bugün

beşiktaş

tuttuğum takım. ama objektif bir şeyler karalamaya/yazmaya, desteklemek falan mani olmamalı. maddeler halinde girelim olaya.

1)galatasaray ve fenerbahçe'yle ara hayli açılmıştır.yani o bilindik tabirle üç büyükler söylemini artık sanki iki büyükler ve arkalarından beşiktaş gelir gibi bi mantığın kulübün üzerine yerleşmiş olduğunu söylemek mümkün. bunun özellikle son yıllardaki başarısızlıklarla iyiden iyiye ayrıştığını dikkate almak lazım.

2)şimdi ilk maddeden kopmadan bu ayrışmayı yaratan bazı noktaları da ele almak lazım. bir kere ekonomik mana da diğer 2 takım seviyesinde rahatlığında değiliz. üstelik medya ve lobi gücünü kullanamıyoruz. gelen anadolu takımları eskisi gibi gelmiyor beşiktaş'la maç yapmaya. bir korku yok. sanki büyük takımla oynamıyorlar havasındalar. mesela özellikle fenerbahçe yarattığı lobi gücüyle ve saha avantajıyla bu baskıyı derinden hissettiriyor. bursaspor tek şampiyonluk sonrası sanal bi rekabet sunabiliyor kamuoyuna. beşiktaş'ta bunu içselleştiriyor sanki rakibi bursa'ymış gibi. senin rakibin üstteki iki takım. bursa değil.

3)yabancı transferler de az ve öz futbolcu arayışına girilmiyor. sivok, fernandes ve almeida dışındaki yabancıların hiçbiri büyük takım topçusu değil. hadi atiba'ya da yarım puan verdik etti 3,5! ama o kadar. rakiplerden biri drogba, muslera, wesley sneijder gibi son derece elit yabancılarla psikolojik üstünlük yaratırken diğeri sow, emenike, webo, raul meireles, kuyt gibi hatrı sayılır yabancılarla oynuyor.ki bu yıl yapılan yerli transferleri falan yapmasak halimiz nice olurdu bilemiyoruz. hani en azından kaleyi sağlama aldık ki yıllardır alamamıştık. hani gerekirse 5 yabancı alırsın iyi de para verirsin ama aldığın yabancılar baba olur. premier ligden falan. koyarsın takıma arkana dönüp bakmazsın. hadi yerlileri geçtik zaten yetişmiyor yeterince dedik ama özellikle yabancı transferlerimiz iki büyük ayarında değil. bunun altını çizmek lazım.

4)şu lobi gücünün medya ve hakemi dahi etkileyen tarafının yanında, reklam pazarlama satış kısımlarında da yokuz. hani eneremo'yla forma satamazsın. almaz taraftar. ama drogba yaşına rağmen satar mesela. emenike'de satar örneğin. üstelik en mühim topçumuz fernandes'in adı habire fenerbahçe'yle anılır. bir korku eşiği oluşmuştur ya giderse falan. ulenn sen de dün fehmi besler 'in söylediği gibi sezer'e değil caner'e talip olursun hani alamasan dahi yüksek fiyata imza attırırsın gözdağı verirsin falan. hep artık beşiktaş'ın iyi oyuncularına talip olunuyor. sen de misilleme yaparsın kardeşim bu psikolojik üstünlüğü kırmak için. geçen yıl devre arası golcü lazım webo'yu alman akılcı olurdu hedef küçülttün doğru dürüst top oynamayan niang'ı katar'dan aldın geldin. neymiş pahalıymış. inanıyorsan basarsın alırsın topçuyu. gerisini rakibin düşünür. ki webo son derece yararlı olduğunu rakimiz de sağlam göstermekte. al bi hata daha.

5)üstelik stad konusunda da fazlaca geri kaldık. atı alan üsküdar'ı geçti büyük ölçüde. hani son 10 yıl kulüp olarak vizyon sahibi adımlar atılamadı.

6)bilic'i teknik adam olarak almak ve oğuzhan başta olmak kerim frei gibi gençlere yönelik hamleler geleceğe yönelik olumlu yatırımlar olarak görülebilir. en azından 6. madde de olumlu bir ışık yakaladık.

işin bir de şu boyutu var bu takımı seviyoruz her şekilde. beşiktaş, büyük aşktır büyük. tüm olumsuzluklara/ açılan aralara rağmen.
© copyright 2005 - 2026