bugün
- sözlükteki zorbalar8
- gocu50
- sözlükteki şer çetesi4
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip3
- zorbamatik3
- sözlüğe yaptığı yemeğin fotoğrafını atan tip3
- çıplak gösteren gözlük5
- iyilik vs fedakarlık5
- antipanik6
- evagreen9
- tarihteki ilk ırkçının şeytan olduğu ger3
- bakın ben içki içiyorum insanı2
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- cem yılmaz'ın sigarayı bırakması7
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı16
- yazdan kalma bir gun3
- sıla'nın en güzel 3 şarkısı4
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı5
- erkekler neden kızların aşırı ilgisinden soğur6
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- saldıran olmadıkça kavga çıkarmayan insan3
- masum erkek4
- en güzel cevap yok saymaktır2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı30
- uludağ ın altındaki gizli uludağ sözlük merkezi6
- insanlığa nasıl faydalı olunur4
- düşün ki o bunu okuyor5
- yazarların aklında geçenler2
- güne bir şiir bırak4
- sözlük yazarlarına hayvan muamelesi yapmak9
- hukukçu arkadaşlara sorular6
- ebru şahin2
- tai lung45
- hayvan sevgisi5
- çocuklara verilen farklı isimler10
- sürekli ilgi bekleyen erkek3
- sözlükte temizlik zamanı5
- yazarların çocukluk hayalleri2
- ipkis aslan parçası3
- erkeğin son kalesi4
- hayvanlarla muhabbet etmek8
- sözlükteki kardeşlik ortamı6
- morkstar10
- anın görüntüsü23
- kedi kavgası arasında kalmak5
- ruh halimiz saçımıza yansıyor mu2
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi3
- fenerbahçe12
- ben bunu önceden hayal etmiştim hissi2
halk cahildir ve popülizm zararlıdır düsturunu benimsemiş kişilerin pratiğe geçirmesi gereken durumdur.
halk, bilinçsizlerin daha çok olduğu bir kitledir ve sürü psikolojisi vardır.
son yıllarda gelen bir ' kemalizm' e sataşma olgusu ile ' halkın değerlerini kabulleniş, sanki bir reddin getirdiği ve değişimle gelişebilecek olguların o esnada yarattığı anarşizmin yaşatacağı istikrarsızlık neticesine ilaveten; çağdaşlaşmanın yorumlanmasında geleneklere sıkı sıkıya sahip çıkmanın ulus- devlet modelini korumaya yardımcı olacağı paranoyası doğmuştur.
yani halk, değişime açılmaktan ziyade varolan değerleriyle kabullenilirse, çağdaşlaşma bilim- teknoloji- yatırım.. ekseninde olacak ama insanlar, değerlerini tartışmaya açmayacaklardır.
türkiye' deki liberal düşünürlerin, geleneklere karşı çıkmaları beklenirken; geleneklerden yana tavır almaları; dünyadaki liberal konjektür ile bizdeki arasındaki
farkı yeterince göstermiştir. kanlı demokratik süreçlerden geçen uluslar ile, kemalist devrimin getirmesi gereken değişimin atatürk' ten sonra soğuk savaş etkisiyle bloke edilmesi; atatürk' ün uyguladığı politikalardan bir ' geriye dönüş yaratmış' ama bu ' değerlere sahip çıkma anlamında kemalizme sataşma' şeklinde siyasal alanda yerini almıştır.
ülkemizde, cahilliğin kabul edilmesi bunu çözmenin topluma indirgenmiş bir kabulleniş anlamındaki başlangıcı sayılabilir. belli bir eğitim sürecinden geçen insanların, seçme iradelerini ortadan kaldırmaya yönelik bir toplum mühendisliği yapmak yerine; evrensel değerlerin ulus ile yoğrulmuş kimliğini eğitime yansıtmak daha mantıklı ve kabul edilebilirdir.
bu anlamda, toplumun cemaatlerini kabulleniş; toprak ağalıklarını savunuş, dini eğitimi ( imam hatip liseleri, zorunlu din dersleri.. ) aslında bir geriye gidiştir.
atilla yayla hocanın bahsettiği durum ise, gücün kimin ekseriyatında olacağı ve bunun nasıl şekilleneceği ile ilgili. yani yaklaşık olarak diyor ki;
- peki ya sizi eğitenler, kemalist değil de şeriatçı olsaydı?
eğitime de liberal düşüncelerini sokunca, toplumun kısa zamandaki liderlerinin çizdiği uzun vadeli politikalarına sarılmalarına karşı bir duruş olmuş oluyor. yani ya gücü elinde tutanlar, başörtüsü şart koşsalardı tarzında.
bir zaman doğu perinçek ile yaptığı tartışmada perinçek' in kuru kuruya darbe- demokrasi nutukları atması ise abartılı olmuştur. peşinen desteklenmesi gereken reformlar bir özveri ve kabulleniş şeklinde olmamıştı. bizde başa gelenlerin iyi yönettiği takdirde halk katılımının yoğun yaşanacağı durum vardı. ve halkı bir noktaya getirebilmek için verilmesi gereken eğitimin bağımsız koşullarından ziyade, devletin üst mevkilerinin empozeden ziyade toplumsal çıkar gözeterek insanlarına sunacağı eğitim işin en kolay yolu idi. üstelik amaçlanan bu değildi. gene halka dayandırmaktı eğitimi.
bugün eğitimimiz rezalet bir haldedir. halkımız cahildir.
ve hala geleneklerimiz kabullenmek, halka dönüşten söz ediliyor. kemalizm elit sınıfların elinde oyuncak olmasaydı keşke, keşke aklı başında bir lider onu sahiplenip de;
- yeter söz milletin! demeseydi.
söz milletin diyerek sözü milletten çıkarıp belki kemalist değil, dinci- toprak ağacı grupların elinde vermek de başlı başına bir çelişki olsa gerek.
görüyoruz, 50 lerden bu yana söz milletin..
halk, bilinçsizlerin daha çok olduğu bir kitledir ve sürü psikolojisi vardır.
son yıllarda gelen bir ' kemalizm' e sataşma olgusu ile ' halkın değerlerini kabulleniş, sanki bir reddin getirdiği ve değişimle gelişebilecek olguların o esnada yarattığı anarşizmin yaşatacağı istikrarsızlık neticesine ilaveten; çağdaşlaşmanın yorumlanmasında geleneklere sıkı sıkıya sahip çıkmanın ulus- devlet modelini korumaya yardımcı olacağı paranoyası doğmuştur.
yani halk, değişime açılmaktan ziyade varolan değerleriyle kabullenilirse, çağdaşlaşma bilim- teknoloji- yatırım.. ekseninde olacak ama insanlar, değerlerini tartışmaya açmayacaklardır.
türkiye' deki liberal düşünürlerin, geleneklere karşı çıkmaları beklenirken; geleneklerden yana tavır almaları; dünyadaki liberal konjektür ile bizdeki arasındaki
farkı yeterince göstermiştir. kanlı demokratik süreçlerden geçen uluslar ile, kemalist devrimin getirmesi gereken değişimin atatürk' ten sonra soğuk savaş etkisiyle bloke edilmesi; atatürk' ün uyguladığı politikalardan bir ' geriye dönüş yaratmış' ama bu ' değerlere sahip çıkma anlamında kemalizme sataşma' şeklinde siyasal alanda yerini almıştır.
ülkemizde, cahilliğin kabul edilmesi bunu çözmenin topluma indirgenmiş bir kabulleniş anlamındaki başlangıcı sayılabilir. belli bir eğitim sürecinden geçen insanların, seçme iradelerini ortadan kaldırmaya yönelik bir toplum mühendisliği yapmak yerine; evrensel değerlerin ulus ile yoğrulmuş kimliğini eğitime yansıtmak daha mantıklı ve kabul edilebilirdir.
bu anlamda, toplumun cemaatlerini kabulleniş; toprak ağalıklarını savunuş, dini eğitimi ( imam hatip liseleri, zorunlu din dersleri.. ) aslında bir geriye gidiştir.
atilla yayla hocanın bahsettiği durum ise, gücün kimin ekseriyatında olacağı ve bunun nasıl şekilleneceği ile ilgili. yani yaklaşık olarak diyor ki;
- peki ya sizi eğitenler, kemalist değil de şeriatçı olsaydı?
eğitime de liberal düşüncelerini sokunca, toplumun kısa zamandaki liderlerinin çizdiği uzun vadeli politikalarına sarılmalarına karşı bir duruş olmuş oluyor. yani ya gücü elinde tutanlar, başörtüsü şart koşsalardı tarzında.
bir zaman doğu perinçek ile yaptığı tartışmada perinçek' in kuru kuruya darbe- demokrasi nutukları atması ise abartılı olmuştur. peşinen desteklenmesi gereken reformlar bir özveri ve kabulleniş şeklinde olmamıştı. bizde başa gelenlerin iyi yönettiği takdirde halk katılımının yoğun yaşanacağı durum vardı. ve halkı bir noktaya getirebilmek için verilmesi gereken eğitimin bağımsız koşullarından ziyade, devletin üst mevkilerinin empozeden ziyade toplumsal çıkar gözeterek insanlarına sunacağı eğitim işin en kolay yolu idi. üstelik amaçlanan bu değildi. gene halka dayandırmaktı eğitimi.
bugün eğitimimiz rezalet bir haldedir. halkımız cahildir.
ve hala geleneklerimiz kabullenmek, halka dönüşten söz ediliyor. kemalizm elit sınıfların elinde oyuncak olmasaydı keşke, keşke aklı başında bir lider onu sahiplenip de;
- yeter söz milletin! demeseydi.
söz milletin diyerek sözü milletten çıkarıp belki kemalist değil, dinci- toprak ağacı grupların elinde vermek de başlı başına bir çelişki olsa gerek.
görüyoruz, 50 lerden bu yana söz milletin..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar