bugün
- gece gelen makarna yeme isteği11
- arkadaşlar neden böylesiniz9
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması13
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar17
- tai lung50
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı27
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet12
- claudian clouds15
- demleme usulü makarna4
- arkadaşlar bir şey dicem7
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- büyü yapan sözlük yazarları11
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak4
- eşşek gözlü sözlük yazarı3
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- biliyorum ama soylemem4
- ruhi çenet'in hasidikler videosu5
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- nervio7
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi8
- victor osimhen10
- mucizelere inanıyor musunuz6
- mentali bozuk sevgili3
- aspiratör ışığının verdiği huzur2
- salça yapan sözlük kızı10
- evagreen5
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- baba parasıyla artistlik yapmak5
- enayimiknatisii21
- dünyayı kimler yönetiyor4
- instagram da bazı fotoğrafların büyümemesi4
- gökten çikolata yağması4
- ruhi çenet4
- eşşek arıları neden eşşeğe benzemiyor3
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- kendini eleştirebilen insan7
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar4
- kiraz sapı2
- eşşek arısı tarafından sokulmak3
- manavdan yasak elma alan kız2
- 15 ocak 20033
- askerde yaşanılan zorluklar6
- bit yavrusu2
- kaş aldırmaya kuaföre giden kız2
- sözlükte efendilik arayan sözlük kızı2
- yahudi yobazlığı2
- düşün ki o bunu okuyor3
- ilk insanlar ilk insan olduklarının farkında mıydı3
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
uzun hikaye, seyfettini severdik, sır gibi hikayeleryle bana çok şey katmış, ömür boyu ruh dünyamda yer sahibi olmuş, ve olucak insandır.
--spoiler--
Seyfettin'i Severdik
Çünkü birden ortaya çıkardı.
Herkes ondan yana bakar:
-Aa, Seyfettin gelmiş, derdi.
Bazen Amerika'dan, bazen Mançurya'dan gelirdi.Üzerinde Uzunçarşı'dan kaçmış bir parka olurdu.Parkasını Yusuf'a satar, karşılığında gülücükler alırdı.Gülücükler Erenler'in sarımtrak kubbesinden gül yaprakları gibi dökülürdü.
Hepimiz o alâmet sobanın çevresinde, Seyfettin'in yanına sokulurduk.
-Ee, derdik Seyfettin, anlat hele...
Torbasında filmler, haberler, kitaplar, olmayacak arzular, patavatsız laflar, şakalar,fındık fıstık,en çok da Koska mamulü kuşlokumları olurdu.
incecik parmakları, şeffaf bir yüzü vardı.
Kalkın sinemaya gidelim, Karababa Tekkesi'ne gidelim derdi.
Ne kadar adam tanır, ne kadar sokak adı bilirdi.Bir gün Kanlıca sırtlarında, ertesi gün Çukurbostan'da olurdu.Ara sıra fakülteye de uğrardı.Yalnızlıktan korkar, yalnız yaşardı.Cennet bahçesinde oturmuş Nusretiye Camii'nin minareleri üzerinden Marmara'ya, Sarayburnu'na, beyaz gemilere doğru bakmıştık.
Derin bir melankoli her yanını sarmıştı.
Havada leylak kokusu, etrafta kimsecikler yok, ileride bir yaşlı adam bilmece çözüyor.
Şimdi, herhalde bana kalbini açacak diye bekliyordum.Birer sigara içtik, sessizlik derinleşti.
Gerginliğe dayanamazdı, kırılgan bir ruhu vardı.Pişmanlıklarla dolu kavgaları, geri dönüşü zor küskünlükleri, acımasız kahkahaları.
Bütün bunlar o değildi.
Bütün bunlar benliğini törpüleyen hengâmelerdi.
O mahzun bir tebessüm idi.Bir demet menekşe idi.Yuşa Tepesi'ne doğru tırmanan bir gölge.
Mecrasını bulamamış, hangi denize döküleceği meçhul bir dere.
Seyfettin'i severdik...
Çünkü çizgiden çıkan bir yanı vardı.
Biraz şairdi, Japon estamplarına, bitpazarı antikalarına tutkundu.
Naz çeker, gözyaşı siler, dert dinlerdi.
Kendisi için bir hayat kurmaya, onu başkalarından kıskanmaya, insanlarla arasına bir mesafe koymaya çalışmadı.
Tabiatıyla dağınık bir manzara arzediyordu.
Belki de Marmara Kıraathanesi'nin son atlısı idi.
Onunla birlikte yitip gitti.
--spoiler--
ardımdan hoca sır oldu, demişler...
--spoiler--
Seyfettin'i Severdik
Çünkü birden ortaya çıkardı.
Herkes ondan yana bakar:
-Aa, Seyfettin gelmiş, derdi.
Bazen Amerika'dan, bazen Mançurya'dan gelirdi.Üzerinde Uzunçarşı'dan kaçmış bir parka olurdu.Parkasını Yusuf'a satar, karşılığında gülücükler alırdı.Gülücükler Erenler'in sarımtrak kubbesinden gül yaprakları gibi dökülürdü.
Hepimiz o alâmet sobanın çevresinde, Seyfettin'in yanına sokulurduk.
-Ee, derdik Seyfettin, anlat hele...
Torbasında filmler, haberler, kitaplar, olmayacak arzular, patavatsız laflar, şakalar,fındık fıstık,en çok da Koska mamulü kuşlokumları olurdu.
incecik parmakları, şeffaf bir yüzü vardı.
Kalkın sinemaya gidelim, Karababa Tekkesi'ne gidelim derdi.
Ne kadar adam tanır, ne kadar sokak adı bilirdi.Bir gün Kanlıca sırtlarında, ertesi gün Çukurbostan'da olurdu.Ara sıra fakülteye de uğrardı.Yalnızlıktan korkar, yalnız yaşardı.Cennet bahçesinde oturmuş Nusretiye Camii'nin minareleri üzerinden Marmara'ya, Sarayburnu'na, beyaz gemilere doğru bakmıştık.
Derin bir melankoli her yanını sarmıştı.
Havada leylak kokusu, etrafta kimsecikler yok, ileride bir yaşlı adam bilmece çözüyor.
Şimdi, herhalde bana kalbini açacak diye bekliyordum.Birer sigara içtik, sessizlik derinleşti.
Gerginliğe dayanamazdı, kırılgan bir ruhu vardı.Pişmanlıklarla dolu kavgaları, geri dönüşü zor küskünlükleri, acımasız kahkahaları.
Bütün bunlar o değildi.
Bütün bunlar benliğini törpüleyen hengâmelerdi.
O mahzun bir tebessüm idi.Bir demet menekşe idi.Yuşa Tepesi'ne doğru tırmanan bir gölge.
Mecrasını bulamamış, hangi denize döküleceği meçhul bir dere.
Seyfettin'i severdik...
Çünkü çizgiden çıkan bir yanı vardı.
Biraz şairdi, Japon estamplarına, bitpazarı antikalarına tutkundu.
Naz çeker, gözyaşı siler, dert dinlerdi.
Kendisi için bir hayat kurmaya, onu başkalarından kıskanmaya, insanlarla arasına bir mesafe koymaya çalışmadı.
Tabiatıyla dağınık bir manzara arzediyordu.
Belki de Marmara Kıraathanesi'nin son atlısı idi.
Onunla birlikte yitip gitti.
--spoiler--
ardımdan hoca sır oldu, demişler...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar