bugün

aşk

aşk bir dengesizlik işi der bülent ortaçgil malum eserinde*, gegen die wand da ise cahit*, sibel *'ye zil zurna aşık olmuştur, şerefgüven kıraç'e o kırık türkçe'siyle, ''aşikim abi aşik'' der, ve önündeki bardakları tuz buz eder, şeref de,

- aşk ne demek sen biliyor musun, aşk lunaparktaki o tahta ata benzer, hani o üzerine bindiğin, hani böyle bir ileri bir geri gidiyormuşsun gibi bir his, sanki bir yere gidiyormuşsun gibi bir coşku, bir sikime gittiğin yok.'' der.

aha işte böyledir aşk, cahit'te sonra gider o kesik kollarıyla karışır kalabalığın arasına, kaptırmış bir şekilde dans eder, hiçbir şeyi taktığı yoktur, sonunu bilmeden o kesik içerisinde kana bulanmış elleri havada, arasına karıştığı kalabalığın şaşkın bakışları arasında sahneye çıkar, bilmez sonunun aşkın oynadığı oyun olduğu.

aşkta böyledir işte, binersin tahtaya ileri gidermiş gibi yaparsın, bir şeyime gittiğin yoktur. kendini avutmak, paralamaktır aşk, karşıdan beklentinin olmadan sevmek. eğer ki, beklentin olmadan sevdiğin aşık olduğun kişi yine karşılık beklemeden aşıksa sana, o tahta atta gittiğin iki adım ilerisi sana gelir; haa o beklediğin karşılık sana hüzün olarak geri dönüyorsa varsın o attan düş, çiftelerine gel o atın, kaldığın yerden de olmaz, en iyisi aklını başına devşirirsin.

tanım: hissiyatlar bütünü.

ayrıca hayatımın filmlerinden birisi olan film için,

(bkz: gegen die wand)
© copyright 2005 - 2026