bugün
- claudian clouds33
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı20
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması5
- okan buruk8
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- meriç dükalığı8
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak3
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- habire124
- tai lung12
- islamda namaz yoktur31
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- okan çık hesap ver4
- galatasaray10
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak2
- özürlü yazarlara yardım kampanyası2
- sevdiğiniz yazarlar8
- kadir inanır'ın mirası4
- okan buruk 102 puanı nasıl topladı sorunsalı2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- uğurcan çakır2
- hadi birbirinize sarılın2
- arkadaşlar bana engel olun2
- fusya semsiyeli yabanci22
- habire12 istenmiyorsun algısı2
- sözlük kızlarının kekleri24
- insanları birbirine düşürmek4
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- etli biber dolması5
- trabzonspor5
- hoşlanılan kızın gel beni bubamdan iste demesi3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- beşiktaş'ın amedspor'a döşeyeceği boru2
- kıçını yırtsan sonu tabut3
- bana onu sormayin8
- ölmek2
- kim koyarsa koysun gs'ye koyandan allah razı olsun2
- şemsiyeli benim3
- azerice bir not bırak2
- kürdistan10
- şemsiyeli lavuk5
- 18 eylül 2026 bayern münih union berlin maçı2
- sözlük yazarlarının anlık modu3
- thomas reis3
- bildiğiniz sure sayısı4
--spoiler--
DEAD & EURONYMOUS
Norveç black metalinin önde gelen isimlerinden biridir Mayhem. Bu denli büyük olmasındaki sebep, grubun sansasyonel geçmişiyle alakalıdır daha çok. Dead, Euronymous ve Hellhammer'dan oluşan en bilinen kadrosuyla çıktığı 2 konserden birini izmir'de veren ve bu yüzden de Türk blackçileri için ayrı bir hissiyatla sevilen Mayhem, biri intihar eden, biri de cinayete kurban giden 2 elemanıyla gündemde oldu hep. Öldüklerinde biri 22, biri 25 yaşındaydı. Yaşarken yüzlerini makyajın ardına gizlediler, ama öbür dünyaya en yalın yüzleriyle merhaba dediler...
Hepimizin dünyayı algılayışı kaygılarımız ile bağlantılı. Tecrübelerimiz ve kendi yapımızdan ortaya çıkan kaygılar. Bu nedenle olaylar karşısında her birimizin tepkisi de birbirinden farklı.
Burada kastettiğim olaylar kendi tecrübe ettiklerimizden ziyade, başkalarının yaşadığı, bizim ise izleyicisi olduğumuz olaylar. Birinci elden izleyici olmaktan bahsetmiyorum burada, belki beşinci, altıncı elden bir izleyicilik. Bir adam birini öldürür, sonra bir sürü kişi konuşur; katil, şahitler, olayı öğrenen tanıdıklar, medya, polis, şu, bu. Hiçbiri salt gerçeği bize sunmaz, herkes kendi bulunduğu yerden değerlendirir olayı, hatta ceset konuşabilse o bile...
Her yönetmenin kendi üslubu vardır...
işte bu noktada bize kadar gelen bu olay dillerden geçip şekil değiştirir, olaylardaki boşluklar spekülasyonlar ile doldurulur, zamanın o anında yaşandığı şekilden çok başka bir hal alır. Artık bizim de bir parçamızdır olay çünkü kendi kaygılarımız ile şekil verdiğimiz bir yorumumuz vardır bizim de olayla ilgili. Sadece "yönetmenin bakış açısı" durumu söz konusudur burda. Zihinlerimizdeki görünmez yönetmenlerin. Her yönetmenin kendi üslubu vardır, filmlerin tonunu kendileri verirler.
Yabancılaşmış gençlerin hikayesi
Eğer bir yönetmen olsam ve Mayhem hakkında film çekecek olsam, filmin sahip olacağı ton karanlık, kötücül ve görkemli değil, kirli, acı dolu ve hüzünlü olurdu. Çünkü bana göre Mayhem'in hikayesi yabancılaşmış birkaç gencin hikayesi olarak başlar ve o gençlerin gölgeleriyle sürüklenir gider. Hikayenin merkezindeki isimler tabii ki Mayhem'in beyni Euronymous ve grupta bulunduğu kısa süre içersinde metal tarihine bir çeşit "çarpık ikon" olarak geçen Dead.
Dead, Mayhem'in kendini doğrayan "bir nevi" orijinal vokalisti Maniac'ın intiharı deneyip kliniğe yatırılmasının ardından gruba katılan ve öyle ya da böyle en çok saygı gören vokalistidir. Sahnede kendini doğrayan, konserde giyeceği elbiseleri toprağa gömen, ölümle kafayı bozmuş, başka bir dünyadan geldiğine inanan biri.
Kuzey black metalinin temel taşları
Euronymous ise Black Metal'in ikinci dalgasının başrolünde oynayan birkaç isimden biri, belki de en önemlisi. Gerek Mayhem'i '80'lerin sonlarında bir Black Metal grubuna dönüştürüp kuzey Black Metal'inin temellerini atan insanlardan biri olmasıyla, gerek Deathlike Silence Productions ve sahip olduğu müzik dükkanı gibi oluşumlar ile grubu Mayhem'in de dışında piyasada aktif bir rol oynamasıyla yerinin önemi yadsınamaz... Diğer yandan spekülasyonları seven, ev arkadaşı Dead'i yatağında beynini dağıtmış vaziyette bulduğunda bunu fotoğraflayan, Dead'in ölümünü çekinmeden grup için reklam aracı olarak kullanan bir şahsiyet. Ve tabii ki devreye giren "Bay Burzum" Varg Vikernes. Sanırım Vikernes için yabancılaşmış, hayattan soğumuş kayıp Norveçli gençlerden oluşan '90'ların başındaki Black Metal ortamını öldüren adam demek mümkün. Ne kendine zarar verdi, ne arkadaşının ölümünü istismar etti. O kendini büründüğü role o kadar inandırmıştı ki bir zamanlar yakın arkadaşı olan Euronymous'u gözünü kırpmadan bıçakla doğradı.
işin aslı gerisi de bana göre spekülasyonlardan ibaret. Bir yanda Euronymous'u tanrı ilan edenler, bir yanda "anasından harçlık alan bir kuzuydu" diyenler. Hatta ve hatta Türkiye'de kendileri ile tanışıp "Dead de Euronymous da efendi, sessiz, iyi çocuklardı" diyenler... Hangisi doğru? Belki hepsi, belki hiçbiri...
Geriye kalanlar...
Peki bunlardan bize ne? Bizi ilgilendirmesi gereken şey adamların bize kendi elleri ile sunabildikleridir, yani geride bıraktıkları eserler, kayıtlar ve röportajlardır. Gerisi "beşinci dereceden izleyiciliğe", yani hayal yönetmenliğine girer. Benim hayalimdeki filmde dönecek olursam, bana göre bu adamların yarattığı ortam "kayıp" birkaç gencin kendilerini yeni rollere büründürdükleri, belki de gerçekten olmak istedikleri "şeyler" olabildikleri bir yerden ibaretti. Dead, Euronymous, Vikernes ve daha birçoğu. Bugün bu adamları sadece ölümleri sayesinde "dokunulmaz" ilan edenlerin kendilerine öldükleri zaman Dead'in 22, Euronymous'un da 25 yaşında olduğunu hatırlatmaları gerekir. 2 sene bile bir insan hayatına olgunluk olarak geri dönerken bu adamların yaşanmamış yıllarını görmeden kendini dindar yobazlar gibi el yapımı mitlere bağlamak, hayatında başrol olabilmek için kendini özdeşleştirebileceği ve sığınabileceği simgeler arıyor olmak demektir. Ama başta dediğim gibi, hepimizin kaygıları çok farklı. Ve hepimizin filmleri birbirinden ayrı...
--spoiler--
DEAD & EURONYMOUS
Norveç black metalinin önde gelen isimlerinden biridir Mayhem. Bu denli büyük olmasındaki sebep, grubun sansasyonel geçmişiyle alakalıdır daha çok. Dead, Euronymous ve Hellhammer'dan oluşan en bilinen kadrosuyla çıktığı 2 konserden birini izmir'de veren ve bu yüzden de Türk blackçileri için ayrı bir hissiyatla sevilen Mayhem, biri intihar eden, biri de cinayete kurban giden 2 elemanıyla gündemde oldu hep. Öldüklerinde biri 22, biri 25 yaşındaydı. Yaşarken yüzlerini makyajın ardına gizlediler, ama öbür dünyaya en yalın yüzleriyle merhaba dediler...
Hepimizin dünyayı algılayışı kaygılarımız ile bağlantılı. Tecrübelerimiz ve kendi yapımızdan ortaya çıkan kaygılar. Bu nedenle olaylar karşısında her birimizin tepkisi de birbirinden farklı.
Burada kastettiğim olaylar kendi tecrübe ettiklerimizden ziyade, başkalarının yaşadığı, bizim ise izleyicisi olduğumuz olaylar. Birinci elden izleyici olmaktan bahsetmiyorum burada, belki beşinci, altıncı elden bir izleyicilik. Bir adam birini öldürür, sonra bir sürü kişi konuşur; katil, şahitler, olayı öğrenen tanıdıklar, medya, polis, şu, bu. Hiçbiri salt gerçeği bize sunmaz, herkes kendi bulunduğu yerden değerlendirir olayı, hatta ceset konuşabilse o bile...
Her yönetmenin kendi üslubu vardır...
işte bu noktada bize kadar gelen bu olay dillerden geçip şekil değiştirir, olaylardaki boşluklar spekülasyonlar ile doldurulur, zamanın o anında yaşandığı şekilden çok başka bir hal alır. Artık bizim de bir parçamızdır olay çünkü kendi kaygılarımız ile şekil verdiğimiz bir yorumumuz vardır bizim de olayla ilgili. Sadece "yönetmenin bakış açısı" durumu söz konusudur burda. Zihinlerimizdeki görünmez yönetmenlerin. Her yönetmenin kendi üslubu vardır, filmlerin tonunu kendileri verirler.
Yabancılaşmış gençlerin hikayesi
Eğer bir yönetmen olsam ve Mayhem hakkında film çekecek olsam, filmin sahip olacağı ton karanlık, kötücül ve görkemli değil, kirli, acı dolu ve hüzünlü olurdu. Çünkü bana göre Mayhem'in hikayesi yabancılaşmış birkaç gencin hikayesi olarak başlar ve o gençlerin gölgeleriyle sürüklenir gider. Hikayenin merkezindeki isimler tabii ki Mayhem'in beyni Euronymous ve grupta bulunduğu kısa süre içersinde metal tarihine bir çeşit "çarpık ikon" olarak geçen Dead.
Dead, Mayhem'in kendini doğrayan "bir nevi" orijinal vokalisti Maniac'ın intiharı deneyip kliniğe yatırılmasının ardından gruba katılan ve öyle ya da böyle en çok saygı gören vokalistidir. Sahnede kendini doğrayan, konserde giyeceği elbiseleri toprağa gömen, ölümle kafayı bozmuş, başka bir dünyadan geldiğine inanan biri.
Kuzey black metalinin temel taşları
Euronymous ise Black Metal'in ikinci dalgasının başrolünde oynayan birkaç isimden biri, belki de en önemlisi. Gerek Mayhem'i '80'lerin sonlarında bir Black Metal grubuna dönüştürüp kuzey Black Metal'inin temellerini atan insanlardan biri olmasıyla, gerek Deathlike Silence Productions ve sahip olduğu müzik dükkanı gibi oluşumlar ile grubu Mayhem'in de dışında piyasada aktif bir rol oynamasıyla yerinin önemi yadsınamaz... Diğer yandan spekülasyonları seven, ev arkadaşı Dead'i yatağında beynini dağıtmış vaziyette bulduğunda bunu fotoğraflayan, Dead'in ölümünü çekinmeden grup için reklam aracı olarak kullanan bir şahsiyet. Ve tabii ki devreye giren "Bay Burzum" Varg Vikernes. Sanırım Vikernes için yabancılaşmış, hayattan soğumuş kayıp Norveçli gençlerden oluşan '90'ların başındaki Black Metal ortamını öldüren adam demek mümkün. Ne kendine zarar verdi, ne arkadaşının ölümünü istismar etti. O kendini büründüğü role o kadar inandırmıştı ki bir zamanlar yakın arkadaşı olan Euronymous'u gözünü kırpmadan bıçakla doğradı.
işin aslı gerisi de bana göre spekülasyonlardan ibaret. Bir yanda Euronymous'u tanrı ilan edenler, bir yanda "anasından harçlık alan bir kuzuydu" diyenler. Hatta ve hatta Türkiye'de kendileri ile tanışıp "Dead de Euronymous da efendi, sessiz, iyi çocuklardı" diyenler... Hangisi doğru? Belki hepsi, belki hiçbiri...
Geriye kalanlar...
Peki bunlardan bize ne? Bizi ilgilendirmesi gereken şey adamların bize kendi elleri ile sunabildikleridir, yani geride bıraktıkları eserler, kayıtlar ve röportajlardır. Gerisi "beşinci dereceden izleyiciliğe", yani hayal yönetmenliğine girer. Benim hayalimdeki filmde dönecek olursam, bana göre bu adamların yarattığı ortam "kayıp" birkaç gencin kendilerini yeni rollere büründürdükleri, belki de gerçekten olmak istedikleri "şeyler" olabildikleri bir yerden ibaretti. Dead, Euronymous, Vikernes ve daha birçoğu. Bugün bu adamları sadece ölümleri sayesinde "dokunulmaz" ilan edenlerin kendilerine öldükleri zaman Dead'in 22, Euronymous'un da 25 yaşında olduğunu hatırlatmaları gerekir. 2 sene bile bir insan hayatına olgunluk olarak geri dönerken bu adamların yaşanmamış yıllarını görmeden kendini dindar yobazlar gibi el yapımı mitlere bağlamak, hayatında başrol olabilmek için kendini özdeşleştirebileceği ve sığınabileceği simgeler arıyor olmak demektir. Ama başta dediğim gibi, hepimizin kaygıları çok farklı. Ve hepimizin filmleri birbirinden ayrı...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar