bugün
- kiraz cicegi kolonyasi34
- yazarların en sevdiği sözler9
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle19
- kadir inanır ın buket saygı yı taciz etmesi13
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı21
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi12
- yazarların en sevdiği meyve7
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi11
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu8
- midye8
- mantra grubu6
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen17
- 10 temmuz 20265
- ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler6
- kuran da namazın olmaması21
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- 1000 liralık boxer giymek5
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- kürdistan5
- kadın yazarların kavga etmesi11
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- fas11
- fransa8
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- velvet38
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak6
- ayakseverlik5
- corona sonrası dünya düzeni4
- uzun ilişki sürdürmenin sırları4
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- söylemek istenilenler4
- johnny sinsin araba vurdurması4
- smallville dizisinde ki meteor ucubeleri2
- 2026 dünya kupası24
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- futbol21
- trump a kafa atmak2
- saraca finch house25
- düşün ki o bunu okuyor6
- tabağında yemek bırakan erkek5
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- menemen4
- john glover2
- 30 gün psikiyatri servisinde yatmak2
- sanal oyunda bir kızla seks yapmak2
- fiat 131 vs peugeot 5043
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- bonnie tyler5
- sevilen bilgisayar oyununu üç kelime ile anlatmak3
etimolojik kökenine bakıldığında iran'da uygulanan yönetim biçimini ve hukuk kurallarını ifade etmediği rahatlıkla anlaşılabilir; türkiye'de her olayda "geliyor, gelecek" diye ifade edilenin ise yanından bile geçemediğini.
--alıntı--
arapça kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.*
--alıntı--
--alıntı--
ŞERiAT KELiMESiNiN ANLAMı
Soru: "Türkiye'de bazı aydınlar; 28 Şubat süreci ile birlikte, şeriat ve irtica kavramlarını ön plana çıkardılar. Gazetemizin yazarlarından Abdurrahman Dilipak; bir eserinde 'Şeriat; kanun ve nizam manasına gelen Arapça bir kelimedir. Her toplumun bir şeriatı vardır. Bu şeriatın hak veya batıl olması mümkündür' tezini işlemektedir. (...) islam'ın tebliğ edildiği dönemde şeriat kelimesi, bu keyfiyeti ifade için kullanılmış mıdır? Hüda'ya veya hevaya dayanan şeriat ile ilgili bir nass var mıdır?"
CEVAP: Önce şeriat kelimesinin lugat ve ıstılahi manası üzerinde duralım. Arapça olan şeriat kelimesi, "Şe-Re-A" fiil kökünden gelir. Lugat manası, "insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol" demektir. Bu fiilin masdarı olan şeriat, "geniş su yolu" manasında kullanılmıştır.(1) Elbette her suyun aktığı bir yolu olduğu gibi, çıktığı bir kaynağı da vardır. Arapça'da suyun çıktığı yere "Minhac", takip ettiği yola da "Şeriat" denilmiştir. Istılahi açıdan, bir toplumun bütün ferdlerini bağlayan kanunlara (yazılı veya örfi) şeriat denilir. Bu kanunların; hak veya batıl olması muhtemeldir. Kuvvetin esas alındığı ve güçlülerin daima haklı kabul edildiği "orman kanunu" deyimi, Arapça'da "şeriatü'l ğaab" olarak ifadesini bulmuştur.(2) Cahiliye döneminde Mekke müşriklerinin; Daru'n Nedve'de toplanarak, bütün fertleri bağlayıcı kanunlar çıkardıkları malumdur. Bu kanunlar ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de, "Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri (o fasid) dinlerinden kendilerine şeriat yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı mutlaka (dünyada cezaları icra ) edilmişti bile. Şüphesiz ki, o zalimlerin hakkı çetin bir azaptır" (Eş Şuara Suresi: 21) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede; Daru'n Nedve'de çıkarılan ve Mekke'de yaşayan insanların tamamına uygulanan kanunlar, "batıl dinden çıkarılan bir şeriat" olarak nitelendirilmiştir. insanların hevalarına dayanan her ideoloji, batıl bir şeriatı gündeme getirebilir. islami ıstılahta; insanın hakkı inkar etmesi ve nefs-i emmarenin şehvetlerine tabi olması, "heva" kavramı ile ifade edilmiştir.(3) Hevaya tabi olmak; insanın hidayetten uzaklaşmasına, amellerinde zulüm (cevr) ve bağy etmesine sebeb olur.(4) Yeryüzünde kıyamete kadar; hem islam şeriatı, hem insanların hevalarına dayanan batıl şeriatlar gündemde olacaktır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Ragıp El Isfahani-El Müfredat fi Garibi'l Kur'an- ist: 1986, Sh: 379.
(2) Osman Zeki Soyyiğit- Şeriat Kavgası- ist: 1987, Sh: 19 vd.
(3) Geniş bilgi için: Ragıp El Isfahani- A.g.e., Sh: 548.
(4) imam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkami'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 5, Sh: 412.
http://www.sadakat.net/fk...erat-kelmesnn-anlami.html
--alıntı--
--alıntı--
arapça kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.*
--alıntı--
--alıntı--
ŞERiAT KELiMESiNiN ANLAMı
Soru: "Türkiye'de bazı aydınlar; 28 Şubat süreci ile birlikte, şeriat ve irtica kavramlarını ön plana çıkardılar. Gazetemizin yazarlarından Abdurrahman Dilipak; bir eserinde 'Şeriat; kanun ve nizam manasına gelen Arapça bir kelimedir. Her toplumun bir şeriatı vardır. Bu şeriatın hak veya batıl olması mümkündür' tezini işlemektedir. (...) islam'ın tebliğ edildiği dönemde şeriat kelimesi, bu keyfiyeti ifade için kullanılmış mıdır? Hüda'ya veya hevaya dayanan şeriat ile ilgili bir nass var mıdır?"
CEVAP: Önce şeriat kelimesinin lugat ve ıstılahi manası üzerinde duralım. Arapça olan şeriat kelimesi, "Şe-Re-A" fiil kökünden gelir. Lugat manası, "insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol" demektir. Bu fiilin masdarı olan şeriat, "geniş su yolu" manasında kullanılmıştır.(1) Elbette her suyun aktığı bir yolu olduğu gibi, çıktığı bir kaynağı da vardır. Arapça'da suyun çıktığı yere "Minhac", takip ettiği yola da "Şeriat" denilmiştir. Istılahi açıdan, bir toplumun bütün ferdlerini bağlayan kanunlara (yazılı veya örfi) şeriat denilir. Bu kanunların; hak veya batıl olması muhtemeldir. Kuvvetin esas alındığı ve güçlülerin daima haklı kabul edildiği "orman kanunu" deyimi, Arapça'da "şeriatü'l ğaab" olarak ifadesini bulmuştur.(2) Cahiliye döneminde Mekke müşriklerinin; Daru'n Nedve'de toplanarak, bütün fertleri bağlayıcı kanunlar çıkardıkları malumdur. Bu kanunlar ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de, "Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri (o fasid) dinlerinden kendilerine şeriat yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı mutlaka (dünyada cezaları icra ) edilmişti bile. Şüphesiz ki, o zalimlerin hakkı çetin bir azaptır" (Eş Şuara Suresi: 21) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede; Daru'n Nedve'de çıkarılan ve Mekke'de yaşayan insanların tamamına uygulanan kanunlar, "batıl dinden çıkarılan bir şeriat" olarak nitelendirilmiştir. insanların hevalarına dayanan her ideoloji, batıl bir şeriatı gündeme getirebilir. islami ıstılahta; insanın hakkı inkar etmesi ve nefs-i emmarenin şehvetlerine tabi olması, "heva" kavramı ile ifade edilmiştir.(3) Hevaya tabi olmak; insanın hidayetten uzaklaşmasına, amellerinde zulüm (cevr) ve bağy etmesine sebeb olur.(4) Yeryüzünde kıyamete kadar; hem islam şeriatı, hem insanların hevalarına dayanan batıl şeriatlar gündemde olacaktır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Ragıp El Isfahani-El Müfredat fi Garibi'l Kur'an- ist: 1986, Sh: 379.
(2) Osman Zeki Soyyiğit- Şeriat Kavgası- ist: 1987, Sh: 19 vd.
(3) Geniş bilgi için: Ragıp El Isfahani- A.g.e., Sh: 548.
(4) imam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkami'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 5, Sh: 412.
http://www.sadakat.net/fk...erat-kelmesnn-anlami.html
--alıntı--
Gündemdeki Haberler