bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri33
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yazarların akşam yemekleri5
- claudian clouds33
- true ile tatlı sert3
- cok da abartmaya gerek uok3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- başkalarının istediği gibi yaşamak3
- seni tanıyorum4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız6
- alışkanlığı karakter sanmak2
- allah11
- true'nun engelli olması6
- victor osimhen2
- okan buruk9
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- kendini yok etmek istemek2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- sarapci koala hatayi33
- amedspor maçından korkmak3
- sözlük kızlarının kekleri24
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- meriç dükalığı8
- remote çalışırken slack te flört etmek2
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- sevdiğiniz yazarlar8
- evliliğin bir tür mutualizm olduğu gerçeği2
- islam düşmanı olmak için israil'i desteklemek2
- islamda namaz yoktur30
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- fusya semsiyeli yabanci22
- uğurcan çakır3
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- insan kimse bakmıyorken yaptığı şeydir2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- var ekranı2
- gecenin şarkısı17
- kürdistan10
- moral olsun bik bik ime2
- okan çık hesap ver4
- galatasaray10
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- icat edilmesi beklenen şeyler2
emin çölaşan'ın 7.6.2007 tarihli köşe yazısı.
FETHULLAH Gülen'e yakınlığı ile bilinen Bugün Gazetesi'nde dün bir köşe yazısı. Başlığı şöyle:
"Erlerimiz savaşıyor, subaylarımız nerede?"
Başlığı okuyunca ne demek istediğini anlıyorsunuz. PKK mücadelesinde subaylarımız yok! Onlar sütre gerisine çekilip keyif yaparken erlerimizi araziye sürüyorlar. Erlerimiz şehit düşüyor, yaralanıyor, sakat kalıyor.
Yazıda özetle aynen şöyle deniliyor:
"Muharebe subay işidir. Ama (Güneydoğu'da) erler savaştırılıyor, yedeksubaylar savaştırılıyor.
PKK ile mücadelede subaylarımız nerede?
Ortada mücadele planı yok.
PKK ile mücadele er muharebesi değil, subay muhaberesidir. Bölgede kaç subay vardır? Subaylarımız nerede?"
Türkiye'de belli kesimlerde korkunç bir ordu düşmanlığı var. Özellikle şeriatçılarda ve kendilerini "aydın" olarak tanımlayan entel kesimde bu düşmanlık had safhada.
Dünyanın her yerindeki savaşlarda rütbeli kaybı daha az, er kaybı daha fazladır. Nerede, hangi savaşta olursa olsun bu gerçek değişmez.
PKK olayında da böyledir. Kaldı ki, o kesimlerin tamamı vatan evladıdır.
Olayı kirli siyasete, ordu düşmanlığına alet etmenin anlamı yoktur.
Subaylar nerede imiş!
Bu yazıyı yazan şahıs Güneydoğu'da binlerce subay ve astsubayımızın evlerinden ve ailelerinden uzakta, mütevazı lojmanlarda, kışlalarda, arazide çadırlarda, karakol binalarında yattığını herhalde bilmiyor. Ya da bildiği halde, sadece onları suçlamak için bu incileri döktürüyor.
PKK terörü 1984 yılında başladı. Şu anda 23. yılını yaşıyoruz.
Bu süreçte subay, astsubay, uzman çavuş ve er olarak toplam yedi bin dolaylarında şehit verdik.
Şehitler arasında bir general de var. Peki subay-astsubay olarak bugüne kadar kaç şehidimiz oldu?
Dün o korkunç yazıyı okuyunca merak ettim. Gazetedeki arkadaşlara da rica ettim, aradılar.
Ancak ne yazık ki Genelkurmay sitesi dahil hiçbir yerde bu rakamı bulamadık.
Tahminimi yazıyorum:
En az 500 subay ve astsubay şehit.
Şehitler listesi generalden başlıyor, albay, yarbay, binbaşı, yüzbaşı, üsteğmen, teğmen, asteğmen ve astsubaylarla devam ediyor.
Sadece şehitler değil, aynı kesimden bir de sakat kalanları düşünün. Birkaç gün önce gazetede ziyaretime Güneydoğu gazisi bir subay gelmişti. Babayiğit, dağ gibi bir yüzbaşı. Özel Kuvvetler'de görevli iken Kuzey Irak'ta mayına basmış.
Tek bacağı kasıktan kopmuştu.
Subay, astsubay, er... Böyle sakat kalmış binlerce insanımız da var.
"PKK ile mücadelede subaylarımız nerede" diye soran şahıs, keşke o yüzbaşıyı görseydi.
Ya da bir gün onu GATA2ya çağırsınlar, Rehabilitasyon Merkezi'nde erlerimizle birlikte geçmişte tedavi gören, şimdi de görmekte olan eli kolu, bacağı kopuk, gözleri görmeyen subay ve astsubaylarımızı bir gösterseler.
Bölgede kaç subay varmış, subaylarımız nerede imiş!
insan böyle bir konuda rütbeli-rütbesiz ayrımı yaparken utanır, biraz Allah'tan korkar!
Birkaç yıl önce, GATA'da tedavi gören (rütbesini unuttum, subay veya astsubaydı) bir askerimizi ekranda izlemiştim. iki kolu ve iki bacağı kopmuş, yüzü dağılmış, gözleri kör olmuştu. Kendisini orada ziyaret eden Genelkurmay Başkanı'na, "Bana gözlerimi verin komutanım" diye yalvarıyordu. izlerken ben de ağlamıştım. (Sonra onun da şehitlik mertebesine ulaştığını öğrendim.)
Kim ve hangi rütbede olursa olsun onlar şehitlerimizdir, sakat kalmış, hayatı kaymış gazilerimizdir. Sen Fethullah Gülen ekibinden o gazeteye geçmiş olabilirsin. Siyasal nedenlerle Türk Ordusu'na karşı da olabilirsin.
Ama kendi askerin, subayın için bunları yazmaya hakkın yoktur. Bu gibi yazılar ve söylemler sadece PKK'ya moral verir.
Bugün Gazetesi'nin sahibi olan ipek Ailesi'ni tanıyorum. Bu tür yazıları hoşgörüyle karşılayacak insanlar olmadıklarını da biliyorum. Söz konusu yazıyı okurken, yazan şahıs adına gerçekten utandım.
O yazıyı kaleme alan şahıs -eğer yüreği yetiyorsa- yarınki yazısında Başbakan ve ekibine sormalıdır:
"Dün, sizin kelle diye tanımladığınız yedi şehit cenazesi kaldırdık. Parti ve seçim işlerini bir günlüğüne bırakıp hangisine katıldınız?"
(bkz: http://www.hurriyet.com.t...lar/6662703.asp?yazarid=5)
FETHULLAH Gülen'e yakınlığı ile bilinen Bugün Gazetesi'nde dün bir köşe yazısı. Başlığı şöyle:
"Erlerimiz savaşıyor, subaylarımız nerede?"
Başlığı okuyunca ne demek istediğini anlıyorsunuz. PKK mücadelesinde subaylarımız yok! Onlar sütre gerisine çekilip keyif yaparken erlerimizi araziye sürüyorlar. Erlerimiz şehit düşüyor, yaralanıyor, sakat kalıyor.
Yazıda özetle aynen şöyle deniliyor:
"Muharebe subay işidir. Ama (Güneydoğu'da) erler savaştırılıyor, yedeksubaylar savaştırılıyor.
PKK ile mücadelede subaylarımız nerede?
Ortada mücadele planı yok.
PKK ile mücadele er muharebesi değil, subay muhaberesidir. Bölgede kaç subay vardır? Subaylarımız nerede?"
Türkiye'de belli kesimlerde korkunç bir ordu düşmanlığı var. Özellikle şeriatçılarda ve kendilerini "aydın" olarak tanımlayan entel kesimde bu düşmanlık had safhada.
Dünyanın her yerindeki savaşlarda rütbeli kaybı daha az, er kaybı daha fazladır. Nerede, hangi savaşta olursa olsun bu gerçek değişmez.
PKK olayında da böyledir. Kaldı ki, o kesimlerin tamamı vatan evladıdır.
Olayı kirli siyasete, ordu düşmanlığına alet etmenin anlamı yoktur.
Subaylar nerede imiş!
Bu yazıyı yazan şahıs Güneydoğu'da binlerce subay ve astsubayımızın evlerinden ve ailelerinden uzakta, mütevazı lojmanlarda, kışlalarda, arazide çadırlarda, karakol binalarında yattığını herhalde bilmiyor. Ya da bildiği halde, sadece onları suçlamak için bu incileri döktürüyor.
PKK terörü 1984 yılında başladı. Şu anda 23. yılını yaşıyoruz.
Bu süreçte subay, astsubay, uzman çavuş ve er olarak toplam yedi bin dolaylarında şehit verdik.
Şehitler arasında bir general de var. Peki subay-astsubay olarak bugüne kadar kaç şehidimiz oldu?
Dün o korkunç yazıyı okuyunca merak ettim. Gazetedeki arkadaşlara da rica ettim, aradılar.
Ancak ne yazık ki Genelkurmay sitesi dahil hiçbir yerde bu rakamı bulamadık.
Tahminimi yazıyorum:
En az 500 subay ve astsubay şehit.
Şehitler listesi generalden başlıyor, albay, yarbay, binbaşı, yüzbaşı, üsteğmen, teğmen, asteğmen ve astsubaylarla devam ediyor.
Sadece şehitler değil, aynı kesimden bir de sakat kalanları düşünün. Birkaç gün önce gazetede ziyaretime Güneydoğu gazisi bir subay gelmişti. Babayiğit, dağ gibi bir yüzbaşı. Özel Kuvvetler'de görevli iken Kuzey Irak'ta mayına basmış.
Tek bacağı kasıktan kopmuştu.
Subay, astsubay, er... Böyle sakat kalmış binlerce insanımız da var.
"PKK ile mücadelede subaylarımız nerede" diye soran şahıs, keşke o yüzbaşıyı görseydi.
Ya da bir gün onu GATA2ya çağırsınlar, Rehabilitasyon Merkezi'nde erlerimizle birlikte geçmişte tedavi gören, şimdi de görmekte olan eli kolu, bacağı kopuk, gözleri görmeyen subay ve astsubaylarımızı bir gösterseler.
Bölgede kaç subay varmış, subaylarımız nerede imiş!
insan böyle bir konuda rütbeli-rütbesiz ayrımı yaparken utanır, biraz Allah'tan korkar!
Birkaç yıl önce, GATA'da tedavi gören (rütbesini unuttum, subay veya astsubaydı) bir askerimizi ekranda izlemiştim. iki kolu ve iki bacağı kopmuş, yüzü dağılmış, gözleri kör olmuştu. Kendisini orada ziyaret eden Genelkurmay Başkanı'na, "Bana gözlerimi verin komutanım" diye yalvarıyordu. izlerken ben de ağlamıştım. (Sonra onun da şehitlik mertebesine ulaştığını öğrendim.)
Kim ve hangi rütbede olursa olsun onlar şehitlerimizdir, sakat kalmış, hayatı kaymış gazilerimizdir. Sen Fethullah Gülen ekibinden o gazeteye geçmiş olabilirsin. Siyasal nedenlerle Türk Ordusu'na karşı da olabilirsin.
Ama kendi askerin, subayın için bunları yazmaya hakkın yoktur. Bu gibi yazılar ve söylemler sadece PKK'ya moral verir.
Bugün Gazetesi'nin sahibi olan ipek Ailesi'ni tanıyorum. Bu tür yazıları hoşgörüyle karşılayacak insanlar olmadıklarını da biliyorum. Söz konusu yazıyı okurken, yazan şahıs adına gerçekten utandım.
O yazıyı kaleme alan şahıs -eğer yüreği yetiyorsa- yarınki yazısında Başbakan ve ekibine sormalıdır:
"Dün, sizin kelle diye tanımladığınız yedi şehit cenazesi kaldırdık. Parti ve seçim işlerini bir günlüğüne bırakıp hangisine katıldınız?"
(bkz: http://www.hurriyet.com.t...lar/6662703.asp?yazarid=5)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar