bugün
- dünya39
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- amerika birleşik devletleri29
- sözlüğün en güzel kadını17
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli12
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak10
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları8
- israil10
- yahudilere hınç besleyip cinnet geçirmek7
- en medeni ortadoğulular6
- norveç9
- mustafa kemal atatürk10
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- taş gibi kalçası olan kadın8
- evanjelist9
- pis hissettiren şeyler3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- telegram5
- türk rock grupları8
- fransa6
- hewal ebo12
- öğrencilerin bu ne işimize yarayacak sorusu3
- ismail yüksek4
- simko314
- isveç5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- ali şekeroğlu2
- sözlükte yeni yeni bıdıkların ortaya çıkması4
- cuma akşam evde kalan yazarlar5
- orospu çocuğu abdullah öcalan7
- kadınlar4
- sosyal medya ve internetin ardında deccal var3
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- avrupa5
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- kırk yaş üstünü sözlükten göndermek3
- balgam atar gibi konuşmak3
- ahmet cem ersever2
- dikili bir ağacının olmaması6
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- almanya4
- ali tarakcı hakkında soruşturma başlatılması2
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- sözlükte ki türk düşmanları10
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- akaretler3
- george washington2
"ağustos'un sonunda oraya geliyorum." dediğinde inanmadım pek. ya da çok uzaktı "ağustos'un sonu". hatta arada geleceğini aklımdan atmaya çalıştım. çünkü düşünsem çok, zaman geçmeyecekti. "yatcam kalkcam, yatcam kalkcam"lar da işe yaramazdı. ama son gün dediğim gibi işyerimin camına çıktım saymak istedim gri arabaları. memlekette çok var gri araba. yanlış bir ölçü olur diye vazgeçtim. pembeleri de saymaya ben cesaret edemedim ya hiç gelmezsin diye.
eteklerim zil çala çala geldim ya aştiye, arabanın camından seni gördüm ya dalgalı saçlarını açmışsın, elinde sigaran. belli saatlerdir ayrı kalmışlığın hasreti var. öyle bir çekişti işte.
belli. yaşadıkların, fotoğraflarında nasıl bir olgunluk verdiyse karşımda görüp sesini ilk duyduğumda, sarıldığımda oh be geldi dediğimde içimden geçirdim "küçük bir kız sevinci var gözlerinde". ve içime ışık oldu.
öyle bir geldin ki ankaraya, duman ettin beni kızım. yanımda car car konuşurken bazen dinlemedim seni itiraf ediyorum. daldığım zamanlarda aklımdan geçen, "harbiden geldi yaa karşımda şimdi" idi. sonra böyle güldüm eblek eblek.
sürekli yazıştıklarımızı karşılıklı konuşurken, esrarengiz bir şey oldu. sanki senden 2 tane oldu. 2 tane züleyha, aynı şeyleri yaşamış, aynı şeylere takılmış, aynı atmış kolunu, aynı yazmış, o cezveyi aynı yapıştırmış aynı adamın suratına. ikisi de hayatımda. biri klavye başındaki züleyha ki yazışması dünyanın en zevkli nimetlerinden biri, diğeri gecenin 3'ünde elinde sigara hararetle klavyeden yazdıklarını anlatan züleyha. ki bunun verdiği mutluluğu tarif edemem.
biraz önce yanımda makyajını çıkardın, şimdi uzandın elinde telefonun göksel açtın onu dinliyoruz. "hadi yaa destan yazdın haa. ayar mı veriyorsun yoksa?" diye atarlandın. biliyorsun ki tek ayarım sana:
züleyha -mesajıma cevap verilmemesine sinir olurum.
saks mavisi +ama sen de bazen benim mesajlarıma cevap vermiyorsun.
olur.
bugün onlarca fotoğraf çektik. biraz önce baktık. ama hiç birinde artık o kadar olgun görünmüyorsun. o gözündeki ışığı yakaladım çünkü, yaşadım seni.
artık gebze- ankara arası o kadar da uzak değil. uzun tatil günlerimde planlarıma bir yenisi daha eklendi. "siktir et yazlığı, gebze'ye gideyim" diyip yüzyıllık kuzenlerimi satacak yavşaklıktayım şuan.
yarın ellerimle bindireceğim seni otobüse sırtına "pıt pıt" yapıp. ama merak ediyorum bundan sonrasını. film devamı bekler gibi.
eteklerim zil çala çala geldim ya aştiye, arabanın camından seni gördüm ya dalgalı saçlarını açmışsın, elinde sigaran. belli saatlerdir ayrı kalmışlığın hasreti var. öyle bir çekişti işte.
belli. yaşadıkların, fotoğraflarında nasıl bir olgunluk verdiyse karşımda görüp sesini ilk duyduğumda, sarıldığımda oh be geldi dediğimde içimden geçirdim "küçük bir kız sevinci var gözlerinde". ve içime ışık oldu.
öyle bir geldin ki ankaraya, duman ettin beni kızım. yanımda car car konuşurken bazen dinlemedim seni itiraf ediyorum. daldığım zamanlarda aklımdan geçen, "harbiden geldi yaa karşımda şimdi" idi. sonra böyle güldüm eblek eblek.
sürekli yazıştıklarımızı karşılıklı konuşurken, esrarengiz bir şey oldu. sanki senden 2 tane oldu. 2 tane züleyha, aynı şeyleri yaşamış, aynı şeylere takılmış, aynı atmış kolunu, aynı yazmış, o cezveyi aynı yapıştırmış aynı adamın suratına. ikisi de hayatımda. biri klavye başındaki züleyha ki yazışması dünyanın en zevkli nimetlerinden biri, diğeri gecenin 3'ünde elinde sigara hararetle klavyeden yazdıklarını anlatan züleyha. ki bunun verdiği mutluluğu tarif edemem.
biraz önce yanımda makyajını çıkardın, şimdi uzandın elinde telefonun göksel açtın onu dinliyoruz. "hadi yaa destan yazdın haa. ayar mı veriyorsun yoksa?" diye atarlandın. biliyorsun ki tek ayarım sana:
züleyha -mesajıma cevap verilmemesine sinir olurum.
saks mavisi +ama sen de bazen benim mesajlarıma cevap vermiyorsun.
olur.
bugün onlarca fotoğraf çektik. biraz önce baktık. ama hiç birinde artık o kadar olgun görünmüyorsun. o gözündeki ışığı yakaladım çünkü, yaşadım seni.
artık gebze- ankara arası o kadar da uzak değil. uzun tatil günlerimde planlarıma bir yenisi daha eklendi. "siktir et yazlığı, gebze'ye gideyim" diyip yüzyıllık kuzenlerimi satacak yavşaklıktayım şuan.
yarın ellerimle bindireceğim seni otobüse sırtına "pıt pıt" yapıp. ama merak ediyorum bundan sonrasını. film devamı bekler gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar