanbul'dan bi dj abisi geldi. partinin olduğu gün tam 9 aralık. hiç kutlayamadık yani biz yıl dönümümüzü tanışma tarihimizi, sevgili oluşumuzu. belli edemedim ona, anlatamadım. zaten böyle bi yapıda insan değildim, yine olsa belki yine yapamazdım. hayatım boyunca fevri bi insan olmadım. her kavga ettiğimizde fevri olmamak için kendimi susturdum. haklı olduğum konularda bile. çünkü kavgalar hep üzücü, hep fevri konuşmaların sonucunda kötü biten şeylerdi ikili ilişkilerde, bunun bilinciyle yaşıyordum en azından. fevri olmamak için sustum hep.
ama o anlayamadı mesela. her kavga edişimizde "niye susuyorsun?" diye sordu bana. niye konuşmuyorsun dedi.. niye anlatmıyorsun. benim kafamdan geçen mesela kavgalarda, " siktir et be oğlum bu kızı sikicem şimdi ne biçim konuşuyor lan bu seninle " tarzında olurdu. ama hep sustum. korudum fevri konuşmamaları. durdurdum kendimi. çünkü derler ya, " allah herkese bir şans sunar bu hayatta " ben o şansın, o olduğuna inanıyordum. ona güveniyorddum, onu seviyordum. ama belli etmiyordum doğrudur.
neyse, biz ilk yıl dönümümüzü de kutlayamadık beyler. o bana hediye, ben ona hediye bi şekilde geçiştirdik. çok özel bi gün olmadı bizim için. ama dedim seneye anasını sikcem lan bu yıl dönümünün. krallar gibi kutlucam amınakoyim.
kutlayamadım lan. bugün bizim, 2. yıl dönümümüz. hayat o kadar ilginç ki, ben hayatımdan evlensem bile çıkaramayacağım dediğim kıza, şu an sokakta görünce yüzüne zor bakıyorum. o kız ki bana yüzüme bakarak " seni sevmiyorum" diyebilmiş, o kız ki bana, arkadaşlarını beni dövdürtmek için gönderebilmiş bi kız.
üzülerek söylüyorum ki, ben o kıza hâla aşığım. erkeklik gururum yok, insanlara inancım 0.
allah mesela benim neden belamı vermiyor diye düşünüyorum çoğu zaman. o varken niye bunları yapmadığımı, onun kıymetini neden bilmediğimi sorguluyorum hep. bunlar mesela çok üzüyor beni, çoğunuz belki yaşamış, belki hepinizin başından daha kötüleri geçmiştir. allah'ım diyorum o günleri bana gösterme, çünkü bunu bile zor kaldırabiliyorum, zor taşıyor bünye. hatta taşıyamıyor.
aklım almıyor mesela, 1.5 sene karı-koca gibi yaşayıp daha sonrasında hiç bir şey olmamış gibi devam eden bünyeleri. burcundan dolayı diyorlar bana, burcumun amınakoyim diyorum bende. yengeç burcu olmak ne kötü bişeymiş lan. hayatımda aldığım her ani kararın acısını o kadar büyük yaşıyorum ki.
mesela onun babasını arayıp herşeyi anlatmak, mesela alkollü olunca arkadaşını arayıp sövmek, alkollüyken onu arayıp bana masal anlatmasını istemek gibi... çok üzüyorum lan kendimi. onun bana yaptığı tüm şerefsizliklere ramen, bir kez daha oturup karşılıklı çay içebilmek için belki de dünyaları verirdim şu anda. bugün, o kadar kötü bi gün ki, şimdi nerde kaldığını bile bilmediğim eski sevgilim için üzülüyor, kendimi yıpratıyor, içki içip, kendimi deliliğe vuruyorum. hayatımın en acı günlerinden biridir bugün. hayatımın en üzücü günlerinden biridir.
şunu bil ki ama, biz seninle haziranda ayrılmadık sevgilim.. biz seninle ekimde ayrıldık, kasımda ayrıldık...
gelince bana yaptıklarından sonra ayrıldık. ben seni hayatımın her noktasında isterken, sen beni o çemberin dışına ittiğinde ayrıldık. bana bu yaptıkların, umarım bir gün karşına çıkar sevgili.. beni ayrıldıktan günlerce sonra bile bu duruma sokabilen insansın sen. sana yazıklar olsundan başka hiç bir şey diyemiyorum malesef ki. desem de zaten sesimi duyuramıyorum. sadece kendi kendimi üzüyorum.
o yüzdendir ki arkadaşlar, bu tarihte almanyanın italya'ya savaş ilan etmesi falan zerre sikimde olmayıp, bu tarihin benim için kara leke olmasının sebebi işte bundan mütevellidir.
hayatımın kadınıyla tanışıp, ondan sonra ellerimle onu yok etmemden dolayıdır.
bu tarih üzücü , bu tarih kırıcı, bu tarihin anasını sikeyim ki ben var olmuş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar