bugün
- kezoların burada kibirlenmesi5
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı16
- renault 9 broadway8
- akrabalarla ilişkiyi kes4
- saç dökülmesi5
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması5
- arkadaşlar bugün kavga yok mu5
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- yazın yorganla yatan insan5
- artı oy alma yolları5
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- hangi şehrin neyi meşhur4
- eskort ile dertleşen adam2
- çaylak olunca hissedilenler5
- en hakiki mürşitteki ilim4
- inci sözlüğün sözlük olmakla alakası olmaması3
- halkın fesad'ı ahlakta haiz olduğu derece3
- tavsiye4
- haydi selametle kt3
- sabah alarmı2
- gecenin şiiri5
- nihoşun ölümü16
- memduh bashgan14
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- mason greenwood5
- mikrodalgaya sucuk koymak4
- asteğmen7
- instagram kapanırsa ne olur sorunsalı2
- yazıcıdan basıp duvara asılası resimler2
- penise dövme yaptırmak2
- bu saatte yenebilecek şeyler3
- gram altın3
- çerçeve yasa teklifi meclis te2
- yazarların bildiği en kötü küfür4
- brad pitt4
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- eski de olsa bir araba sahibi olmak2
- moderatörlere sesleniş5
- 20262
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay3
- havaya girdin mi galatasaray çakar sana2
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız4
- kaderime tepik atar kaçarım2
- tuba büyüküstün7
- fenerbahçe4
- goy2
mujdeci:
selam naz nasılsın?
"""naz yazıyor"""
***
yarım saat kadar süren bekleyişimin ardından cevap geldi. selamımı bu kadar geç almış olsa da beni mutlu etmişti bu karşılık. beni sevmediğini biliyordum ama beni önemsemediği ihtimali bile o geceyi uykusuz geçirmeme yetecek bir sebepti. buna karşın her platonik aşık gibi yaşadığım her şeyi kendime eğip bükebilme yeteneğim bu paranoyak sarmalımı güçlendiriyordu. eğer geç yazdıysa kesinlikle önemsiz ama bana sıkıntı veren bir sebebi olmalıydı, takmadım.
üniversiteyi bitirdiğim yazdı. naz ile köprüden önceki son çıkışı kaçırmış bir arkadaşlık yürütüyorduk. tanıştıktan sonraki ilk aylarda ona olan hislerimi açmam gerekirken ben gizem taktiğimin içinde kendimi kaybettim. beraber yürüyor, kahve içiyor, hayatı tartışıyorduk.. gizem örtümle onu merkalandırıp kendime çekmek yerine benden sıkılmasını izleyerek tükenmiştim. psikopatça gelecek ama sanırım aşk tamamen bir savaştı. ve ben kaybediyordum..
naz:
selam nasılsın?
mujdeci:(bir süre sonra) he geldin mi? ben de fragmanlara bakıyordum güzel film var mı diye (yalanını sikiyim hiç ayırdın mı gözünü pencereden). iyi ya ne olsun. epeydir görüşmüyoruz bi sorayım dedim..
naz:
ya sorma bitirme teziyle uğraşıyorum, iki makale var ve biri ingilizce.. hiç vaktim olmuyor.
eğer bir kız, bir erkeğe hiç vaktim yok diyorsa hiç vakti yoktur.. yani o erkeğe ayıracak vakti yoktur. hiç zorlamadan, gücenmeden hayatından çıkmak gerekir. hayatında kalmaya devam etmeniz onun için sadece ince uçlu ego şarj aleti olmayı göze almanız demektir.
mujdeci:
istersen ingilizce olanı sana çevirebilirim *
naz:
sahimi? yapar mısın böyle bi güzellik? ayy çok mutluyum =)
mujdeci:
yaparım tabi canım ne güne duruyoruz. sen gönder akşam başlarım ben. zaten canım sıkılıyordu.
naz:
tamam canım gönderirim. ayy çok öpüyorum çok mutlu ettin beni. söz sana yemek yapıcam =)
***
35 sayfalık bilimsel makaleyi 1 haftada çevirdim türkçeye. arada mesaj atıyor cesaretlendiriyordu. bu da beni bir anda ingiliz dili ve edebiyatı uzmanı yapmaya yetecek jet yakıtı demekti. anne sütünün çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlatan bilimsel bir makaleye benim de işime yarar gözüyle bakmaya çalışıyordum. sonuçta hepimiz memeli canlılardık.
***
sonunda makaleyi teslim etmek için buluştuk naz'la. tavırlarında farklı bir sevecenlik ve merak sezdiğimden gizem pelerinimi takmıştım. sürekli sorular soruyordu ve köprüden önceki son çıkış zamanlarımızı anımsatıyordu bu doğal afet kadar yıkıcı kadın. güzelliğinin dillere destan olması onu bir parça yalnız bırakırdı. erkekler ona yaklaşmak için kendilerinde olandan fazla güvene ihtiyaç duyuyorlardı hep. bu yüzden neredeyse onunla sözde cesurca konuşabilen tek erkek bendim. ama bu gücün güzellik karşısındaki yenilgisinin şahit olduğum ilk örneğiydi yalnızca.
+ geçenlerde facebook profilinde şiirler gördüm. sen mi yazıyorsun onları?
- evet naz. kelimelerle oynamayı seviyorum bilirsin.
+ hımmm. kimin için yazıyorsun bu kadar güçlü cümleleri? var mı özel biri?
""içses: ulan söylesem mi senin için hep. hep seni anlatıyorum gizli gizli desem mi? yok lan yavşama hemen. zaten şiiri kim sever de ona artistlik yapıcaksın. hooop gizem pelerini..""
- aslında biliyor musun, şiir yetim bir sesleniştir. en güzelleri ölenlerin ardından yazılır hep. şair daima birini över, hep birini ilmek ilmek işler; sonra çıkıp başkaları beğenir bu sanatı.
sanatçı sevgilisine sesini duyurmak için öyle yüksek bağırır ki en sonunda sevgili'den başka herkes duyar..
""içses: vaay kanka.. koydun çocuğu oğluum. lafa gel hele deskartes çükünü yesin!?! lan? ne dedim lan ben? hassiktir hassiktir!"
- karmaşık oldu sanırım di mi naz?
+ aslında ben çok beğenmiştim şiirleri. neyse umarım bir gün sesini duyar o tanrıçan. neyse artık bana müsade...
bana da müsade ey tanrıça bana da müsade..
özet: anne sütü çok yarayışlı.
edit: arkadaşlar, çok tatlısınız ama olayın üzerinden 5 yıl geçti. mesajlarınızla bana verdiğiniz destek için platonik ozanlar derneği sizi unutmayacaktır eminim.
selam naz nasılsın?
"""naz yazıyor"""
***
yarım saat kadar süren bekleyişimin ardından cevap geldi. selamımı bu kadar geç almış olsa da beni mutlu etmişti bu karşılık. beni sevmediğini biliyordum ama beni önemsemediği ihtimali bile o geceyi uykusuz geçirmeme yetecek bir sebepti. buna karşın her platonik aşık gibi yaşadığım her şeyi kendime eğip bükebilme yeteneğim bu paranoyak sarmalımı güçlendiriyordu. eğer geç yazdıysa kesinlikle önemsiz ama bana sıkıntı veren bir sebebi olmalıydı, takmadım.
üniversiteyi bitirdiğim yazdı. naz ile köprüden önceki son çıkışı kaçırmış bir arkadaşlık yürütüyorduk. tanıştıktan sonraki ilk aylarda ona olan hislerimi açmam gerekirken ben gizem taktiğimin içinde kendimi kaybettim. beraber yürüyor, kahve içiyor, hayatı tartışıyorduk.. gizem örtümle onu merkalandırıp kendime çekmek yerine benden sıkılmasını izleyerek tükenmiştim. psikopatça gelecek ama sanırım aşk tamamen bir savaştı. ve ben kaybediyordum..
naz:
selam nasılsın?
mujdeci:(bir süre sonra) he geldin mi? ben de fragmanlara bakıyordum güzel film var mı diye (yalanını sikiyim hiç ayırdın mı gözünü pencereden). iyi ya ne olsun. epeydir görüşmüyoruz bi sorayım dedim..
naz:
ya sorma bitirme teziyle uğraşıyorum, iki makale var ve biri ingilizce.. hiç vaktim olmuyor.
eğer bir kız, bir erkeğe hiç vaktim yok diyorsa hiç vakti yoktur.. yani o erkeğe ayıracak vakti yoktur. hiç zorlamadan, gücenmeden hayatından çıkmak gerekir. hayatında kalmaya devam etmeniz onun için sadece ince uçlu ego şarj aleti olmayı göze almanız demektir.
mujdeci:
istersen ingilizce olanı sana çevirebilirim *
naz:
sahimi? yapar mısın böyle bi güzellik? ayy çok mutluyum =)
mujdeci:
yaparım tabi canım ne güne duruyoruz. sen gönder akşam başlarım ben. zaten canım sıkılıyordu.
naz:
tamam canım gönderirim. ayy çok öpüyorum çok mutlu ettin beni. söz sana yemek yapıcam =)
***
35 sayfalık bilimsel makaleyi 1 haftada çevirdim türkçeye. arada mesaj atıyor cesaretlendiriyordu. bu da beni bir anda ingiliz dili ve edebiyatı uzmanı yapmaya yetecek jet yakıtı demekti. anne sütünün çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlatan bilimsel bir makaleye benim de işime yarar gözüyle bakmaya çalışıyordum. sonuçta hepimiz memeli canlılardık.
***
sonunda makaleyi teslim etmek için buluştuk naz'la. tavırlarında farklı bir sevecenlik ve merak sezdiğimden gizem pelerinimi takmıştım. sürekli sorular soruyordu ve köprüden önceki son çıkış zamanlarımızı anımsatıyordu bu doğal afet kadar yıkıcı kadın. güzelliğinin dillere destan olması onu bir parça yalnız bırakırdı. erkekler ona yaklaşmak için kendilerinde olandan fazla güvene ihtiyaç duyuyorlardı hep. bu yüzden neredeyse onunla sözde cesurca konuşabilen tek erkek bendim. ama bu gücün güzellik karşısındaki yenilgisinin şahit olduğum ilk örneğiydi yalnızca.
+ geçenlerde facebook profilinde şiirler gördüm. sen mi yazıyorsun onları?
- evet naz. kelimelerle oynamayı seviyorum bilirsin.
+ hımmm. kimin için yazıyorsun bu kadar güçlü cümleleri? var mı özel biri?
""içses: ulan söylesem mi senin için hep. hep seni anlatıyorum gizli gizli desem mi? yok lan yavşama hemen. zaten şiiri kim sever de ona artistlik yapıcaksın. hooop gizem pelerini..""
- aslında biliyor musun, şiir yetim bir sesleniştir. en güzelleri ölenlerin ardından yazılır hep. şair daima birini över, hep birini ilmek ilmek işler; sonra çıkıp başkaları beğenir bu sanatı.
sanatçı sevgilisine sesini duyurmak için öyle yüksek bağırır ki en sonunda sevgili'den başka herkes duyar..
""içses: vaay kanka.. koydun çocuğu oğluum. lafa gel hele deskartes çükünü yesin!?! lan? ne dedim lan ben? hassiktir hassiktir!"
- karmaşık oldu sanırım di mi naz?
+ aslında ben çok beğenmiştim şiirleri. neyse umarım bir gün sesini duyar o tanrıçan. neyse artık bana müsade...
bana da müsade ey tanrıça bana da müsade..
özet: anne sütü çok yarayışlı.
edit: arkadaşlar, çok tatlısınız ama olayın üzerinden 5 yıl geçti. mesajlarınızla bana verdiğiniz destek için platonik ozanlar derneği sizi unutmayacaktır eminim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar