bugün
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- özelden gelen saçma mesajlar12
- fon vurgunu36
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek4
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- pavyon bu dünya4
- acı soslu süs domuzu4
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- clemence baptista16
- sergen yalçın5
- kim bu erzincanlı8
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- kemal kılıçdar3
- terkedilmiş yaşlı amcalar3
- platon un mağara alegorisi10
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- buz mavisi gözler3
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- saraca'ya uzaylı soruları4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- türkiye de liyakata önem verilseydi3
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- mercimek makarnası3
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz5
- etrüsk anforası2
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- zulzula cin kabilesi3
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- s'i l v'e r m'i s t15
- kolye140
- ktç3
- boş alanda yüksek platform kurmak2
- karıncalar da rüya görür mü3
- bugünün işini öbürsü güne bırakmak3
- kahvaltım güzel mi8
- uzaylıların dünyaya tatile gelirken döviz bozdrmsı3
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası7
- uzun mesaja karşılık ok denmesi2
- palmiye2
- ilk buluşmada tandır lavaşla tulum peyniri yemek8
- beni geçmişimle yargılama diyen kızın geçmişi3
- platonun mağarası2
- ben hariç herkes salak3
Onunla tanıştığımız zaman ben 14 yaşındaydım, o ise benden oldukça
yaşlı. Hayatına giren ilk kişi değildim ve sonuncusu da olmayacaktım
kuşkusuz. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu
düşünüyordu. Aslında hiç bir zaman yaşınızın uygunluğu söz konusu olamaz
böyle bir ilişkide...
önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece
gönül eğlendiriyordum onunla (ne kadar da aptalmışım...) Aileme
anlatamazdım. Sanırım "kıyametin kopması" diye adlandırılan durum,
olanca gerçekliği ile çıkardı karşıma. Gizledim, gizlendim...
Başlangıçta çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımızın sayısı
arttı. Gönül eğlendirmek demiştim ya, palavra. Çok zaman geçmesine gerek
kalmadı hayatımda kapladığı yeri anlamam için. Evet, onu seviyordum. Ama
yine de, aklımda hep ayni düşünce vardı : "Onun tutsağı değilim ve
istediğim zaman terk edebilirim." Buyurun size ikinci palavra. Ne,
zamanla hayatimin her safhasına yerleşmesini fark etmem yetti onu terk
etmeme ne de annemin bizi yakalaması. Aslında bizi yakaladı demem
yanlış. izlerimizi buldu, ardında bıraktıklarını gördü. Kızmadı,
bağırmadı, sadece kısa bir nasihat çekti. Biliyordu çünkü buluşmamızı
yasaklamasının bir şey ifade etmeyeceğini. O zamana kadar gizli devam
ediyordu, yine gizli kalabilirdi ne de olsa.
Zaman geçtikçe birbirimize bağlandık (Palavra üç... Ben ona bağlandım,
tabii ki onun umurunda bile değildim.). Su an dönüp geriye bakıyorum
da, 12 uzun yıl geçti ve veren taraf hep ben oldum. O bana sahte
mutluluklar verdi sadece, bense her şeyimi. Herhalde hayatta canımı
vereceğim tek o oldu. Onun için kavga ettim, onun yüzünden hastalandım,
ama hiç bir zaman ayırmadım yanımdan, ayıramadım...
Biliyordum nelere yol açtığını, görüyordum. Önce onu sevmeyi öğrendim,
sonra nefret etmeyi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile yanımda
olmaya devam ettiğini gördüm. irademi yerle bir ettiğine, beni kendimle
karşı karşıya getirdiğine şahit oldum. Başkalarını kırdım onun yüzünden
ve ben daha da fazla kırıldım. insanlarla arama girdi. Arkadaşlarım
ondan nefret etti çoğu zaman. Hatta ben bile tiksindim bazen, ondan,
bedenime ve ruhuma sinen kokusundan. Dudaklarımın her dokunuşunda, ben
onun ruhundan çalıyordum, o benim bedenimden. O her seferinde
yeniliyordu kendini, bense gittikçe kötüleşiyordum. Ama bir türlü terk
edemedim.
Aslında bir kaç kez denedim ayrılmayı. Hepsinde de dönüşüm bir
öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda kıvrandım hasretinden, alışmaya
çalıştım, ama asla aklımdan atamadım. Uzun ve stresli geceler hep ev
sahibim oldu. Tırnaklarımı yedim, yetmedi kuruyemişe başladım. Ayrılık
kilo aldırdı. Ve ben hep geri döndüm. Hatta su an bile yanımda.
Ama yine de yemin ediyorum burada, hepinizin önünde:
"Bir gün bırakacağım, bu lanet olasıca sigarayı."
(alıntı)
yaşlı. Hayatına giren ilk kişi değildim ve sonuncusu da olmayacaktım
kuşkusuz. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu
düşünüyordu. Aslında hiç bir zaman yaşınızın uygunluğu söz konusu olamaz
böyle bir ilişkide...
önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece
gönül eğlendiriyordum onunla (ne kadar da aptalmışım...) Aileme
anlatamazdım. Sanırım "kıyametin kopması" diye adlandırılan durum,
olanca gerçekliği ile çıkardı karşıma. Gizledim, gizlendim...
Başlangıçta çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımızın sayısı
arttı. Gönül eğlendirmek demiştim ya, palavra. Çok zaman geçmesine gerek
kalmadı hayatımda kapladığı yeri anlamam için. Evet, onu seviyordum. Ama
yine de, aklımda hep ayni düşünce vardı : "Onun tutsağı değilim ve
istediğim zaman terk edebilirim." Buyurun size ikinci palavra. Ne,
zamanla hayatimin her safhasına yerleşmesini fark etmem yetti onu terk
etmeme ne de annemin bizi yakalaması. Aslında bizi yakaladı demem
yanlış. izlerimizi buldu, ardında bıraktıklarını gördü. Kızmadı,
bağırmadı, sadece kısa bir nasihat çekti. Biliyordu çünkü buluşmamızı
yasaklamasının bir şey ifade etmeyeceğini. O zamana kadar gizli devam
ediyordu, yine gizli kalabilirdi ne de olsa.
Zaman geçtikçe birbirimize bağlandık (Palavra üç... Ben ona bağlandım,
tabii ki onun umurunda bile değildim.). Su an dönüp geriye bakıyorum
da, 12 uzun yıl geçti ve veren taraf hep ben oldum. O bana sahte
mutluluklar verdi sadece, bense her şeyimi. Herhalde hayatta canımı
vereceğim tek o oldu. Onun için kavga ettim, onun yüzünden hastalandım,
ama hiç bir zaman ayırmadım yanımdan, ayıramadım...
Biliyordum nelere yol açtığını, görüyordum. Önce onu sevmeyi öğrendim,
sonra nefret etmeyi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile yanımda
olmaya devam ettiğini gördüm. irademi yerle bir ettiğine, beni kendimle
karşı karşıya getirdiğine şahit oldum. Başkalarını kırdım onun yüzünden
ve ben daha da fazla kırıldım. insanlarla arama girdi. Arkadaşlarım
ondan nefret etti çoğu zaman. Hatta ben bile tiksindim bazen, ondan,
bedenime ve ruhuma sinen kokusundan. Dudaklarımın her dokunuşunda, ben
onun ruhundan çalıyordum, o benim bedenimden. O her seferinde
yeniliyordu kendini, bense gittikçe kötüleşiyordum. Ama bir türlü terk
edemedim.
Aslında bir kaç kez denedim ayrılmayı. Hepsinde de dönüşüm bir
öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda kıvrandım hasretinden, alışmaya
çalıştım, ama asla aklımdan atamadım. Uzun ve stresli geceler hep ev
sahibim oldu. Tırnaklarımı yedim, yetmedi kuruyemişe başladım. Ayrılık
kilo aldırdı. Ve ben hep geri döndüm. Hatta su an bile yanımda.
Ama yine de yemin ediyorum burada, hepinizin önünde:
"Bir gün bırakacağım, bu lanet olasıca sigarayı."
(alıntı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar