bugün
- en son aldığınız iltifat13
- sevişirken video çekmek6
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı6
- nebiye salat ve resule itaat4
- yunanistan24
- dekolteye bakar mısınız15
- demet akalın'ın bacakları2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- sözlük yazarı dövmek2
- bir ayın daha bitmesi3
- cem küçük9
- adalet ve kalkınma partisi4
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- irmik helvası vs un helvası18
- yeğenin başa kalması2
- bütün gün topladığın gazı gece yatakta çıkarmak3
- japonya23
- hayvan gibi acı salça yemek5
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- salat vakitleri2
- daş göprü sarmsağ geldih4
- üşüyen erkek12
- arkadaşlar burada ne yazıyor2
- evli bir kadın neden süslenir3
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- aşka düşmek4
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- ben uyuyorum ulan var mı2
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- meme çapını ölçmek3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- gocu12
- sifonu çekince gitmeyen bok3
- gürcistan26
- mazot2
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- 80 dogumlu olmak2
- hayat her şeye rağmen güzel insanı4
- gelecek partisi'nin kapanması12
- başkalarına haset etmeye başlamanın dönüşü yok2
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- fırın poşetinde tavuk patates4
- zenginlik hayatı3
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
hayatımıza çok garip bir noktadan girerek alışkanlıklarımızı değiştiren bir site. henüz tam olarak sindirilemediği için de bazı durumlarda ne halt edeceğinizi şaşırıyorsunuz. misal:
benim çocukluktan bir arkadaşım var. aynı mahallede büyüdüğümüz için ailesini de tanıyorum. lakin ben bu adamla 10 seneden fazladır konuşmadım. facebookumda ekli, ama facebooktan bile konuşmadık yani. sadece takip halindeyiz. ailesi de ailemle aynı şekilde, eskiden araları çok iyiydi ama zamanla (taşındığımız için hayat ıvır zıvır derken) koptular. görüşülmedi yani.
şimdi bu arkadaşın babası vefat etmiş. çocuk da duvarına "olacagi icime dogmus gibi cikip geldim.. nur icinde uyu canim babam.. hala gercek degilmis gibi.. seni simdiden ozledim.." yazmış. bunun nasıl bir kafayla yazıldığını anlayabilirim, zira ben de dün acil serviste ağrıdan kıvranırken kafa dağıtmak için twit atıyordum. mümkün yani artık bu tarz şeyleri yazmak, her ne kadar annem "gerçekten hasta olsan aklına bu gelmez. numara yapıyorsun!" diye düşünse de ben ve benim yaşıtlarımın aklına ilk olarak bu geliyor. dün çektiğim sancıyı ben bilirim ve gayet de ellerim titreye titreye hastaneye sövüyordum.
şimdi işin ilginç kısmı:
ben, hayatımda facebook olmasa bu arkadaşın babasının vefat ettiğini öğrenemezdim ya da belki seneler sonra filan bir tanıdıktan duyar "allah rahmet eylesin" derdim. şimdi, olay taze, duvara yazılmış bir yazı var, ama aklımın hala facebook tarafından ele geçirilmemiş kısmında "baş sağlığı facebook duvarına yorum olarak yazılacak kadar basit bir şey değil." cümlesi yankılanıyor. e bu adamın bende telefonu yok, olsa ve arasam hatırlamaz bile, çemberin çok dışından birisiyim. e durumu yok saymak da olmaz...
ve sonuç: facebook'un ekranına bakar halde kitlenip kalıyorsunuz. daha tam sinmemiş hayatımıza. belki bundan 4-5 sene sonra kimse tereddüt etmeyecek bu tarz konularda. nasıl ki bizim dedeler "böyle önemli bir şey telefonda konuşulur mu?" derken biz telefonla konuşmanın pekala ciddiyet taşıyabileceğinin farkındayız, onlar da facebook'un bu tarz ciddi konuları kaldırabilecek günlük bir araç olduğunu tam anlamıyla düşünebilecekler.
çok garip ama bu his. ben şimdi neyleyeyim?!
benim çocukluktan bir arkadaşım var. aynı mahallede büyüdüğümüz için ailesini de tanıyorum. lakin ben bu adamla 10 seneden fazladır konuşmadım. facebookumda ekli, ama facebooktan bile konuşmadık yani. sadece takip halindeyiz. ailesi de ailemle aynı şekilde, eskiden araları çok iyiydi ama zamanla (taşındığımız için hayat ıvır zıvır derken) koptular. görüşülmedi yani.
şimdi bu arkadaşın babası vefat etmiş. çocuk da duvarına "olacagi icime dogmus gibi cikip geldim.. nur icinde uyu canim babam.. hala gercek degilmis gibi.. seni simdiden ozledim.." yazmış. bunun nasıl bir kafayla yazıldığını anlayabilirim, zira ben de dün acil serviste ağrıdan kıvranırken kafa dağıtmak için twit atıyordum. mümkün yani artık bu tarz şeyleri yazmak, her ne kadar annem "gerçekten hasta olsan aklına bu gelmez. numara yapıyorsun!" diye düşünse de ben ve benim yaşıtlarımın aklına ilk olarak bu geliyor. dün çektiğim sancıyı ben bilirim ve gayet de ellerim titreye titreye hastaneye sövüyordum.
şimdi işin ilginç kısmı:
ben, hayatımda facebook olmasa bu arkadaşın babasının vefat ettiğini öğrenemezdim ya da belki seneler sonra filan bir tanıdıktan duyar "allah rahmet eylesin" derdim. şimdi, olay taze, duvara yazılmış bir yazı var, ama aklımın hala facebook tarafından ele geçirilmemiş kısmında "baş sağlığı facebook duvarına yorum olarak yazılacak kadar basit bir şey değil." cümlesi yankılanıyor. e bu adamın bende telefonu yok, olsa ve arasam hatırlamaz bile, çemberin çok dışından birisiyim. e durumu yok saymak da olmaz...
ve sonuç: facebook'un ekranına bakar halde kitlenip kalıyorsunuz. daha tam sinmemiş hayatımıza. belki bundan 4-5 sene sonra kimse tereddüt etmeyecek bu tarz konularda. nasıl ki bizim dedeler "böyle önemli bir şey telefonda konuşulur mu?" derken biz telefonla konuşmanın pekala ciddiyet taşıyabileceğinin farkındayız, onlar da facebook'un bu tarz ciddi konuları kaldırabilecek günlük bir araç olduğunu tam anlamıyla düşünebilecekler.
çok garip ama bu his. ben şimdi neyleyeyim?!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar