bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması4
- 0 0 715
- acı gerçekler16
- devletin bekası3
- güne başlarken3
- 24 eylül 2026 norveç danimarka maçı2
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı7
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- rte denince akla gelen seyler3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah alarm çaldığı anda hissedilenler2
- kale3112'deki kale hangi kale10
- arda güler7
- buz gibi bira8
- demir çelik5
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- en lezzetli balık24
- cedidacer3
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- sabahları nefret edilen şeyler7
- bursa6
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- karşı cinsteki en itici özellik16
- sıcak şarap4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- köy9
- arkadaşlar lütfen4
- gece vardiyası3
- anın görüntüsü22
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- gammazlar göreve8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- sözlükte aile kurmak8
- paradox interactive3
- hünkar beğendi vs alinazik9
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- ağlamak7
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- motorla kaza yapan kadın7
- true nickli yazar24
--spoiler--
Hun Kanunları
Hun toplumu kendisine özgü bir sisteme sahipti. Ağır suçlar ve silâhlı yaralamalar ölümle cezalandırılır; hırsızlık hâlinde sadece hırsızın malvarlığı değil, ailenin çalarak elde ettiği bütün eşyası da müsadere edilirdi. Ufak suçlar için suçlunun yüzüne çizik atılırdı. Mahkeme en çok 10 gün sürer; gözaltına alınan kişilerin sayısı aynı anda birkaç kişi olur, 10 kişiyi geçmezdi.
Bilinen hukukun yanı sıra Mete döneminden itibaren savaş disiplinini bozan ve askerî emirlere itaat etmeyenlere karşı ölüm cezası getiren bazı devlet hukuku da konuldu. Bu özel kanunlar hem Hunların konsolidasyonunda önemli bir rol oynadı, hem de onların Asya'nın en güçlü devleti hâline gelmelerini sağladı.
Hun kamu hukukunda diğer göçebe sistemlerin çoğunda rastladığımız mülkiyet hukukunu buluyoruz: Her biri belli bir toprağa sahiptir ve su, mera durumuna göre bir yerden başka bir yere göç edebilir. Ancak metnin muhtevasından toprak sahibinin herhangi bir prense veya aileye bağlı bir boy olduğu şeklinde kesin bir hüküm çıkarılamıyor.
Gumilev, ikinci bir iddia üzerinde duruyor ve VI-VII. yüzyıllarda Türklerde uygulanan analojik bir formülden bahsediliyor. Kitabına aldığı metinde şöyle denilmekte:
"Bu ülkelerde (Türklerin yaşadıkları topraklarda) geniş meralar, bol sulu topraklar vardı. Neden Türkler kavgalar ederek dağıldılar?" Ancak Hunlar zamanında 24 boydan her birinin kendine ait bir toprak parçasına sahip olması istisnaî bir olasılık değildir ki, zaten bu görüşü teyid eden bazı deliller de vardır. MS I. yüzyılın ortalarına kadar çıkan büyün iç mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların onların mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların mülkiyeti muhtemelen ortaktı. Çünkü Çin sınırı boyundaki ormanla kaplı sıradağların elde tutulması meselesi Şanyü'yü daima tasalandırmış ama buralardan faydalananlar 'tâli dereceli prensler' yani onlara bağlı boylar olmuştur. Çöllerin ve kullanışsız toprakların mülkiyeti ise bütün Hun halkına aittir. Mete: 'Toprak, devletin temelidir' demişti. Bu söz, bundan sonraki bütün Hun tarihi boyunca devletin temel prensibi olmuştur. Kölelik Hunlarda da vardı, fakat bu, uzun süreli boyunduruk altında tutma şeklinde değildi. Bu durum, daha ziyade Yakın Doğu için geçerliydi. Genelde savaş esir ve esirleri köle olarak kullanılıyor ama bunlar da bilindiği kadarıyla üretim işlerinde istihdam ediliyorlardı. Hunların köleye çok ihtiyaçları bulunmasına ve hatta Çin'e yapılan savaşlar sonunda pek çok insanı beraberlerinde bozkırlara getirmelerine rağmen, bütün Hun tarihi boyunca köle ticaretinin var olduğunu gösteren herhangi bir belirti bulamıyoruz."
--spoiler--
Hun Kanunları
Hun toplumu kendisine özgü bir sisteme sahipti. Ağır suçlar ve silâhlı yaralamalar ölümle cezalandırılır; hırsızlık hâlinde sadece hırsızın malvarlığı değil, ailenin çalarak elde ettiği bütün eşyası da müsadere edilirdi. Ufak suçlar için suçlunun yüzüne çizik atılırdı. Mahkeme en çok 10 gün sürer; gözaltına alınan kişilerin sayısı aynı anda birkaç kişi olur, 10 kişiyi geçmezdi.
Bilinen hukukun yanı sıra Mete döneminden itibaren savaş disiplinini bozan ve askerî emirlere itaat etmeyenlere karşı ölüm cezası getiren bazı devlet hukuku da konuldu. Bu özel kanunlar hem Hunların konsolidasyonunda önemli bir rol oynadı, hem de onların Asya'nın en güçlü devleti hâline gelmelerini sağladı.
Hun kamu hukukunda diğer göçebe sistemlerin çoğunda rastladığımız mülkiyet hukukunu buluyoruz: Her biri belli bir toprağa sahiptir ve su, mera durumuna göre bir yerden başka bir yere göç edebilir. Ancak metnin muhtevasından toprak sahibinin herhangi bir prense veya aileye bağlı bir boy olduğu şeklinde kesin bir hüküm çıkarılamıyor.
Gumilev, ikinci bir iddia üzerinde duruyor ve VI-VII. yüzyıllarda Türklerde uygulanan analojik bir formülden bahsediliyor. Kitabına aldığı metinde şöyle denilmekte:
"Bu ülkelerde (Türklerin yaşadıkları topraklarda) geniş meralar, bol sulu topraklar vardı. Neden Türkler kavgalar ederek dağıldılar?" Ancak Hunlar zamanında 24 boydan her birinin kendine ait bir toprak parçasına sahip olması istisnaî bir olasılık değildir ki, zaten bu görüşü teyid eden bazı deliller de vardır. MS I. yüzyılın ortalarına kadar çıkan büyün iç mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların onların mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların mülkiyeti muhtemelen ortaktı. Çünkü Çin sınırı boyundaki ormanla kaplı sıradağların elde tutulması meselesi Şanyü'yü daima tasalandırmış ama buralardan faydalananlar 'tâli dereceli prensler' yani onlara bağlı boylar olmuştur. Çöllerin ve kullanışsız toprakların mülkiyeti ise bütün Hun halkına aittir. Mete: 'Toprak, devletin temelidir' demişti. Bu söz, bundan sonraki bütün Hun tarihi boyunca devletin temel prensibi olmuştur. Kölelik Hunlarda da vardı, fakat bu, uzun süreli boyunduruk altında tutma şeklinde değildi. Bu durum, daha ziyade Yakın Doğu için geçerliydi. Genelde savaş esir ve esirleri köle olarak kullanılıyor ama bunlar da bilindiği kadarıyla üretim işlerinde istihdam ediliyorlardı. Hunların köleye çok ihtiyaçları bulunmasına ve hatta Çin'e yapılan savaşlar sonunda pek çok insanı beraberlerinde bozkırlara getirmelerine rağmen, bütün Hun tarihi boyunca köle ticaretinin var olduğunu gösteren herhangi bir belirti bulamıyoruz."
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar