bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü38
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek9
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- koç burcu insanları9
- fiziği güzel sözlük kızları52
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor13
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- sabahın köründe işe giden ezik13
- yay burcu5
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- kalp krizi3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- tayyip istifa7
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı2
- kadın şoför5
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- kalenin ardı mersin beklerim yarim gelsin2
- birini unutmak7
- sümük fetişi6
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- lustral5
- ellerim bos gonlum hos8
- tel avive atom bombası atmak8
- kuran da namazın olmaması8
- apo'ya villa vermek vs karının aldatmasına susmak2
- en iyi antidepresan2
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu7
- ayrı mutfakların insanları9
- my name is buck3
- teknede yaşamak4
- güllü muhallebi2
- vakıflar'ın saraçhane'ye devir başvurusu3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti6
- muhallebici2
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş9
- koltuğuma kılıçdaroğlu oturdu napmalıyım5
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- yolda tanıdık görünce telefonla oynama numarası2
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak7
- sözlükteki aktroller8
- recep tayyip erdoğan31
insan ve mal taşıyan bir otobüs firması olarak zerre sorumluluk bilincine sahip olmayan kuruluş.
cümle aleme ibret olması açısından başımdan geçenleri anlatayım.
Seyahatim sırasında benden önce inen bir yolcu benim valizimi kendi valizi diye alıyor. Muavin de ayakta uyuyormuş ki hiçbir şeyin farkına varmıyor. Otobüsten indiğimde valizimi bulamıyorum. Kaptan olayla ilgileneceğini, valizi bulup yollayacağını söylüyor. Valizimi başkasının aldığı ortada, ama kim olduğunu bilmiyoruz. Oysa benden önce inen yolcuların listesinden bu kişinin adı adresi bulunabilir ve süreç hızlandırılabilir. Bunun yerine istanbul seyahat yetkilileri oldukları yerde oturup valizimi alan kişinin geri getirmesini bekliyorlar. Bunu üzerine bir sürü telefon görüşmesi yapıyorum.
Yazıhanelerden bir kaçını arıyorum. Verdikleri numaralardan kimi yanlış , kimi ise düşmüyor. istanbul merkez yazıhanesinde konuştuğum kadın suratıma kapatıyor, ikinci arayışımda ise hiç açmıyor. Rezalet. En sonunda müdürlerine ulaşıyoruz, veryansın ediyoruz. Adamlar ancak öyle harekete geçiyorlar çünkü. Sonunda akılları biraz çalışıyor da, benimki ile karışan valizi açıp, sahibinin numarasını buluyorlar. Adam aranıyor, valizim bulunuyor. Bundan sonrası daha büyük rezalet.
Valizim, o sırada bulunduğum şehirden yolu geçen bir otobüse veriliyor. Yolcu indirdikleri sırada valizimi de terminale bırakacaklar. iyi, güzel. Sorun çözülmüş gibi. Öğlen gidip valizimi alacağım ben de. Gitmeden önce teyid etmek amaçlı istanbul seyahat'i arıyorum. Adamın bana verdiği cevap şu :
"O otobüsün orada inecek yolcusu yokmuş, sizin valiz şu an seferin son durağına gidiyor. Ama gece aynı yoldan geri dönecek. Dönerken bırakır, siz de yarın sabah alırsınız."
Nasıl ya? Nasıl yani! Bu ne sorumsuzluk, ne yüzsüzlük! Hemen başka yetkilileri arayıp, şikayet ediyorum. Valizimin en yakın zamanda getirilmesini istiyorum. Adamlarda cevap çok, bu sefer de şöyle diyorlar:
"Ama hanımefendi, siz de çok geç haber vermişsiniz, o araç garaja girdi bile. Daha erken olsa hemen yollardık geri ama böyle çok zor. Beklemeniz lazım."
"Nasıl olur" diyorum. "Valizim, bana gelmesi gerekirken sizin üşengeçliğiniz ve unutkanlığınız yüzünden başka bir şehire yollandı. Bunu bana sizin haber vermeniz gerekirdi, yapmadınız. Yine ben arayıp öğrendim. Size sorumluluklarınızı hatırlatmak zorunda değilim ki. Bir de zeytinyağı gibi su yüzüne çıkıyorsunuz."
Adam sinirleniyor. Ben daha çok sinirleniyorum. ilgileneceğini söyleyip, telefonu çat diye kapatıyor. Bütün eşyalarım valizimin içinde. Üç gündür evden dışarı adımımı atamıyorum. Araç benden 3-4 saat uzaklıkta küçük bir ilçede bekliyor, şoför uyuyormuş. Ulaşamıyorlar. Neyse sonra birileri arıyor beni, "Şimdi n'apalım?" diyorlar. Koskoca istanbul Seyahat'e ben mi söyleyeceğim ne yapacağını? Yine de söylüyorum:
"Ufak bir araçla önce şehir merkezine yollayın valizi. Oradan saat başı zilyon tane araç kalkıyor. Bunların bir çoğu benim bulunudğum ilin terminalinden geçiyor. Verin birine getirsinler. Siz turizm firması değil misiniz? Emrinizde bir sürü araç, bir sürü adam var. Nasıl bunu yapamazsınız?" diyorum.
Otobüsün şoförü, lütfeder gibi:
"Anlıyorum. Bakın bütün gece yolculuk ettim, uykusuzum. Ama yine de ilgileneceğim. Valizinizi bir şekilde ulaştıracağım. " diyor.
Aman efendim zahmet etmeyin. Valizimi karıştırdınız, başkasına verdiniz. Sonra bulup bana yollayacakken, beceremediniz, bambaşka bir ile gönderdiniz. Ulan neredeyse giyilecek donum yok. Üç gündür mahvolmuş durumdayım. Hala bana uykusuzluktan, yorgunluktan bahsediyorsunuz.
Bundan sonra benim istanbul Seyahat ile en ufak bir münasebetim zaten olamaz. Hiçbir güç beni böyle sorumsuz ve yüzsüz insanların arabasına binmeye zorlayamaz. Bilginiz olsun diye yazıyorum. Bu adamlara güvenip can ve mal emanet etmeden önce bir kez daha düşünün. Fena halde yanılıyor olabilirsiniz.
cümle aleme ibret olması açısından başımdan geçenleri anlatayım.
Seyahatim sırasında benden önce inen bir yolcu benim valizimi kendi valizi diye alıyor. Muavin de ayakta uyuyormuş ki hiçbir şeyin farkına varmıyor. Otobüsten indiğimde valizimi bulamıyorum. Kaptan olayla ilgileneceğini, valizi bulup yollayacağını söylüyor. Valizimi başkasının aldığı ortada, ama kim olduğunu bilmiyoruz. Oysa benden önce inen yolcuların listesinden bu kişinin adı adresi bulunabilir ve süreç hızlandırılabilir. Bunun yerine istanbul seyahat yetkilileri oldukları yerde oturup valizimi alan kişinin geri getirmesini bekliyorlar. Bunu üzerine bir sürü telefon görüşmesi yapıyorum.
Yazıhanelerden bir kaçını arıyorum. Verdikleri numaralardan kimi yanlış , kimi ise düşmüyor. istanbul merkez yazıhanesinde konuştuğum kadın suratıma kapatıyor, ikinci arayışımda ise hiç açmıyor. Rezalet. En sonunda müdürlerine ulaşıyoruz, veryansın ediyoruz. Adamlar ancak öyle harekete geçiyorlar çünkü. Sonunda akılları biraz çalışıyor da, benimki ile karışan valizi açıp, sahibinin numarasını buluyorlar. Adam aranıyor, valizim bulunuyor. Bundan sonrası daha büyük rezalet.
Valizim, o sırada bulunduğum şehirden yolu geçen bir otobüse veriliyor. Yolcu indirdikleri sırada valizimi de terminale bırakacaklar. iyi, güzel. Sorun çözülmüş gibi. Öğlen gidip valizimi alacağım ben de. Gitmeden önce teyid etmek amaçlı istanbul seyahat'i arıyorum. Adamın bana verdiği cevap şu :
"O otobüsün orada inecek yolcusu yokmuş, sizin valiz şu an seferin son durağına gidiyor. Ama gece aynı yoldan geri dönecek. Dönerken bırakır, siz de yarın sabah alırsınız."
Nasıl ya? Nasıl yani! Bu ne sorumsuzluk, ne yüzsüzlük! Hemen başka yetkilileri arayıp, şikayet ediyorum. Valizimin en yakın zamanda getirilmesini istiyorum. Adamlarda cevap çok, bu sefer de şöyle diyorlar:
"Ama hanımefendi, siz de çok geç haber vermişsiniz, o araç garaja girdi bile. Daha erken olsa hemen yollardık geri ama böyle çok zor. Beklemeniz lazım."
"Nasıl olur" diyorum. "Valizim, bana gelmesi gerekirken sizin üşengeçliğiniz ve unutkanlığınız yüzünden başka bir şehire yollandı. Bunu bana sizin haber vermeniz gerekirdi, yapmadınız. Yine ben arayıp öğrendim. Size sorumluluklarınızı hatırlatmak zorunda değilim ki. Bir de zeytinyağı gibi su yüzüne çıkıyorsunuz."
Adam sinirleniyor. Ben daha çok sinirleniyorum. ilgileneceğini söyleyip, telefonu çat diye kapatıyor. Bütün eşyalarım valizimin içinde. Üç gündür evden dışarı adımımı atamıyorum. Araç benden 3-4 saat uzaklıkta küçük bir ilçede bekliyor, şoför uyuyormuş. Ulaşamıyorlar. Neyse sonra birileri arıyor beni, "Şimdi n'apalım?" diyorlar. Koskoca istanbul Seyahat'e ben mi söyleyeceğim ne yapacağını? Yine de söylüyorum:
"Ufak bir araçla önce şehir merkezine yollayın valizi. Oradan saat başı zilyon tane araç kalkıyor. Bunların bir çoğu benim bulunudğum ilin terminalinden geçiyor. Verin birine getirsinler. Siz turizm firması değil misiniz? Emrinizde bir sürü araç, bir sürü adam var. Nasıl bunu yapamazsınız?" diyorum.
Otobüsün şoförü, lütfeder gibi:
"Anlıyorum. Bakın bütün gece yolculuk ettim, uykusuzum. Ama yine de ilgileneceğim. Valizinizi bir şekilde ulaştıracağım. " diyor.
Aman efendim zahmet etmeyin. Valizimi karıştırdınız, başkasına verdiniz. Sonra bulup bana yollayacakken, beceremediniz, bambaşka bir ile gönderdiniz. Ulan neredeyse giyilecek donum yok. Üç gündür mahvolmuş durumdayım. Hala bana uykusuzluktan, yorgunluktan bahsediyorsunuz.
Bundan sonra benim istanbul Seyahat ile en ufak bir münasebetim zaten olamaz. Hiçbir güç beni böyle sorumsuz ve yüzsüz insanların arabasına binmeye zorlayamaz. Bilginiz olsun diye yazıyorum. Bu adamlara güvenip can ve mal emanet etmeden önce bir kez daha düşünün. Fena halde yanılıyor olabilirsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar