bugün
- en lezzetli balık21
- ellerim bos gonlum hos5
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması5
- birikim yapmak3
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi3
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı3
- ne bakıyorsunuz yazsanıza3
- karınızı oto yıkamada yıkar mısınız3
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız9
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin13
- can holding'in 33 şirketini geri alması5
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi3
- karton toplarken tırın altında kalmak2
- çok seviyorsan birini2
- true nickli yazar24
- dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri2
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması3
- garip bir rüya gördüm5
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum11
- sabahları nefret edilen şeyler10
- karton toplarken cin musallat olması6
- anın görüntüsü25
- does the carpet match the drapes2
- karşı cinsteki en itici özellik12
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek7
- ben geldim naneler13
- asena keskinci3
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın6
- gocu33
- how'i met your mother marshall6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- mansur yavaş14
- online listesindeki sıralama mantığı9
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- bozo2
- online listesi neden kaldırıldı10
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- doktor2
- sevgiliye hitap biçimleri2
- size takılan lakaplar7
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- en son neye çok üzüldünüz12
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- uludağ sözlük evreni9
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- tai lung vs gocu22
Seni ilk kez metroda gördüm.
Başının her tarafına gelişigüzel dağılmış o kumral saçların altında gizlenen ipince bir burnun, ipince bir dudağın ve ipinceden daha ince bir gülümseyişin cinsiyetsiz birleşimiydi o sahip olduğun suret. Erkek mi yoksa kız çocuğu mu olduğunu anlayamadım ilk bakışta. Hep sonradan anlarım diyerek durmadan bakmaya devam etsem de nafile. Kulaklarında bir küpe boynunda bir kolye aradım sürekli. Ya da tüysüz bileğinde bir erkek kol saati bulurum dedim hep ama en ufak bir iz yoktu senden. Kendini öylesine iyi gizlemiştin ki insanlardan, o kadar güzel sakınıyordun ki ürkek bedenini, onlara verdiğin tek bilgi yaşındı. 12 ya da 13 yaşındaydın ve yanında annen olduğuna emin olduğum bir kadın vardı. Annen olduğuna, senin onun tohumundan serpildiğine son derece eminim çünkü o kadının da bir zamanlar senin sahip olduğun parıltıya sahip olduğu ve zamanın bir toz katmanı gibi onun güzelliğinin üzerini örttüğü açıktı. Bir püf yapılsaydı bir anda o da senin gibi güzelleşecekti farkındaydım.
O gün sen de beni fark ettin. Sen metroya binerken ve oturacak yer bulamayıp ayakta dikildiğinde sana öylesine hipnotize olmuşcasına dalmıştım ki kafanı kaldırıp etrafta neler olduğuna bakman beni saptaman için yeterliydi. Onlarca kişi arasından tek bir kişi sana delice bakıyordu. Elbette o anda sana nasıl göründüğümü tahmin edebiliyorum haftalardır kesilmemiş saç ve sakalımla. Ancak bunun önemi olduğunu hiç düşünmedim. Bir paradoksun göbeğindeydim. Senin muhteşem görünümünden etkileniyor, ancak görüntünün aramızda hiçbir önemi olmayacağını düşünüyordum. Tıpkı yaşım gibi, tıpkı cinsiyetim gibi, tıpkı kim olduğum gibi aramızda hiçbir şey önemli olamazdı. Sen imkansızdın benim için. im-kan-sız. Anladın mı? Buydu sende bulduğum. Umutsuzluk. Sana dokunamazdım. Sübyancı derlerdi. Sana el süremezdim, erkeksen oğlancı olurdum. Ve en kötüsü sana dokunsam bile kim olduğunu anladıktan sonra cinsiyetini, kim olduğunu, nereden gelip nereden gittiğini anladıktan sonra sıradanlaşır, bir mum parçası gibi eriyip giderdin sen de. Annen gibi bir toz parçası üzerine siner, seni söndürürdü.
Ve sen Ayrıca sen benim imkansızlıktan sahip olduğum öz çocuğum gibi oldun. (Bak bu açıdan da ensest bir ilişki olurdu bu bir infaz gerektiren suç daha!) Benim imkansızlıktan olan bir çocuğum daha var, yani senin kardeşin olur o da; Yazmak Ben hep en imkansız zamanlarda bir şeyler yazmak istedim. Otobüste on kişinin arasında ayaktayken, en kötü rüyamın ortasında ya da tuvaletteyken En olmadık zamanlarda yazmayı istediğim gibi, seni de en olmadık bir zamanda arzuladım. işte bu yüzden siz kardeşsiniz. Sen ve yazmak. Şimdi de seni yazmak ile seviştiriyorum.
iki imkansızdan bir umut çıkarabilmek için.
Söykü dergisine yazılmıştır.
Başının her tarafına gelişigüzel dağılmış o kumral saçların altında gizlenen ipince bir burnun, ipince bir dudağın ve ipinceden daha ince bir gülümseyişin cinsiyetsiz birleşimiydi o sahip olduğun suret. Erkek mi yoksa kız çocuğu mu olduğunu anlayamadım ilk bakışta. Hep sonradan anlarım diyerek durmadan bakmaya devam etsem de nafile. Kulaklarında bir küpe boynunda bir kolye aradım sürekli. Ya da tüysüz bileğinde bir erkek kol saati bulurum dedim hep ama en ufak bir iz yoktu senden. Kendini öylesine iyi gizlemiştin ki insanlardan, o kadar güzel sakınıyordun ki ürkek bedenini, onlara verdiğin tek bilgi yaşındı. 12 ya da 13 yaşındaydın ve yanında annen olduğuna emin olduğum bir kadın vardı. Annen olduğuna, senin onun tohumundan serpildiğine son derece eminim çünkü o kadının da bir zamanlar senin sahip olduğun parıltıya sahip olduğu ve zamanın bir toz katmanı gibi onun güzelliğinin üzerini örttüğü açıktı. Bir püf yapılsaydı bir anda o da senin gibi güzelleşecekti farkındaydım.
O gün sen de beni fark ettin. Sen metroya binerken ve oturacak yer bulamayıp ayakta dikildiğinde sana öylesine hipnotize olmuşcasına dalmıştım ki kafanı kaldırıp etrafta neler olduğuna bakman beni saptaman için yeterliydi. Onlarca kişi arasından tek bir kişi sana delice bakıyordu. Elbette o anda sana nasıl göründüğümü tahmin edebiliyorum haftalardır kesilmemiş saç ve sakalımla. Ancak bunun önemi olduğunu hiç düşünmedim. Bir paradoksun göbeğindeydim. Senin muhteşem görünümünden etkileniyor, ancak görüntünün aramızda hiçbir önemi olmayacağını düşünüyordum. Tıpkı yaşım gibi, tıpkı cinsiyetim gibi, tıpkı kim olduğum gibi aramızda hiçbir şey önemli olamazdı. Sen imkansızdın benim için. im-kan-sız. Anladın mı? Buydu sende bulduğum. Umutsuzluk. Sana dokunamazdım. Sübyancı derlerdi. Sana el süremezdim, erkeksen oğlancı olurdum. Ve en kötüsü sana dokunsam bile kim olduğunu anladıktan sonra cinsiyetini, kim olduğunu, nereden gelip nereden gittiğini anladıktan sonra sıradanlaşır, bir mum parçası gibi eriyip giderdin sen de. Annen gibi bir toz parçası üzerine siner, seni söndürürdü.
Ve sen Ayrıca sen benim imkansızlıktan sahip olduğum öz çocuğum gibi oldun. (Bak bu açıdan da ensest bir ilişki olurdu bu bir infaz gerektiren suç daha!) Benim imkansızlıktan olan bir çocuğum daha var, yani senin kardeşin olur o da; Yazmak Ben hep en imkansız zamanlarda bir şeyler yazmak istedim. Otobüste on kişinin arasında ayaktayken, en kötü rüyamın ortasında ya da tuvaletteyken En olmadık zamanlarda yazmayı istediğim gibi, seni de en olmadık bir zamanda arzuladım. işte bu yüzden siz kardeşsiniz. Sen ve yazmak. Şimdi de seni yazmak ile seviştiriyorum.
iki imkansızdan bir umut çıkarabilmek için.
Söykü dergisine yazılmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar