bugün
- kaplan7
- fil8
- kartal5
- habire1275
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- aslan8
- mutsuzluğun en büyük nedeni14
- sssilvermist22
- ben geldim naneler13
- iş bulamamak4
- claudian clouds kadındır12
- insan kaynakları3
- cilgincapkin13
- otosan p1002
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- japon denince akla gelenler3
- anın görüntüsü18
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- deccal'in sozluge gelmesi10
- spaghetto2
- yazarların almak istediği hediyeler4
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- ben senin yerinde olsam5
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- küs insanları barıştırmak3
- bir ay çaylak olmak4
- sözlükteki kavganın amacı5
- nickten isim tahmini yapmak25
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- yorgun mermi13
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- suca suruklenen cocuk7
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
- lionel messi3
- temmuz6
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- burhaniye6
- en sevilen su markası3
unuttuk bile hepimiz, ama bu ülkede bir doktor öldürüldü.
''dr. ersin arslan'in anisina;
'sonunda öldü'
takvim 6 ocak 2012 idi. dr. rodi sarı polatı yazmıştım. diyarbakırda saçlarından sürüklenerek dövülen doktor. 49. doktoruydu 2011in dayak yiyen. 49. yazımı ona ayırmıştım.
yapmayın deyip yalvarmıştım.
takvim 15 şubat 2012 idi. dr. ömer özkanı yazmıştım. dayak yiyen gruptan değildi.
antalyadan. başarılı organ nakli öyküsüyle umut olmuştu yüreğimizde.
bakın, görün istemiştim; dövmeyince neler oluyor.
takvim 22 mart 2012 idi. tıp bayramı yeni geçmişti. ses gelmeyince, tıbbi olsun demiştim yazı. yanıkla ilgili bilgiler vardı içinde. yanık kokusu silinmez burnundan diye bitirmiştim. anlayan anlayacaktır diye geçirmiştim içimden.
sağlık çalışanına yönelik şiddetin gözle görülür biçimde arttığı bir süreçte, bağıra bağıra geldi ölüm.
sonunda öldü.
gaziantepte avukat cengiz gökçek devlet hastanesinde çalışan dr. ersin arslan, yaptığı ameliyatı bitirmiş, servisteki odada dinlenmek istemişti. daha önce ameliyat ettiği yaşamını yitiren hastasının 17 yaşındaki torunu bıçaklayarak öldürdü dr. ersin arslanı.
dönüştüre dönüştüre arap saçına dönen sağlık sisteminde yaşanan her sorunu hekimlerin sırtına yükleyenler hekimleri hastaların düşmanıymış gibi gösterenler derdine şifa arayan hastaları müşteri diye tanımlayanlar sorunları müşteri memnuniyeti ile çözmeye çalışanlar sana yan bakarsa bana şikayet et, hakkından gelirim diyenler hastasından para istemeyen hekim için para alamadı ya, ilgilenmez şimdi diye düşünenler iyi hekimlik için yollara düşenlere dertleri para diyenler bugüne dek yaşananlar karşısında hiçbir şey yapmayanlar soğuk, hepsi birbirinin neredeyse aynı, aynılaştığı için de sıradan, sıradanlaşan üzüntü mesajları
uzatmak mümkün listeyi. kaygılanma, uzatmayacağım; bunların hepsi yazıldı, çizildi.
ne olur düşün bir kere. hepsi kötü mü anılarının? içlerinde sağ olsun, derdime çare buldu dediğin bir hekim de mi yok?
kalkıp baktın mı hiç? nerede çalışır bu hekimler? çok yorulunca dinlenmek için gittikleri odaları nasıldır? çay nasıl bulunur serviste? gecenin yarısında ne verilir hekimlere acıkmasın diye? kaç saat ayakta kalır bir hekim? mideni bulandıran kusmuğa, idrara, dışkıya, görünce bayılmana yol açan kana nasıl dayanır? uzun süren bir ameliyatta ne kadar terler?
bizim meslek zordur, kutsaldır havasıyla yazmadım bunları. ben, insana hizmet eden bütün meslekleri kutsal bilirim.
benim anlamadığım, yanıtını bulamadığım soru daha basit. çöpünü dökmeyen temizlik işçisine, kaldırımları yapmayan belediye başkanına, denizi kirleten ormanları talan eden adama kızmayan adamın, kendisine gülümsemeyen hekimi nasıl olup dövdüğü.
bağıra bağıra geldi işte ölüm. dr. ersin arslan ölmedi. öldürüldü!
şunun şurasında şuncacık bir köşe yazarıyım, ne diyeyim?
sen okşarken çocuğunun ipek saçlarını, koklarken, çekerken içine doyasıya, o okşayamayacak, koklayamayacak doyasıya.
sen heyecanlanırken, gözlerin dolarken çocuğunun okula gittiği ilk gün, elini tutarken sımsıkı, o yanında olmayacak.
dedim ya, şunun şurasında şuncacık bir köşe yazarıyım, ne diyeyim?
hamileydi eşi "
dr. ferruh niyazi ayoğlu
''dr. ersin arslan'in anisina;
'sonunda öldü'
takvim 6 ocak 2012 idi. dr. rodi sarı polatı yazmıştım. diyarbakırda saçlarından sürüklenerek dövülen doktor. 49. doktoruydu 2011in dayak yiyen. 49. yazımı ona ayırmıştım.
yapmayın deyip yalvarmıştım.
takvim 15 şubat 2012 idi. dr. ömer özkanı yazmıştım. dayak yiyen gruptan değildi.
antalyadan. başarılı organ nakli öyküsüyle umut olmuştu yüreğimizde.
bakın, görün istemiştim; dövmeyince neler oluyor.
takvim 22 mart 2012 idi. tıp bayramı yeni geçmişti. ses gelmeyince, tıbbi olsun demiştim yazı. yanıkla ilgili bilgiler vardı içinde. yanık kokusu silinmez burnundan diye bitirmiştim. anlayan anlayacaktır diye geçirmiştim içimden.
sağlık çalışanına yönelik şiddetin gözle görülür biçimde arttığı bir süreçte, bağıra bağıra geldi ölüm.
sonunda öldü.
gaziantepte avukat cengiz gökçek devlet hastanesinde çalışan dr. ersin arslan, yaptığı ameliyatı bitirmiş, servisteki odada dinlenmek istemişti. daha önce ameliyat ettiği yaşamını yitiren hastasının 17 yaşındaki torunu bıçaklayarak öldürdü dr. ersin arslanı.
dönüştüre dönüştüre arap saçına dönen sağlık sisteminde yaşanan her sorunu hekimlerin sırtına yükleyenler hekimleri hastaların düşmanıymış gibi gösterenler derdine şifa arayan hastaları müşteri diye tanımlayanlar sorunları müşteri memnuniyeti ile çözmeye çalışanlar sana yan bakarsa bana şikayet et, hakkından gelirim diyenler hastasından para istemeyen hekim için para alamadı ya, ilgilenmez şimdi diye düşünenler iyi hekimlik için yollara düşenlere dertleri para diyenler bugüne dek yaşananlar karşısında hiçbir şey yapmayanlar soğuk, hepsi birbirinin neredeyse aynı, aynılaştığı için de sıradan, sıradanlaşan üzüntü mesajları
uzatmak mümkün listeyi. kaygılanma, uzatmayacağım; bunların hepsi yazıldı, çizildi.
ne olur düşün bir kere. hepsi kötü mü anılarının? içlerinde sağ olsun, derdime çare buldu dediğin bir hekim de mi yok?
kalkıp baktın mı hiç? nerede çalışır bu hekimler? çok yorulunca dinlenmek için gittikleri odaları nasıldır? çay nasıl bulunur serviste? gecenin yarısında ne verilir hekimlere acıkmasın diye? kaç saat ayakta kalır bir hekim? mideni bulandıran kusmuğa, idrara, dışkıya, görünce bayılmana yol açan kana nasıl dayanır? uzun süren bir ameliyatta ne kadar terler?
bizim meslek zordur, kutsaldır havasıyla yazmadım bunları. ben, insana hizmet eden bütün meslekleri kutsal bilirim.
benim anlamadığım, yanıtını bulamadığım soru daha basit. çöpünü dökmeyen temizlik işçisine, kaldırımları yapmayan belediye başkanına, denizi kirleten ormanları talan eden adama kızmayan adamın, kendisine gülümsemeyen hekimi nasıl olup dövdüğü.
bağıra bağıra geldi işte ölüm. dr. ersin arslan ölmedi. öldürüldü!
şunun şurasında şuncacık bir köşe yazarıyım, ne diyeyim?
sen okşarken çocuğunun ipek saçlarını, koklarken, çekerken içine doyasıya, o okşayamayacak, koklayamayacak doyasıya.
sen heyecanlanırken, gözlerin dolarken çocuğunun okula gittiği ilk gün, elini tutarken sımsıkı, o yanında olmayacak.
dedim ya, şunun şurasında şuncacık bir köşe yazarıyım, ne diyeyim?
hamileydi eşi "
dr. ferruh niyazi ayoğlu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar