bugün
- sedat pekmez25
- diamond bosphoruss denen yazar16
- suca suruklenen cocuk true'nun fake hesabı6
- çaylak ettiğiniz yazarın göz yaşlarıyla eğlenmek4
- yine sözlük yazarlarının ağzından bal damlıyor4
- aziz yıldırım'ın fetö ile mücadelesi7
- heyt bea6
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması8
- verilen yetkiyi kötüye kullanmak4
- ağız ishali olan yazarlar4
- heyecanlıyım sözlük4
- hakkınızı helal edin arkadaşlar3
- sessiz insanların çok gözlem yapması3
- sex asnasında beddua almak3
- ne güzel sözlük2
- abdullah öcalan'ın kürt kadınlarına hakaret etmesi2
- internetten önce ne yapılıyordu sorusu6
- sarı tekerim deliğine girerim sen mahvederim3
- insanlardan nefret etmek9
- true nun çaylak olması2
- ilk maaş4
- entry girerken dizleri sızlayan yuzır2
- penis boyutunun önemi4
- katılım bankacılığı3
- kaskı miğfer sanan motorcu tip2
- uludağ sözlük discord grubu11
- ulan hepiniz oradaydınız2
- gammazlık müessesinin eski değerini yitirmesi2
- yer sofrası7
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- faik öztrak6
- bruce lee5
- ödemi hiç gitmeyen insan2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- spor sonrası ayna karşısında pazu şişirmek2
- online listesi7
- birine geç kalmak9
- kızlar kıllı göbek sever mi2
- cayır cayır yanan kız13
- 2026 dünya kupası10
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor8
- m r e r e c t o12
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- larisalisa10
- eve atılan kızın ekşici çıkması5
- satranç haram yasaklansın17
- seni ne mutlu eder sorusu6
- dövüş ustası olmanın silaha karşı işe yaramaması3
- gir içime hünharca12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
kinyas ve kayra dan sonra okuduğum ikinci hakan günday romanı olup,
ayraç kullanmadan okudum neredeyse. iki part halinde. inanılmaz akıcı ve insanın böğrüne böğrüne oturuyor.
kadına şiddet. islamda kadına şiddet. doğu'da kadına şiddet. duygusal şiddet. fiziksel şiddet. cinsel şiddet.
Hakan Günday gibi bir yazarın bu klişe üzerinde yürümesi can sıkıcı oldu başlarda. Sonra kitap aktıkça, tesadüfler geliştikçe, karakterler değiştikçe "vay amına koyayım" dedim. sonra elimden bırakamadım zaten.
bir önceki entrye katılarak, tasvirlerin gereğinden fazla detaylı olmasını doğru bulmadım. 11 yaşında kızın uğradığı cinsel taciz, steven'ın evinde olanlar, derda'nın annesini parçalaması... o kadar gerçekçi anlatılmış ki midem kaldırmadı neredeyse. fakat hakan günday bu. yeri gelince cümleler tokat etkisiyle fiziksel bir acı yaratırken, yeri gelince mideniz kalkabiliyor. hazırlıklı okunması lazım.
bir de, kinyas ve kayra'daki gibi deli aforizmalı sevenler beklentilerini bulamamış bu kitapta. normal. daha çok olay var çünkü. amına koyayım'ları, sikeyim'leri çıkarınca kitap direkt elif şafak kitabına dönüşebiliyor. anlatım öyle aynı. bu da tuhaf.
birinci bölümde requiem for a dream teması işlenmiş sanki, filmden çok etkilendiği belli. özellikle bazı iğrenç sahneler direkt kitaba uyarlanmış. okurken dedim "bu adam bu filmi izlemiştir, kalıbımı basarım" çok sürmedi birkaç sayfa sonra filmden bahsetti. "ben demiştim" dedim sonra.
ikinci bölümde de ağır bir oğuz atay ve tutunamayanlar etkisi var. kitabın elle yazılmış, değişik fontlu kısımlarında oğuz atay üslubu baskın olduğu kadar kolpaydı da. hiç yakışmamış hakan günday'a. hani severim seni ama, oğuz atay olmak senin neyine, dur hele derler adama.
sonuç olarak, beğendim. hatta kitabın içinde kayboldum sandım bir ara. çok aforizma beklemeden, akıcı ve dramatik bir roman okuyacağım kalitelisinden derseniz.. tavsiyedir.
ayraç kullanmadan okudum neredeyse. iki part halinde. inanılmaz akıcı ve insanın böğrüne böğrüne oturuyor.
kadına şiddet. islamda kadına şiddet. doğu'da kadına şiddet. duygusal şiddet. fiziksel şiddet. cinsel şiddet.
Hakan Günday gibi bir yazarın bu klişe üzerinde yürümesi can sıkıcı oldu başlarda. Sonra kitap aktıkça, tesadüfler geliştikçe, karakterler değiştikçe "vay amına koyayım" dedim. sonra elimden bırakamadım zaten.
bir önceki entrye katılarak, tasvirlerin gereğinden fazla detaylı olmasını doğru bulmadım. 11 yaşında kızın uğradığı cinsel taciz, steven'ın evinde olanlar, derda'nın annesini parçalaması... o kadar gerçekçi anlatılmış ki midem kaldırmadı neredeyse. fakat hakan günday bu. yeri gelince cümleler tokat etkisiyle fiziksel bir acı yaratırken, yeri gelince mideniz kalkabiliyor. hazırlıklı okunması lazım.
bir de, kinyas ve kayra'daki gibi deli aforizmalı sevenler beklentilerini bulamamış bu kitapta. normal. daha çok olay var çünkü. amına koyayım'ları, sikeyim'leri çıkarınca kitap direkt elif şafak kitabına dönüşebiliyor. anlatım öyle aynı. bu da tuhaf.
birinci bölümde requiem for a dream teması işlenmiş sanki, filmden çok etkilendiği belli. özellikle bazı iğrenç sahneler direkt kitaba uyarlanmış. okurken dedim "bu adam bu filmi izlemiştir, kalıbımı basarım" çok sürmedi birkaç sayfa sonra filmden bahsetti. "ben demiştim" dedim sonra.
ikinci bölümde de ağır bir oğuz atay ve tutunamayanlar etkisi var. kitabın elle yazılmış, değişik fontlu kısımlarında oğuz atay üslubu baskın olduğu kadar kolpaydı da. hiç yakışmamış hakan günday'a. hani severim seni ama, oğuz atay olmak senin neyine, dur hele derler adama.
sonuç olarak, beğendim. hatta kitabın içinde kayboldum sandım bir ara. çok aforizma beklemeden, akıcı ve dramatik bir roman okuyacağım kalitelisinden derseniz.. tavsiyedir.
güncel Önemli Başlıklar
