bugün
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- ordunun derelerinin yukarı akmaması5
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni7
- denize bakan ev2
- biriyle flörtleşmeye üşenmek3
- iremga32
- ultraslanın faaliyetlerini durdurması2
- yunusların sapık olması3
- 40 yaşına gelmiş çocuksuz insan4
- azrail gelse ona ne derdiniz14
- yemek yapmayı bilmeyen kadın10
- iyi parti vs zafer partisi2
- günaydın çocuklar2
- anın görüntüsü28
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- modern çağın mutsuzluk nedenleri3
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi2
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- afrika sömürülmese gelişmiş olur muydu5
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması27
- akp4
- haftanın gammazları listesi25
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- tem şubenin sözlükte kavga etmesi8
- süleymancılar10
- gammaz arkadaşlar acil baksın8
- uludağdaki gambaz zulmüne uğrayan yazarlar9
- parcalandim toparlanamiyorum3
- nick vermeden bir yazara seslen11
- narsist birine aşık olmak5
- sözlük erkeklerinin memeleri8
- ilk göktürk2
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- bir şey söyle2
- sibel can'ın uludağ sözlük nicki6
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- velvet8
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- en sevdiğiniz hayvan4
- şükredilecek şeyler9
- dayanamayıp kitap almak7
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- kocu7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği6
- anne ile seks yapmak5
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- hindistan'a atom bombası atmak7
- sözlükte çok az hamferdi olması5
1980 darbesinden sonra kenan evren'in talimatıyla yıllarca emek verdikleri üniversitelerden uzaklaştırılan her kademedeki öğretim üyeleriyle kıyıma uğrayan üniversitelere indirilen en büyük darbe; 1981 yılında özerklikten uzak, merkeziyetçi bugün de yürürlükte olan 2547 sayılı YÖK yasası ile kurulan; yükseköğretimi katletme kuruludur. bugünün sözde darbe karşıtı, özgürlük savunucuları elinde yandaş örgütleme kurulu'na çevrilmiş olması da çok manidardır. yök hem üniversite öğrencilerini hem de üniversite öğretim üyelerini tırpanlayarak; bilimsel ve özgür düşünceye en büyük zararı vermeye devam etmektedir. akademik özgürlüğün olmadığı bir ortamda bilimsel kalite aramak abesle iştigaldir.
tek parti döneminde 4 yıl hazırlık sonucunda, Hasan ali Yücel'in milli eğitim bakanlığı sırasında 1946 yılında çıkarılan 4936 sayılı Üniversiteler Yasası'yla ülkemizde ilk kez gerçek anlamda üniversiteler özerkliğe geçmiştir.
Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel bu yasayla ilgili bugün de önem taşıyan sözleri:
--spoiler--
Bu kanun tasarısı Türk bilim hayatında, Türk üniversitelerinde yeni bir gelişmenin, ilerlemenin müjdecisi olacaktır.
Bu kanun bir ana prensip, bir de köklü usul, metodu kapsıyor. Bütün maddeleri bu iki nokta çevresinde toplanmış sayılabilir.
Ana prensip üniversitelerin özerk olmasıdır. Bu özerklik, yönetimde, öğretimde, ve mali alanlardadır. Üniversitelerin özerkliği bir oluşun, erginliğin ifadesi olduğu zaman değerlidir.
Biz, üniversiteyi oluşturan fakülteleri kendi örgütleri içerisinde bağımsız ve ondan oluşan üniversiteleri aynı suretle muhtar, özerk birer kurum halinde bu kanunla yeniden düzenliyoruz.
Akademik meselelerde, bilim işlerinde bir ihtilaf olursa onun en yüksek mercii olan Üniversitelerarası Kurul'a, her üniversiteden yetkili insanların toplandığı yere işi götürüyoruz. Onlar ne derlerse o yapılacaktır, diyoruz.
--spoiler--
--spoiler--
Bu yasa hükümlerine göre üniversitelerimizi oluşturan fakülteler de bilim ve yönetim özerkliğine ve tüzel kişiliğine sahiptir. (...) Bugün bu kurumlarımıza verilen özerklik, devrim yılları içinde sağlanan ilerlemenin doğal sonucu olmuştur. Toplumla ilişki noktaları çoğalan üniversitelerimiz bundan böyle dışardan gelecek dilek ve eleştirileri, göz önünde bulundurmakla birlikte, kendi içlerinde kendi kendilerini denetleyerek olgunlaşacaklar ve yeni Türk toplumunun yeni üniversiteleri olma özelliklerini güçlendireceklerdir.
--spoiler--
Hasan Âli Yücel görevden ayrıldıktan sonra ülkede ve dünyada estirilen ırkçı, baskıcı anlayıştan, cadı kazanından üniversiteler de payını almıştır. 27 Aralık 1947'de Ankara Üniversitesi Rektörü Şevket Aziz Kansu tartaklanmış, istifaya zorlanmıştır. 6 Temmuz 1948 tarihinde Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi'nde görevli üç öğretim üyesi (Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes, Behice Boran) ile yabancı birkaç profesörün kürsülerini kaldıran Üniversite Teşkilat Kanunu kabul edilmiştir. 27 Mayıs 1960 Devriminin* ardından 115 sayılı yasayla özerklik yeniden güçlendirilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı'nın üniversiteler üzerindeki etkisi temelli kaldırılmıştır.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra ise 1981'de bambaşka bir anlayışla, özerklikten uzak, merkeziyetçi bugün de yürürlükte olan 2547 sayılı YÖK yasası getirilmiştir.
bulutsuzluk özlemi'nin şarkısı da bir çok şeyi anlatmakta...(maussollos'a bu güzel hatırlatma için ayrıca teşekkürler)
https://www.youtube.com/watch?v=dz9frbHGg8Y *
tek parti döneminde 4 yıl hazırlık sonucunda, Hasan ali Yücel'in milli eğitim bakanlığı sırasında 1946 yılında çıkarılan 4936 sayılı Üniversiteler Yasası'yla ülkemizde ilk kez gerçek anlamda üniversiteler özerkliğe geçmiştir.
Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel bu yasayla ilgili bugün de önem taşıyan sözleri:
--spoiler--
Bu kanun tasarısı Türk bilim hayatında, Türk üniversitelerinde yeni bir gelişmenin, ilerlemenin müjdecisi olacaktır.
Bu kanun bir ana prensip, bir de köklü usul, metodu kapsıyor. Bütün maddeleri bu iki nokta çevresinde toplanmış sayılabilir.
Ana prensip üniversitelerin özerk olmasıdır. Bu özerklik, yönetimde, öğretimde, ve mali alanlardadır. Üniversitelerin özerkliği bir oluşun, erginliğin ifadesi olduğu zaman değerlidir.
Biz, üniversiteyi oluşturan fakülteleri kendi örgütleri içerisinde bağımsız ve ondan oluşan üniversiteleri aynı suretle muhtar, özerk birer kurum halinde bu kanunla yeniden düzenliyoruz.
Akademik meselelerde, bilim işlerinde bir ihtilaf olursa onun en yüksek mercii olan Üniversitelerarası Kurul'a, her üniversiteden yetkili insanların toplandığı yere işi götürüyoruz. Onlar ne derlerse o yapılacaktır, diyoruz.
--spoiler--
--spoiler--
Bu yasa hükümlerine göre üniversitelerimizi oluşturan fakülteler de bilim ve yönetim özerkliğine ve tüzel kişiliğine sahiptir. (...) Bugün bu kurumlarımıza verilen özerklik, devrim yılları içinde sağlanan ilerlemenin doğal sonucu olmuştur. Toplumla ilişki noktaları çoğalan üniversitelerimiz bundan böyle dışardan gelecek dilek ve eleştirileri, göz önünde bulundurmakla birlikte, kendi içlerinde kendi kendilerini denetleyerek olgunlaşacaklar ve yeni Türk toplumunun yeni üniversiteleri olma özelliklerini güçlendireceklerdir.
--spoiler--
Hasan Âli Yücel görevden ayrıldıktan sonra ülkede ve dünyada estirilen ırkçı, baskıcı anlayıştan, cadı kazanından üniversiteler de payını almıştır. 27 Aralık 1947'de Ankara Üniversitesi Rektörü Şevket Aziz Kansu tartaklanmış, istifaya zorlanmıştır. 6 Temmuz 1948 tarihinde Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi'nde görevli üç öğretim üyesi (Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes, Behice Boran) ile yabancı birkaç profesörün kürsülerini kaldıran Üniversite Teşkilat Kanunu kabul edilmiştir. 27 Mayıs 1960 Devriminin* ardından 115 sayılı yasayla özerklik yeniden güçlendirilmiş, Milli Eğitim Bakanlığı'nın üniversiteler üzerindeki etkisi temelli kaldırılmıştır.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra ise 1981'de bambaşka bir anlayışla, özerklikten uzak, merkeziyetçi bugün de yürürlükte olan 2547 sayılı YÖK yasası getirilmiştir.
bulutsuzluk özlemi'nin şarkısı da bir çok şeyi anlatmakta...(maussollos'a bu güzel hatırlatma için ayrıca teşekkürler)
https://www.youtube.com/watch?v=dz9frbHGg8Y *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar