bugün
- flörtöz erkek iticiliği8
- ben üşümem6
- yaşam enerjisi veren şeyler3
- bol tereyağlı iskender7
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde3
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz36
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- bir şeyler söyle5
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- okan buruk13
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- sabahları nefret edilen şeyler4
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- gecenin şarkısı10
- whynot3
- robert pattinson3
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe3
- boyumun 2 cm kısalması28
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- tereyağı bal ikilisi2
- zengin erkek vs fakir kız4
- her ilde üniversite kurulması6
- ankara echoes2
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- güne bir söz bırak3
- tutunamayanlar8
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- chatgpt ile dertleşmek7
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- delulu2
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- gece açlığı6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- ölmek istemek ama ölememek5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı18
- kiraz cicegi kolonyasi42
- flört uygulamasında açılış mesajı yazmak2
- gocu28
- her şeyin mizahı yapılmalı mı19
çoğu solcu sanatçının yasaklı veya içeride olduğu dönemde albüm çıkarmayı kafasına koymuş, hatta bu uğurda hapse girmeyi bile göze almıştır. kasedinin yasaklanmaması ve içeride fazla kalmaması için albümdeki şarkılarına şairlerinin (nazım hikmet ran, ahmed arif, sabahattin ali) isimlerini yazamamıştır. tek şairinin ismi bulunan şarkı, "uğurla ola" adıyla bestelediği, mehmet akif ersoy'un "cenk marşı" adlı şiirinin bir bölümüdür. albümde tek şair mehmet akif ersoy görünmektedir. kaset zor imkanlarda zar zor bitirilmiştir ve artık hapse girme vakti beklenmeye başlanmıştır. (ağlama bebeğim - 1985)
şaşırtıcı biçimde beklenen hapis cezası gelmemiş, bunun karşısında 500 binlik bir satış tirajı gelmiştir. halk ahmet kaya'yı beğenmiş, sevmiştir. artık çoğu müzik markette ahmet kaya da satılmaktadır. üstelik diğer kasetlerden daha ucuza. artık uzun bir yol vardır önünde ve çıkarılacak 19 kaset daha.
bu çabalarının karşılığını magazin gazetecilerinin 1999 yılında yaptığı halk oylamasıyla "yılın sanatçısı" seçilerek almıştır. 10 şubat 1999'da maslak princess otelde düzenlenen gecede ödülünü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasının ardından "çıkarmak üzere olduğum yeni albümde kürtçe bir parçaya yer vermek istiyorum ve bunu yayımlayacak yürekli yayımcılar arıyorum" demesi üzerine; serdar ortaç ve ercan saatçi gibi türkiye'nin en vatansever (!) satançı(!)ları kendisine çatal fırlatmış, karşısında ayağa kalkıp diğer insanlara onuncu yıl marşını söyletmiştir. böylece bu bölücü(!)ye hakettiği dersi vermişlerdir. kürtçe şarkı söylemenin ülkeyi bölmeyeceğini, aksine böyle bir isteğe böyle bir karşılık vermenin bölücülük olduğunu düşünemeyen zihniyetin oluşturduğu bu ortam ertesi gün medya organlarında sıkça işlenmiştir. (serdar ortaç olayın üzerinden zaman geçtikten sonra "ahmet kaya türkiye'nin en büyük sanatçısıdır, onun gibisi bir daha gelmeyecektir" diyerek çok defa kendisinden ve eşi gülten kayadan özür dilemiştir.)
olayın üzerinden çok geçmeden hürriyet gazetesi'ne isimsiz bir dosya bırakılmış, dosyanın içinden ahmet kaya'nın 1993 yılında almanya'da bölücü terör örgütü pkk'nın konserinde sahne aldığı kayıtlar çıkmıştır. bu kayıtların üzerine açılan davada dgm tarafından kendisine 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası verilmiştir. dolayısıyla yurt dışına kaçarak paris'te hayatını vatanına hasret biçimde devam ettirmek zorunda bırakılmıştır. daha sonraları ahmet kaya'nın 1993'te yurt dışına hiç çıkmadığı, görüntülerinse fotomontaj olduğu dgm tarafından kabul edilmişse de vakit artık çok geçtir ve ahmet kaya hala bir çok kişinin gözünde bölücü bir teröristtir. sonuçta ahmet kaya 16 kasım 2000'de paris'te hayata veda etmiştir. geriyeyse bıraktığı 20 albüm ve adına diğer sanatçıların okuduğu bir albüm bir de kendi serzenişleri kalmıştır.
"edirne kapısı zordur geçilmez,
uzaktır memleket kolay gidilmez,
dağda açan çiçek şehirde büyümez;
koyma beni buralarda gözünü seveyim,
zincir vurma yüreğime bırak döneyim."
_______________________________
belki son bir şey söylemek isterdin birilerine
dert etme... ben söyledim işte senin yerine
işte gidiyorum...
karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
işte gidiyorum,
toprak alsın benim de bu hazin öykümü...
işte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi,
çukura kim indirecek?
işte gidiyorum,
bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?
çürüdü gözlerim,
çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde.
işte gidiyorum,
beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde.
size, yüzyallardır sesini kaybetmiş
bir türkü söyleyecektim;
ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle
kirpiğinizin ucundan öpecektim...
bir masum türküydü sadece
yüz binlerce mağdurun gönlünde;
belki söyleriz hep birlikte
belki... mahşerin birinci gününde.
nasıl sevmiştim hepinizi,
nasıl böyle oldu akıbetim?
ve nasıl çöle döndü,
o benim gül-gülistan memleketim?
işte gidiyorum,
hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız.
ben başımı verdim, sizinse
insafsız bir linç oldu karşılığınız.
işte gidiyorum,
penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine...
işte gidiyorum,
''saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne!''
sonunda kaptırdım gönlümü
ölüm denen o kaypak türküye.
ve işte kurtuldun benden
şen olasın ey sevgilim; türkiye!
elbet benim de vardı,
kendime ve yurduma dair umutlarım.
belki bıraktığım yerden sürdürür;
dostlarım, karım ve çocuklarım...
çatladı yüreğim, çatladı sazım.
demek ki böyleymiş yazım.
sizlere armağan olsun
sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım.
bu nasıl hapis tanrım
sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis?
kalbime son mermiyi sıkmak
sana mı düştü, ey güzel paris?
işte gidiyorum,
kalmadı söyleyecek son bir sözüm.
dediğiniz gibi olsun be!
dediğiniz gibi olsun gözüm!
işte gidiyorum,
tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair.
belki benim için birkaç mısra döktürür
hayaloğlu diye bir şair!..
yusuf hayaloğlu
şaşırtıcı biçimde beklenen hapis cezası gelmemiş, bunun karşısında 500 binlik bir satış tirajı gelmiştir. halk ahmet kaya'yı beğenmiş, sevmiştir. artık çoğu müzik markette ahmet kaya da satılmaktadır. üstelik diğer kasetlerden daha ucuza. artık uzun bir yol vardır önünde ve çıkarılacak 19 kaset daha.
bu çabalarının karşılığını magazin gazetecilerinin 1999 yılında yaptığı halk oylamasıyla "yılın sanatçısı" seçilerek almıştır. 10 şubat 1999'da maslak princess otelde düzenlenen gecede ödülünü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasının ardından "çıkarmak üzere olduğum yeni albümde kürtçe bir parçaya yer vermek istiyorum ve bunu yayımlayacak yürekli yayımcılar arıyorum" demesi üzerine; serdar ortaç ve ercan saatçi gibi türkiye'nin en vatansever (!) satançı(!)ları kendisine çatal fırlatmış, karşısında ayağa kalkıp diğer insanlara onuncu yıl marşını söyletmiştir. böylece bu bölücü(!)ye hakettiği dersi vermişlerdir. kürtçe şarkı söylemenin ülkeyi bölmeyeceğini, aksine böyle bir isteğe böyle bir karşılık vermenin bölücülük olduğunu düşünemeyen zihniyetin oluşturduğu bu ortam ertesi gün medya organlarında sıkça işlenmiştir. (serdar ortaç olayın üzerinden zaman geçtikten sonra "ahmet kaya türkiye'nin en büyük sanatçısıdır, onun gibisi bir daha gelmeyecektir" diyerek çok defa kendisinden ve eşi gülten kayadan özür dilemiştir.)
olayın üzerinden çok geçmeden hürriyet gazetesi'ne isimsiz bir dosya bırakılmış, dosyanın içinden ahmet kaya'nın 1993 yılında almanya'da bölücü terör örgütü pkk'nın konserinde sahne aldığı kayıtlar çıkmıştır. bu kayıtların üzerine açılan davada dgm tarafından kendisine 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası verilmiştir. dolayısıyla yurt dışına kaçarak paris'te hayatını vatanına hasret biçimde devam ettirmek zorunda bırakılmıştır. daha sonraları ahmet kaya'nın 1993'te yurt dışına hiç çıkmadığı, görüntülerinse fotomontaj olduğu dgm tarafından kabul edilmişse de vakit artık çok geçtir ve ahmet kaya hala bir çok kişinin gözünde bölücü bir teröristtir. sonuçta ahmet kaya 16 kasım 2000'de paris'te hayata veda etmiştir. geriyeyse bıraktığı 20 albüm ve adına diğer sanatçıların okuduğu bir albüm bir de kendi serzenişleri kalmıştır.
"edirne kapısı zordur geçilmez,
uzaktır memleket kolay gidilmez,
dağda açan çiçek şehirde büyümez;
koyma beni buralarda gözünü seveyim,
zincir vurma yüreğime bırak döneyim."
_______________________________
belki son bir şey söylemek isterdin birilerine
dert etme... ben söyledim işte senin yerine
işte gidiyorum...
karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
işte gidiyorum,
toprak alsın benim de bu hazin öykümü...
işte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi,
çukura kim indirecek?
işte gidiyorum,
bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?
çürüdü gözlerim,
çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde.
işte gidiyorum,
beni kaldırın, hicran kalsın teneşirde.
size, yüzyallardır sesini kaybetmiş
bir türkü söyleyecektim;
ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle
kirpiğinizin ucundan öpecektim...
bir masum türküydü sadece
yüz binlerce mağdurun gönlünde;
belki söyleriz hep birlikte
belki... mahşerin birinci gününde.
nasıl sevmiştim hepinizi,
nasıl böyle oldu akıbetim?
ve nasıl çöle döndü,
o benim gül-gülistan memleketim?
işte gidiyorum,
hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız.
ben başımı verdim, sizinse
insafsız bir linç oldu karşılığınız.
işte gidiyorum,
penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine...
işte gidiyorum,
''saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne!''
sonunda kaptırdım gönlümü
ölüm denen o kaypak türküye.
ve işte kurtuldun benden
şen olasın ey sevgilim; türkiye!
elbet benim de vardı,
kendime ve yurduma dair umutlarım.
belki bıraktığım yerden sürdürür;
dostlarım, karım ve çocuklarım...
çatladı yüreğim, çatladı sazım.
demek ki böyleymiş yazım.
sizlere armağan olsun
sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım.
bu nasıl hapis tanrım
sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis?
kalbime son mermiyi sıkmak
sana mı düştü, ey güzel paris?
işte gidiyorum,
kalmadı söyleyecek son bir sözüm.
dediğiniz gibi olsun be!
dediğiniz gibi olsun gözüm!
işte gidiyorum,
tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair.
belki benim için birkaç mısra döktürür
hayaloğlu diye bir şair!..
yusuf hayaloğlu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar