bugün
- naber lan hayatsızlar5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- iyi geceler arkadaşlar4
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- kabak tatlısını sevenler15
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- demir yüklenmesi2
- sigara içelim mi5
- otel odasında intihar etmek6
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- 48 saat uyumamak2
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- kızgın yağ yanığı4
- 8 kasım 2026 atletico madrid barcelona maçı2
- alt haşortmanı4
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- durkheimın intihar teorisi10
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- erecto min karaağaç al tahtalı kave2
- ismet ibni karaağa vel harem pipigittievi2
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- fingirdek sözlük erkeği6
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- ismet gürbüz2
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- taksim delisi cenk7
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar2
- anın görüntüsü25
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
Bir çok mağara resimleri, hedef oyunları oynayan insanları resmeder. Tarih öncesi yazıtlarda ise insanların birbirlerine top attıkları bazı oyunlardan söz edilir. Bazı kaynaklara göre ilk kez Meksika'da Toltec yerlileri tarafından oynandığı ileri sürülmektedir.
Zaman geçtikçe insanlar ve oynadıkları oyunlar daha gelişti ve karmaşıklaştı. Gerçek tenis bin yıl kadar önceye dayanır. 1874'te Binbaşı Walter Clapton Wingfield bu oyunda zengin olabilme fırsatları sezinledi ve "Sphairistike" ismiyle bu oyunun patentini aldı. Sphairistike Yunanca'da "top" anlamına gelmektedir ve tenis antik çağda Yunanistan, Roma, Mısır, Pers ve Arabistan'da popüler olan handball ile benzerlik göstermektedir. Tenis, ilk sıralarda, topu alıp koşmak şeklinde oynanan bir oyundu. Daha sonra ise 10. yüzyılda oyun Fransa'ya geldiğinde şu andaki gibi kortta oynanmaya başlandı. Fransızlar tenise "Tenez" adını vermişlerdi. "Tenez" Fransızca'da "al ve oyna" manasına gelmektedir. Sonraları Fransızlar tenise "jeu de paume" ya da bir başka deyişle "el sporu" demişlerdir. 13. yüzyılda Fransa'da kralın huzurunda oynanmaya başladı. Fransa'nın dışında ise tenis, kraliyet ailesine özgü bir oyun olarak biliniyordu.
Daha sonra ingiltere'ye ulaştı ve orada "caitchspeel" adını aldı . Windsor Şatosu'nun surları civarında ve birçok asil ingiliz ailelerinin konaklarının yakınlarında mutlaka bir tenis kortu bulunurdu. ingiltere'de bu gelenek ilk kez 8. Henry ile başlamıştı. Ancak oyun el ile oynanıyordu ve zamanla oyun taktikleri kuvvete dayandığında top eli incitmeye başladı. Oyuncular ellerini sarmaya başladılar, fakat bu da yeterince koruma sağlamayınca ingiltere'de şu andakine daha yakın bir şekilde tahtadan yapılmış raketler kullanılmaya başlandı. Bu raketler acıyı hafiflettikleri gibi, toptan ele aktarılan titreşimi de bozdular ve elediler. 1500lere gelindiğinde oyun daha da geliştirilmiş bir durumdaydı.
Bilinen ilk tenis kitabı, Trattato del Givoco della Palla di Messer (Top Oyunun Prensipleri Üzerine), Antonio Scaino da Salo tarafından 1555 yılında Venedik'te yazıldı. Aynı kişi 1542 yılında, 1970lerde görülen raketlere benzer ilk telli raketi yapmıştı. Tenis 18.yüzyılda bazı değişikliklere uğradı. ilk dönemde 1 günün 24 saat olmasından esinlenerek 24 oyundan oluşan tenis maçları, önce 12, sonraları 6 oyunlu 3 dizi üzerinden oynandı. Sayılar ise günün 24 saatinden bir saati dörde bölerek 15,30,40,60 çerçevesine oturtuldu. Ama 40'tan sonra oyun demek adet oldu. Sayı sistemindeki değişiklikler 19.yüzyılda tamamlandı.
1858 yılında Birmingham'da (ingiltere) iki kişi ilk tenis kortunu kurdu. Bu tenis kortu 2.13 metrelik bir korttu ve ortadan ikiye ayrılmıştı . Böylece tenis şu andaki çehresine yavaş yavaş kavuşmaya başlamıştı. 1872'de Binbaşı Harry Gem ve Augurio Pereira'nın Leamington Spa bölgesinde kurduğu kulüp ise tarihin ilk tenis kulübü olarak bilinir.
Tenis 1874'te Amerika'ya ulaştı. 1870lerin sonunda tenis Avusturalya'ya kadar ulaşmıştı. 1896'da ise tenis olimpiyat oyunlarının orijinal oyunlarından biri haline gelmişti.Binbaşı Wingfield'in promosyon aktivitelerinden sonra çim tenisi çiçek açmaya başladı. Fakat oyun kuralları ve sahası için belirli bir standart yoktu. ilk tenis turnuvası 1877 yılında Wimbledon'da düzenlendi. Turnuva komitesi kuralların ihtiyacı karşılamadığına karar verdi ve dönemin kriket kulübünün üç üyesine (Messrs Julian Marshall,Henry Jones,C.G.Hethcote) kuralları belirleme ve düzenleme görevi verdi. Bu kişiler görevlerini o kadar iyi yaptılar ki, koydukları kurallar hala temel olarak kullanımdadır.
1883'te tenis kortunun boyutlarına standart ölçüler getirildi. ilk uluslararası maç, 1883 Temmuzunda Amerikalı Clark kardeşler ile ingiliz ikizler Renshawlar arasında oldu. Bayanlar arasında ilk yarışma 1884'te yapıldı. Kadın ve erkeğin aynı anda oynayabildiği nadir oyunlardan olduğu için Çim Tenisi kısa sürede popüler oldu. Sadece çim üzerinde değil her türlü yüzeyde ve kapalı alanlarda da oynandı. Bu yüzden 1970lere kadar oynandığı yüzey ne olursa olsun bu oyunun ismi Çim Tenisi olarak kaldı. 1970lerde ülkeler çim kelimesini atarak kısaca tenis demeye başlasalar bile Uluslararası Tenis Federasyonu oyunun ismini 1977 yılına kadar değiştirmedi. ingiltere Tenis Federasyonu kendine hala Çim Tenis Birliği demektedir.
(kaynak http://www.pamukkaletenis.com)
Zaman geçtikçe insanlar ve oynadıkları oyunlar daha gelişti ve karmaşıklaştı. Gerçek tenis bin yıl kadar önceye dayanır. 1874'te Binbaşı Walter Clapton Wingfield bu oyunda zengin olabilme fırsatları sezinledi ve "Sphairistike" ismiyle bu oyunun patentini aldı. Sphairistike Yunanca'da "top" anlamına gelmektedir ve tenis antik çağda Yunanistan, Roma, Mısır, Pers ve Arabistan'da popüler olan handball ile benzerlik göstermektedir. Tenis, ilk sıralarda, topu alıp koşmak şeklinde oynanan bir oyundu. Daha sonra ise 10. yüzyılda oyun Fransa'ya geldiğinde şu andaki gibi kortta oynanmaya başlandı. Fransızlar tenise "Tenez" adını vermişlerdi. "Tenez" Fransızca'da "al ve oyna" manasına gelmektedir. Sonraları Fransızlar tenise "jeu de paume" ya da bir başka deyişle "el sporu" demişlerdir. 13. yüzyılda Fransa'da kralın huzurunda oynanmaya başladı. Fransa'nın dışında ise tenis, kraliyet ailesine özgü bir oyun olarak biliniyordu.
Daha sonra ingiltere'ye ulaştı ve orada "caitchspeel" adını aldı . Windsor Şatosu'nun surları civarında ve birçok asil ingiliz ailelerinin konaklarının yakınlarında mutlaka bir tenis kortu bulunurdu. ingiltere'de bu gelenek ilk kez 8. Henry ile başlamıştı. Ancak oyun el ile oynanıyordu ve zamanla oyun taktikleri kuvvete dayandığında top eli incitmeye başladı. Oyuncular ellerini sarmaya başladılar, fakat bu da yeterince koruma sağlamayınca ingiltere'de şu andakine daha yakın bir şekilde tahtadan yapılmış raketler kullanılmaya başlandı. Bu raketler acıyı hafiflettikleri gibi, toptan ele aktarılan titreşimi de bozdular ve elediler. 1500lere gelindiğinde oyun daha da geliştirilmiş bir durumdaydı.
Bilinen ilk tenis kitabı, Trattato del Givoco della Palla di Messer (Top Oyunun Prensipleri Üzerine), Antonio Scaino da Salo tarafından 1555 yılında Venedik'te yazıldı. Aynı kişi 1542 yılında, 1970lerde görülen raketlere benzer ilk telli raketi yapmıştı. Tenis 18.yüzyılda bazı değişikliklere uğradı. ilk dönemde 1 günün 24 saat olmasından esinlenerek 24 oyundan oluşan tenis maçları, önce 12, sonraları 6 oyunlu 3 dizi üzerinden oynandı. Sayılar ise günün 24 saatinden bir saati dörde bölerek 15,30,40,60 çerçevesine oturtuldu. Ama 40'tan sonra oyun demek adet oldu. Sayı sistemindeki değişiklikler 19.yüzyılda tamamlandı.
1858 yılında Birmingham'da (ingiltere) iki kişi ilk tenis kortunu kurdu. Bu tenis kortu 2.13 metrelik bir korttu ve ortadan ikiye ayrılmıştı . Böylece tenis şu andaki çehresine yavaş yavaş kavuşmaya başlamıştı. 1872'de Binbaşı Harry Gem ve Augurio Pereira'nın Leamington Spa bölgesinde kurduğu kulüp ise tarihin ilk tenis kulübü olarak bilinir.
Tenis 1874'te Amerika'ya ulaştı. 1870lerin sonunda tenis Avusturalya'ya kadar ulaşmıştı. 1896'da ise tenis olimpiyat oyunlarının orijinal oyunlarından biri haline gelmişti.Binbaşı Wingfield'in promosyon aktivitelerinden sonra çim tenisi çiçek açmaya başladı. Fakat oyun kuralları ve sahası için belirli bir standart yoktu. ilk tenis turnuvası 1877 yılında Wimbledon'da düzenlendi. Turnuva komitesi kuralların ihtiyacı karşılamadığına karar verdi ve dönemin kriket kulübünün üç üyesine (Messrs Julian Marshall,Henry Jones,C.G.Hethcote) kuralları belirleme ve düzenleme görevi verdi. Bu kişiler görevlerini o kadar iyi yaptılar ki, koydukları kurallar hala temel olarak kullanımdadır.
1883'te tenis kortunun boyutlarına standart ölçüler getirildi. ilk uluslararası maç, 1883 Temmuzunda Amerikalı Clark kardeşler ile ingiliz ikizler Renshawlar arasında oldu. Bayanlar arasında ilk yarışma 1884'te yapıldı. Kadın ve erkeğin aynı anda oynayabildiği nadir oyunlardan olduğu için Çim Tenisi kısa sürede popüler oldu. Sadece çim üzerinde değil her türlü yüzeyde ve kapalı alanlarda da oynandı. Bu yüzden 1970lere kadar oynandığı yüzey ne olursa olsun bu oyunun ismi Çim Tenisi olarak kaldı. 1970lerde ülkeler çim kelimesini atarak kısaca tenis demeye başlasalar bile Uluslararası Tenis Federasyonu oyunun ismini 1977 yılına kadar değiştirmedi. ingiltere Tenis Federasyonu kendine hala Çim Tenis Birliği demektedir.
(kaynak http://www.pamukkaletenis.com)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com