bugün

aşk

kanımca en büyük sorunsallardan biridir. hatta çözümlenemeyecek kadar zor bir sorunsaldır.

sanırım aşkın ne olduğunu hiçbir zaman anlayamayacağımdan merakımı hep cezbetmiştir. yıllar yıllar önce aşkı yaşadığımı zannettiğim bir ilişkim vardı ama bitti. üstelik şuan en ufak birşey bile hissetmiyorum. aşk bu muydu? değildi. daha sonra ilk görüşte aşk diye nitelendirdiğim ama aslında bir beğenme ya da hoşlantıdan ibaret olan insanlar geçti hayatımdan. onlar da aşk değildi.
sonra aşkın nasıl hissettireceği üstünde uzun uzun düşünmeye başladım ve öyle hissedersem aşkı yaşadığıma emin olacağıma karar verdim. sevgilileri olan arkadaşlarıma sordum ve, onu gördüğünde heycanlanmak, kalbinin hızlıca atması, mutluluktan uçmak, onun yanında hiçbir şey düşünmemek gibi cevaplar aldım. belki de buydu aşk. fakat tek sorun, benim hepsini bir arada yaşayamıyor olmamdı ya da yaşadığım hislerin ertesi güne geçiyor olması. hep yanlış insana denk gelmemdi belkide sorun. ya da tam işte bu dediğim anda çıkan engellerdi.
aşk neydi? bu sorunun cevabını düşündükçe konuştuğum insana kendimi aşık olmaya zorladım. zorladıkça olamadım. olamadıkça yine sorunun cevabını aramaya yöneldim. belkide aşk, önüne çıkan her yanlış insanın seni hayal kırıklığına uğratması sonucu akşam yatağa yattığında kalbinin acıdığını hissetmektir. ya da gözünden dökülen yaşın yastığını ıslatmasıdır. belki de pencereyi açıp yıldızlara baktığında aklına onun gelmesidir ve onun asla yanında olmayacak olmasıdır. evet bence budur.

aşk kesinlikle acıdır.
© copyright 2005 - 2026