bugün
- antipanik10
- yogartiksen41
- azerilerce tokatlanan akpli8
- nervio adlı yazara uyarı12
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı4
- kim kimi neden sevmiyor3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- uçan araba3
- sinek as vs as maca4
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek4
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- murat göğebakan2
- iphone almak için neden6
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı7
- kolye24
- sarı teker vs sarı tutku4
- güneşli sıcıcık bir edirne günü2
- öbür sözlükte kızlar teklif ediyormuş3
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- sözlükteki aptallar3
- queen ravenna büyücülük okulu20
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- yavşak ulu sözlük moderasyonu2
- aptalca başlık açan yazarlara prim vermek3
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- tutmayınca entry silmek6
- bileklik11
- zürafa13
- kaplan11
- cips cola5
- dincileri niçin öldürmeliyiz2
- saçma başlık açıp altına forumvari entry girmek2
- kalp14
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- malmö3
- sözlüğün ölmüş olması3
- aslan9
- lig on altıncısından altı yemek7
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- sözlüğün ölü haline bakmak2
- sözlüğün ölü vaziyeti2
- verginin hırsızlık olup olmaması6
- türkiye15
- dincilerin yaptığı katliamlar2
- kızlar evlenmeden sakın vermeyin3
etimolojik kökenine bakıldığında iran'da uygulanan yönetim biçimini ve hukuk kurallarını ifade etmediği rahatlıkla anlaşılabilir; türkiye'de her olayda "geliyor, gelecek" diye ifade edilenin ise yanından bile geçemediğini.
--alıntı--
arapça kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.*
--alıntı--
--alıntı--
ŞERiAT KELiMESiNiN ANLAMı
Soru: "Türkiye'de bazı aydınlar; 28 Şubat süreci ile birlikte, şeriat ve irtica kavramlarını ön plana çıkardılar. Gazetemizin yazarlarından Abdurrahman Dilipak; bir eserinde 'Şeriat; kanun ve nizam manasına gelen Arapça bir kelimedir. Her toplumun bir şeriatı vardır. Bu şeriatın hak veya batıl olması mümkündür' tezini işlemektedir. (...) islam'ın tebliğ edildiği dönemde şeriat kelimesi, bu keyfiyeti ifade için kullanılmış mıdır? Hüda'ya veya hevaya dayanan şeriat ile ilgili bir nass var mıdır?"
CEVAP: Önce şeriat kelimesinin lugat ve ıstılahi manası üzerinde duralım. Arapça olan şeriat kelimesi, "Şe-Re-A" fiil kökünden gelir. Lugat manası, "insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol" demektir. Bu fiilin masdarı olan şeriat, "geniş su yolu" manasında kullanılmıştır.(1) Elbette her suyun aktığı bir yolu olduğu gibi, çıktığı bir kaynağı da vardır. Arapça'da suyun çıktığı yere "Minhac", takip ettiği yola da "Şeriat" denilmiştir. Istılahi açıdan, bir toplumun bütün ferdlerini bağlayan kanunlara (yazılı veya örfi) şeriat denilir. Bu kanunların; hak veya batıl olması muhtemeldir. Kuvvetin esas alındığı ve güçlülerin daima haklı kabul edildiği "orman kanunu" deyimi, Arapça'da "şeriatü'l ğaab" olarak ifadesini bulmuştur.(2) Cahiliye döneminde Mekke müşriklerinin; Daru'n Nedve'de toplanarak, bütün fertleri bağlayıcı kanunlar çıkardıkları malumdur. Bu kanunlar ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de, "Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri (o fasid) dinlerinden kendilerine şeriat yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı mutlaka (dünyada cezaları icra ) edilmişti bile. Şüphesiz ki, o zalimlerin hakkı çetin bir azaptır" (Eş Şuara Suresi: 21) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede; Daru'n Nedve'de çıkarılan ve Mekke'de yaşayan insanların tamamına uygulanan kanunlar, "batıl dinden çıkarılan bir şeriat" olarak nitelendirilmiştir. insanların hevalarına dayanan her ideoloji, batıl bir şeriatı gündeme getirebilir. islami ıstılahta; insanın hakkı inkar etmesi ve nefs-i emmarenin şehvetlerine tabi olması, "heva" kavramı ile ifade edilmiştir.(3) Hevaya tabi olmak; insanın hidayetten uzaklaşmasına, amellerinde zulüm (cevr) ve bağy etmesine sebeb olur.(4) Yeryüzünde kıyamete kadar; hem islam şeriatı, hem insanların hevalarına dayanan batıl şeriatlar gündemde olacaktır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Ragıp El Isfahani-El Müfredat fi Garibi'l Kur'an- ist: 1986, Sh: 379.
(2) Osman Zeki Soyyiğit- Şeriat Kavgası- ist: 1987, Sh: 19 vd.
(3) Geniş bilgi için: Ragıp El Isfahani- A.g.e., Sh: 548.
(4) imam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkami'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 5, Sh: 412.
http://www.sadakat.net/fk...erat-kelmesnn-anlami.html
--alıntı--
--alıntı--
arapça kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.*
--alıntı--
--alıntı--
ŞERiAT KELiMESiNiN ANLAMı
Soru: "Türkiye'de bazı aydınlar; 28 Şubat süreci ile birlikte, şeriat ve irtica kavramlarını ön plana çıkardılar. Gazetemizin yazarlarından Abdurrahman Dilipak; bir eserinde 'Şeriat; kanun ve nizam manasına gelen Arapça bir kelimedir. Her toplumun bir şeriatı vardır. Bu şeriatın hak veya batıl olması mümkündür' tezini işlemektedir. (...) islam'ın tebliğ edildiği dönemde şeriat kelimesi, bu keyfiyeti ifade için kullanılmış mıdır? Hüda'ya veya hevaya dayanan şeriat ile ilgili bir nass var mıdır?"
CEVAP: Önce şeriat kelimesinin lugat ve ıstılahi manası üzerinde duralım. Arapça olan şeriat kelimesi, "Şe-Re-A" fiil kökünden gelir. Lugat manası, "insanı bir ırmağa, bir su kaynağına götüren yol" demektir. Bu fiilin masdarı olan şeriat, "geniş su yolu" manasında kullanılmıştır.(1) Elbette her suyun aktığı bir yolu olduğu gibi, çıktığı bir kaynağı da vardır. Arapça'da suyun çıktığı yere "Minhac", takip ettiği yola da "Şeriat" denilmiştir. Istılahi açıdan, bir toplumun bütün ferdlerini bağlayan kanunlara (yazılı veya örfi) şeriat denilir. Bu kanunların; hak veya batıl olması muhtemeldir. Kuvvetin esas alındığı ve güçlülerin daima haklı kabul edildiği "orman kanunu" deyimi, Arapça'da "şeriatü'l ğaab" olarak ifadesini bulmuştur.(2) Cahiliye döneminde Mekke müşriklerinin; Daru'n Nedve'de toplanarak, bütün fertleri bağlayıcı kanunlar çıkardıkları malumdur. Bu kanunlar ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de, "Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyleri (o fasid) dinlerinden kendilerine şeriat yapan ortakları mı var? Eğer o fasıl kelimesi olmasaydı mutlaka (dünyada cezaları icra ) edilmişti bile. Şüphesiz ki, o zalimlerin hakkı çetin bir azaptır" (Eş Şuara Suresi: 21) hükmü beyan buyurulmuştur. Bu ayet-i kerimede; Daru'n Nedve'de çıkarılan ve Mekke'de yaşayan insanların tamamına uygulanan kanunlar, "batıl dinden çıkarılan bir şeriat" olarak nitelendirilmiştir. insanların hevalarına dayanan her ideoloji, batıl bir şeriatı gündeme getirebilir. islami ıstılahta; insanın hakkı inkar etmesi ve nefs-i emmarenin şehvetlerine tabi olması, "heva" kavramı ile ifade edilmiştir.(3) Hevaya tabi olmak; insanın hidayetten uzaklaşmasına, amellerinde zulüm (cevr) ve bağy etmesine sebeb olur.(4) Yeryüzünde kıyamete kadar; hem islam şeriatı, hem insanların hevalarına dayanan batıl şeriatlar gündemde olacaktır. Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim.
(1) Ragıp El Isfahani-El Müfredat fi Garibi'l Kur'an- ist: 1986, Sh: 379.
(2) Osman Zeki Soyyiğit- Şeriat Kavgası- ist: 1987, Sh: 19 vd.
(3) Geniş bilgi için: Ragıp El Isfahani- A.g.e., Sh: 548.
(4) imam-ı Kurtubi-El Camii Li Ahkami'l Kur'an-Kahire: 1967, C: 5, Sh: 412.
http://www.sadakat.net/fk...erat-kelmesnn-anlami.html
--alıntı--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar