bugün
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması6
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız6
- sözlükte kim kimle sevgili20
- nervio43
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı35
- arkadaşlar bi bakar mısınız7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- 10 kasım 20264
- ibrahim çocuğunu keserken gökten brokoli inmesi3
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- kadınların yaptığı en büyük hata6
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- acıbadem taksim hastanesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- karıya şiddet7
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- evlenmek6
- devlet bahçeli7
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- kafe açma fikri2
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- anın görüntüsü35
- 7 kasım 20262
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- reha muhtar2
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- allah neler yaratmis3
- muslettin amca14
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- fon vurguncularının fetva alması9
- sözlük klasikleri12
- ısparta havalimanı5
- boş yolda kırmızı ışıkta bekleme zorunluluğu2
- sudekiray'ın ruj resimleri girmesi3
- teoman müziği bıraktı8
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- yağmur altında bankta öpüşmek4
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- aşk5
- kemal sunal'ın en kötü filmi9
- çoçuk sahibi olmadan dünya'dan ayrılmak5
- yılın entrysi2
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
- 0 0 73
- note flawless nail enamel oje 78 bittersweet2
- aleksey batrakov vs fyodor dostoyevski4
ev seçimi:
maddi duruma ve manevi ihtiyaçlara göre oturulacak evin seçilmesi işi.
az önce okuduğum yazının bir bölümünü
seçim yapma açısından kendime yakın
bulduğum için alıntılıyorum:
Hiçbir zaman büyük evlerde yaşamadım.
Hiçbir zaman büyük bir evim olsun istemedim.
Deniz görmeyen evlere, lüks olmayan apartman dairelerine
burun kıvıran tanışlarım oldu. "Niye burda oturuyorsun?" diye soruyorlardı.
'Daha iyi bir yerde yaşayabilirsin...Ömrünün kaç yılı kaldı ki...'
Böyle konular konuşulurken ne diyeceğimi şaşırdım, yüzüm kızardı.
Bir an önce kapansın istedim böyle konular.
Bunun bir yaradılış sorunu olduğunu uzun zaman anlayamadım.
Uzun zaman dünya görüşünün 'kültür'le edinilebileceğini sandım.
Hep ister hiç doymazlığın, o sonsuz açgözlülüğün
kültürün sağıltımıyla iyileşebileceğine inandım.
Bir gün, 'israf ekonomisi'nin çirkin nimetlerinden
yararlanabilmek için birbiriyle yarışan o,
tırnak içindeki nimetlere vurgun pek çok insanın
ortasında kaldığımı ayırt ettim.
Aralarında enikonu kültürlü kişiler vardı.
Sözümona aynı dünya görüşünü paylaşıyorduk.
Artık paylaşmıyoruz. Kendisi için kazanma...
daha çok kazanma, sadece 'para' kazanma hırsının
böylesine alıp yürüdüğü bir ortamda
çok az kişiyle bir şeylerin paylaşılabileceğini düşünüyorum.
Üstelik yoğun paylaşımlar da değil.
Küçük odanın lambasını yakmadım. Sigara içiyorum.
Günün son ışığında mavi duman çöküyor.
'Sigara içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur.'
Hayat da olabiliyor. Başkalarının, büyük çoğunluğun
hayatlarını göz ardı etmediğinizde.
Dar hayatlar, dar ufuklar, dar akıllar, dar duyarlıklar
büyük odalarda, deniz manzarası gören evlerde,
orman içi villalarda yaşayadursun;
küçük oda, şimdiye kadar çözemediğim sırlar çözüyor.
Burada iyi ki ağır bir zift kokusu var.
Odam, şehrin hava kirliliği en yoğun semtiyle
özdeşlik kurdukça sıkıntım azalıyor. *
(bkz: küçük ev)
maddi duruma ve manevi ihtiyaçlara göre oturulacak evin seçilmesi işi.
az önce okuduğum yazının bir bölümünü
seçim yapma açısından kendime yakın
bulduğum için alıntılıyorum:
Hiçbir zaman büyük evlerde yaşamadım.
Hiçbir zaman büyük bir evim olsun istemedim.
Deniz görmeyen evlere, lüks olmayan apartman dairelerine
burun kıvıran tanışlarım oldu. "Niye burda oturuyorsun?" diye soruyorlardı.
'Daha iyi bir yerde yaşayabilirsin...Ömrünün kaç yılı kaldı ki...'
Böyle konular konuşulurken ne diyeceğimi şaşırdım, yüzüm kızardı.
Bir an önce kapansın istedim böyle konular.
Bunun bir yaradılış sorunu olduğunu uzun zaman anlayamadım.
Uzun zaman dünya görüşünün 'kültür'le edinilebileceğini sandım.
Hep ister hiç doymazlığın, o sonsuz açgözlülüğün
kültürün sağıltımıyla iyileşebileceğine inandım.
Bir gün, 'israf ekonomisi'nin çirkin nimetlerinden
yararlanabilmek için birbiriyle yarışan o,
tırnak içindeki nimetlere vurgun pek çok insanın
ortasında kaldığımı ayırt ettim.
Aralarında enikonu kültürlü kişiler vardı.
Sözümona aynı dünya görüşünü paylaşıyorduk.
Artık paylaşmıyoruz. Kendisi için kazanma...
daha çok kazanma, sadece 'para' kazanma hırsının
böylesine alıp yürüdüğü bir ortamda
çok az kişiyle bir şeylerin paylaşılabileceğini düşünüyorum.
Üstelik yoğun paylaşımlar da değil.
Küçük odanın lambasını yakmadım. Sigara içiyorum.
Günün son ışığında mavi duman çöküyor.
'Sigara içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur.'
Hayat da olabiliyor. Başkalarının, büyük çoğunluğun
hayatlarını göz ardı etmediğinizde.
Dar hayatlar, dar ufuklar, dar akıllar, dar duyarlıklar
büyük odalarda, deniz manzarası gören evlerde,
orman içi villalarda yaşayadursun;
küçük oda, şimdiye kadar çözemediğim sırlar çözüyor.
Burada iyi ki ağır bir zift kokusu var.
Odam, şehrin hava kirliliği en yoğun semtiyle
özdeşlik kurdukça sıkıntım azalıyor. *
(bkz: küçük ev)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar