bugün
- sözlükteki üstü kapalı erkek nefreti5
- eski sevgilinin 1 haftada yeni sevgili yapması7
- gocu yla bilek güreşi yapmak6
- spora vakit ayıramayan erkek oje sürsün4
- cebinde parası olmayan fakir erkek3
- yagmurcu ile revani yemek4
- sevgili yapınca her şeyden elini ayağını çekmek3
- sözlük erkekleri aranıyor mu6
- sözlük yazarlarının bileklikleri6
- sedat pekmez12
- kabullenince huzur veren gerçekler5
- türk siyasetçiliği yapan araplar2
- askerlik4
- hiç ölmeyecek gibi yaşamak2
- selahattin demirtaş cilalı apo dur2
- red pill2
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- kadında güzellik aramayan erkek2
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi15
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması8
- dut ağacı4
- bir kadını araba park ederken izlemek5
- muşlettin amca4
- artık pek kullanılmayan kelimeler2
- haziran 2026 arnavutluk protestoları2
- yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler3
- ne yapıyorsunuz yakışıklı ve güzel dostlarım4
- utanmadan şort giyen erkek7
- pantolon cebinde lahmacun taşımak3
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- bir çiçek fotoğrafı bırak5
- elimde goruntuleriniz var4
- agresif süs köpeği2
- yazarlara gelen son mesaj4
- sofra adabı2
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler10
- ismet gurbuz 202418
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur6
- uludağ sözlük ün kokusu2
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi5
- diamond bosphoruss denen yazar2
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- küfreden kız iticiliği8
- bakire kızla evlenmeyi savunmak7
- açlığı çekilmeyen insan2
- kadınlarda asalet2
- beyaz yakalıyım hissi veren gıdalar2
- pringles kutusuna eli giren yetişkin erkek2
- evlenmek için gereken minimum para5
- eski mesajları okumak3
--spoiler--
Hun Kanunları
Hun toplumu kendisine özgü bir sisteme sahipti. Ağır suçlar ve silâhlı yaralamalar ölümle cezalandırılır; hırsızlık hâlinde sadece hırsızın malvarlığı değil, ailenin çalarak elde ettiği bütün eşyası da müsadere edilirdi. Ufak suçlar için suçlunun yüzüne çizik atılırdı. Mahkeme en çok 10 gün sürer; gözaltına alınan kişilerin sayısı aynı anda birkaç kişi olur, 10 kişiyi geçmezdi.
Bilinen hukukun yanı sıra Mete döneminden itibaren savaş disiplinini bozan ve askerî emirlere itaat etmeyenlere karşı ölüm cezası getiren bazı devlet hukuku da konuldu. Bu özel kanunlar hem Hunların konsolidasyonunda önemli bir rol oynadı, hem de onların Asya'nın en güçlü devleti hâline gelmelerini sağladı.
Hun kamu hukukunda diğer göçebe sistemlerin çoğunda rastladığımız mülkiyet hukukunu buluyoruz: Her biri belli bir toprağa sahiptir ve su, mera durumuna göre bir yerden başka bir yere göç edebilir. Ancak metnin muhtevasından toprak sahibinin herhangi bir prense veya aileye bağlı bir boy olduğu şeklinde kesin bir hüküm çıkarılamıyor.
Gumilev, ikinci bir iddia üzerinde duruyor ve VI-VII. yüzyıllarda Türklerde uygulanan analojik bir formülden bahsediliyor. Kitabına aldığı metinde şöyle denilmekte:
"Bu ülkelerde (Türklerin yaşadıkları topraklarda) geniş meralar, bol sulu topraklar vardı. Neden Türkler kavgalar ederek dağıldılar?" Ancak Hunlar zamanında 24 boydan her birinin kendine ait bir toprak parçasına sahip olması istisnaî bir olasılık değildir ki, zaten bu görüşü teyid eden bazı deliller de vardır. MS I. yüzyılın ortalarına kadar çıkan büyün iç mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların onların mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların mülkiyeti muhtemelen ortaktı. Çünkü Çin sınırı boyundaki ormanla kaplı sıradağların elde tutulması meselesi Şanyü'yü daima tasalandırmış ama buralardan faydalananlar 'tâli dereceli prensler' yani onlara bağlı boylar olmuştur. Çöllerin ve kullanışsız toprakların mülkiyeti ise bütün Hun halkına aittir. Mete: 'Toprak, devletin temelidir' demişti. Bu söz, bundan sonraki bütün Hun tarihi boyunca devletin temel prensibi olmuştur. Kölelik Hunlarda da vardı, fakat bu, uzun süreli boyunduruk altında tutma şeklinde değildi. Bu durum, daha ziyade Yakın Doğu için geçerliydi. Genelde savaş esir ve esirleri köle olarak kullanılıyor ama bunlar da bilindiği kadarıyla üretim işlerinde istihdam ediliyorlardı. Hunların köleye çok ihtiyaçları bulunmasına ve hatta Çin'e yapılan savaşlar sonunda pek çok insanı beraberlerinde bozkırlara getirmelerine rağmen, bütün Hun tarihi boyunca köle ticaretinin var olduğunu gösteren herhangi bir belirti bulamıyoruz."
--spoiler--
Hun Kanunları
Hun toplumu kendisine özgü bir sisteme sahipti. Ağır suçlar ve silâhlı yaralamalar ölümle cezalandırılır; hırsızlık hâlinde sadece hırsızın malvarlığı değil, ailenin çalarak elde ettiği bütün eşyası da müsadere edilirdi. Ufak suçlar için suçlunun yüzüne çizik atılırdı. Mahkeme en çok 10 gün sürer; gözaltına alınan kişilerin sayısı aynı anda birkaç kişi olur, 10 kişiyi geçmezdi.
Bilinen hukukun yanı sıra Mete döneminden itibaren savaş disiplinini bozan ve askerî emirlere itaat etmeyenlere karşı ölüm cezası getiren bazı devlet hukuku da konuldu. Bu özel kanunlar hem Hunların konsolidasyonunda önemli bir rol oynadı, hem de onların Asya'nın en güçlü devleti hâline gelmelerini sağladı.
Hun kamu hukukunda diğer göçebe sistemlerin çoğunda rastladığımız mülkiyet hukukunu buluyoruz: Her biri belli bir toprağa sahiptir ve su, mera durumuna göre bir yerden başka bir yere göç edebilir. Ancak metnin muhtevasından toprak sahibinin herhangi bir prense veya aileye bağlı bir boy olduğu şeklinde kesin bir hüküm çıkarılamıyor.
Gumilev, ikinci bir iddia üzerinde duruyor ve VI-VII. yüzyıllarda Türklerde uygulanan analojik bir formülden bahsediliyor. Kitabına aldığı metinde şöyle denilmekte:
"Bu ülkelerde (Türklerin yaşadıkları topraklarda) geniş meralar, bol sulu topraklar vardı. Neden Türkler kavgalar ederek dağıldılar?" Ancak Hunlar zamanında 24 boydan her birinin kendine ait bir toprak parçasına sahip olması istisnaî bir olasılık değildir ki, zaten bu görüşü teyid eden bazı deliller de vardır. MS I. yüzyılın ortalarına kadar çıkan büyün iç mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların onların mera topraklarına sahip olmasından kaynaklandığını gösteren dolaylı delillerden sayılabilir. Dağlık ormanların mülkiyeti muhtemelen ortaktı. Çünkü Çin sınırı boyundaki ormanla kaplı sıradağların elde tutulması meselesi Şanyü'yü daima tasalandırmış ama buralardan faydalananlar 'tâli dereceli prensler' yani onlara bağlı boylar olmuştur. Çöllerin ve kullanışsız toprakların mülkiyeti ise bütün Hun halkına aittir. Mete: 'Toprak, devletin temelidir' demişti. Bu söz, bundan sonraki bütün Hun tarihi boyunca devletin temel prensibi olmuştur. Kölelik Hunlarda da vardı, fakat bu, uzun süreli boyunduruk altında tutma şeklinde değildi. Bu durum, daha ziyade Yakın Doğu için geçerliydi. Genelde savaş esir ve esirleri köle olarak kullanılıyor ama bunlar da bilindiği kadarıyla üretim işlerinde istihdam ediliyorlardı. Hunların köleye çok ihtiyaçları bulunmasına ve hatta Çin'e yapılan savaşlar sonunda pek çok insanı beraberlerinde bozkırlara getirmelerine rağmen, bütün Hun tarihi boyunca köle ticaretinin var olduğunu gösteren herhangi bir belirti bulamıyoruz."
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar