bugün
- ısparta da gece hayatı9
- sözlük erkeklerinin bicepsleri80
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız7
- duanın bir şeye yaramaması28
- akplisin yani27
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey5
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak6
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- bicepsiz fakir erkek3
- canım ıspartam5
- isparta'yı bir cümle ile anlatmak2
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- dölüm geldi diyen erkek4
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- fon vurgunu52
- insanın biraz da kendisi için üzülmesi2
- her gün 14 yumurta yiyen sözlük insanı3
- hiç uçağa binmemek3
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar3
- biberiye turşusu5
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı24
- aykirikadin13
- fatma betül sayan kaya22
- her şeye neden diye sormak4
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- kendine hayır demek2
- akın gürlek'in fon krizi bilançosu2
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti4
- ne yapıyorsun8
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- akp li akp li bakan tip8
- neden 50 tane arap devleti var12
- erzurum vs sivas3
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de5
- masklavi bakaya asker firarisi filmi2
- ay bayılazaam3
- çirkin ama fakir erkek7
- 90lar2
- akşamki tantana15
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- terlikle döven anne13
27 Aralık 2012 tarihinde aşağıdaki açıklamayı yapmış üniversite. Böyle bir açıklamayı yapabilmiş tek özel üniversitedir ki takdire şayandır. Bu açıklamanın altında 45 ten fazla Bilgi Üniversitesi akademisyeninin de imzası bulunmaktadır.
" Geçtiğimiz günlerde, ODTÜ'de, siyasal iktidara muhalif bir grup öğrenci, Başbakan'ın da katıldığı bir etkinlik sırasında, anayasa ve Türkiye'nin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ile güvence altındaki "düşünce ve ifade özgürlüklerini" kullanarak, barışçı bir protesto gösterisi düzenledi. Polisin, henüz hiçbir şiddet eylemi söz konusu değilken, bu protestonun devamını engellemek ve göstericileri dağıtmak amacıyla yoğun şiddet kullanması sonucu oldukça tatsız ve üzücü olaylar meydana geldi ve onlarca öğrenci gözaltına alındı. ODTÜ yönetimi, öğrencilerinin "düşünce ve ifade özgürlüğüne" sahip çıkan ve polisin orantısız güç kullanımını eleştiren bir açıklama yaptı.
Bu gelişmeler üzerine, Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ODTÜ Yönetimi'ni, ODTÜ'lü öğretim üyelerini ve protestocu öğrencileri kamuoyu önünde eleştirdi. Ardından, birçok üniversitenin rektörü, protestocu öğrencileri ve onlara sahip çıkan ODTÜ yönetimini kınayan bir açıklama yayınladı. YÖK de ODTÜ yönetimi için soruşturma başlattı. Bütün bu tepkilerin sanki bir ayaklanma bastırılıyormuş gibi kamuoyuna yansıtılması, ülkemizde toplumsal barışın daha da zarar göreceği konusunda endişelerimizi arttırmaktadır.
Biz aşağıda imzası olan istanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyeleri ve elemanları, bu gelişmeler karşısındaki ortak kanaatimizin kamuoyu tarafından bilinmesinde fayda görüyoruz:
1. Muhalefete tahammülün olmadığı bir yerde düşünce ve ifade özgürlüğünden, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkılmayan bir yerde ise üniversitenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Zira "düşünce ve ifade özgürlüğü" yaratıcı ve yenilikçi bir düşünce ve bilgi üretimi sürecinin, olmazsa olmaz ön koşuludur.
2. Bu nedenle, yukarıda özetlenen olaylar silsilesinde, ODTÜ yönetiminin, öğrencilerinin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkarak, Türkiye'deki her üniversiteye örnek olması gereken bir tavır sergilediğini düşünüyor ve bu tavrı destekliyoruz.
3. Aynı nedenle ODTÜ yönetiminin tavrını eleştiren üniversite rektörlerinin ve ODTÜ yönetimine soruşturma açan YÖK yönetiminin önemli bir muhakeme hatası yaptığını düşünüyor ve bu hatanın ülkemizdeki akademik yaşamın kalitesi ve üniversitelere duyulan güven üzerinde tamiri güç bir tahribat yaratabileceğinden endişe ediyoruz. Dolayısıyla bu hatanın altında imzası olan meslektaşlarımızı ve hocalarımızı çok geç olmadan bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz.
4. Demokratik bir ülkede, hiç kimse, Başbakan ve Hükümet dâhil hiç kimseyi beğenmek ve takdir etmek zorunda değildir. Kimilerine ne denli saçma, saygısızca ya da nankörce gelirse gelsin, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında, herkes, şiddete başvurmaksızın, Başbakan ve Hükümet dâhil herkesi eleştirebilir ve protesto edebilir. Türkiyedeki hâkim geleneğe göre ise barışçı protesto gösterilerinin çoğu bile polis şiddeti marifetiyle bastırılmakta ve bu durum yeni şiddet döngüleri yaratmaktadır. Sessiz ve itaatkâr bir toplum ve gençlik hayali kuranlara, bu toplumun en hayati yaratıcı damarlarını kurutmakta oldukları ısrarla söylenmeli ve bu duruma ödünsüz biçimde karşı durulmalıdır.
5. Demokratik bir ülkede, siyasi iktidarın üniversiteleri azarlaması, onları hizaya sokmaya çalışması da, üniversitelerin ve akademisyenlerin siyasi iktidara uyum sağlama yarışına girmeleri de düşünülemez. Demokratik bir ülkenin siyasi iktidarı yeterince olgun ve akıllı ise, üniversitelerden, eleştiriden ve protestolardan sadece öğrenmeye çalışır. Evrensel akademik standartların farkında olan bir üniversite ise, majestelerinin üniversitesi olmayı en büyük aşağılanma sayar.
Eğitime gönül vermiş ve bu uğurda emek harcayan insanlar olarak, derin endişelerimizi belirterek, özgür ve eleştirel düşüncenin toplumların gelişimine temel olduğunu vurgulamak isteriz.
Sabırla ve ısrarla, demokrasi ve akademik özgürlük talep etmeye devam edeceğiz. "
" Geçtiğimiz günlerde, ODTÜ'de, siyasal iktidara muhalif bir grup öğrenci, Başbakan'ın da katıldığı bir etkinlik sırasında, anayasa ve Türkiye'nin de tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ile güvence altındaki "düşünce ve ifade özgürlüklerini" kullanarak, barışçı bir protesto gösterisi düzenledi. Polisin, henüz hiçbir şiddet eylemi söz konusu değilken, bu protestonun devamını engellemek ve göstericileri dağıtmak amacıyla yoğun şiddet kullanması sonucu oldukça tatsız ve üzücü olaylar meydana geldi ve onlarca öğrenci gözaltına alındı. ODTÜ yönetimi, öğrencilerinin "düşünce ve ifade özgürlüğüne" sahip çıkan ve polisin orantısız güç kullanımını eleştiren bir açıklama yaptı.
Bu gelişmeler üzerine, Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan ODTÜ Yönetimi'ni, ODTÜ'lü öğretim üyelerini ve protestocu öğrencileri kamuoyu önünde eleştirdi. Ardından, birçok üniversitenin rektörü, protestocu öğrencileri ve onlara sahip çıkan ODTÜ yönetimini kınayan bir açıklama yayınladı. YÖK de ODTÜ yönetimi için soruşturma başlattı. Bütün bu tepkilerin sanki bir ayaklanma bastırılıyormuş gibi kamuoyuna yansıtılması, ülkemizde toplumsal barışın daha da zarar göreceği konusunda endişelerimizi arttırmaktadır.
Biz aşağıda imzası olan istanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyeleri ve elemanları, bu gelişmeler karşısındaki ortak kanaatimizin kamuoyu tarafından bilinmesinde fayda görüyoruz:
1. Muhalefete tahammülün olmadığı bir yerde düşünce ve ifade özgürlüğünden, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkılmayan bir yerde ise üniversitenin varlığından söz etmek mümkün değildir. Zira "düşünce ve ifade özgürlüğü" yaratıcı ve yenilikçi bir düşünce ve bilgi üretimi sürecinin, olmazsa olmaz ön koşuludur.
2. Bu nedenle, yukarıda özetlenen olaylar silsilesinde, ODTÜ yönetiminin, öğrencilerinin düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip çıkarak, Türkiye'deki her üniversiteye örnek olması gereken bir tavır sergilediğini düşünüyor ve bu tavrı destekliyoruz.
3. Aynı nedenle ODTÜ yönetiminin tavrını eleştiren üniversite rektörlerinin ve ODTÜ yönetimine soruşturma açan YÖK yönetiminin önemli bir muhakeme hatası yaptığını düşünüyor ve bu hatanın ülkemizdeki akademik yaşamın kalitesi ve üniversitelere duyulan güven üzerinde tamiri güç bir tahribat yaratabileceğinden endişe ediyoruz. Dolayısıyla bu hatanın altında imzası olan meslektaşlarımızı ve hocalarımızı çok geç olmadan bu hatadan geri dönmeye davet ediyoruz.
4. Demokratik bir ülkede, hiç kimse, Başbakan ve Hükümet dâhil hiç kimseyi beğenmek ve takdir etmek zorunda değildir. Kimilerine ne denli saçma, saygısızca ya da nankörce gelirse gelsin, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında, herkes, şiddete başvurmaksızın, Başbakan ve Hükümet dâhil herkesi eleştirebilir ve protesto edebilir. Türkiyedeki hâkim geleneğe göre ise barışçı protesto gösterilerinin çoğu bile polis şiddeti marifetiyle bastırılmakta ve bu durum yeni şiddet döngüleri yaratmaktadır. Sessiz ve itaatkâr bir toplum ve gençlik hayali kuranlara, bu toplumun en hayati yaratıcı damarlarını kurutmakta oldukları ısrarla söylenmeli ve bu duruma ödünsüz biçimde karşı durulmalıdır.
5. Demokratik bir ülkede, siyasi iktidarın üniversiteleri azarlaması, onları hizaya sokmaya çalışması da, üniversitelerin ve akademisyenlerin siyasi iktidara uyum sağlama yarışına girmeleri de düşünülemez. Demokratik bir ülkenin siyasi iktidarı yeterince olgun ve akıllı ise, üniversitelerden, eleştiriden ve protestolardan sadece öğrenmeye çalışır. Evrensel akademik standartların farkında olan bir üniversite ise, majestelerinin üniversitesi olmayı en büyük aşağılanma sayar.
Eğitime gönül vermiş ve bu uğurda emek harcayan insanlar olarak, derin endişelerimizi belirterek, özgür ve eleştirel düşüncenin toplumların gelişimine temel olduğunu vurgulamak isteriz.
Sabırla ve ısrarla, demokrasi ve akademik özgürlük talep etmeye devam edeceğiz. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar