bugün
- sözlük erkeklerinin göğüsleri18
- iremga6
- dayanamayıp kitap almak7
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- sözlüğe efsane filmler bırak7
- sevdiğiniz yazarlara sürekli artı basmak6
- kocu7
- kızlar acilen konuşmamız gerek20
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği3
- hindistan'a atom bombası atmak7
- iki zenciyle aynı odada uyumak9
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması25
- neyin var derler diye hislerini saklamak3
- sözlük sadece bilgi edinmek için değildir4
- abd'nin orta doğu'ya yeni uçak gemisi göndermesi2
- ellerim bos gonlum hos5
- bana sesini yükseltme diyen partner5
- 500 bin tl'ye citroen ami alan akraba2
- şükredilecek şeyler9
- haftanın gammazları listesi25
- dejavu yaşamak7
- domdomusaa2
- zall özel mesajları okuyor mu sorunsalı5
- herkese garip size normal gelen şeyler17
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı11
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek6
- arkadaşlar bir konuya açıklık getirelim2
- anın görüntüsü22
- sözlüğümüz iyi ki var2
- din4
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle7
- garibim çaylak olmuş2
- en son ne yediniz5
- osimhen lukaku vlahovic salah6
- bir kızı meyveli sodaya alıştırmak5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın6
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması11
- tarih tekerrür eder mi6
- bir daha doğmayacak olmak4
- kaslı serseri mi göbekli iş adamı mı6
- hangi sözlük kızının sağ koltuğuna oturursunuz9
- lanetli çaylak3
- şeytanla pazarlıkta istenecek saçma şeyler2
- uyuyan kızın ayaklarını koklamak4
- zorunlu eğitim paradoksu3
- 2023 te süper güç olacağını zanneden çomar3
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- pforzheim den talimat alan yazarlar5
- beyin ameliyatından çıkmak7
- ispartalı kızların gül kokması8
öncelikle ingilizcesi venice, fakat italyancası veneziadır. Bu nedenle, venezia kelimesini duyunca şaşırmayınız. Venedike vaporettoyla gidebilirsiniz. Eğer böyle yaparsanız ilk göreceğiniz binalardan biri eski venedik hapishanesi olacaktır. Söylentilere göre eski çapkın casanova bu hapishanede yatmıştır, fakat aşığı olan kadınlar onu bir yolunu bulup zindandan kurtarmıştır.
Venedikte diğer ilgi çekici yerler kesinlikle st. Marco katedrali ve meydanı, dükler sarayı ve rialto köprüsüdür. St. Marco meydanında yemek yemenizi tavsiye ederim. O atmosfer gerçekten güzel. Yalnız katedralin yakınındaki cafeler çok pahalı. Özellikle canlı müzik olan kafelere sakın oturmayın. Müzik parası da alıyorlar. Canlı müzik olmayan kafelere de zaten müzik sesi geliyor. Yemek yemeyecekseniz 10 euroya bu aralar italyanın tüm şehirlerinde çok meşhur olan turuncu renkli hafif kokteylden (spirit) içebilirsin. Bunun bir tatlı, bir de acı olanı var. Ben tatlısından içtim. Acı spirit dediklerinin içinde limon varmış.
Burada bir de hard rock cafe var. Ama şimdi tam tarif edemiyorum. Çünkü kaybolmaya karar verdiğimiz, yani rastgele yürüdüğümüz bir anda karşımıza çıktı. St. Marcoya çok uzak değildi. Sora sora bulabilirsiniz bence. Bu hard rock cafeye çok yakın bir de sanat galerisi var. gallerie del accademia. Çok büyük ve güzel bir galeri. Sanata ilgi duyuyorsanız tavsiye ederim. Bu arada venedikte ulaşım çok pahalı. Hard rock cafe rialto köprüsüne çok uzaktı. Bu nedenle vaporettoya binelim dedik. Kişi başı 7 euro ödedik. Aslında ben yalnız olsam hiçbirşey ödemeden binerdim ama neyse. Yani vaporettolarda gördüğüm kadarıyla pek bir bilet kontrolü yoktu. Ama gizli kamera falan olabilir. Siz yine de bilet alın bence. Yoksa casanovanın hapishanesine düşebilirsiniz.
Venedik çok dar ve labirent gibi sokaklara sahip. Ama benim gibi yer yön duygusu zayıf birinin bile orada kaybolması çok zor. Çünkü venedik sokaklarında kafanızı kaldırdığınız her yerde per st. Marco ya da per rialto yazan ok işaretlerinin bulunduğu tabelalara rastlıyorsunuz. Bu yüzden venediki çok sevdim. Bu arada rialto venedikin en büyük köprüsü. O yüzden bu kadar gündemde. Yani herkes yerini yönünü st. Marco ve rialtoya göre tayin ediyor.
Gelmişken kanalda bir gondol turu yapmanızı da tavsiye ederim. Biz gondolda 5 kişiydik. Kişi başı 25 euro ödedik. Tabi sevgilinizle baş başa olacaksanız bu tur size pahalıya patlayabilir. Gondol turunda bir şişe beyaz şarap da ikram ediyorlar. Ayrıca isterseniz tur boyunca size italyanca şarkılar söyleyecek adamlardan da kiralayabilirsiniz. Biz kiralamadık fakat diğer gondollardakiler kiralamıştı, biz de onlar sayesinde dinlemiş olduk. Yani her zaman ki gibi müziği bedavaya getirmeyi başardım. Gondolcumuzun esmer, yeşil gözlü olmasını umuyordum fakat italyandan çok rus ya da yunanlı gibiydi. Bildiğimiz kıvanç tatlıtuğun italyan versiyonu bizi kanallarda dolaştırdı. Çok da sıcak kanlıydı. Arkadaşlarımın resimlerini çekerken o da gülümseyerek bol bol poz verdi. Türk olduğumuzu duysa yine gülümser miydi merak ediyorum doğrusu. Gondola binerseniz dikkatli olun, sakın hareket ettikten sonra yer değiştirmeye kalkmayın. Çok hassas bir taşıt. Her sene bir çok turist kanala düşüyormuş haberiniz olsun. Bu gondol gezisinde beni gülümseten bir başka şey de yol üstündeki bazı köprülerin çok alçak oluşu nedeniyle normalde ayakta kürek çeken gondolcuların eğilmek zorunda kalması. Çünkü eğilmeseler direk köprüye çarpacaklar. Ama bu köprüler bir yandan da avantajlı. Çünkü geleneğe göre bu alçak köprülerin altından geçen sevgililerin öpüşme zorunluluğu varmış. Merak etmeyin köprüler herşeyi kamufle ediyor. Yani öpüşmeye çok müsaitler. Eğer yanınızda sevgiliniz yoksa insanın içi burkuluyor desem yeridir. Bir de burada gondolların rengi standart siyah. Bu benim çok ilgimi çekti ve yanımdakilere ne iş? diye sordum. Haksız rekabeti önlemek için böyle yapmışlar. Ama bir gondol festivali varmış. Bu festivalde ne kadar renkli gondol varsa hepsi piyasaya çıkıyormuş. Neyse, renkleri siyah olsa da eğlendik biz.
Son olarak st. Marcodan rialtoya kadar olan yol boyunca bir çok dükkan var, ve bu dükkanlarda aradığınız herşey var. Kendimi sanki alışveriş cennetine düşmüş gibi hissettim. Ama tabi venedik bir ada olduğu için pahalı. Yine de venedike kadar gelmişken uygun birşeyler bulabileceğinizi düşünüyorum. Ben çok beğendim, gidip görün derim.
Venedikte diğer ilgi çekici yerler kesinlikle st. Marco katedrali ve meydanı, dükler sarayı ve rialto köprüsüdür. St. Marco meydanında yemek yemenizi tavsiye ederim. O atmosfer gerçekten güzel. Yalnız katedralin yakınındaki cafeler çok pahalı. Özellikle canlı müzik olan kafelere sakın oturmayın. Müzik parası da alıyorlar. Canlı müzik olmayan kafelere de zaten müzik sesi geliyor. Yemek yemeyecekseniz 10 euroya bu aralar italyanın tüm şehirlerinde çok meşhur olan turuncu renkli hafif kokteylden (spirit) içebilirsin. Bunun bir tatlı, bir de acı olanı var. Ben tatlısından içtim. Acı spirit dediklerinin içinde limon varmış.
Burada bir de hard rock cafe var. Ama şimdi tam tarif edemiyorum. Çünkü kaybolmaya karar verdiğimiz, yani rastgele yürüdüğümüz bir anda karşımıza çıktı. St. Marcoya çok uzak değildi. Sora sora bulabilirsiniz bence. Bu hard rock cafeye çok yakın bir de sanat galerisi var. gallerie del accademia. Çok büyük ve güzel bir galeri. Sanata ilgi duyuyorsanız tavsiye ederim. Bu arada venedikte ulaşım çok pahalı. Hard rock cafe rialto köprüsüne çok uzaktı. Bu nedenle vaporettoya binelim dedik. Kişi başı 7 euro ödedik. Aslında ben yalnız olsam hiçbirşey ödemeden binerdim ama neyse. Yani vaporettolarda gördüğüm kadarıyla pek bir bilet kontrolü yoktu. Ama gizli kamera falan olabilir. Siz yine de bilet alın bence. Yoksa casanovanın hapishanesine düşebilirsiniz.
Venedik çok dar ve labirent gibi sokaklara sahip. Ama benim gibi yer yön duygusu zayıf birinin bile orada kaybolması çok zor. Çünkü venedik sokaklarında kafanızı kaldırdığınız her yerde per st. Marco ya da per rialto yazan ok işaretlerinin bulunduğu tabelalara rastlıyorsunuz. Bu yüzden venediki çok sevdim. Bu arada rialto venedikin en büyük köprüsü. O yüzden bu kadar gündemde. Yani herkes yerini yönünü st. Marco ve rialtoya göre tayin ediyor.
Gelmişken kanalda bir gondol turu yapmanızı da tavsiye ederim. Biz gondolda 5 kişiydik. Kişi başı 25 euro ödedik. Tabi sevgilinizle baş başa olacaksanız bu tur size pahalıya patlayabilir. Gondol turunda bir şişe beyaz şarap da ikram ediyorlar. Ayrıca isterseniz tur boyunca size italyanca şarkılar söyleyecek adamlardan da kiralayabilirsiniz. Biz kiralamadık fakat diğer gondollardakiler kiralamıştı, biz de onlar sayesinde dinlemiş olduk. Yani her zaman ki gibi müziği bedavaya getirmeyi başardım. Gondolcumuzun esmer, yeşil gözlü olmasını umuyordum fakat italyandan çok rus ya da yunanlı gibiydi. Bildiğimiz kıvanç tatlıtuğun italyan versiyonu bizi kanallarda dolaştırdı. Çok da sıcak kanlıydı. Arkadaşlarımın resimlerini çekerken o da gülümseyerek bol bol poz verdi. Türk olduğumuzu duysa yine gülümser miydi merak ediyorum doğrusu. Gondola binerseniz dikkatli olun, sakın hareket ettikten sonra yer değiştirmeye kalkmayın. Çok hassas bir taşıt. Her sene bir çok turist kanala düşüyormuş haberiniz olsun. Bu gondol gezisinde beni gülümseten bir başka şey de yol üstündeki bazı köprülerin çok alçak oluşu nedeniyle normalde ayakta kürek çeken gondolcuların eğilmek zorunda kalması. Çünkü eğilmeseler direk köprüye çarpacaklar. Ama bu köprüler bir yandan da avantajlı. Çünkü geleneğe göre bu alçak köprülerin altından geçen sevgililerin öpüşme zorunluluğu varmış. Merak etmeyin köprüler herşeyi kamufle ediyor. Yani öpüşmeye çok müsaitler. Eğer yanınızda sevgiliniz yoksa insanın içi burkuluyor desem yeridir. Bir de burada gondolların rengi standart siyah. Bu benim çok ilgimi çekti ve yanımdakilere ne iş? diye sordum. Haksız rekabeti önlemek için böyle yapmışlar. Ama bir gondol festivali varmış. Bu festivalde ne kadar renkli gondol varsa hepsi piyasaya çıkıyormuş. Neyse, renkleri siyah olsa da eğlendik biz.
Son olarak st. Marcodan rialtoya kadar olan yol boyunca bir çok dükkan var, ve bu dükkanlarda aradığınız herşey var. Kendimi sanki alışveriş cennetine düşmüş gibi hissettim. Ama tabi venedik bir ada olduğu için pahalı. Yine de venedike kadar gelmişken uygun birşeyler bulabileceğinizi düşünüyorum. Ben çok beğendim, gidip görün derim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar