bugün

allah

şöyle açıklayayım, bir memlekette yaşıyor olsan, ve kurallara uysan ama o memleketin padişahını tanıman istense ama sen "padişahı tanımam, o da kimmiş" desen ama padişah senin hakkına düşenini vermeye devam etse, bu o padişaha nankörlük değilmidir,
gene aynı memlekette biri daha olssa, kurallara tam uymasa ama padişahı bilip hakkına düşeni verdiği için padişaha teşekkür etse, padişahın gözünde hangisi hangi yerde olur?

yatıp uyuyacaksın, ama nefes alıp vermeye devam edeceksin, bağırsakların sindirime devam edecek, göz kapakların açılıp kapanacak ve gözünü nemlendirmeye devam edecekler, kanınla beraber oksijen hücre hücre gezecek vücudunda,
aynı toprağa iki tohum ekilecek, biri elma verecek biri mandalin, mandalini alacaksın o muhteşem paketlemesini açacaksın, dilimlenmiş vitamin keseceklerinin o çamur yiyen ağaçtan oluşumuna hayret etmeyeceksin, yada kendi kendine oluşmuş olabileceğine inanacaksın,
bu aynen şuna benziyor, hurdalığa bir kasırga çarpıyor, ve hurdalığa çarpan kasırgadan sonra, uçuşa hazır bir boing737 oluşuyor orada kasırgada uçuşan alet edevat sayesinde, ama öyle böyle değil, yazısına kadar, imzasına kadar üzerinde hazır ve nasır bir boing737,
kaldıki bir baksan etrafına ya da kendi vücuduna, boing737 ile kıysalanamayacak sanatı görürsün kendinde ve etrafında,
ve sen bunun kendi kendine deneme yanılma yoluyla olmuş bir şey olduğuna inanacak ve bunu yapanı inkar edeceksin, sonra da etmeyenle aynı muamele talep edeceksin hakmıdır bu?

bilim yada allah değildir işin kırılma noktası,
bilim keşfettikçe allaha olan hayranlığın artmasıdır asıl mevzu, yani bendeki etkisi o, 1500 yılında yaşamış bir müslüman ile aynı gözle bakamam ben, o da seviyordu o da inanıyordu ama ben hayretten hayrete düşüyorum,

"ey nefis! bütün ahbabın, kabrin öbür tarafındadırlar. burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. merdâne* kabre bak, dinle, ne talep eder? erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak, ne ister. sakın gafil olup ikinci adama benzeme.(ikinci adam başka bir konu, uzun diye girmiyoruz oraya)

ey nefsim! deme, "zaman değişmiş, asır başkalaşmış. herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder*, derd-i maişetle* sarhoştur"
çünkü ölüm değişmiyor. firak*, bekaya kalb olup başkalaşmıyor. acz-i beşerî*, fakr-ı insanî değişmiyor ziyadeleşiyor. beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peydâ ediyor.

hem deme!! "ben de herkes gibiyim" çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
hem kendini başıboş zannetme. zira şu misafirhane-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan, hiçbir şeyi nizamsız, gayesiz göremezsin. nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin?
gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar"
© copyright 2005 - 2026