bugün

behzat ç.

aaaah ah! heba oldu uykum dün gece, düşündüm durdum. dizi biter bitmez yazacaktım ama hazmededim galiba, bir düşünmek istedim yaşananları. benim için bu dizi bir dizinin ötesine geçti. entrikalar falan da değil olay. ercüy'müş, funday'mış, memduh'muş...evet bunlar tabiki de diziye büyük heyecan katıyor ama dün ben yıkılmışlığı gördüm bu dizide. belki de kendi yıkılmışlığımı. birbirini deli gibi sevip de dokunamayan insanlarla gözgöze geldim televizyon ekranından. hele ki başlangıçta ki behzat'ın iç sesi...sanki benim iç sesimdi o. sabah uyanınca akla gelenler diye bir başlık var ya , işte ben ona dün behzat'ın iç sesini yazmak istiyordum, yazamadım ama dinledim. bir tuhaf oldum.

bu dizide gerçek aşklar var, hem de kanlı canlı. canım cicim değil harbi aşklar. ölümüne sevdiğin insana seni seviyorum yerine siktir çekmek var, aşık olduğun adamı ağlayarak evden kovmak, bir zamanlar nefret ettiğin bir adama acımak, dizine yatırıp saçını okşamak, güvenle boynuna sarılmak var. var işte aşkın en sert hali. mutluluğa değil mutsuzluğa razı olmak var...benim hikayem satır aralarına sıkışmış bazen hayaletin dilinden dökülüyor, bazen akbaba'nın sessizliğinde çarpıyor yüzüme. ben behzat'ın bakışlarında anımsıyorum yaşadıklarımı, yutkunuyorum. benim hikayem bir cinayet hikayesi, defalarca öldürülüşümün ve defalarca bulunamayışımın bir şizofren başkomiser ve ekibi tarafından.

benim yüzüm akbaba'nın görüp anlamlandıramadığı o sıradan yüz. sıradanlaştım ben de o cinayetler gibi. ve şimdi sanki birisi benim katledilişlerimi kameraya almış da bana zorla izlettiriyormuş gibi hissediyorum. ben behzat'ın ayaklarını uzattığı o eski sehpayım işte, aralarında sessizce duruyorum, destek oluyorum onlara. parmaklarına çöp batsa benim içim kanıyor.

suna beni çok şaşırttı, kız kardeşinin ölü olması derin bir yara ve tüm olanları bir nedene bağlıyor. bir hayalet'le yaşarken ikinci bir hayalet'e aşık olması kaderin bir cilvesi mi? hayalet feride'yi tam da bu şekilde kaybetmişti, sunayı da böyle kaybetmeyi göze alabilecek mi? bence bu dizinin en sert aşkı olma yolunda ilerliyor onların ilişkisi.

funda ile bahri arasındaki ilişkinin derinliğinden bir önceki yazımda bahsetmiştim. elbette olayı çözebilecek yegane kişi şevket'ti. dizinin salak gibi görünen akıllı adamlarından o. daha önce nasıl memduh'a ulaştırdıysa behzat'ı şimdi de yapacak. ben tüm düğümlerin yan rollerdeki oyuncular tarafından çözüleceğini düşünüyorum. suna'yı hayalet, selim'i eda ve funda'yı şevket çözecek. finale doğru heyecan tavan yapmak üzere. ben resimdeki kişinin kim olduğunu tahmin ediyorum ama dillendirmeyeceğim, belki bir sürpriz olabilir.

ayrıca cinayeti işleyen adamın behzat'ın "pişman mısın " sorusuna verdiği tarihi cevap beni dumur etti: "pişman değilim amirim şimdi olsa yine ihbar ederim!"

ooof of! işin yoksa bir hafta bekle şimdi. ben şikayetçiyim bu diziden arkadaş, her pazar beni dağıtıyor, sonra da kaçıp gidiyor. madem dağıtıyorsun bizi, öyle kaçma hemen amirim gel o meşhur meyhanenize gidelim beraber, neşet çalsın fonda, demlenelim ağır ağır. hep kendinize müslüman olmayın lütfen. canımız çekiyor, biz de insanız!
© copyright 2005 - 2026