bugün
- mor semsiyeli yabanci16
- seni yeşerteceğim diyen erkek6
- yüzükoyun uyuyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- yazarların şu an dinledikleri şarkı8
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum9
- sigara içen kızla öpüşülür mü12
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- sözlükte kavga etmek7
- kadınlar hakkında bazı mülahazalar4
- cilgincapkin219
- güncelleme2
- memeleri füze gibi kadın13
- buddy dude21
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- ona bir şey söyle11
- kocamı çalıştırmam diyen kadın3
- kabuksuz kaplumbaga7
- neden herkes aynı şeyi söylüyor3
- bisiklet marka tavsiyesi10
- yazarların parfümleri2
- karton toplayan abi7
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- insanlarda bıraktığımız iz5
- erden timur2
- bana wp den yazdı3
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- chp'nin hali ne olacak46
- mermi abla4
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- çok kişilikli biri olmanın dayanılmaz dramı2
- kızıl cin4
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- enayimiknatisii12
- masklavi'nin düşünceleri18
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- gammazlar çetesi17
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- supergirl'den hoşlanmak2
- gecenin şiiri4
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- gocu25
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- uysaljakoben17
1880 li yılların ortalarında atlanta kentinde john pemberton tarafından piyasa sürüldü. şişede falan değildi o zamanlar. Sadece drugstorelarda tezgah üstünde bir bardağın içinde şifa niyetine servis ediliyordu.
Pembertonun bir iki yıl sonra ölmesinden sonra şirketi başka biri satın alınca yine aynı satış yöntemiyle devam ettiler. çünkü o dönemde meşrubatları şişelemek oldukça risk içeren bir işti. Büyük patlamalara ve bunun sonucunda da onlaca işçinin ölümüne yol açabiliyordu. şirketi satın alan asa candler adlı eleman da riske girmeyerek bu ürünü sadece eczanelerde satmaya devam etti. Adam da haklı. Niye riske girsin ki?
Gel zama git zaman bizim reyiz bu işlerin böyle yürümediğini anladı. O sıralarda da iki tane genç avukat bu yeni içeceği şişelemeyi teklif etti. Ve bunlara şişeleme hakkını sattı. Yani o, tatlı ve karamel renkli şurubu üretecekti. Sonra da şişeleme işini yapacak olan bu iki avukatlara satacaktı.
işte bu olay coca cola nın tarihinde bir dönüm noktası oldu. şişelenebilen coca cola daha kolay taşınabiliyor, perakende satış yapılabiliyordu. yirmi yıl içinde önce abd daha sonraki yirmi yıl içinde ise dünyanın en tanınan markalarından biri haline geldi. O yıllarda diğer meşrubatlar hep aynı tip şişeyle satılıyorlardı. Yani tüm şişelerin boyutları tasarımı aynıydı. Coca cola ise kendine özgü bir şişe geliştirdi. bu şişe farklı olduğu için insanlar tarafından çok beğenildi ve benimsendi. Tüm diğer meşrubatlar farklı, coca cola farklı bir yerdeydi müşterilerin gözünde.
Bir başka ilgi çekici konu ise 1929 yılında patlak veren dünya ekonomik buhranında düşen satışları artırmak için uyguladığı stratejiydi.
Birinci dünya savaşının da etkisiyle sanayi üretimini katlayarak artıran birçok amerikalı sanayici "savaş zamanındaki talebin" sürekli devam edeceği gibi bir yanılgıya kapılmışlardı. Savaşın devamı için her türlü şeye ihtiyaç vardı. Ancak savaş bitti ve talep kesildi. ürettiklerini satabilecekleri bir pazar kalmamıştı artık. önce işçi çıkarmaya başladılar. çözüm olmadı ve bir bir fabrikalar kapandı. Aldığı kredileri geri ödeyemeyen bu işletmeler yüzünden bankacılık sektörü verdiği kredileri geri alamadı. Batık krediler hızla artmaya devam etti. 1930 amerikasında coca colanın işleri de hiç iyi değildi. Ama onlar bunu fırsata çevirdi. yaptıkları reklamlar sayesinde coca colayı özel günlerin vazgeçilmez içeceği konumuna getirdiler. Noellerde 4 temmuz kutlamarında ve bir aile için olabilecek her türlü özel günde bayramda mutlaka coca cola tüketilmeye başlandı. Tıpkı şu anda ramazının gelmesiyle iftar sofralarında boy göstermesi gibi. Dünyanın farklı yerlerinde her özel günün tek ortak noktası bu coca cola tüketiliyor olması sanırım. Neyse lafı dolandırmayalım.
Bir de noel baba mevzusu var ki, ilk öğrendiğimde bayağı şaşırmıştım. Araştırmalarıma göre şuanki şişman göbekli ve sakallı noel babanın çizimi de o dönemki coca cola reklamlarıyla ortaya çıkmış. Bunun öncesindeki çizimlerde noel baba, sıska uzun boylu hiç gülümsemeyen sevimsiz biriymiş. Kriz döneminde bu şekilde yaptığı reklamlarla hem satışlarını artırdı, hem de amerikan halkının yok olan birlikteliğini bir nebze olsun tekrar sağladı. Bu nedenlerden ötürüdür ki abd için bir meşrubat şirketinden çok daha fazlasıdır coca cola. Dünyada en tanınan marka. Hatta belki de binlerce farklı dilin konuşulduğu dünyada herkesin bildiği tek isim- tek kelime.
Pembertonun bir iki yıl sonra ölmesinden sonra şirketi başka biri satın alınca yine aynı satış yöntemiyle devam ettiler. çünkü o dönemde meşrubatları şişelemek oldukça risk içeren bir işti. Büyük patlamalara ve bunun sonucunda da onlaca işçinin ölümüne yol açabiliyordu. şirketi satın alan asa candler adlı eleman da riske girmeyerek bu ürünü sadece eczanelerde satmaya devam etti. Adam da haklı. Niye riske girsin ki?
Gel zama git zaman bizim reyiz bu işlerin böyle yürümediğini anladı. O sıralarda da iki tane genç avukat bu yeni içeceği şişelemeyi teklif etti. Ve bunlara şişeleme hakkını sattı. Yani o, tatlı ve karamel renkli şurubu üretecekti. Sonra da şişeleme işini yapacak olan bu iki avukatlara satacaktı.
işte bu olay coca cola nın tarihinde bir dönüm noktası oldu. şişelenebilen coca cola daha kolay taşınabiliyor, perakende satış yapılabiliyordu. yirmi yıl içinde önce abd daha sonraki yirmi yıl içinde ise dünyanın en tanınan markalarından biri haline geldi. O yıllarda diğer meşrubatlar hep aynı tip şişeyle satılıyorlardı. Yani tüm şişelerin boyutları tasarımı aynıydı. Coca cola ise kendine özgü bir şişe geliştirdi. bu şişe farklı olduğu için insanlar tarafından çok beğenildi ve benimsendi. Tüm diğer meşrubatlar farklı, coca cola farklı bir yerdeydi müşterilerin gözünde.
Bir başka ilgi çekici konu ise 1929 yılında patlak veren dünya ekonomik buhranında düşen satışları artırmak için uyguladığı stratejiydi.
Birinci dünya savaşının da etkisiyle sanayi üretimini katlayarak artıran birçok amerikalı sanayici "savaş zamanındaki talebin" sürekli devam edeceği gibi bir yanılgıya kapılmışlardı. Savaşın devamı için her türlü şeye ihtiyaç vardı. Ancak savaş bitti ve talep kesildi. ürettiklerini satabilecekleri bir pazar kalmamıştı artık. önce işçi çıkarmaya başladılar. çözüm olmadı ve bir bir fabrikalar kapandı. Aldığı kredileri geri ödeyemeyen bu işletmeler yüzünden bankacılık sektörü verdiği kredileri geri alamadı. Batık krediler hızla artmaya devam etti. 1930 amerikasında coca colanın işleri de hiç iyi değildi. Ama onlar bunu fırsata çevirdi. yaptıkları reklamlar sayesinde coca colayı özel günlerin vazgeçilmez içeceği konumuna getirdiler. Noellerde 4 temmuz kutlamarında ve bir aile için olabilecek her türlü özel günde bayramda mutlaka coca cola tüketilmeye başlandı. Tıpkı şu anda ramazının gelmesiyle iftar sofralarında boy göstermesi gibi. Dünyanın farklı yerlerinde her özel günün tek ortak noktası bu coca cola tüketiliyor olması sanırım. Neyse lafı dolandırmayalım.
Bir de noel baba mevzusu var ki, ilk öğrendiğimde bayağı şaşırmıştım. Araştırmalarıma göre şuanki şişman göbekli ve sakallı noel babanın çizimi de o dönemki coca cola reklamlarıyla ortaya çıkmış. Bunun öncesindeki çizimlerde noel baba, sıska uzun boylu hiç gülümsemeyen sevimsiz biriymiş. Kriz döneminde bu şekilde yaptığı reklamlarla hem satışlarını artırdı, hem de amerikan halkının yok olan birlikteliğini bir nebze olsun tekrar sağladı. Bu nedenlerden ötürüdür ki abd için bir meşrubat şirketinden çok daha fazlasıdır coca cola. Dünyada en tanınan marka. Hatta belki de binlerce farklı dilin konuşulduğu dünyada herkesin bildiği tek isim- tek kelime.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
