bugün
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini16
- klozet neden bu kadar ses çıkarıyor3
- her gün içsem bıkmam içecekleri3
- yalnızlık2
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- koca bulmak5
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- süt gibi bembeyaz tenli kızlar3
- chp'nin hali ne olacak33
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- başarılı sigara bırakma teknikleri9
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- sözlükte herkes kaleminin ekmeğini yer2
- kimseye borç vermeyen insan11
- kendini çirkin bulan yazarlar4
- hitlerin amfetamin bağımlısı olması2
- kapri tayt giyen kızların sekste sınır tanımaması2
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- en sevdiğiniz müzik türü10
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- türkiyenin en yakışıklı erkeği4
- ilgi manyağı olmak5
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini5
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- başbiraderin profilinin halen gizli olması4
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük3
- m r e r e c t o20
- veda2
- 2026 yazı2
- paranoid şizofreni2
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak3
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları5
- ankara nın en berbat semti4
- sedat pekmez24
- zayıflamanın en güzel yanı5
- diamond bosphoruss denen yazar22
- ilk maaş5
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- hitlerin akciğerleri2
- gocu27
- yeminimi bozuyorum ulan3
- mhp li yazarlar5
- satrançtaki en güçsüz taş2
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- arapça bilen yazarlar3
- el sıkıştığında ne hissediyorsun6
'Gene gel gene gel, her ne olursan ol gene gel.
Kâfir isen de, Mecusi isen de, putperest isen de gene gel.
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!.
bu sozler mevlana ya ait degildir.
hz. mevlana deyince herkes aynı dizeyi hatırlar: "ne olursan ol yine
gel"... bu dizenin hz. mevlana'ya ait olmadığı iddia edildi.
mevlana gel demedi
23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün
ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini
bozdu. programda prof. dr. ilber ortaylı ve murat bardakçı, "gel, gel
ne olursan ol yine gel" dizelerinin mevlana'ya ait olmadığını söyledi. iki
isme destek, konunun uzmanlarından prof. dr. iskender pala ile prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi.
onlara göre de bu dize mevlana'nın hiçbir kitabında yer almamıştı. şiir, orta asyalı ünlü sufi ebu said ebu'l hayr'ındı.
"tanrı öldü", "geldim, gördüm, yendim", "dünyanın bütün işçileri birleşin", "ama yine de dönüyordünya" cümleleri nasıl nietzsche, napoleon bonaparte, karl marx ve galileo ile birlikte anılıyorsa "gel, gel ne olursan ol yine gel" dizeleri de mevlana celaleddin rumi ile o kadar özdeş. ancak şimdi budizelerin mevlana celaleddin rumi'ye ait olmadığı ortaya çıktı.
23 kasım gecesi habertürk televizyonunda fatih altaylı'nın programına katılan gazeteci murat bardakçıve prof. dr. ilber ortaylı dile getirdi bu gerçeği. divan edebiyatı araştırmaları üzerine çalışmalarıylatanınan prof. dr. iskender pala ve tasavvuf tarihi araştırmalarının önemli ismi prof. dr. mahmut erolkılıç da bardakçı ve ortaylı ile aynı fikirde.
dizeler mevlana'dan önce yaşamış başka bir mutasavvıfa, ebu said ebu'l hayr'a ait. mevlana'nınbeyitlerinin yer aldığı farklı divan-ı kebir nüshalarında bu dizeler alıntılanmış. ancak son yıllarda yayımlanan karşılaştırmalı metinlerde bu tartışmalı beyitler ayıklanmış. şiirin anlamı değişti 23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini bozdu. habertürk televizyonunda yayınlanan teke tek programının konukları gazeteci murat bardakçı ile tarihçi prof. dr. ilber ortaylı'ydı. osmanlı tarihinden başlayıp güncel meselelere kadar uzanan programda bir ara söz döndü dolaştı orhan pamuk'a geldi. hemen ardından da izleyicilerden e-mail'ler gelmeye başladı teke tek'e. bu e-mail'lerden bir tanesinde bir izleyici mevlana celaleddin rumi'yi intihal yapmakla suçluyordu: bir başka şairin dizelerini mevlana kendi kitabında kaynak göstermeksizin yayımlamıştı. bu, mevlana ile
özdeşleşen "gel, gel ne olursan ol, yine gel / ister kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol, yine gel / bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir / yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!" şiirinden başkası değildi. programda ilk itiraz prof. dr. ortaylı'dan geldi; "ne münasebet. mevlana'nın hiçbir kitabında bu dizeler bulunmaz. bu şiir mevlana'dan sonra ona isnad edilmiştir. intihal suçlaması mesnetsizdir" dedi.
murat bardakçı da şiirin ebu said ebu'l hayr'a ait olduğunu söyledi. şiir de zaten bizim anladığımızın dışında başka manalar da taşıyordu ve bu farsça aslında yapılan kelime oyunlarının arkasına saklanmıştı. ebu'l hayr burada "gel" derken "pişman"lıkla eş anlamlı bir kelime kullanmış, çağrısını aslında "islam'a gel" olarak yapmıştı.
prof. dr. ortaylı ve bardakçı'ya destek, prof. dr. iskender pala ve prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi. pala, divan edebiyatı üzerine yaşayan en önemli uzman olarak kabul ediliyor. prof. dr. kılıç ise tasavvuf tarihi konusunda araştırmalarıyla tanınıyor.
manası mevlana ile uyumlu iskender pala'ya göre bu sadece mevlana celaleddin rumi'nin başına gelmemiş: "yunus emre'ye ait olmayan pek çok şiir ona isnad edilir. tüm güzel sözler en ihtişamlı olana dayandırılır. döneminde de mevlana'nın eserleri en önemli ve güzel eserlerdi. dolayısıyla halkın arasında bilinen, beğenilen beyit ve
dizeler mevlana'ya izafe edildi. bahsi geçen dizelerin hiçbirisi mesnevi'de, mevlana'nın kitaplarında yer almamıştır." hatta bazı meşhur beyitler zamanla atasözüne dönüşmüş. bunu da iskender pala, şiirin şairden daha meşhur olmasına bağlıyor. fıkralarda da nasrettin hoca'nın başından geçmeyen pek çok lay, sanki hoca'nınmış gibi anlatılmakta prof. dr. pala'ya göre. tasavvuf tarihi alanında yaptığı çalışmalarla bilinen prof. dr. mahmut erol kılıç da iskender pala gibi düşünüyor. "gel, gel ne olursan ol, yine gel" dizeleriyle başlayan şiirin içerik itibariyle mevlana'nınfelsefesine aykırı olmadığına dikkat çekiyor. bu yüzden bu yanlışlık günümüze kadar gelmiş; "mana olarak şiir mevlana'ya aykırı değil. mevlana'nın eserleri karşılaştırmalı metin olarak son 15-20 yılda basılmaya başladı. böylece metinler arasında farklılıklar ortaya çıktı. zaten mesnevi'de böyle bir problem yok. sadece divan-ı kebir'in nüshalarına bu gözle bakmak lazım."kılıç'ın anlattığına göre bazı divan-ı kebir nüshalarında beyit sayısı 60 bini buluyormuş. bazılarında isebu rakam 15 binde kalmış. "bu fark anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir fark değildi" diyor prof. dr. kılıç. iran'da hazırlanan son "karşılaştırmalı metin" çalışması tüm bu tartışmalara son vermiş; "iran'da
basılan divan-ı kebir'in karşılaştırmalı nüshası çok titiz bir çalışmanın ürünüdür. daha sonra içine katılan farklı şairlerin şiirlerinden temizlenmiştir. artık elimizde temel alacağımız, temiz bir nüsha var. sözünü ettiğiniz şiir de mevlana'dan sonra hazırlanan bazı divan-ı kebir nüshalarında vardı. ama kesin olarak bu şiir mevlana'nın değildir. şairi, yine çağının büyük mutasavvıflarından ebu said ebu'l hayr'dı."
Kâfir isen de, Mecusi isen de, putperest isen de gene gel.
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!.
bu sozler mevlana ya ait degildir.
hz. mevlana deyince herkes aynı dizeyi hatırlar: "ne olursan ol yine
gel"... bu dizenin hz. mevlana'ya ait olmadığı iddia edildi.
mevlana gel demedi
23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün
ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini
bozdu. programda prof. dr. ilber ortaylı ve murat bardakçı, "gel, gel
ne olursan ol yine gel" dizelerinin mevlana'ya ait olmadığını söyledi. iki
isme destek, konunun uzmanlarından prof. dr. iskender pala ile prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi.
onlara göre de bu dize mevlana'nın hiçbir kitabında yer almamıştı. şiir, orta asyalı ünlü sufi ebu said ebu'l hayr'ındı.
"tanrı öldü", "geldim, gördüm, yendim", "dünyanın bütün işçileri birleşin", "ama yine de dönüyordünya" cümleleri nasıl nietzsche, napoleon bonaparte, karl marx ve galileo ile birlikte anılıyorsa "gel, gel ne olursan ol yine gel" dizeleri de mevlana celaleddin rumi ile o kadar özdeş. ancak şimdi budizelerin mevlana celaleddin rumi'ye ait olmadığı ortaya çıktı.
23 kasım gecesi habertürk televizyonunda fatih altaylı'nın programına katılan gazeteci murat bardakçıve prof. dr. ilber ortaylı dile getirdi bu gerçeği. divan edebiyatı araştırmaları üzerine çalışmalarıylatanınan prof. dr. iskender pala ve tasavvuf tarihi araştırmalarının önemli ismi prof. dr. mahmut erolkılıç da bardakçı ve ortaylı ile aynı fikirde.
dizeler mevlana'dan önce yaşamış başka bir mutasavvıfa, ebu said ebu'l hayr'a ait. mevlana'nınbeyitlerinin yer aldığı farklı divan-ı kebir nüshalarında bu dizeler alıntılanmış. ancak son yıllarda yayımlanan karşılaştırmalı metinlerde bu tartışmalı beyitler ayıklanmış. şiirin anlamı değişti 23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini bozdu. habertürk televizyonunda yayınlanan teke tek programının konukları gazeteci murat bardakçı ile tarihçi prof. dr. ilber ortaylı'ydı. osmanlı tarihinden başlayıp güncel meselelere kadar uzanan programda bir ara söz döndü dolaştı orhan pamuk'a geldi. hemen ardından da izleyicilerden e-mail'ler gelmeye başladı teke tek'e. bu e-mail'lerden bir tanesinde bir izleyici mevlana celaleddin rumi'yi intihal yapmakla suçluyordu: bir başka şairin dizelerini mevlana kendi kitabında kaynak göstermeksizin yayımlamıştı. bu, mevlana ile
özdeşleşen "gel, gel ne olursan ol, yine gel / ister kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol, yine gel / bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir / yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!" şiirinden başkası değildi. programda ilk itiraz prof. dr. ortaylı'dan geldi; "ne münasebet. mevlana'nın hiçbir kitabında bu dizeler bulunmaz. bu şiir mevlana'dan sonra ona isnad edilmiştir. intihal suçlaması mesnetsizdir" dedi.
murat bardakçı da şiirin ebu said ebu'l hayr'a ait olduğunu söyledi. şiir de zaten bizim anladığımızın dışında başka manalar da taşıyordu ve bu farsça aslında yapılan kelime oyunlarının arkasına saklanmıştı. ebu'l hayr burada "gel" derken "pişman"lıkla eş anlamlı bir kelime kullanmış, çağrısını aslında "islam'a gel" olarak yapmıştı.
prof. dr. ortaylı ve bardakçı'ya destek, prof. dr. iskender pala ve prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi. pala, divan edebiyatı üzerine yaşayan en önemli uzman olarak kabul ediliyor. prof. dr. kılıç ise tasavvuf tarihi konusunda araştırmalarıyla tanınıyor.
manası mevlana ile uyumlu iskender pala'ya göre bu sadece mevlana celaleddin rumi'nin başına gelmemiş: "yunus emre'ye ait olmayan pek çok şiir ona isnad edilir. tüm güzel sözler en ihtişamlı olana dayandırılır. döneminde de mevlana'nın eserleri en önemli ve güzel eserlerdi. dolayısıyla halkın arasında bilinen, beğenilen beyit ve
dizeler mevlana'ya izafe edildi. bahsi geçen dizelerin hiçbirisi mesnevi'de, mevlana'nın kitaplarında yer almamıştır." hatta bazı meşhur beyitler zamanla atasözüne dönüşmüş. bunu da iskender pala, şiirin şairden daha meşhur olmasına bağlıyor. fıkralarda da nasrettin hoca'nın başından geçmeyen pek çok lay, sanki hoca'nınmış gibi anlatılmakta prof. dr. pala'ya göre. tasavvuf tarihi alanında yaptığı çalışmalarla bilinen prof. dr. mahmut erol kılıç da iskender pala gibi düşünüyor. "gel, gel ne olursan ol, yine gel" dizeleriyle başlayan şiirin içerik itibariyle mevlana'nınfelsefesine aykırı olmadığına dikkat çekiyor. bu yüzden bu yanlışlık günümüze kadar gelmiş; "mana olarak şiir mevlana'ya aykırı değil. mevlana'nın eserleri karşılaştırmalı metin olarak son 15-20 yılda basılmaya başladı. böylece metinler arasında farklılıklar ortaya çıktı. zaten mesnevi'de böyle bir problem yok. sadece divan-ı kebir'in nüshalarına bu gözle bakmak lazım."kılıç'ın anlattığına göre bazı divan-ı kebir nüshalarında beyit sayısı 60 bini buluyormuş. bazılarında isebu rakam 15 binde kalmış. "bu fark anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir fark değildi" diyor prof. dr. kılıç. iran'da hazırlanan son "karşılaştırmalı metin" çalışması tüm bu tartışmalara son vermiş; "iran'da
basılan divan-ı kebir'in karşılaştırmalı nüshası çok titiz bir çalışmanın ürünüdür. daha sonra içine katılan farklı şairlerin şiirlerinden temizlenmiştir. artık elimizde temel alacağımız, temiz bir nüsha var. sözünü ettiğiniz şiir de mevlana'dan sonra hazırlanan bazı divan-ı kebir nüshalarında vardı. ama kesin olarak bu şiir mevlana'nın değildir. şairi, yine çağının büyük mutasavvıflarından ebu said ebu'l hayr'dı."
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
