bugün
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim29
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- o 8 0 diyen biri vardı6
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok9
- terapi niteliğindeki şeyler10
- emre iptal kuyt ile devam2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- türklerin özellikleri2
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- sözlükte kim kimle sevgili27
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- soğuk sabah2
- aşk10
- nervio43
- arabada sakso4
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- fenerbahçeli yazarlar8
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- iyi menemenin sırrı7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- febelilerin herşeyi abartması3
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- israil'in gazze de çadıra hava saldırısı2
- abd ara seçimlerinin f35 ve caatsa'ya etkisi2
- iyi memenin sırrı7
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- almanca bilmek5
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- kale3112 ifşa7
- siyah sütyen5
- muslettin amca14
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- sözlük kürdü55
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov27
- sözlük klasikleri12
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- anın görüntüsü32
- meme4
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- galatasaray taraftarı2
hayatın akışı içinde dünyevi acıları ve hazları sınırsız ve kişiye özel zannediyoruz. başımıza gelen dertler için üzgün, tadamadığımız hazlar için öfkeli, kazandıklarımız için kibirliyiz.
oysa aynen petrol, su ya da madenler gibi acılar ve sevinçler, mutsuzluklar ve hazlar da bir havuzun içindeki hesaplayamadığımız ama "sınırlı" miktarlarda. birinin acısı muhakkak bir başkasının mutluluğunu besleyecektir aynı şekilde bir başkasının sonsuz ve hak olarak varsaydığı keyifli imtiyazlar bazen kitlelerin mutsuzluğudur. felsefe, siyaset, din ve daha bir çok disiplin buna kendi bildiği, ilgilendiği şekilde açıklamalar getirmeye çalışmıştır...
iktisat tüfek-tereyağı denklemini, kuantumcu görüş enerji ve çekim kavramlarını, siyaset sosyal adalet ve eşitlikçiliği, dinler cennet ve cehennemi cevap olarak sunmuşlardır.
maddi ve manevi (aslında maddi kısmı az çok anlaşılmaya başlamıştır son 50 yılda) hiçbir kavram sınırsız değildir. dünyada bir gün içinde üretilecek felsefe, bilim ya da aşka dair cümleler en azından ölçümlediğimiz zaman ve insan sayısıyla sınırlıdır. aşk acısı çekenin acısı olmasa bir başka çift mutlu olamazdı, evlat acısı çeken anne olmasaydı belki de bir başka "anne" hiç anne olamayacaktı. oldukça acımasız da olsa yüzbinlerce yıllık insanlık tarihi ve kitleler açısından bakarsak düzen, işleyişe odaklı ve kendi içinde tutarlıdır. bireysel felaketlerin çoğu adaletsiz, haksızlıkların çoğu acımasızca dağıtılmıştır ve dinlerin bahsettiği asıl "sınav" işte buradadır. bireylerin soyut ve faydasız ritüellerinden çok kesin ve anlamlı bir "ruh olgunluğu" ile davranarak acıyı ve sebeplerini madde ile körleşmeden algılamaları lazımdır. her fakir tembel, her hasta kabahatli değildir siz öyle görseniz bile sadece algılarınız size bunu söylediği içindir.
bu körleşmeyle dünya üzerindeki çoğu insan acılara omuz silkip geçer. biraz daha iyi niyetliler açlara ekmek, muhtaçlara bakım ile sorunların halledilebileceğini zannederler. ne yazık ki çoğu zaman iyi niyetle giriştikleri bir çok yardım çabası evrenin dengesini bozduğu veya kötülüğe alet olduğu için yardımdan çok zararları dokunur. bir başka deyişle bu dünyanın bazı iyileri de en az kötüler kadar madde ile körleşmiştir.
asıl iki grup vardır ki; dünya hala bunların yüzü suyu hürmetine dönmektedir.
bu felaketlerin sonsuz ve rastgele olmadığını sadece bizim hesaplayamayacağımız kadar karmaşık, kompliike bir denklemin ürünü olduğunu bilenler ama son perdenin ardında olanları göremeyip bu acıların kendisine ve/veya nesline çarpmaması için ruhunu işlemeye çalışan, iyi olmak peşindeki insanlar, kozmik bir vicdanın nisbeten küçük de olsa bir parçasıdırlar.
son grup ise acının her zerresinin herkes için olduğunu, zilletin ve acımasızlığın insan olma iddiası taşıyan herkese kara leke sürdüğünü bilen, ar eden, hicap duyan, vicdanları kanayan ama sessiz bir şekilde bu yangın yerinde insan olmak kavramının içini doldurmaya çalışanlardır.
onlar bize güzellikleri yaratacak evrensel gücü sağlayan acılı ve herkesin yerine utanç hissedebilen tuhaf varlıklar. melekler sadece boru üfleyen, can alan afaki varlıklar değildir. ortak bir aklın ve bilincin hem nedeni hem de sonucudurlar.
oysa aynen petrol, su ya da madenler gibi acılar ve sevinçler, mutsuzluklar ve hazlar da bir havuzun içindeki hesaplayamadığımız ama "sınırlı" miktarlarda. birinin acısı muhakkak bir başkasının mutluluğunu besleyecektir aynı şekilde bir başkasının sonsuz ve hak olarak varsaydığı keyifli imtiyazlar bazen kitlelerin mutsuzluğudur. felsefe, siyaset, din ve daha bir çok disiplin buna kendi bildiği, ilgilendiği şekilde açıklamalar getirmeye çalışmıştır...
iktisat tüfek-tereyağı denklemini, kuantumcu görüş enerji ve çekim kavramlarını, siyaset sosyal adalet ve eşitlikçiliği, dinler cennet ve cehennemi cevap olarak sunmuşlardır.
maddi ve manevi (aslında maddi kısmı az çok anlaşılmaya başlamıştır son 50 yılda) hiçbir kavram sınırsız değildir. dünyada bir gün içinde üretilecek felsefe, bilim ya da aşka dair cümleler en azından ölçümlediğimiz zaman ve insan sayısıyla sınırlıdır. aşk acısı çekenin acısı olmasa bir başka çift mutlu olamazdı, evlat acısı çeken anne olmasaydı belki de bir başka "anne" hiç anne olamayacaktı. oldukça acımasız da olsa yüzbinlerce yıllık insanlık tarihi ve kitleler açısından bakarsak düzen, işleyişe odaklı ve kendi içinde tutarlıdır. bireysel felaketlerin çoğu adaletsiz, haksızlıkların çoğu acımasızca dağıtılmıştır ve dinlerin bahsettiği asıl "sınav" işte buradadır. bireylerin soyut ve faydasız ritüellerinden çok kesin ve anlamlı bir "ruh olgunluğu" ile davranarak acıyı ve sebeplerini madde ile körleşmeden algılamaları lazımdır. her fakir tembel, her hasta kabahatli değildir siz öyle görseniz bile sadece algılarınız size bunu söylediği içindir.
bu körleşmeyle dünya üzerindeki çoğu insan acılara omuz silkip geçer. biraz daha iyi niyetliler açlara ekmek, muhtaçlara bakım ile sorunların halledilebileceğini zannederler. ne yazık ki çoğu zaman iyi niyetle giriştikleri bir çok yardım çabası evrenin dengesini bozduğu veya kötülüğe alet olduğu için yardımdan çok zararları dokunur. bir başka deyişle bu dünyanın bazı iyileri de en az kötüler kadar madde ile körleşmiştir.
asıl iki grup vardır ki; dünya hala bunların yüzü suyu hürmetine dönmektedir.
bu felaketlerin sonsuz ve rastgele olmadığını sadece bizim hesaplayamayacağımız kadar karmaşık, kompliike bir denklemin ürünü olduğunu bilenler ama son perdenin ardında olanları göremeyip bu acıların kendisine ve/veya nesline çarpmaması için ruhunu işlemeye çalışan, iyi olmak peşindeki insanlar, kozmik bir vicdanın nisbeten küçük de olsa bir parçasıdırlar.
son grup ise acının her zerresinin herkes için olduğunu, zilletin ve acımasızlığın insan olma iddiası taşıyan herkese kara leke sürdüğünü bilen, ar eden, hicap duyan, vicdanları kanayan ama sessiz bir şekilde bu yangın yerinde insan olmak kavramının içini doldurmaya çalışanlardır.
onlar bize güzellikleri yaratacak evrensel gücü sağlayan acılı ve herkesin yerine utanç hissedebilen tuhaf varlıklar. melekler sadece boru üfleyen, can alan afaki varlıklar değildir. ortak bir aklın ve bilincin hem nedeni hem de sonucudurlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar