bugün
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır7
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- arda güler5
- kale3112'deki kale hangi kale9
- arkadaşlar lütfen4
- bursa5
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- paradox interactive3
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- sözlükte flört etmemek9
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- buz gibi bira6
- köy9
- en iyi pizza içeriği10
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- agaçlarla dertleşmek3
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- köy vs şehir hayatı2
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- dünyanın en kötü hissi3
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- yıllar ona hiç acımamış3
- queen ravenna'nın evine kız kaçıran atmak2
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- acı gerçekler14
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- sözlüğün maymuna dönmesi2
- en lezzetli balık24
- zendaya4
- karşı cinsteki en itici özellik16
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
- yaşar kemal kitaplarının sarmaması2
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- queen ravenna'nın tacını klozete atmak2
- 24 eylül 2026 hollanda almanya maçı3
- ezoterizm4
- sen kafanda kurmuşsun kızım diyen erkek2
- anın görüntüsü23
- sıcak şarap2
- gammazlar göreve8
- jt money3
- terk eden sevgilinin arkasından trombon çalmak2
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- sözlükte aile kurmak8
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- ağlamak7
Suffe Medresesinin ilim ve hadis rivayeti sahasında yetişmiş mümtaz talebesi Enes bin Mâlik'in (r.a.) kardeşi olan Berâ bin Mâlik (r.a.), Resûlullah'ın (a.s.m.) himaye ve tedrisi altında ilmî hizmetlerde olduğu kadar, kendisine mümtazlık vasfı kazandıran maddi ve manevi fetihlerde de bulunmuş bir sahabidir. Her iki kardeş de, nübüvvet nurunun zengin parıltılarına mazhar olarak, hayatları boyunca islam hizmetinde bulunmuşlardır.
Berâ bin Mâlik, harp meydanlarında düşman saldırılarını püskürten bir islam kahramanıdır. Onun şecaat ve cesaret istidadını gören Resûlullah Efendimiz, o sahada daha fazla gelişmesini temin etmiştir. Onun mümtaz hayatını tedkik ettiğimizde, hemen bütün savaşlara, Resûlullah ile beraber katılmış olduğunu görürüz. Berâ, Resûlullah'ın vefatından sonra da kahramanlığını büyüterek sürdürür. Resûlullah'a bir an önce kavuşmak emeliyle gözünü kırpmadan ölüme koşar.
Hz. Ömer (r.a.) onun cesaret ve gözüpekliğini bildiği hâlde, ordu kumandanlığına getirilmemesini tembih etmiştir. Çünkü heyecanı yüzünden gözünü kırpmadan düşman çemberine atılıp Müslümanları zor durumda bırakabileceğinden endişe duymuştur.
Gerçekten Berâ, savaşların çoğunda böyle yapmıştır. "Yalancı peygamber hadiseleri yüzünden çıkan savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bilhassa Yemâme'de Müseylime'yle çarpışırken, onun ordusunu çok sıkıştırır. Müseylime ve askeri, bir kaleye sığınır. Berâ bin Mâlik, tek başına kalenin duvarlarından atlayarak içeri girer. Müseylime'nin askerleriyle kahramanca çarpışır ve kale kapısını içerden açmayı başarır. Açılan kapıdan içeri giren islam ordusu, Müseylime'yi mağlup ederek öldürür.Bu savaşta Berâ bin Mâlik'in gösterdiği kahramanlığın hangi duygudan kaynaklandığını, Medine ahalisine hitaben söylediklerinden çıkarabiliriz:
"Ey Medine ahalisi! Bugün artık Medine'nizi yok farz edin. Malınızı mülkünüzü yok farz edin. Bugün, sizin için sadece ve sadece Allah rızası vardır, cennet vardır."
Bu coşkun iman duygusundan aldığı hız ve ilhamla, cesaret ve şecaatle savaşa katılan Berâ bin Mâlik'in bu harpte 80 küsûr yara aldığı rivayet edilmektedir. Yaralarının tedavisiyle bir ay müddetle, bizzat Hâlid bin Velid ilgilenmiştir.
Hz. Berâ, sürekli Allah'a yalvarır, dua ederdi:
"Yâ Rabbi, ölüm beni yatağımda yakalamasın. Allah’tan ümit ederim ki, beni yatağımda ölüme teslim etmesin."
Sesi çok güzel olduğu ve zaman zaman şiirler söylediği için kardeşi Enes'in, "Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?" deyişine çok kızar, "Sen benim yatakta öleceğimi mi sanıyorsun?!" diye çıkışırdı. Şehadetin derin ve coşkun manası ruhuna öyle karışmıştır ki, yatakta ölmeyi kendisi için büyük bir musibet saymaktadır.
Berâ'nın ruhu, kahramanlığının kuvvetli sevkiyle şehadet arayıp rahat ölümü kabul etmediği için, Allah ona o yüce mertebeyi nasip etti. Tuster'in fethine katıldı. Tuster Harbi'nde üstün kahramanlıklar gösterdi. Savaş başlangıçta Müslümanların mağlubiyetiyle sonuçlanacak gibiydi. Mücahitler zor durumdaydılar. Sahabiler birbirleriyle istişare ediyor, zafer için yeni savaş stratejileri bulmaya çalışıyorlardı. Bu arada gizliden gizliye gözler Berâ'ya yöneliyordu. Bakışlar, kahramanlığını çok güzel anlatan gözlerine kayıyordu. Zaferi getirecek, fethi yaklaştıracak, sanki onun cesaret işaretiydi. O, Resûlullah'ın senasına mazhardı. Suffe Medresesi'nin kahraman bir talebesiydi.
"Birçok dağınık ve tozlu saçlı kimseler vardır ki, Allah adına yemin ettiği zaman Allah onu yalancı çıkarmaz. işte, Berâ bin Mâlik de bu kimselerdendir." buyuran Resûl-i Ekrem, Berâ'nın yüksek faziletini beyan etmişlerdi. Bunu iyi bilen sahabiler, Peygamber iltifatına mazhariyetin ispatını istiyor gibiydiler.
Bu sırada Hz. Berâ bin Mâlik, yüce şehitlik makamının sessiz işaretlerini görüyor gibiydi. Ve Berâ, sahabilerle birlikte hücuma geçti. iran ordusu için bozgun görünmüştü. Düşman kumandanı öldürüldü, Tuster'in fethi göründü.
Resûlullah'a kavuşma aşkıyla yaşayan Hz. Berâ bin Mâlik, 100 kişiyi öldürdükten sonra "Hürmüzan" isimli bir iranlının kılıcıyla şehadet şerbetini içti, gerçek dost ve sevdiklerinin yanlarına kanatlandı.
Suffe Medresesi'nin yetiştirdiği bu kahramanlık timsali mücahit, son nefesine kadar varlığını, islam'ın yayılması için sarf etmişti. Cenâb-ı Hak, şehitlik mertebesiyle onu şereflendirmiş, mükâfatını vermişti.
Berâ bin Mâlik, harp meydanlarında düşman saldırılarını püskürten bir islam kahramanıdır. Onun şecaat ve cesaret istidadını gören Resûlullah Efendimiz, o sahada daha fazla gelişmesini temin etmiştir. Onun mümtaz hayatını tedkik ettiğimizde, hemen bütün savaşlara, Resûlullah ile beraber katılmış olduğunu görürüz. Berâ, Resûlullah'ın vefatından sonra da kahramanlığını büyüterek sürdürür. Resûlullah'a bir an önce kavuşmak emeliyle gözünü kırpmadan ölüme koşar.
Hz. Ömer (r.a.) onun cesaret ve gözüpekliğini bildiği hâlde, ordu kumandanlığına getirilmemesini tembih etmiştir. Çünkü heyecanı yüzünden gözünü kırpmadan düşman çemberine atılıp Müslümanları zor durumda bırakabileceğinden endişe duymuştur.
Gerçekten Berâ, savaşların çoğunda böyle yapmıştır. "Yalancı peygamber hadiseleri yüzünden çıkan savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bilhassa Yemâme'de Müseylime'yle çarpışırken, onun ordusunu çok sıkıştırır. Müseylime ve askeri, bir kaleye sığınır. Berâ bin Mâlik, tek başına kalenin duvarlarından atlayarak içeri girer. Müseylime'nin askerleriyle kahramanca çarpışır ve kale kapısını içerden açmayı başarır. Açılan kapıdan içeri giren islam ordusu, Müseylime'yi mağlup ederek öldürür.Bu savaşta Berâ bin Mâlik'in gösterdiği kahramanlığın hangi duygudan kaynaklandığını, Medine ahalisine hitaben söylediklerinden çıkarabiliriz:
"Ey Medine ahalisi! Bugün artık Medine'nizi yok farz edin. Malınızı mülkünüzü yok farz edin. Bugün, sizin için sadece ve sadece Allah rızası vardır, cennet vardır."
Bu coşkun iman duygusundan aldığı hız ve ilhamla, cesaret ve şecaatle savaşa katılan Berâ bin Mâlik'in bu harpte 80 küsûr yara aldığı rivayet edilmektedir. Yaralarının tedavisiyle bir ay müddetle, bizzat Hâlid bin Velid ilgilenmiştir.
Hz. Berâ, sürekli Allah'a yalvarır, dua ederdi:
"Yâ Rabbi, ölüm beni yatağımda yakalamasın. Allah’tan ümit ederim ki, beni yatağımda ölüme teslim etmesin."
Sesi çok güzel olduğu ve zaman zaman şiirler söylediği için kardeşi Enes'in, "Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?" deyişine çok kızar, "Sen benim yatakta öleceğimi mi sanıyorsun?!" diye çıkışırdı. Şehadetin derin ve coşkun manası ruhuna öyle karışmıştır ki, yatakta ölmeyi kendisi için büyük bir musibet saymaktadır.
Berâ'nın ruhu, kahramanlığının kuvvetli sevkiyle şehadet arayıp rahat ölümü kabul etmediği için, Allah ona o yüce mertebeyi nasip etti. Tuster'in fethine katıldı. Tuster Harbi'nde üstün kahramanlıklar gösterdi. Savaş başlangıçta Müslümanların mağlubiyetiyle sonuçlanacak gibiydi. Mücahitler zor durumdaydılar. Sahabiler birbirleriyle istişare ediyor, zafer için yeni savaş stratejileri bulmaya çalışıyorlardı. Bu arada gizliden gizliye gözler Berâ'ya yöneliyordu. Bakışlar, kahramanlığını çok güzel anlatan gözlerine kayıyordu. Zaferi getirecek, fethi yaklaştıracak, sanki onun cesaret işaretiydi. O, Resûlullah'ın senasına mazhardı. Suffe Medresesi'nin kahraman bir talebesiydi.
"Birçok dağınık ve tozlu saçlı kimseler vardır ki, Allah adına yemin ettiği zaman Allah onu yalancı çıkarmaz. işte, Berâ bin Mâlik de bu kimselerdendir." buyuran Resûl-i Ekrem, Berâ'nın yüksek faziletini beyan etmişlerdi. Bunu iyi bilen sahabiler, Peygamber iltifatına mazhariyetin ispatını istiyor gibiydiler.
Bu sırada Hz. Berâ bin Mâlik, yüce şehitlik makamının sessiz işaretlerini görüyor gibiydi. Ve Berâ, sahabilerle birlikte hücuma geçti. iran ordusu için bozgun görünmüştü. Düşman kumandanı öldürüldü, Tuster'in fethi göründü.
Resûlullah'a kavuşma aşkıyla yaşayan Hz. Berâ bin Mâlik, 100 kişiyi öldürdükten sonra "Hürmüzan" isimli bir iranlının kılıcıyla şehadet şerbetini içti, gerçek dost ve sevdiklerinin yanlarına kanatlandı.
Suffe Medresesi'nin yetiştirdiği bu kahramanlık timsali mücahit, son nefesine kadar varlığını, islam'ın yayılması için sarf etmişti. Cenâb-ı Hak, şehitlik mertebesiyle onu şereflendirmiş, mükâfatını vermişti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar