bugün
- alzheimer günlüğü6
- escort taş mı yesin10
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması7
- ısparta nokulu6
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur5
- sözlük yazarlarının çayları6
- gocu'nun sözlüğe vedası4
- ekşi sözlük toplu yazar alımı3
- cumhuriyet bayramı14
- muhtaç olduğun kudret3
- kumaş2
- 29 ekim cumhuriyet bayramı12
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark7
- türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır4
- opel vectra a2
- eskorta gitmenin hijyenik olmaması2
- haftanın gammazları listesi3
- münihte tavuk döner yedim2
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler5
- maymuna fındık atmak2
- sözlüğün artık kapanacak hale gelmesi2
- bir kıza saklama kabı hediye etmek11
- apo piçtir piç kalacak3
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak5
- ben sana inanıyorum2
- vegan yaşam2
- akın gürlek3
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek8
- sarı saçın yakıştığı ünlüler9
- ezberin gereksiz olduğu yanılgısı4
- uefa şampiyonlar ligi6
- yuzırların ekşiye kaçması3
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı65
- sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez3
- kedilerle uyumak9
- ne mutlu türküm diyene2
- rafine zevkleri olan erkek11
- acil durumda aranacak kişi6
- eski sevgilinin 29 ekim bayramını kutlamak2
- insan aklıyla açıklanamayan konular6
- gecenin şarkısı9
- tuvalet kağıdını renkli alan insan10
- şiir yazmak4
- cumhuriyetten rahatsız olan insan18
- fırında tavuk10
- beşbuçuk tek mi çift midir2
- sohbete hmmm ile bitiren kıza verilecek cevaplar3
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- istanbul11
yüzme yarışı izlerken ağlayan insandır. annanemdir.
yere 45 derece eğimle pinpon topu atıldığında topun geri dönerken bir yavrucağın eteğini de beraberinde getirdiğini farkedip eve bol miktarda pinpon topu getirmem annem tarafından "bey,bey bu çocuğun sporcu olası var" biçiminde yorumlanmış ve maalesef okulun pinpon kursuna yazdırılmıştım. bu durumdan nasıl kurtulmam gerektiğini kara kara düşünürken gerek pahalı olması ve gerekse pinpona göre daha tehlikeli olması nedeniyle nasılsa yollamazlar diye düşünüp "ben yüzme kursuna gitmek istiyorum" nidalarıyla evi birbirine katmış idim. maalesef bu durumu biraz haykırış biçiminde dışa vurmuş olacağım ki ertesi hafta gerçekten de kendimi klor kokulu bir havuzun kenarında buldum.
hayatımda ilk defa bone takmışım,kafamdaki baskı bir yana şakaklardan gözlerim çekiliyo adeta.çinli gibi hissediyorum kendimi,suya girince pipi de büzüşüyo ki hakikaten inanmaya başlıyorum çin asıllı olduğuma. neyse, bir iki yüzüyorum,hoca öğretiyo falan bişeyler idare ediyoruz. ilk haftalardan sonra aile de gelmemeye başlıyo izlemeye,iyice rahatlıyorum. birkaçda dost edinip başlıyorum kursa gitmemeye,ver elini atari salonları ver elini sinema.
gün geliyo,kurs bitiminde yarışların olacağı ve benim de 100 metre serbest yüzeceğim eve bildiriliyo. değil 100 metre yüzmek,100 metreyi havuzun kenarında yürüyebilecek kapasitede değilim.yarış günü geliyo,akrabalara haber salınıyo ve babanın ayarladığı bir minibüsle (evet,evet minibüsle geldiler) yaklaşık 15 kişilik bir akraba grubu tribünlerdeki yerini alıyo.yarış sıram gelip havuzun kenarına yaklaşıyorum,korku falan bi kenara da rezil olma içgüdüsü çok pis koyuyo, "kesin" diyorum,sonuncu olucam. bekliyorum makus kaderimi. o sırada işaret veriliyo,balıklama atlamayı da tam bilmediğimden -ama serde erkeklik var dediğimden- çivileme değil de eçiş-büçüşleme tabir edebileceğimiz bol göbek yakan bir dalışla suya giriyorum.kafayı çıkarmadan allah ne verdiyse yüzüyorum. nefes alışlarda yan kulvarlara bakıyorum bir allahın kulu yok. herifler bastı gitti sikiyim ya diye düşünerek -ama yine aile nedeniyle kendimi iyicene kasarak- öküz gibi yüzüyorum. son metreler geliyo,nefes nefeseyim,elimi güç bela değiyorum duvara."ohh" diyorum,"bitti sonunda"
o esnada bir tuhaflık olduğunu seziyorum hafiften,salonda bir gülüşme,havuzda bitek ben...anlamaya çalışıyorum,o sırada yüzme hocam gelip elimden tutup çıkarıyo beni. "ne yordun olum kendini,erken çıkıştan faul verdiydi sana" diyo...
100 metreyi,hatalı bir şekilde tek başıma yüzüyorum, diskalifiye veriyolar. tribüne bakıyorum akrabalar gülmekte, sağlam bi küfür ediyorum düdük duymayan kulaklarıma. gözüme birden annanem ilişiyo, kadıncağız ağlamakta.yanlarına gidiyorum,sarılıyo bana. "afferim güzel torunuma" diyo,allah allah diyorum. bizden önce atlama yarışlarının olduğunu,birçok benim yaşlarımda çocuğun atlamayıp geri döndüğünü söylüyolar. annanem,yarışta da bitek benim cesaret edip atladığımı,yüzdüğümü ve birinci olduğumu düşünüyo.
ben de ona sarılıyorum, annemler hiçbişey söylemiyo. çıkıyoruz havuzdan. bi hafta kadar sonra bi de kupa yaptırıyorum kendime modern çarşı'dan. güzelce koyuyoruz annanemin vitrinine.
hala anlatır,bizim torunda yüzme şampiyonu izmir bornova'da diye kupayı misafirlerine gösterip gösterip...
yere 45 derece eğimle pinpon topu atıldığında topun geri dönerken bir yavrucağın eteğini de beraberinde getirdiğini farkedip eve bol miktarda pinpon topu getirmem annem tarafından "bey,bey bu çocuğun sporcu olası var" biçiminde yorumlanmış ve maalesef okulun pinpon kursuna yazdırılmıştım. bu durumdan nasıl kurtulmam gerektiğini kara kara düşünürken gerek pahalı olması ve gerekse pinpona göre daha tehlikeli olması nedeniyle nasılsa yollamazlar diye düşünüp "ben yüzme kursuna gitmek istiyorum" nidalarıyla evi birbirine katmış idim. maalesef bu durumu biraz haykırış biçiminde dışa vurmuş olacağım ki ertesi hafta gerçekten de kendimi klor kokulu bir havuzun kenarında buldum.
hayatımda ilk defa bone takmışım,kafamdaki baskı bir yana şakaklardan gözlerim çekiliyo adeta.çinli gibi hissediyorum kendimi,suya girince pipi de büzüşüyo ki hakikaten inanmaya başlıyorum çin asıllı olduğuma. neyse, bir iki yüzüyorum,hoca öğretiyo falan bişeyler idare ediyoruz. ilk haftalardan sonra aile de gelmemeye başlıyo izlemeye,iyice rahatlıyorum. birkaçda dost edinip başlıyorum kursa gitmemeye,ver elini atari salonları ver elini sinema.
gün geliyo,kurs bitiminde yarışların olacağı ve benim de 100 metre serbest yüzeceğim eve bildiriliyo. değil 100 metre yüzmek,100 metreyi havuzun kenarında yürüyebilecek kapasitede değilim.yarış günü geliyo,akrabalara haber salınıyo ve babanın ayarladığı bir minibüsle (evet,evet minibüsle geldiler) yaklaşık 15 kişilik bir akraba grubu tribünlerdeki yerini alıyo.yarış sıram gelip havuzun kenarına yaklaşıyorum,korku falan bi kenara da rezil olma içgüdüsü çok pis koyuyo, "kesin" diyorum,sonuncu olucam. bekliyorum makus kaderimi. o sırada işaret veriliyo,balıklama atlamayı da tam bilmediğimden -ama serde erkeklik var dediğimden- çivileme değil de eçiş-büçüşleme tabir edebileceğimiz bol göbek yakan bir dalışla suya giriyorum.kafayı çıkarmadan allah ne verdiyse yüzüyorum. nefes alışlarda yan kulvarlara bakıyorum bir allahın kulu yok. herifler bastı gitti sikiyim ya diye düşünerek -ama yine aile nedeniyle kendimi iyicene kasarak- öküz gibi yüzüyorum. son metreler geliyo,nefes nefeseyim,elimi güç bela değiyorum duvara."ohh" diyorum,"bitti sonunda"
o esnada bir tuhaflık olduğunu seziyorum hafiften,salonda bir gülüşme,havuzda bitek ben...anlamaya çalışıyorum,o sırada yüzme hocam gelip elimden tutup çıkarıyo beni. "ne yordun olum kendini,erken çıkıştan faul verdiydi sana" diyo...
100 metreyi,hatalı bir şekilde tek başıma yüzüyorum, diskalifiye veriyolar. tribüne bakıyorum akrabalar gülmekte, sağlam bi küfür ediyorum düdük duymayan kulaklarıma. gözüme birden annanem ilişiyo, kadıncağız ağlamakta.yanlarına gidiyorum,sarılıyo bana. "afferim güzel torunuma" diyo,allah allah diyorum. bizden önce atlama yarışlarının olduğunu,birçok benim yaşlarımda çocuğun atlamayıp geri döndüğünü söylüyolar. annanem,yarışta da bitek benim cesaret edip atladığımı,yüzdüğümü ve birinci olduğumu düşünüyo.
ben de ona sarılıyorum, annemler hiçbişey söylemiyo. çıkıyoruz havuzdan. bi hafta kadar sonra bi de kupa yaptırıyorum kendime modern çarşı'dan. güzelce koyuyoruz annanemin vitrinine.
hala anlatır,bizim torunda yüzme şampiyonu izmir bornova'da diye kupayı misafirlerine gösterip gösterip...
Gündemdeki Haberler