bugün
- olduğundan genç göstermek10
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır6
- üniversite sınavına geç kalmak7
- arkadaşlar çöp yanında 5 çuval kitap buldum3
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan3
- balkonu camla kaplatmak8
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı6
- ez te hezdikim3
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız3
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- alevilerde muhammed ismi3
- lahmacunu elle yiyen kız16
- asi 1993 sözlüğe geri dönsün kampanyası2
- mezarını açan kişi2
- pornoyu bırakmak5
- türkiye a milli futbol takımı15
- milli takımımızın balonu patladı7
- askerlik3
- bölük komutanına şikayet etmek2
- kopuz2
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- ismet gurbuz 20243
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- erkekte yakışıklılık aramayan kadın2
- clydeless bonnie2
- yüzük kaşı2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- ispanya 4 suudi arabistan 02
- güne bir şarkı bırak18
- kezonun tırtıl şekilli bir çift çalı kümesi2
- ciddi ilişki piyasasının çöküşü3
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- istanbul4
- yazarların en sevdiği meyve9
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- babalar günü5
- en havalı ingilizce kelimeler4
- asosyal olmanın sebepleri7
- birbirine kadın ikram eden zenginler2
- kemal kılıçdaroğlu9
- kızına uygun elbise bulamayan annenin isyanı2
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- 13 temmuz 20072
- 21 haziran 2026 ekvador curuçao maçı3
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- biraaaaaader3
- hayvanlar aleminde en yakın akrabamız2
ev seçimi:
maddi duruma ve manevi ihtiyaçlara göre oturulacak evin seçilmesi işi.
az önce okuduğum yazının bir bölümünü
seçim yapma açısından kendime yakın
bulduğum için alıntılıyorum:
Hiçbir zaman büyük evlerde yaşamadım.
Hiçbir zaman büyük bir evim olsun istemedim.
Deniz görmeyen evlere, lüks olmayan apartman dairelerine
burun kıvıran tanışlarım oldu. "Niye burda oturuyorsun?" diye soruyorlardı.
'Daha iyi bir yerde yaşayabilirsin...Ömrünün kaç yılı kaldı ki...'
Böyle konular konuşulurken ne diyeceğimi şaşırdım, yüzüm kızardı.
Bir an önce kapansın istedim böyle konular.
Bunun bir yaradılış sorunu olduğunu uzun zaman anlayamadım.
Uzun zaman dünya görüşünün 'kültür'le edinilebileceğini sandım.
Hep ister hiç doymazlığın, o sonsuz açgözlülüğün
kültürün sağıltımıyla iyileşebileceğine inandım.
Bir gün, 'israf ekonomisi'nin çirkin nimetlerinden
yararlanabilmek için birbiriyle yarışan o,
tırnak içindeki nimetlere vurgun pek çok insanın
ortasında kaldığımı ayırt ettim.
Aralarında enikonu kültürlü kişiler vardı.
Sözümona aynı dünya görüşünü paylaşıyorduk.
Artık paylaşmıyoruz. Kendisi için kazanma...
daha çok kazanma, sadece 'para' kazanma hırsının
böylesine alıp yürüdüğü bir ortamda
çok az kişiyle bir şeylerin paylaşılabileceğini düşünüyorum.
Üstelik yoğun paylaşımlar da değil.
Küçük odanın lambasını yakmadım. Sigara içiyorum.
Günün son ışığında mavi duman çöküyor.
'Sigara içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur.'
Hayat da olabiliyor. Başkalarının, büyük çoğunluğun
hayatlarını göz ardı etmediğinizde.
Dar hayatlar, dar ufuklar, dar akıllar, dar duyarlıklar
büyük odalarda, deniz manzarası gören evlerde,
orman içi villalarda yaşayadursun;
küçük oda, şimdiye kadar çözemediğim sırlar çözüyor.
Burada iyi ki ağır bir zift kokusu var.
Odam, şehrin hava kirliliği en yoğun semtiyle
özdeşlik kurdukça sıkıntım azalıyor. *
(bkz: küçük ev)
maddi duruma ve manevi ihtiyaçlara göre oturulacak evin seçilmesi işi.
az önce okuduğum yazının bir bölümünü
seçim yapma açısından kendime yakın
bulduğum için alıntılıyorum:
Hiçbir zaman büyük evlerde yaşamadım.
Hiçbir zaman büyük bir evim olsun istemedim.
Deniz görmeyen evlere, lüks olmayan apartman dairelerine
burun kıvıran tanışlarım oldu. "Niye burda oturuyorsun?" diye soruyorlardı.
'Daha iyi bir yerde yaşayabilirsin...Ömrünün kaç yılı kaldı ki...'
Böyle konular konuşulurken ne diyeceğimi şaşırdım, yüzüm kızardı.
Bir an önce kapansın istedim böyle konular.
Bunun bir yaradılış sorunu olduğunu uzun zaman anlayamadım.
Uzun zaman dünya görüşünün 'kültür'le edinilebileceğini sandım.
Hep ister hiç doymazlığın, o sonsuz açgözlülüğün
kültürün sağıltımıyla iyileşebileceğine inandım.
Bir gün, 'israf ekonomisi'nin çirkin nimetlerinden
yararlanabilmek için birbiriyle yarışan o,
tırnak içindeki nimetlere vurgun pek çok insanın
ortasında kaldığımı ayırt ettim.
Aralarında enikonu kültürlü kişiler vardı.
Sözümona aynı dünya görüşünü paylaşıyorduk.
Artık paylaşmıyoruz. Kendisi için kazanma...
daha çok kazanma, sadece 'para' kazanma hırsının
böylesine alıp yürüdüğü bir ortamda
çok az kişiyle bir şeylerin paylaşılabileceğini düşünüyorum.
Üstelik yoğun paylaşımlar da değil.
Küçük odanın lambasını yakmadım. Sigara içiyorum.
Günün son ışığında mavi duman çöküyor.
'Sigara içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur.'
Hayat da olabiliyor. Başkalarının, büyük çoğunluğun
hayatlarını göz ardı etmediğinizde.
Dar hayatlar, dar ufuklar, dar akıllar, dar duyarlıklar
büyük odalarda, deniz manzarası gören evlerde,
orman içi villalarda yaşayadursun;
küçük oda, şimdiye kadar çözemediğim sırlar çözüyor.
Burada iyi ki ağır bir zift kokusu var.
Odam, şehrin hava kirliliği en yoğun semtiyle
özdeşlik kurdukça sıkıntım azalıyor. *
(bkz: küçük ev)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar