bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri48
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- uludağ itiraf19
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister5
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- en iyi vampir filmi4
- anın görüntüsü25
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- islamda namaz yoktur30
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kadınlar7
- true'nun engelli olması6
- sevdiğiniz yazarlar8
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- okan buruk9
- fusya semsiyeli yabanci22
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sarapci koala hatayi33
- en iyi kurt adam filmi3
- ölümden korkuyor musunuz17
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- kültür2
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- kuran2
- intothenirvana2
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- yesene beni diyen kız9
- true ile tatlı sert3
- gecenin şarkısı10
- sözlüğün ölü gibi olması5
Türkiye, istanbul'dan aldığı kara bir haberle yıkıldı. Aslında insanlar aldıkları bu habere pek de yabancı değillerdi. Bir can daha yaşamına son vermişti adına intihar koydukları ürkütücü bir tercihle. Onu diğer intiharlardan farklı kılışı seçilen yerin bir hastane oluşu ve intihar edenin mesleğiydi. Saygın bir meslekken yanlış politikalar sonucunda yerini adım adım kaptıran doktorluk mesleği, bir neferini daha kaybetmişti. Geriye gözleri yaşlı ve bir o kadar da acılı bir anne, ne olduğunu anlamakta güçlük çeken ve şoka girmiş iş arkadaşları kaldı.
"Beni acımla bırak" feryadı, tam da bu noktada kendini buldu. Acılarla yanan en sevilenler, güçler savaşına girişmiş birkaç grubun protestoları ile silkeledi kendini. Olayın şokunu atlatamamışken, şaşkınlığını yaşıyorlardı şimdi de. Ellerine aldıkları siyah beyaz pankartlarla ölümün "kendince" sebeplerini eleştiren güruhlar, ne aileyi, ne de dostları acılarıyla bırakmıştı. Onlar için bir tek ülkü vardı, o da; her şartta ve zamanda muhalefet olmak! Acılardan prim çıkarmakta, ölümler üzerine muhalefet kurmakta onların üzerine yoktu çünkü.
Doktor Melike Erdem henüz 30 yaşındaydı. Daha hayatının baharında, bir hastanenin 6. katından atlayarak ölümle yüzleşmeyi seçmişti kendine. Kim bilir, ne yükler binmişti omuzlarına? Ne yükler vardı da üzerinde, taşıyamayacağını sanmıştı atmadan önce kendini ıslak bir betona.
O giderken, tüm ölümlülere bazı mesajlar bırakmıştı aslında. Gidişler, ardında hüzünlü gözyaşları bırakıyor ve gözyaşları en çok da annelerin yüreğine dökülüyordu. Ölümler üzerinden nemalanılıyordu bir de Pervasız ve fütursuzca cenazeyi yok sayan insanlar, kandırılmışlık hakikatiyle kendini meydanlara vurabiliyordu.
Doktor Melike'nin ansızın gidişi, bıraktığı mesajlarla birlikte bazı gerçekleri de yeniden hatırlattı. Ölümüne sebep sanılan nedenler, ölmeye sebep değildi belki ama, bir doktorun arkasında bıraktığı çok acı tecrübe ve hatıralardı...
Bu yazıyı da okumanızı isterim... http://www.haberaktuel.co...-kalayci-yazisi-1947.html
"Beni acımla bırak" feryadı, tam da bu noktada kendini buldu. Acılarla yanan en sevilenler, güçler savaşına girişmiş birkaç grubun protestoları ile silkeledi kendini. Olayın şokunu atlatamamışken, şaşkınlığını yaşıyorlardı şimdi de. Ellerine aldıkları siyah beyaz pankartlarla ölümün "kendince" sebeplerini eleştiren güruhlar, ne aileyi, ne de dostları acılarıyla bırakmıştı. Onlar için bir tek ülkü vardı, o da; her şartta ve zamanda muhalefet olmak! Acılardan prim çıkarmakta, ölümler üzerine muhalefet kurmakta onların üzerine yoktu çünkü.
Doktor Melike Erdem henüz 30 yaşındaydı. Daha hayatının baharında, bir hastanenin 6. katından atlayarak ölümle yüzleşmeyi seçmişti kendine. Kim bilir, ne yükler binmişti omuzlarına? Ne yükler vardı da üzerinde, taşıyamayacağını sanmıştı atmadan önce kendini ıslak bir betona.
O giderken, tüm ölümlülere bazı mesajlar bırakmıştı aslında. Gidişler, ardında hüzünlü gözyaşları bırakıyor ve gözyaşları en çok da annelerin yüreğine dökülüyordu. Ölümler üzerinden nemalanılıyordu bir de Pervasız ve fütursuzca cenazeyi yok sayan insanlar, kandırılmışlık hakikatiyle kendini meydanlara vurabiliyordu.
Doktor Melike'nin ansızın gidişi, bıraktığı mesajlarla birlikte bazı gerçekleri de yeniden hatırlattı. Ölümüne sebep sanılan nedenler, ölmeye sebep değildi belki ama, bir doktorun arkasında bıraktığı çok acı tecrübe ve hatıralardı...
Bu yazıyı da okumanızı isterim... http://www.haberaktuel.co...-kalayci-yazisi-1947.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar