bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu50
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- fatma betülüm yapmaz6
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş3
- sinirlenen dilenci kadın3
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- boğaz ağrısı5
- misafir terliği kokusu2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı3
- her sorunun çözümü2
- haram para2
- fon vurgunu5
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- beşiktaş6
- murat ünalmış2
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- sözlüğün yeni tasarımı14
- kötüye bir şey olmaz5
- muslettin amca23
- aşk11
- işe gitmeye üşenmek2
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- uyudunuz mu4
- gece gelen açlık7
- sabahları nefret edilen şeyler4
- hayatın anlamı ne7
- alexander nübel7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- gülşen in memeleri14
- yeraltı varlıkları7
- aşk bir yemek olsaydı8
- sigara içmek8
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- nervio43
mujdeci:
selam naz nasılsın?
"""naz yazıyor"""
***
yarım saat kadar süren bekleyişimin ardından cevap geldi. selamımı bu kadar geç almış olsa da beni mutlu etmişti bu karşılık. beni sevmediğini biliyordum ama beni önemsemediği ihtimali bile o geceyi uykusuz geçirmeme yetecek bir sebepti. buna karşın her platonik aşık gibi yaşadığım her şeyi kendime eğip bükebilme yeteneğim bu paranoyak sarmalımı güçlendiriyordu. eğer geç yazdıysa kesinlikle önemsiz ama bana sıkıntı veren bir sebebi olmalıydı, takmadım.
üniversiteyi bitirdiğim yazdı. naz ile köprüden önceki son çıkışı kaçırmış bir arkadaşlık yürütüyorduk. tanıştıktan sonraki ilk aylarda ona olan hislerimi açmam gerekirken ben gizem taktiğimin içinde kendimi kaybettim. beraber yürüyor, kahve içiyor, hayatı tartışıyorduk.. gizem örtümle onu merkalandırıp kendime çekmek yerine benden sıkılmasını izleyerek tükenmiştim. psikopatça gelecek ama sanırım aşk tamamen bir savaştı. ve ben kaybediyordum..
naz:
selam nasılsın?
mujdeci:(bir süre sonra) he geldin mi? ben de fragmanlara bakıyordum güzel film var mı diye (yalanını sikiyim hiç ayırdın mı gözünü pencereden). iyi ya ne olsun. epeydir görüşmüyoruz bi sorayım dedim..
naz:
ya sorma bitirme teziyle uğraşıyorum, iki makale var ve biri ingilizce.. hiç vaktim olmuyor.
eğer bir kız, bir erkeğe hiç vaktim yok diyorsa hiç vakti yoktur.. yani o erkeğe ayıracak vakti yoktur. hiç zorlamadan, gücenmeden hayatından çıkmak gerekir. hayatında kalmaya devam etmeniz onun için sadece ince uçlu ego şarj aleti olmayı göze almanız demektir.
mujdeci:
istersen ingilizce olanı sana çevirebilirim *
naz:
sahimi? yapar mısın böyle bi güzellik? ayy çok mutluyum =)
mujdeci:
yaparım tabi canım ne güne duruyoruz. sen gönder akşam başlarım ben. zaten canım sıkılıyordu.
naz:
tamam canım gönderirim. ayy çok öpüyorum çok mutlu ettin beni. söz sana yemek yapıcam =)
***
35 sayfalık bilimsel makaleyi 1 haftada çevirdim türkçeye. arada mesaj atıyor cesaretlendiriyordu. bu da beni bir anda ingiliz dili ve edebiyatı uzmanı yapmaya yetecek jet yakıtı demekti. anne sütünün çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlatan bilimsel bir makaleye benim de işime yarar gözüyle bakmaya çalışıyordum. sonuçta hepimiz memeli canlılardık.
***
sonunda makaleyi teslim etmek için buluştuk naz'la. tavırlarında farklı bir sevecenlik ve merak sezdiğimden gizem pelerinimi takmıştım. sürekli sorular soruyordu ve köprüden önceki son çıkış zamanlarımızı anımsatıyordu bu doğal afet kadar yıkıcı kadın. güzelliğinin dillere destan olması onu bir parça yalnız bırakırdı. erkekler ona yaklaşmak için kendilerinde olandan fazla güvene ihtiyaç duyuyorlardı hep. bu yüzden neredeyse onunla sözde cesurca konuşabilen tek erkek bendim. ama bu gücün güzellik karşısındaki yenilgisinin şahit olduğum ilk örneğiydi yalnızca.
+ geçenlerde facebook profilinde şiirler gördüm. sen mi yazıyorsun onları?
- evet naz. kelimelerle oynamayı seviyorum bilirsin.
+ hımmm. kimin için yazıyorsun bu kadar güçlü cümleleri? var mı özel biri?
""içses: ulan söylesem mi senin için hep. hep seni anlatıyorum gizli gizli desem mi? yok lan yavşama hemen. zaten şiiri kim sever de ona artistlik yapıcaksın. hooop gizem pelerini..""
- aslında biliyor musun, şiir yetim bir sesleniştir. en güzelleri ölenlerin ardından yazılır hep. şair daima birini över, hep birini ilmek ilmek işler; sonra çıkıp başkaları beğenir bu sanatı.
sanatçı sevgilisine sesini duyurmak için öyle yüksek bağırır ki en sonunda sevgili'den başka herkes duyar..
""içses: vaay kanka.. koydun çocuğu oğluum. lafa gel hele deskartes çükünü yesin!?! lan? ne dedim lan ben? hassiktir hassiktir!"
- karmaşık oldu sanırım di mi naz?
+ aslında ben çok beğenmiştim şiirleri. neyse umarım bir gün sesini duyar o tanrıçan. neyse artık bana müsade...
bana da müsade ey tanrıça bana da müsade..
özet: anne sütü çok yarayışlı.
edit: arkadaşlar, çok tatlısınız ama olayın üzerinden 5 yıl geçti. mesajlarınızla bana verdiğiniz destek için platonik ozanlar derneği sizi unutmayacaktır eminim.
selam naz nasılsın?
"""naz yazıyor"""
***
yarım saat kadar süren bekleyişimin ardından cevap geldi. selamımı bu kadar geç almış olsa da beni mutlu etmişti bu karşılık. beni sevmediğini biliyordum ama beni önemsemediği ihtimali bile o geceyi uykusuz geçirmeme yetecek bir sebepti. buna karşın her platonik aşık gibi yaşadığım her şeyi kendime eğip bükebilme yeteneğim bu paranoyak sarmalımı güçlendiriyordu. eğer geç yazdıysa kesinlikle önemsiz ama bana sıkıntı veren bir sebebi olmalıydı, takmadım.
üniversiteyi bitirdiğim yazdı. naz ile köprüden önceki son çıkışı kaçırmış bir arkadaşlık yürütüyorduk. tanıştıktan sonraki ilk aylarda ona olan hislerimi açmam gerekirken ben gizem taktiğimin içinde kendimi kaybettim. beraber yürüyor, kahve içiyor, hayatı tartışıyorduk.. gizem örtümle onu merkalandırıp kendime çekmek yerine benden sıkılmasını izleyerek tükenmiştim. psikopatça gelecek ama sanırım aşk tamamen bir savaştı. ve ben kaybediyordum..
naz:
selam nasılsın?
mujdeci:(bir süre sonra) he geldin mi? ben de fragmanlara bakıyordum güzel film var mı diye (yalanını sikiyim hiç ayırdın mı gözünü pencereden). iyi ya ne olsun. epeydir görüşmüyoruz bi sorayım dedim..
naz:
ya sorma bitirme teziyle uğraşıyorum, iki makale var ve biri ingilizce.. hiç vaktim olmuyor.
eğer bir kız, bir erkeğe hiç vaktim yok diyorsa hiç vakti yoktur.. yani o erkeğe ayıracak vakti yoktur. hiç zorlamadan, gücenmeden hayatından çıkmak gerekir. hayatında kalmaya devam etmeniz onun için sadece ince uçlu ego şarj aleti olmayı göze almanız demektir.
mujdeci:
istersen ingilizce olanı sana çevirebilirim *
naz:
sahimi? yapar mısın böyle bi güzellik? ayy çok mutluyum =)
mujdeci:
yaparım tabi canım ne güne duruyoruz. sen gönder akşam başlarım ben. zaten canım sıkılıyordu.
naz:
tamam canım gönderirim. ayy çok öpüyorum çok mutlu ettin beni. söz sana yemek yapıcam =)
***
35 sayfalık bilimsel makaleyi 1 haftada çevirdim türkçeye. arada mesaj atıyor cesaretlendiriyordu. bu da beni bir anda ingiliz dili ve edebiyatı uzmanı yapmaya yetecek jet yakıtı demekti. anne sütünün çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlatan bilimsel bir makaleye benim de işime yarar gözüyle bakmaya çalışıyordum. sonuçta hepimiz memeli canlılardık.
***
sonunda makaleyi teslim etmek için buluştuk naz'la. tavırlarında farklı bir sevecenlik ve merak sezdiğimden gizem pelerinimi takmıştım. sürekli sorular soruyordu ve köprüden önceki son çıkış zamanlarımızı anımsatıyordu bu doğal afet kadar yıkıcı kadın. güzelliğinin dillere destan olması onu bir parça yalnız bırakırdı. erkekler ona yaklaşmak için kendilerinde olandan fazla güvene ihtiyaç duyuyorlardı hep. bu yüzden neredeyse onunla sözde cesurca konuşabilen tek erkek bendim. ama bu gücün güzellik karşısındaki yenilgisinin şahit olduğum ilk örneğiydi yalnızca.
+ geçenlerde facebook profilinde şiirler gördüm. sen mi yazıyorsun onları?
- evet naz. kelimelerle oynamayı seviyorum bilirsin.
+ hımmm. kimin için yazıyorsun bu kadar güçlü cümleleri? var mı özel biri?
""içses: ulan söylesem mi senin için hep. hep seni anlatıyorum gizli gizli desem mi? yok lan yavşama hemen. zaten şiiri kim sever de ona artistlik yapıcaksın. hooop gizem pelerini..""
- aslında biliyor musun, şiir yetim bir sesleniştir. en güzelleri ölenlerin ardından yazılır hep. şair daima birini över, hep birini ilmek ilmek işler; sonra çıkıp başkaları beğenir bu sanatı.
sanatçı sevgilisine sesini duyurmak için öyle yüksek bağırır ki en sonunda sevgili'den başka herkes duyar..
""içses: vaay kanka.. koydun çocuğu oğluum. lafa gel hele deskartes çükünü yesin!?! lan? ne dedim lan ben? hassiktir hassiktir!"
- karmaşık oldu sanırım di mi naz?
+ aslında ben çok beğenmiştim şiirleri. neyse umarım bir gün sesini duyar o tanrıçan. neyse artık bana müsade...
bana da müsade ey tanrıça bana da müsade..
özet: anne sütü çok yarayışlı.
edit: arkadaşlar, çok tatlısınız ama olayın üzerinden 5 yıl geçti. mesajlarınızla bana verdiğiniz destek için platonik ozanlar derneği sizi unutmayacaktır eminim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar