bugün
- ayağa boşmalmak9
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum11
- ayakçı ve patici yazarlar derneği6
- ümit kocasakal20
- ayak sevecek kadar abaza olmak6
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı4
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler6
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları8
- baş ayakçı4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı74
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- sarı gelinin nenesi neden ölüyor sorunsalı3
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması18
- kadın dediğin şakk diye masaya ayağını vuracak4
- yağmur yağarken 1 60 lık kucaklayıp koşmak4
- kuru amlı6
- nervio tarzı entry girmek20
- ayak seven dayak da sever3
- doğu akdeniz de libya mutabakatı tartışması3
- mersin7
- ayak fetişleri için ayak fotoğrafını paylaşan kız3
- from gold from dust35
- yanında lipstick taşımayan yollu erkek6
- instagram da artan erotizm sebebi2
- french kiss yapamayan erkek2
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak15
- neden sürekli gülümsüyorum4
- fast food2
- kızıl kmerler3
- beyler sakin2
- drama köprüsü ndeki hasan olmak3
- güney kore34
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar12
- vergi dairesine gidip fiş almazsak kaça olur demek2
- motorcuların trafikte terör yaratması8
- 4 tabak makarna yemek3
- adana4
- israil de erken katılım rekoru3
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi6
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı5
- kamos2
- ayaklarını bile göstermeyen bir kızı ciddiye almak2
- cadılar bayramında kabak tatlısı yapıp getiren kız4
- ismail kartal20
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor8
- ben bir ceviz ağacıyım2
- victor osimhen15
- zemzem suyunun yüzyıllardır bitmemesi7
- kimsenin sizi sevmemesi12
- üç arkadaş2
hint avrupa odaklı tarih anlayışına başkaldıran, yeni ve gerçek tarih anlayışının ürünü olan eserdir.
bazı tarih bilmezlerin dalga geçmeye çalıştığı saptamaları bir ırkçı yaklaşımın ürünü olmadığı gibi, türk tarih ve türk dil konferanslarına katılan yabancı bilim adamlarının da katkılarıyla oluşturulmuştur.
dönemin önde gelen bilim adamlarının da kabul edip onay verdiği türk tarih tezi'nin türk milleti'ne ve dünyaya aktarılmış belgesidir...
kitaptan birkaç satırbaşı;
--------------------------------
bu kitap belirli bir amaç gözetilerek yazılmıştır.
şimdiye kadar memleketimizde neşrolunan tarih kitaplarının çoğunda ve onlara mehaz olarak fransızca tarih kitaplarında türklerin dünya üzerindeki rolleri şuurlu yada şuursuz olarak küçültülmüştür.
türklerin ecdat hakkında böyle yanlış malumat alması türklüğün kendini tanımasında, benliğini inkişaf ettirmesinde zararlı olmuştur.
bu kitapta gözetilen esas amaç, bugün bütün dünyada, tabii mevkiini istirdat eden ve bu şuurla yaşayan, milletimiz için zararlı olan bu hataların düzeltilmesine çalışmaktır.
aynı zamanda bu, son büyük hadiselerle ruhunda benlik ve birlik duygusu uyanan türk milleti için "milli bir tarih yazmak"
ihtiyacı önünde atılmış ilk adımdır.
bununla milletimizin yaratıcı kabiliyetinin derinliklerine giden yolu açmak, türk deha ve seciyesinin esrarını meydana çıkarmak, türkün hususiyet ve kudretini kendine göstermek ve milli inkişafımızın, derin ve ırki köklere bağlı olduğunu anlatmak istiyoruz.
bu tecrübe ile muhtaç olduğumuz o büyük milli tarihi yazdığımızı iddia etmiyoruz.
yalnız bu hususta çalışacaklara umumi bir istikamet ve hedef gösteriyoruz...
-------------------------------
tarihin en büyük cereyanlarını yaratmış olan türk ırkı, en çok benliğini muhafaza etmiş bir ırktır.
genel tarihin ve medeniyet tarihinin bugünkü insanlığın düşünürlerini o kadar merakla meşgul eden karanlık sayfalarını izah için türk ırkını esas tutmaktan başka çare yoktur.
bu esas kabul edilince bütün açıklanması zor görünen meseleler aydınlanacak tarihte boş bırakılan veya soru işaretleri ile doldurulan bölümler tamamlanacaktır.
insaflı, haktanır ve tarafsız avrupalı bilim adamlarının fikirlerinden ve delillerinden de istifade edilerek savunulan tezimizde, hiçbir ırk ve millet için aşağılama ve küçük görme kastı yoktur.kendi milletini sevdiği kadar başka şahsiyet ve varlıklara saygı türklüğün şiarlarındandır...
bu eserin amacı, girişte izah ettiğimiz gibi asırlarca birçok haksız iftiralara uğratılmış, ilk medeniyetlerin kuruluşundaki hizmet ve emekleri inkar olunmuş büyük türk milletine, tarihi hakikatlara dayanan şerefli mazisini hatırlatmaktır.
şunu da ilave edelim ki 10.000 yıllık göğüs kabartan ve alın yükselten bir mazi türk milletine boş ve lüzumsuz bir gurur vermeyeceği gibi her milletin tarihinde görülmüş ve görülebilecek hallerden olarak birkaç asır ön saftan ayrılmış bulunmak da fütur vermez...
----------------------------------
bütün dünyaya medeniyet yaymış olan türkler, asıl vatanları olan orta asya'da muhtelif devirlerde yüksek medeniyetler kurmuşlardır...
burada uygun şartlar sayesinde türkler medeniyetçe gelişerek gayet yoğun bir maden medeniyeti kurmuşlardı.
bu devirde bu sahada yaşayan türkler aynı zamanda ziraatçi idiler.
ziraat ve madenciliğe dair sözler, bütün türk lehçelerinde aynıdır.
bu türklerin dünyaya yayılmadan önce, bütün türklerin aynı sahada yaşadıkları zaman dahi ziraatle uğraşmış, maden işlemeyi bilmiş olduklarını ispat eder.
bu devrin kaç asır sürdüğü tahmin edilemez.
-----------------------------------
eski türkler madenleri nereden alıyorlardı?
altay dağlarının pekçok yerinde keşfolunmuş maden ocakları ve izabe fırınları bu soruya cevap veriyor.
türkler madenleri kendileri yerden çıkarıyor, kendileri işliyorlardı.
yani, eski türkler madenden eşya yapmasını bildikleri gibi, madenleri işlemesini, kullanılabilecek hale getirmesini de biliyorlardı.
diğer deyimle, türkler madencilik sanatının bütün şekilleri ve bütün usullerine aşina idiler.
eski türk ülkelerinde, eski devirlerde işletilip bırakılmış maden ocakları gayet çoktur. çoğu bakır madeni ocaklarıdır. bu ocaklardan bazılarının yer altındaki koridorları, tam asrımızda yapılmış ocaklar gibi mükemmel bir surette ağaç direklerle dayatılmıştır.
bu ocakların çoğu, türklerin madenleri ancak kendi ihtiyaçları için değil, diğer milletlere satmak için de çıkardıklarını ispat ediyor.
kurganlarda bulunan eşyalardan türklerde madencilik sanatının gayet ünlü bir sanat olduğu da anlaşılmaktadır.
leningrad'ın ermitaj müzesinde kurganlarda bulunmuş eşyalar arasında, çekiç tutmuş bir maden işçisini gösteren küçük bir bakır heykel bulunmaktadır. bundan başka kurganlarda pek çok küçük çekiç bulunmuştur.
anlaşılıyor ki türkler, bu gibi heykelleri ve çekiçleri bir süs olarak kullanıyorlardı...
eski türkler, bakır, tunç ve demirden başka altın da çıkarırlardı.
orta asya'nın birçok yerinde terkedilmiş altın madeni ocakları keşfolunmuştur.
bu maden ocaklarında bakır aletler bulunmuştur...
-------------------------------------
ey türk milleti!
sen yalnız kahramanlık ve cengaverlik değil, fikirde ve medeniyette de insanlığın şerefisin...
tarih, kurduğun medeniyetlerin, sena ve sitayişleri ile doludur.
mevcudiyetine kasteden siyasi ve içtimai amiller birkaç asırdır yolunu kesmiş, yürüyüşünü ağırlaştırmış olsa da 10.000 yıllık fikir ve hars mirası, ruhunda bakir ve tükenmez bir kudret halinde yaşıyor.
hafızanda binlerce yılın hatırasını taşıyan tarih, medeniyet safında layık olduğun mevkii sana parmağıyla gösteriyor.
oraya yürü ve yüksel!
bu senin için hem bir hak, hem de bir vazifedir...
bazı tarih bilmezlerin dalga geçmeye çalıştığı saptamaları bir ırkçı yaklaşımın ürünü olmadığı gibi, türk tarih ve türk dil konferanslarına katılan yabancı bilim adamlarının da katkılarıyla oluşturulmuştur.
dönemin önde gelen bilim adamlarının da kabul edip onay verdiği türk tarih tezi'nin türk milleti'ne ve dünyaya aktarılmış belgesidir...
kitaptan birkaç satırbaşı;
--------------------------------
bu kitap belirli bir amaç gözetilerek yazılmıştır.
şimdiye kadar memleketimizde neşrolunan tarih kitaplarının çoğunda ve onlara mehaz olarak fransızca tarih kitaplarında türklerin dünya üzerindeki rolleri şuurlu yada şuursuz olarak küçültülmüştür.
türklerin ecdat hakkında böyle yanlış malumat alması türklüğün kendini tanımasında, benliğini inkişaf ettirmesinde zararlı olmuştur.
bu kitapta gözetilen esas amaç, bugün bütün dünyada, tabii mevkiini istirdat eden ve bu şuurla yaşayan, milletimiz için zararlı olan bu hataların düzeltilmesine çalışmaktır.
aynı zamanda bu, son büyük hadiselerle ruhunda benlik ve birlik duygusu uyanan türk milleti için "milli bir tarih yazmak"
ihtiyacı önünde atılmış ilk adımdır.
bununla milletimizin yaratıcı kabiliyetinin derinliklerine giden yolu açmak, türk deha ve seciyesinin esrarını meydana çıkarmak, türkün hususiyet ve kudretini kendine göstermek ve milli inkişafımızın, derin ve ırki köklere bağlı olduğunu anlatmak istiyoruz.
bu tecrübe ile muhtaç olduğumuz o büyük milli tarihi yazdığımızı iddia etmiyoruz.
yalnız bu hususta çalışacaklara umumi bir istikamet ve hedef gösteriyoruz...
-------------------------------
tarihin en büyük cereyanlarını yaratmış olan türk ırkı, en çok benliğini muhafaza etmiş bir ırktır.
genel tarihin ve medeniyet tarihinin bugünkü insanlığın düşünürlerini o kadar merakla meşgul eden karanlık sayfalarını izah için türk ırkını esas tutmaktan başka çare yoktur.
bu esas kabul edilince bütün açıklanması zor görünen meseleler aydınlanacak tarihte boş bırakılan veya soru işaretleri ile doldurulan bölümler tamamlanacaktır.
insaflı, haktanır ve tarafsız avrupalı bilim adamlarının fikirlerinden ve delillerinden de istifade edilerek savunulan tezimizde, hiçbir ırk ve millet için aşağılama ve küçük görme kastı yoktur.kendi milletini sevdiği kadar başka şahsiyet ve varlıklara saygı türklüğün şiarlarındandır...
bu eserin amacı, girişte izah ettiğimiz gibi asırlarca birçok haksız iftiralara uğratılmış, ilk medeniyetlerin kuruluşundaki hizmet ve emekleri inkar olunmuş büyük türk milletine, tarihi hakikatlara dayanan şerefli mazisini hatırlatmaktır.
şunu da ilave edelim ki 10.000 yıllık göğüs kabartan ve alın yükselten bir mazi türk milletine boş ve lüzumsuz bir gurur vermeyeceği gibi her milletin tarihinde görülmüş ve görülebilecek hallerden olarak birkaç asır ön saftan ayrılmış bulunmak da fütur vermez...
----------------------------------
bütün dünyaya medeniyet yaymış olan türkler, asıl vatanları olan orta asya'da muhtelif devirlerde yüksek medeniyetler kurmuşlardır...
burada uygun şartlar sayesinde türkler medeniyetçe gelişerek gayet yoğun bir maden medeniyeti kurmuşlardı.
bu devirde bu sahada yaşayan türkler aynı zamanda ziraatçi idiler.
ziraat ve madenciliğe dair sözler, bütün türk lehçelerinde aynıdır.
bu türklerin dünyaya yayılmadan önce, bütün türklerin aynı sahada yaşadıkları zaman dahi ziraatle uğraşmış, maden işlemeyi bilmiş olduklarını ispat eder.
bu devrin kaç asır sürdüğü tahmin edilemez.
-----------------------------------
eski türkler madenleri nereden alıyorlardı?
altay dağlarının pekçok yerinde keşfolunmuş maden ocakları ve izabe fırınları bu soruya cevap veriyor.
türkler madenleri kendileri yerden çıkarıyor, kendileri işliyorlardı.
yani, eski türkler madenden eşya yapmasını bildikleri gibi, madenleri işlemesini, kullanılabilecek hale getirmesini de biliyorlardı.
diğer deyimle, türkler madencilik sanatının bütün şekilleri ve bütün usullerine aşina idiler.
eski türk ülkelerinde, eski devirlerde işletilip bırakılmış maden ocakları gayet çoktur. çoğu bakır madeni ocaklarıdır. bu ocaklardan bazılarının yer altındaki koridorları, tam asrımızda yapılmış ocaklar gibi mükemmel bir surette ağaç direklerle dayatılmıştır.
bu ocakların çoğu, türklerin madenleri ancak kendi ihtiyaçları için değil, diğer milletlere satmak için de çıkardıklarını ispat ediyor.
kurganlarda bulunan eşyalardan türklerde madencilik sanatının gayet ünlü bir sanat olduğu da anlaşılmaktadır.
leningrad'ın ermitaj müzesinde kurganlarda bulunmuş eşyalar arasında, çekiç tutmuş bir maden işçisini gösteren küçük bir bakır heykel bulunmaktadır. bundan başka kurganlarda pek çok küçük çekiç bulunmuştur.
anlaşılıyor ki türkler, bu gibi heykelleri ve çekiçleri bir süs olarak kullanıyorlardı...
eski türkler, bakır, tunç ve demirden başka altın da çıkarırlardı.
orta asya'nın birçok yerinde terkedilmiş altın madeni ocakları keşfolunmuştur.
bu maden ocaklarında bakır aletler bulunmuştur...
-------------------------------------
ey türk milleti!
sen yalnız kahramanlık ve cengaverlik değil, fikirde ve medeniyette de insanlığın şerefisin...
tarih, kurduğun medeniyetlerin, sena ve sitayişleri ile doludur.
mevcudiyetine kasteden siyasi ve içtimai amiller birkaç asırdır yolunu kesmiş, yürüyüşünü ağırlaştırmış olsa da 10.000 yıllık fikir ve hars mirası, ruhunda bakir ve tükenmez bir kudret halinde yaşıyor.
hafızanda binlerce yılın hatırasını taşıyan tarih, medeniyet safında layık olduğun mevkii sana parmağıyla gösteriyor.
oraya yürü ve yüksel!
bu senin için hem bir hak, hem de bir vazifedir...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar