bugün
- ölümden korkuyor musunuz27
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi17
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- kadın dövmek3
- atatürk diyor ki8
- hiç antidepresan kullanmayan insan2
- vedat muriqi6
- hamburgerin içindeki domates4
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- galatasaray5
- kafakoparan dede3
- trombosit bağışında bulunmak2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- gecenin şarkısı12
- her biji amed8
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- depresyon6
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- adana saimbeylide deprem3
- sabahları sevilen şeyler11
- 0 0 719
- mustafa kemal atatürk ün boyu3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- claudian clouds33
- sıfır atık vakfı11
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- türk düşmanı piçler9
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- sözlükteki sinsi köpekler8
- sözlük kızlarının kekleri24
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- fusya semsiyeli yabanci25
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- cop318
- kant ın ödev ahlakı2
- sydney sweeney2
savunulacak hiçbir yönü olmayan hastalıklı bir çıkıştır. işgalcilere yaranmaya çalışarak bir şeyler elde edeceğini sanan tiplerin, fırsattan istifade kalkıştığı bir harekettir. bu yaranma psikolojisi içinde olanlar, şunu bilelim ki, müslümanlar değildir. bunların çoğu, damat ferit örneğinde de gördüğümüz gibi, batıcı jöntürkler'dir; ittihatçılara muhalif, ama onlarla aynı kökten beslenen hürriyet ve itilaf fırkası mensuplarıdır. bunlar arasında ingiliz muhipleri cemiyeti üyeleri olduğu gibi, amerika'ya mektup yazıp gelin bizi işgal edin diyenler de vardır ki, daha sonra bunlar kemalist hareketin içine girecek ve milli mücadelede rol oynamış müslümanları tasfiye edeceklerdir. bir örnek: mesela cumhuriyet gazetesinin kurucusu yunus nadi... veya liboş tayfa diyelim kısaca...
oysa işin nereden nereye geldiğine bakalım: damat ferit hükümeti, 1919 güzünde düşürüldü ve yerine ali rıza paşa hükümeti kuruldu. bu hükümet, milli mücadele içinden yükseltilmiş en erkekçe sestir. ve şunu da açıkça bilmek gerekir ki, milli mücadelenin asıl mimarı da bu hükümettir. ali rıza paşa hükümeti kurulmadan önce, atatürk ve bir çok komuta anadolu'ya geçmiş, ama henüz milli mücadele başlamıştı. burada gerçek bir kahramanın, gerçek bir milli mücadele kahramanının ismini zikretmek gerekir ki, kemalistler onu hiç yazmamıştır; muhaliflerin ve batılıların yazdıklarından öğreniyoruz: (bkz: mersinli cemal paşa)
mersini cemal paşa, atatürk samsun'a çıkmadan önce, konya'daki yıldırım ordularının başına gönderilmişti. batı anadolu'daki kuva-i milliye örgütlenmeleri, büyük ölçüde onun, istanbul'daki genel kurmayın ve bazı yerel kahramanların eseridir. atatürk samsun'a çıktığında da en güçlü desteği o verdi. daha sonra istanbul'da işlerin karışık olduğunu görünce konya'yı bırakıp istanbul'a gitti. orada damat ferit hükümetini devirdi. ali rıza paşa hükümeti'ni kurdu. kendisi bu hükümetin harbiye nazırı oldu. ve işte milli mücadele gerçek anlamda bu tarihten sonra başladı.
mersinli cemal paşa'nın ilk işi, salih paşa başkanlığında bir heyeti mustafa kemal'e göndererek istanbul ile sivas (sonra ankara) arasındaki bütün pürüzleri ortadan kaldırmaktı. heyetler amasya'da buluştular ve ülkenin kurtuluşuna yönelik çok önemli kararlar aldılar. amasya protokolü olarak bilinen bu kararları kemalist tarihçiler geçiştirir. misak-ı milli bu kararlar neticesinde ortaya çıkmıştır. son osmanlı mebusan meclisi bu kararlar neticesinde açılmış, muhalefet tümüyle tasfiye edilmiş, misak-ı milli kabul edilmiş, sivas kongresi kararları resmen kabul edilmiş ve atatürk bir yerde resmi kurtarıcı olarak meşru bir statüye kavuşturulmuştur.
maraş'ın kurtuluşunun, antep'te direnişin başlamasının, yunanlılar'la çarpışmaya tutuşmanın, düzenli ordunun kurulmasının, her şeyin altında bu adımlar vardır. mersinli cemal paşa ile genelkurmay başkanı cevat (çobanlı) paşa, padişahın da desteğiyle anadolu'ya sayısız silah, erzak, cephane yardımı yapmışlar, bir çok kimse bu tarihten sonra anadolu'ya akmaya başlamış, genelkurmay'da bir milli mücadele planı hazırlanarak tüm birliklere gönderilmiş, marmatra bölgesindeki isyanlar bastırılmış ve -burası çok önemli-
mustafa kemal aleyhinde her türlü propaganda yasaklanmıştır.
sonuç: ingilizlerin "anadolu hareketi harbiye nezaretinden yönetiliyor" şeklindeki raporu. işgal kuvvetlerinin istanbul'u resmen işgal etmesi. meclisi kapatması, hükümeti istifa ettirmesi, karakolları basması, insanları öldürmesi ve bir çok kişiyi tutuklayarak malta'ya sürgün etmesi. (bkz: malta sürgünleri) tutuklananların başında da mersinli cemal paşa ile genelkurmay başkanı cevat çobanlı paşa gelmektedir. 1920'nin mart ayı sonunda istanbul'da yapılan bu dehşet gösterisinden sonra ise istanbul'da direnecek güç kalmamış, osmanlı devlet ricali bütünüyle tasfiye edilmiş ve yine ingiliz raporlarında geçtiğini göre, "bu hareket sadece mustafa kemal'in işine yaramıştır." çünkü istanbul bu şekilde işgal edilmeseydi, ankara'da bir meclis kurulamayacaktı. istanbul'dan gelen 180 delege, anadolu'dan gelen 100 delegeyle birleşip, tekbirler ve dualar eşliğinde büyük millet meclisi ilan edemeyeceklerdi.
büyük millet meclisi isminde ilk başta "türkiye" ibaresi yoktur. meclis başkanı atatürk, sanki osmanlı mebusan meclisi'nin sürgünde bir devamını yapmış gibidir. meclise katılan her milletvekiline hilafete ve saltanata bağlılık yemini ettirilmiştir.
işte bu işgal günlerinde, istanbul'da adam kalmadığı, herkesin ya tutuklandığı, ya anadolu'ya kaçtığı günlerde de yukarıdaki fetva... dediğim gibi, hiçbir anlamı yoktur. hiçbir etkisi de olmamıştır. çünkü 200 civarında anadolu müfütüsü derhal karşı bir fetva yayınlayarak, işgal altındaki bir fetvanın geçersiz olduğunu ilan etmişlerdir. zaten bir müddet sonra bu tiyatro da son bulacak ve tevfik paşa yeni hükümeti kurarak, mustafa kemal'e yönelik girişimleri sonsuza kadar iptal edecektir.
evet, 1920'nin ikinci yarısından 1922'nin sonuna kadar, yani asıl milli mücadelenin fiilen başladığı ve yürütüldüğü dönemde, istanbul'da ne damat ferit'in sözü vardır, ne de dürrüzade fetvasının. vahdettin ve tevfik paşa anadolu'ya her türlü gizli desteği ve yardımı bu iki yıl boyunca da vermeye devam etmişlerdir.
(bkz: altüst oluşun sebepleri)
oysa işin nereden nereye geldiğine bakalım: damat ferit hükümeti, 1919 güzünde düşürüldü ve yerine ali rıza paşa hükümeti kuruldu. bu hükümet, milli mücadele içinden yükseltilmiş en erkekçe sestir. ve şunu da açıkça bilmek gerekir ki, milli mücadelenin asıl mimarı da bu hükümettir. ali rıza paşa hükümeti kurulmadan önce, atatürk ve bir çok komuta anadolu'ya geçmiş, ama henüz milli mücadele başlamıştı. burada gerçek bir kahramanın, gerçek bir milli mücadele kahramanının ismini zikretmek gerekir ki, kemalistler onu hiç yazmamıştır; muhaliflerin ve batılıların yazdıklarından öğreniyoruz: (bkz: mersinli cemal paşa)
mersini cemal paşa, atatürk samsun'a çıkmadan önce, konya'daki yıldırım ordularının başına gönderilmişti. batı anadolu'daki kuva-i milliye örgütlenmeleri, büyük ölçüde onun, istanbul'daki genel kurmayın ve bazı yerel kahramanların eseridir. atatürk samsun'a çıktığında da en güçlü desteği o verdi. daha sonra istanbul'da işlerin karışık olduğunu görünce konya'yı bırakıp istanbul'a gitti. orada damat ferit hükümetini devirdi. ali rıza paşa hükümeti'ni kurdu. kendisi bu hükümetin harbiye nazırı oldu. ve işte milli mücadele gerçek anlamda bu tarihten sonra başladı.
mersinli cemal paşa'nın ilk işi, salih paşa başkanlığında bir heyeti mustafa kemal'e göndererek istanbul ile sivas (sonra ankara) arasındaki bütün pürüzleri ortadan kaldırmaktı. heyetler amasya'da buluştular ve ülkenin kurtuluşuna yönelik çok önemli kararlar aldılar. amasya protokolü olarak bilinen bu kararları kemalist tarihçiler geçiştirir. misak-ı milli bu kararlar neticesinde ortaya çıkmıştır. son osmanlı mebusan meclisi bu kararlar neticesinde açılmış, muhalefet tümüyle tasfiye edilmiş, misak-ı milli kabul edilmiş, sivas kongresi kararları resmen kabul edilmiş ve atatürk bir yerde resmi kurtarıcı olarak meşru bir statüye kavuşturulmuştur.
maraş'ın kurtuluşunun, antep'te direnişin başlamasının, yunanlılar'la çarpışmaya tutuşmanın, düzenli ordunun kurulmasının, her şeyin altında bu adımlar vardır. mersinli cemal paşa ile genelkurmay başkanı cevat (çobanlı) paşa, padişahın da desteğiyle anadolu'ya sayısız silah, erzak, cephane yardımı yapmışlar, bir çok kimse bu tarihten sonra anadolu'ya akmaya başlamış, genelkurmay'da bir milli mücadele planı hazırlanarak tüm birliklere gönderilmiş, marmatra bölgesindeki isyanlar bastırılmış ve -burası çok önemli-
mustafa kemal aleyhinde her türlü propaganda yasaklanmıştır.
sonuç: ingilizlerin "anadolu hareketi harbiye nezaretinden yönetiliyor" şeklindeki raporu. işgal kuvvetlerinin istanbul'u resmen işgal etmesi. meclisi kapatması, hükümeti istifa ettirmesi, karakolları basması, insanları öldürmesi ve bir çok kişiyi tutuklayarak malta'ya sürgün etmesi. (bkz: malta sürgünleri) tutuklananların başında da mersinli cemal paşa ile genelkurmay başkanı cevat çobanlı paşa gelmektedir. 1920'nin mart ayı sonunda istanbul'da yapılan bu dehşet gösterisinden sonra ise istanbul'da direnecek güç kalmamış, osmanlı devlet ricali bütünüyle tasfiye edilmiş ve yine ingiliz raporlarında geçtiğini göre, "bu hareket sadece mustafa kemal'in işine yaramıştır." çünkü istanbul bu şekilde işgal edilmeseydi, ankara'da bir meclis kurulamayacaktı. istanbul'dan gelen 180 delege, anadolu'dan gelen 100 delegeyle birleşip, tekbirler ve dualar eşliğinde büyük millet meclisi ilan edemeyeceklerdi.
büyük millet meclisi isminde ilk başta "türkiye" ibaresi yoktur. meclis başkanı atatürk, sanki osmanlı mebusan meclisi'nin sürgünde bir devamını yapmış gibidir. meclise katılan her milletvekiline hilafete ve saltanata bağlılık yemini ettirilmiştir.
işte bu işgal günlerinde, istanbul'da adam kalmadığı, herkesin ya tutuklandığı, ya anadolu'ya kaçtığı günlerde de yukarıdaki fetva... dediğim gibi, hiçbir anlamı yoktur. hiçbir etkisi de olmamıştır. çünkü 200 civarında anadolu müfütüsü derhal karşı bir fetva yayınlayarak, işgal altındaki bir fetvanın geçersiz olduğunu ilan etmişlerdir. zaten bir müddet sonra bu tiyatro da son bulacak ve tevfik paşa yeni hükümeti kurarak, mustafa kemal'e yönelik girişimleri sonsuza kadar iptal edecektir.
evet, 1920'nin ikinci yarısından 1922'nin sonuna kadar, yani asıl milli mücadelenin fiilen başladığı ve yürütüldüğü dönemde, istanbul'da ne damat ferit'in sözü vardır, ne de dürrüzade fetvasının. vahdettin ve tevfik paşa anadolu'ya her türlü gizli desteği ve yardımı bu iki yıl boyunca da vermeye devam etmişlerdir.
(bkz: altüst oluşun sebepleri)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar