bugün
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz6
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza9
- hintli kadınların aslında güzel olması7
- sözlüğe küsmek9
- yeni partili sözlük yazarları26
- kadının kocasına ismiyle hitap etmesi edepsizliktr6
- islam barış dinidir40
- askerliğin insana kazandırdıkları4
- hard seven hatun6
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- ne kadar yaşlısın22
- askerde telefon yakalatmak2
- yazarların şu an okudukları kitap3
- sarapci koala53
- bedelli yapmamayı tercih eden erkek2
- dünyada obsidyen kaldı mı5
- sözlükteki iki yüzlülük4
- boşanma davaları3
- gilded'ın yürekleri ağza getirmesi4
- çanta3
- rus kızı vs kürt kızı2
- akp mhp dem ittifakı8
- aşkım sakso ne demek diye soran kız2
- velvet45
- 2015 de sözlükte olan yazarlar2
- sözlükte sapık var mı6
- karısına köle olmak isteyen erkek2
- sözlüğe yön veren bayan sayısındaki azalma5
- yalatif diabate2
- annesiyle yaşayan 40 yaşındaki erkek8
- dondurma5
- dilara2
- instagramı silmek4
- suriye'ye sahip olmanın türkiye'ye faydası yoktur7
- netanyahu gelirse tutuklarız5
- kocası yan odadayken başkasyla seksting yapn kadın2
- ankete gelin beyler31
- kademeli emeklilik2
- deutschlandtürke2
- çalışmayan erkekle evlenilir mi10
- stanley kubrick filmi izleyen kız5
- sözlüğe konsantre olamamak3
- köpek günü2
- bay bay5
- neden istifa yerine herkes affını istiyor6
- sözlülte yeni dostluklar kurmak7
- claudian clouds6
- israilin kktcdeki birliklerimize saldırması5
- bebek katili3
- rte sevdalisi6
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini.
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi.
anna hebert
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini.
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi.
anna hebert
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar