bugün
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak8
- göz kanlanması6
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması8
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- uludede'nin cenaze eventi8
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- uludede'yi karıya götürmek7
- 3 kere üst üste 31 çekmek9
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- pick me girl5
- avare be3
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- ekmeğe çikolata sürmek7
- gunluklerim aylik olmus4
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi5
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- uludede nim mirası4
- söylenilen pembe yalanlar3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- sürekli özür dileyen insan5
- gece gece nervioyu düşünüp efkarlanmak3
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- trump'ın iran açıklaması2
- sarma3
- eyeliner çekme yöntemleri7
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak4
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- ortaçağda cadı avlamak3
- robotların insanlara baş kaldırması5
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- yunan adalarına gitmek20
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- ciğer yiyen midesizler10
- arkadaşlar3
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması3
- ciğer vs kokoreç8
- makyajın ciltte pütür durması5
- 82 musul 83 kerkük4
- yasin kol4
trt2'nin kültür sanat kanalı olduğu yıllarda sinema ve edebiyat programı ile çocukluğumda tanıştığım ve bende derin izler bırakan değerli ve çok özel aydın, yazar, sinema eleştirmeni, çevirmen ve öğretim üyesi.
Sinema kültürümüzün sağlam temeller üstüne kurulmasında yoğun çaba gösteren; Rekin Teksoy'un bedeni 84 yaşında aramızdan ayrıldı ancak tüm eserleri ile her şeyde yozlaşmanın dayanılmaz hafifliğini hissettiğimiz bu günlerde ve gelecekte de bizim için gerçek sanatın, insanın ve güzelliğin yol göstericisi olmaya devam edecek...
--spoiler--
Bugün 30'larını süren kuşağın, ''Malta Şahini'', ''Arsenik Kurbanları''; gibi klasikleri seyretme şansını bulmuş olmasında Rekin Teksoy'un payı malum. Teksoy'un, TRT 2 için hazırladığı ''Sinema ve Edebiyat'';, televizyonda hizmet veren bir sinematek gibi aklımızda kalmış. Sinema kültürüne katkısı tabii ki bu programla sınırlı olmayan, zorlu çevirileriyle edebiyat dünyasında da etki sahibi Teksoy, 84 yaşında aramızdan ayrıldı. Bir süredir organ yetmezliği tedavisi gören Teksoy, dün Antalya'da toprağa verildi. Kapsamlı sinema tarihi araştırmaları, klasik metin çevirileri, ''Rosa Luxemburg''; oyunu ve sayısız sinema yazısı miras kaldı.
1928 istanbul doğumlu Teksoy, istanbul Saint Michel Fransız Lisesi'ni ve istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Burslu olarak Roma Hukuk Fakültesi'ne gitti ve bu sırada RAI'de redaktör ve spiker olarak çalıştı. istanbul'da avukatlık yapan Teksoy Yön, Sosyal Adalet, Ataç gibi yayınlarda sinema yazıları yazdı. Türkiye'de sinema yazınının öncülerinden Teksoy, Arkın Yayınevi'nin Sinema Ansiklopedisi'nin, Cumhuriyet Ansiklopedisi'nin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını da yaptı. Calvino, Pavase, Fallaci, Pasolini gibi çağdaşların yanı sıra ''Komünist Manifesto'', ''Prens''; gibi yapıtları da Türkçeye çeviren Teksoy, bu alanda da başyapıtlara imza attı. Bocaccio'nun ''Decameron''unun tamamını Türkçeye kazandıran yazar, bu çevirisiyle italya'dan Kültür Şövalyesi nişanı aldı. ''ilahi Komedya''; (Dante) çevirisi ise italyan Senatosu Çeviri Ödülü'nü kazandı. Sinematek Derneği Yönetim Kurulu'nda ve TÜRSAK vakfının kurucuları arasında görev aldı.''Rosa Luxemburg''; oyunu Kücük Sahne'de uzun süre sahnelendi. ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi'' sinemaya dair Türkiye'de bulunabilecek en kapsamlı kaynaklardan. Teksoy, aynı zamanda 20 yılı aşkın istanbul Üniversitesi iletişim Fakültesi'nde ders verdi.
Sevin Okyay
Her ölüm yara açar ama bazı kayıplar daha derin yaralar açıyor. Rekin benim has ''hoca''larımdan biridir. Her şeyden önce, ilk çevirimi yaptığım Arkın'da ilk editörümdü. Altmış küsur kitaplık bir dizinin ''insan Vücudu'' kitabını vermişti bana. Çevirene kadar perişan olmuştum. O beni hatırlamıyor tabii ama benim dün gibi aklımda. ''ilahi Komedya''; ve ''Dekameron''; çevirilerine ise ancak huşu dolu bir saygı duyabilirim. ''Komünist Manifesto''; ile Calvino ve Pavese'leri de unutmuyorum. Sinematek hakkında bilir bilmez konuşanlara daha yeni, okkalı bir cevap vermişti. Ne çok şey seni hatırlatacak, Rekin! ''Sinema ve Edebiyat''; programını çok severdim. ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi'', sahiden de bu konuda burada yazılmış en kapsamlı kitaptır. Ama ben seni en çok, dostum olan o esprili, zeki, ilgili, külyutmaz şahıs olarak hatırlayacağım herhalde.
Mütevazı, içten, örnek ve bilge
Atilla Dorsay: Türk sinema yazınının duayenlerinden olan ve bu alanda yarım yüzyıla yakın hizmet veren ve ayrıca vaktiyle TRT2'de yaptığı programlarla birçok önemli filmi geniş kitlelere ulaştıran Rekin Teksoy, aynı zamanda çok iyi bir çevirmendi. Sinema içi veya dışı temel kitaplara güzel Türkçesiyle kazandırdığı yorum kolay unutulmamalı. Rekin Abi genç ; yaşlı hepimizin yıllardır izlediği ve örnek aldığı bir sinema adamıydı. Yerinin doldurulması hiçbir biçimde mümkün gözükmüyor.
Murat Özer: Giderek küçülen ''insan olma''; durumunu ''büyük''; tutmaya çalışanların nesli tükeniyor, Rekin Teksoy da bu ''azınlık''ı en iyi temsil edenlerden biriydi kuşkusuz... Radikal Kitap'a ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi''; için kaleme aldığım yazıya şöyle girmiştim, virgülüne dokunmadan aktarıyorum: ''Rekin Teksoy'un yazılarıyla tanışmam, içimde bir yerlerde beslenip duran ve giderek semiren ''sinema canavarı''nın su yüzüne çıktığı 1980'lerin ilk yarısına denk gelir. Kendisiyle tanışıp el sıkıştığım 1990'ların başlarından itibarense, kaçınılmaz biçimde hem meslekî hem de sosyal hayatımın ''örnek''; şahsiyetlerinden biri olmuştur, ki nikâh şahidim olmayı kabul ederek bu durumu perçinlemiştir üstat.'' Lafın özü, bir şekilde hayatlarına dokunabildiği herkes gibi ben de sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum Rekin Bey'e...
Cem Altınsaray: Rekin Teksoy'un italyan edebiyatının en zor metinlerini Türkçeye tercüme ederken adeta baştan yazmış ne usta bir çevirmen olduğu, sinema kültürümüze yaptığı katkılar yazılıp çizilecek bir süre. ismi çınlayacak kulaklarda birkaç günlüğüne. Ya sonra? Çekilecek yine köşesine. Meşhur sessizliğine. O insanlara yaklaşmaktan sakınmayan, lakin kendi kalabalığından mutlu haliyle, erinç içindeki hayatına geri dönecek. Unutturacak kendini... Geri durmayı sever kimi insan. Dili varıp da ben diyemez bazısı. Ben diyemeyenlerin de en diyemeyeniydi benim gözümde. Tevazu ve içtenlikle anlamlanan bilgeliği, bilgiyi paylaşma yeteneği ve hepsinin üstünde, gencecik bir insanın karşısında bile biliyor olmaktan gelen gizli bir mahcubiyeti vardı. Çok şey öğrendim ondan. Ve çok sevdim. Elverir ki, hatırlayalım. Unutmayalım tabii...
Tunca Arslan: Rekin Teksoy, sade kişiliğinin ardındaki derin entelektüel birikimi, çalışkanlığı ve esprili kişiliğiyle, her kuşaktan sinema yazarının örnek aldığı bir isimdi. Akademisyen sıfatıyla yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle, sinema tarihine ilişkin ortaya koyduğu devasa yapıtlarla, televizyon programlarıyla, sinema kültürünün Türkiye'de yerleşmesinde öncü rollerden birini üstlenmişti. Yalnızca TRT için hazırlayıp sunduğu ''Sinema ve Edebiyat''; programı bile kim bilir kaç insanın sinemasever haline gelmesine yol açmış, kim bilir kaç kişiyi bilinçli okur katına yükseltmiştir; Bu beklenmedik bir ölüm değil belki ama gerçekten çok üzgünüm, onu çok özleyeceğiz.
Alin Taşçıyan: (Bugün Star';da yayımlanan yazısından)
Rekin Teksoy, benim sevgili sinema hocamdı. Bu ülkenin kendisinden genç kuşaklarında sinemaya dair bir şeyler öğrenmiş herkesin hocasıydı. Dün sessiz sedasız Antalya'da toprağa verildi vasiyeti üzerine. Kimseyi rahatsız etmek, kimseye yük olmak istemezdi Rekin Hocamız; Verdiği derslerde ya da yaptığı sohbetlerde kurduğu her cümle bir pencere açardı size. O cilt cilt kitaplarının, aydınlatıcı makalelerinin, örnek eleştirilerinin ve özgün yapıtın hakkını veren çevirilerinin her bir satırı diğerinden değerliydi.*
--spoiler--
--spoiler--
Saint Michael Fransız Lisesi, istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Roma Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Teksoy, aralarında Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinin de bulunduğu çeşitli yayın organında sinema konusunda yazılar yazdı. Teksoy ayrıca Arkın Yayınevi'nin hazırladığı Sinema Ansiklopedisini ve Cumhuriyet Ansiklopedisinin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını yaptı ve birçok önemli yazarın eserini Türkçeye çevirdi.
Rosa Lüksemburg adlı oyunu uzun süre sahnelenen sanatçının en önemli yapıtlarından biri de Sinema Tarihi adlı kitap oldu. Sinematek Derneği yönetiminde görev alan ve bir dönem ikinci başkanlık görevinde bulunan Teksoy ayrıca TRT 2'de sinema ve edebiyat programı yaptı. istanbul Üniversitesi iletişim Fakültesi'nde Sinema dersleri de veren Teksoy, Decameron'un tam çevirisiyle italya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi nişanı, iki Efendinin Uşağı çevirisiyle de Avni Dilligil En iyi Çeviri Ödülü'nü aldı.*
--spoiler--
Sinema kültürümüzün sağlam temeller üstüne kurulmasında yoğun çaba gösteren; Rekin Teksoy'un bedeni 84 yaşında aramızdan ayrıldı ancak tüm eserleri ile her şeyde yozlaşmanın dayanılmaz hafifliğini hissettiğimiz bu günlerde ve gelecekte de bizim için gerçek sanatın, insanın ve güzelliğin yol göstericisi olmaya devam edecek...
--spoiler--
Bugün 30'larını süren kuşağın, ''Malta Şahini'', ''Arsenik Kurbanları''; gibi klasikleri seyretme şansını bulmuş olmasında Rekin Teksoy'un payı malum. Teksoy'un, TRT 2 için hazırladığı ''Sinema ve Edebiyat'';, televizyonda hizmet veren bir sinematek gibi aklımızda kalmış. Sinema kültürüne katkısı tabii ki bu programla sınırlı olmayan, zorlu çevirileriyle edebiyat dünyasında da etki sahibi Teksoy, 84 yaşında aramızdan ayrıldı. Bir süredir organ yetmezliği tedavisi gören Teksoy, dün Antalya'da toprağa verildi. Kapsamlı sinema tarihi araştırmaları, klasik metin çevirileri, ''Rosa Luxemburg''; oyunu ve sayısız sinema yazısı miras kaldı.
1928 istanbul doğumlu Teksoy, istanbul Saint Michel Fransız Lisesi'ni ve istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Burslu olarak Roma Hukuk Fakültesi'ne gitti ve bu sırada RAI'de redaktör ve spiker olarak çalıştı. istanbul'da avukatlık yapan Teksoy Yön, Sosyal Adalet, Ataç gibi yayınlarda sinema yazıları yazdı. Türkiye'de sinema yazınının öncülerinden Teksoy, Arkın Yayınevi'nin Sinema Ansiklopedisi'nin, Cumhuriyet Ansiklopedisi'nin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını da yaptı. Calvino, Pavase, Fallaci, Pasolini gibi çağdaşların yanı sıra ''Komünist Manifesto'', ''Prens''; gibi yapıtları da Türkçeye çeviren Teksoy, bu alanda da başyapıtlara imza attı. Bocaccio'nun ''Decameron''unun tamamını Türkçeye kazandıran yazar, bu çevirisiyle italya'dan Kültür Şövalyesi nişanı aldı. ''ilahi Komedya''; (Dante) çevirisi ise italyan Senatosu Çeviri Ödülü'nü kazandı. Sinematek Derneği Yönetim Kurulu'nda ve TÜRSAK vakfının kurucuları arasında görev aldı.''Rosa Luxemburg''; oyunu Kücük Sahne'de uzun süre sahnelendi. ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi'' sinemaya dair Türkiye'de bulunabilecek en kapsamlı kaynaklardan. Teksoy, aynı zamanda 20 yılı aşkın istanbul Üniversitesi iletişim Fakültesi'nde ders verdi.
Sevin Okyay
Her ölüm yara açar ama bazı kayıplar daha derin yaralar açıyor. Rekin benim has ''hoca''larımdan biridir. Her şeyden önce, ilk çevirimi yaptığım Arkın'da ilk editörümdü. Altmış küsur kitaplık bir dizinin ''insan Vücudu'' kitabını vermişti bana. Çevirene kadar perişan olmuştum. O beni hatırlamıyor tabii ama benim dün gibi aklımda. ''ilahi Komedya''; ve ''Dekameron''; çevirilerine ise ancak huşu dolu bir saygı duyabilirim. ''Komünist Manifesto''; ile Calvino ve Pavese'leri de unutmuyorum. Sinematek hakkında bilir bilmez konuşanlara daha yeni, okkalı bir cevap vermişti. Ne çok şey seni hatırlatacak, Rekin! ''Sinema ve Edebiyat''; programını çok severdim. ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi'', sahiden de bu konuda burada yazılmış en kapsamlı kitaptır. Ama ben seni en çok, dostum olan o esprili, zeki, ilgili, külyutmaz şahıs olarak hatırlayacağım herhalde.
Mütevazı, içten, örnek ve bilge
Atilla Dorsay: Türk sinema yazınının duayenlerinden olan ve bu alanda yarım yüzyıla yakın hizmet veren ve ayrıca vaktiyle TRT2'de yaptığı programlarla birçok önemli filmi geniş kitlelere ulaştıran Rekin Teksoy, aynı zamanda çok iyi bir çevirmendi. Sinema içi veya dışı temel kitaplara güzel Türkçesiyle kazandırdığı yorum kolay unutulmamalı. Rekin Abi genç ; yaşlı hepimizin yıllardır izlediği ve örnek aldığı bir sinema adamıydı. Yerinin doldurulması hiçbir biçimde mümkün gözükmüyor.
Murat Özer: Giderek küçülen ''insan olma''; durumunu ''büyük''; tutmaya çalışanların nesli tükeniyor, Rekin Teksoy da bu ''azınlık''ı en iyi temsil edenlerden biriydi kuşkusuz... Radikal Kitap'a ''Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi''; için kaleme aldığım yazıya şöyle girmiştim, virgülüne dokunmadan aktarıyorum: ''Rekin Teksoy'un yazılarıyla tanışmam, içimde bir yerlerde beslenip duran ve giderek semiren ''sinema canavarı''nın su yüzüne çıktığı 1980'lerin ilk yarısına denk gelir. Kendisiyle tanışıp el sıkıştığım 1990'ların başlarından itibarense, kaçınılmaz biçimde hem meslekî hem de sosyal hayatımın ''örnek''; şahsiyetlerinden biri olmuştur, ki nikâh şahidim olmayı kabul ederek bu durumu perçinlemiştir üstat.'' Lafın özü, bir şekilde hayatlarına dokunabildiği herkes gibi ben de sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum Rekin Bey'e...
Cem Altınsaray: Rekin Teksoy'un italyan edebiyatının en zor metinlerini Türkçeye tercüme ederken adeta baştan yazmış ne usta bir çevirmen olduğu, sinema kültürümüze yaptığı katkılar yazılıp çizilecek bir süre. ismi çınlayacak kulaklarda birkaç günlüğüne. Ya sonra? Çekilecek yine köşesine. Meşhur sessizliğine. O insanlara yaklaşmaktan sakınmayan, lakin kendi kalabalığından mutlu haliyle, erinç içindeki hayatına geri dönecek. Unutturacak kendini... Geri durmayı sever kimi insan. Dili varıp da ben diyemez bazısı. Ben diyemeyenlerin de en diyemeyeniydi benim gözümde. Tevazu ve içtenlikle anlamlanan bilgeliği, bilgiyi paylaşma yeteneği ve hepsinin üstünde, gencecik bir insanın karşısında bile biliyor olmaktan gelen gizli bir mahcubiyeti vardı. Çok şey öğrendim ondan. Ve çok sevdim. Elverir ki, hatırlayalım. Unutmayalım tabii...
Tunca Arslan: Rekin Teksoy, sade kişiliğinin ardındaki derin entelektüel birikimi, çalışkanlığı ve esprili kişiliğiyle, her kuşaktan sinema yazarının örnek aldığı bir isimdi. Akademisyen sıfatıyla yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle, sinema tarihine ilişkin ortaya koyduğu devasa yapıtlarla, televizyon programlarıyla, sinema kültürünün Türkiye'de yerleşmesinde öncü rollerden birini üstlenmişti. Yalnızca TRT için hazırlayıp sunduğu ''Sinema ve Edebiyat''; programı bile kim bilir kaç insanın sinemasever haline gelmesine yol açmış, kim bilir kaç kişiyi bilinçli okur katına yükseltmiştir; Bu beklenmedik bir ölüm değil belki ama gerçekten çok üzgünüm, onu çok özleyeceğiz.
Alin Taşçıyan: (Bugün Star';da yayımlanan yazısından)
Rekin Teksoy, benim sevgili sinema hocamdı. Bu ülkenin kendisinden genç kuşaklarında sinemaya dair bir şeyler öğrenmiş herkesin hocasıydı. Dün sessiz sedasız Antalya'da toprağa verildi vasiyeti üzerine. Kimseyi rahatsız etmek, kimseye yük olmak istemezdi Rekin Hocamız; Verdiği derslerde ya da yaptığı sohbetlerde kurduğu her cümle bir pencere açardı size. O cilt cilt kitaplarının, aydınlatıcı makalelerinin, örnek eleştirilerinin ve özgün yapıtın hakkını veren çevirilerinin her bir satırı diğerinden değerliydi.*
--spoiler--
--spoiler--
Saint Michael Fransız Lisesi, istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Roma Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Teksoy, aralarında Yön, Sosyal Adalet, Ataç dergilerinin de bulunduğu çeşitli yayın organında sinema konusunda yazılar yazdı. Teksoy ayrıca Arkın Yayınevi'nin hazırladığı Sinema Ansiklopedisini ve Cumhuriyet Ansiklopedisinin yayın yönetmenliklerini ve yazarlıklarını yaptı ve birçok önemli yazarın eserini Türkçeye çevirdi.
Rosa Lüksemburg adlı oyunu uzun süre sahnelenen sanatçının en önemli yapıtlarından biri de Sinema Tarihi adlı kitap oldu. Sinematek Derneği yönetiminde görev alan ve bir dönem ikinci başkanlık görevinde bulunan Teksoy ayrıca TRT 2'de sinema ve edebiyat programı yaptı. istanbul Üniversitesi iletişim Fakültesi'nde Sinema dersleri de veren Teksoy, Decameron'un tam çevirisiyle italya Cumhurbaşkanı Kültür Şövalyesi nişanı, iki Efendinin Uşağı çevirisiyle de Avni Dilligil En iyi Çeviri Ödülü'nü aldı.*
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar