bugün
- sahaflık tecrübem5
- alttaki yazara bir şey söyle21
- hassas bilek sendromu4
- cenazede gülmek6
- şükretmeyen insan7
- su bardağında çay içmek10
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- ayılmak için yapılabilecekler3
- cumartesi günleri yalnızlığın daha beter olması3
- 1 kasım 2026 sosyal medya yasağı4
- pudingi çay kaşığıyla yemek4
- insanın düşüncelerinden utanması6
- denize girmek4
- tuvalette ilham gelmesi3
- galiba hamileyim5
- geceden balıkla yenilmiş soğan4
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili6
- usul adab erkan4
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- cumartesi saat 11 de sözlükte takılan kızın amacı2
- cumartesi saat 2 de buluşalım mı diyen bir mesaj2
- devrimci kız götü3
- vazektomi3
- firavun ahenaton2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- parcalandim toparlanamiyorum320
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- hayvanların konuşmaya başlaması3
- yüksek enflasyon7
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- bilmiyorum diyebilmek2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- bol kaşarlı tost3
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- beyoğlu nda taksiye çarpan otomobil kazası2
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- erkek hapşırması2
- ölümsüzlüğün sıkıcı bir şey olması2
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- entry formatına hakim olmayan eski nesil yazar2
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- sözlük çeteleri11
- cuma akşamı etkinlikleri8
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- ben bu yazıyı hiç kimseye yazmadım5
bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım.bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.bakışı içe dönük, balık gözlü, kimsenin kendisiyle uyuşamadığı adamlardan biri aralarına karışmayagörsün, suratları hemen değişir.
gördüğümden bu yüzden hiçbir şey anlamıyorum.başkalarının yüzleri bir anlam taşıyor.benimki öyle değil.güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem.çirkin galiba. çünkü böyle olduğunu söylediler.bana dokunan bu değil.yüzüme böyle nitelikler verilebilmesine şaşıyorum aslında.bir toprak parçasına ya da bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.
kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin.sözcüklere bağlanamadığım için sözcüklerim çoğu zaman karmakarışık. belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
şaşkın değilim, bunun dünya olduğunu aniden görünen çırılçıplak bir dünya olduğunu iyi biliyorum ve bu iri saçma yaratığa ateş püskürüyorum.bunların nereden çıktığını, nasıl olup da hiçlik yerine bir dünyanın varolduğunu bile soramıyor kendi kendine insan.
hiçbir şey değişmedi ama yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor.anlatamıyorum.bulantıya benziyor bu, ama aynı zamanda onun tam tersi, sonunda başımdan bir serüven geçiyor, kendimi sorguya çekince, kendimin kendim olmaklığımın ve burada bulunmaklığımın başımdan geçtiğini görüyorum. geceyi yarıp geçen benim. bir roman kahramanı gibi mutluyum
herşeyin sona ermek için başladığını düşünüyorum.serüven uzamaya gelmez, ona anlam veren ölümüdür yalnız.bu ölüme, belki benim de sonum olan bu ölüme sürüklenirim.geriye dönmek elimden gelmez.her an, ardından geleni getirmek için ortaya çıkar.her ana, bütün varlığımla sarılırım.onun yerine başkasının konulamayacağını, onun başkasına benzemediğini bilirim.ama onu yitip gitmekten alıkoymak için de bir şey de yapamam.
sonuç olarak senin de benim de diğer herkesin de hayatındaki en büyük trajedi, tümüyle doğmadan ölmemizdir...
gördüğümden bu yüzden hiçbir şey anlamıyorum.başkalarının yüzleri bir anlam taşıyor.benimki öyle değil.güzel mi yoksa çirkin mi, bunu bile söyleyemem.çirkin galiba. çünkü böyle olduğunu söylediler.bana dokunan bu değil.yüzüme böyle nitelikler verilebilmesine şaşıyorum aslında.bir toprak parçasına ya da bir kayaya güzel ya da çirkin demek gibi bir şey bu.
kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin.sözcüklere bağlanamadığım için sözcüklerim çoğu zaman karmakarışık. belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
şaşkın değilim, bunun dünya olduğunu aniden görünen çırılçıplak bir dünya olduğunu iyi biliyorum ve bu iri saçma yaratığa ateş püskürüyorum.bunların nereden çıktığını, nasıl olup da hiçlik yerine bir dünyanın varolduğunu bile soramıyor kendi kendine insan.
hiçbir şey değişmedi ama yine de her şey başka bir biçimde var olup gidiyor.anlatamıyorum.bulantıya benziyor bu, ama aynı zamanda onun tam tersi, sonunda başımdan bir serüven geçiyor, kendimi sorguya çekince, kendimin kendim olmaklığımın ve burada bulunmaklığımın başımdan geçtiğini görüyorum. geceyi yarıp geçen benim. bir roman kahramanı gibi mutluyum
herşeyin sona ermek için başladığını düşünüyorum.serüven uzamaya gelmez, ona anlam veren ölümüdür yalnız.bu ölüme, belki benim de sonum olan bu ölüme sürüklenirim.geriye dönmek elimden gelmez.her an, ardından geleni getirmek için ortaya çıkar.her ana, bütün varlığımla sarılırım.onun yerine başkasının konulamayacağını, onun başkasına benzemediğini bilirim.ama onu yitip gitmekten alıkoymak için de bir şey de yapamam.
sonuç olarak senin de benim de diğer herkesin de hayatındaki en büyük trajedi, tümüyle doğmadan ölmemizdir...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar