bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- uludağ itiraf19
- claudian clouds33
- sözlük kızlarının kekleri24
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- anın görüntüsü25
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- islamda namaz yoktur30
- true'nun engelli olması6
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- okan buruk9
- sevdiğiniz yazarlar8
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- fusya semsiyeli yabanci22
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- dantelli sütyen takan erkek12
- sarapci koala hatayi33
- kürdistan10
- allah11
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- kültür2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- kuran2
- ölümden korkuyor musunuz17
- intothenirvana2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- intihar etmek4
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- gary oldman2
- true ile tatlı sert3
- tai lung8
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- the crow2
hayatın akışı içinde dünyevi acıları ve hazları sınırsız ve kişiye özel zannediyoruz. başımıza gelen dertler için üzgün, tadamadığımız hazlar için öfkeli, kazandıklarımız için kibirliyiz.
oysa aynen petrol, su ya da madenler gibi acılar ve sevinçler, mutsuzluklar ve hazlar da bir havuzun içindeki hesaplayamadığımız ama "sınırlı" miktarlarda. birinin acısı muhakkak bir başkasının mutluluğunu besleyecektir aynı şekilde bir başkasının sonsuz ve hak olarak varsaydığı keyifli imtiyazlar bazen kitlelerin mutsuzluğudur. felsefe, siyaset, din ve daha bir çok disiplin buna kendi bildiği, ilgilendiği şekilde açıklamalar getirmeye çalışmıştır...
iktisat tüfek-tereyağı denklemini, kuantumcu görüş enerji ve çekim kavramlarını, siyaset sosyal adalet ve eşitlikçiliği, dinler cennet ve cehennemi cevap olarak sunmuşlardır.
maddi ve manevi (aslında maddi kısmı az çok anlaşılmaya başlamıştır son 50 yılda) hiçbir kavram sınırsız değildir. dünyada bir gün içinde üretilecek felsefe, bilim ya da aşka dair cümleler en azından ölçümlediğimiz zaman ve insan sayısıyla sınırlıdır. aşk acısı çekenin acısı olmasa bir başka çift mutlu olamazdı, evlat acısı çeken anne olmasaydı belki de bir başka "anne" hiç anne olamayacaktı. oldukça acımasız da olsa yüzbinlerce yıllık insanlık tarihi ve kitleler açısından bakarsak düzen, işleyişe odaklı ve kendi içinde tutarlıdır. bireysel felaketlerin çoğu adaletsiz, haksızlıkların çoğu acımasızca dağıtılmıştır ve dinlerin bahsettiği asıl "sınav" işte buradadır. bireylerin soyut ve faydasız ritüellerinden çok kesin ve anlamlı bir "ruh olgunluğu" ile davranarak acıyı ve sebeplerini madde ile körleşmeden algılamaları lazımdır. her fakir tembel, her hasta kabahatli değildir siz öyle görseniz bile sadece algılarınız size bunu söylediği içindir.
bu körleşmeyle dünya üzerindeki çoğu insan acılara omuz silkip geçer. biraz daha iyi niyetliler açlara ekmek, muhtaçlara bakım ile sorunların halledilebileceğini zannederler. ne yazık ki çoğu zaman iyi niyetle giriştikleri bir çok yardım çabası evrenin dengesini bozduğu veya kötülüğe alet olduğu için yardımdan çok zararları dokunur. bir başka deyişle bu dünyanın bazı iyileri de en az kötüler kadar madde ile körleşmiştir.
asıl iki grup vardır ki; dünya hala bunların yüzü suyu hürmetine dönmektedir.
bu felaketlerin sonsuz ve rastgele olmadığını sadece bizim hesaplayamayacağımız kadar karmaşık, kompliike bir denklemin ürünü olduğunu bilenler ama son perdenin ardında olanları göremeyip bu acıların kendisine ve/veya nesline çarpmaması için ruhunu işlemeye çalışan, iyi olmak peşindeki insanlar, kozmik bir vicdanın nisbeten küçük de olsa bir parçasıdırlar.
son grup ise acının her zerresinin herkes için olduğunu, zilletin ve acımasızlığın insan olma iddiası taşıyan herkese kara leke sürdüğünü bilen, ar eden, hicap duyan, vicdanları kanayan ama sessiz bir şekilde bu yangın yerinde insan olmak kavramının içini doldurmaya çalışanlardır.
onlar bize güzellikleri yaratacak evrensel gücü sağlayan acılı ve herkesin yerine utanç hissedebilen tuhaf varlıklar. melekler sadece boru üfleyen, can alan afaki varlıklar değildir. ortak bir aklın ve bilincin hem nedeni hem de sonucudurlar.
oysa aynen petrol, su ya da madenler gibi acılar ve sevinçler, mutsuzluklar ve hazlar da bir havuzun içindeki hesaplayamadığımız ama "sınırlı" miktarlarda. birinin acısı muhakkak bir başkasının mutluluğunu besleyecektir aynı şekilde bir başkasının sonsuz ve hak olarak varsaydığı keyifli imtiyazlar bazen kitlelerin mutsuzluğudur. felsefe, siyaset, din ve daha bir çok disiplin buna kendi bildiği, ilgilendiği şekilde açıklamalar getirmeye çalışmıştır...
iktisat tüfek-tereyağı denklemini, kuantumcu görüş enerji ve çekim kavramlarını, siyaset sosyal adalet ve eşitlikçiliği, dinler cennet ve cehennemi cevap olarak sunmuşlardır.
maddi ve manevi (aslında maddi kısmı az çok anlaşılmaya başlamıştır son 50 yılda) hiçbir kavram sınırsız değildir. dünyada bir gün içinde üretilecek felsefe, bilim ya da aşka dair cümleler en azından ölçümlediğimiz zaman ve insan sayısıyla sınırlıdır. aşk acısı çekenin acısı olmasa bir başka çift mutlu olamazdı, evlat acısı çeken anne olmasaydı belki de bir başka "anne" hiç anne olamayacaktı. oldukça acımasız da olsa yüzbinlerce yıllık insanlık tarihi ve kitleler açısından bakarsak düzen, işleyişe odaklı ve kendi içinde tutarlıdır. bireysel felaketlerin çoğu adaletsiz, haksızlıkların çoğu acımasızca dağıtılmıştır ve dinlerin bahsettiği asıl "sınav" işte buradadır. bireylerin soyut ve faydasız ritüellerinden çok kesin ve anlamlı bir "ruh olgunluğu" ile davranarak acıyı ve sebeplerini madde ile körleşmeden algılamaları lazımdır. her fakir tembel, her hasta kabahatli değildir siz öyle görseniz bile sadece algılarınız size bunu söylediği içindir.
bu körleşmeyle dünya üzerindeki çoğu insan acılara omuz silkip geçer. biraz daha iyi niyetliler açlara ekmek, muhtaçlara bakım ile sorunların halledilebileceğini zannederler. ne yazık ki çoğu zaman iyi niyetle giriştikleri bir çok yardım çabası evrenin dengesini bozduğu veya kötülüğe alet olduğu için yardımdan çok zararları dokunur. bir başka deyişle bu dünyanın bazı iyileri de en az kötüler kadar madde ile körleşmiştir.
asıl iki grup vardır ki; dünya hala bunların yüzü suyu hürmetine dönmektedir.
bu felaketlerin sonsuz ve rastgele olmadığını sadece bizim hesaplayamayacağımız kadar karmaşık, kompliike bir denklemin ürünü olduğunu bilenler ama son perdenin ardında olanları göremeyip bu acıların kendisine ve/veya nesline çarpmaması için ruhunu işlemeye çalışan, iyi olmak peşindeki insanlar, kozmik bir vicdanın nisbeten küçük de olsa bir parçasıdırlar.
son grup ise acının her zerresinin herkes için olduğunu, zilletin ve acımasızlığın insan olma iddiası taşıyan herkese kara leke sürdüğünü bilen, ar eden, hicap duyan, vicdanları kanayan ama sessiz bir şekilde bu yangın yerinde insan olmak kavramının içini doldurmaya çalışanlardır.
onlar bize güzellikleri yaratacak evrensel gücü sağlayan acılı ve herkesin yerine utanç hissedebilen tuhaf varlıklar. melekler sadece boru üfleyen, can alan afaki varlıklar değildir. ortak bir aklın ve bilincin hem nedeni hem de sonucudurlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar