bugün
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- herkes yatmış görünüyor4
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor4
- manifest dinleyen erkek11
- borsa4
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- eyüpsultan da kurabiye dağıtan kız2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması10
- evlenilmeyecek 4 erkek11
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi7
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması4
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması4
- gulmekicinyaratilmis11
- mohamed salah ghaly13
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- sudekiray3
- berrak tüzünataç3
- türkiye7
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- kardeş2
- trabzon büyükşehir belediyesi21
- yaz yemekleri5
- eğitimde sınav sistemi2
- scooter'a 6 kişi binmek5
- taksici muhabbeti5
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- ilk buluşmada öpmeye çalışan kız3
- fahriye evcen3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- spiderman mi döver batman mi5
- stres yönetimi6
- komik olmayan komedyen2
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı17
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi26
- insan zamandan ibarettir3
- doğuda yaşayan yazarlar5
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği15
- mauro icardi3
- trabzonspor7
- gocu4
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- elalem ne der4
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
bir gün solaris gezegeninin felsefesi ve tüm görselliğiyle stanislaw lem'in hayalindeki gibi derin ve yüksek yaratıcılıkla beyaz perdeye aktarılması dilenilen çok özel ve bambaşka bilimkurgu kitabı, aslında insanlığı en temel yanlışından, büyük ve yokedici egosundan kavrayan insanlıkötesi bir roman ve tabiki insanca bir aşkın, insani marazi duygulanışların, bastırılmışlıkların ve teslimiyetin hikayesi.
solaris'in okyanusu yani içdengeli okyanus derin felsefik anlamlara sahip.
sinemasal not: her ne kadar tarkovski'nin solyaris'i ni beğensem de(tarkovski'nin tüm filmleri harika zaten); sodenberg'in solaris'indeki geçmiş ve gelecek vurgusu, dylan thomas şiiri ve artık hükmü kalmayacak ölümün ve rheya ile kris'in vuslatlı sonu, bu uyarlamayı defalarca izlememi sağladı. ve bir de kris'in şu repliği unutulmazdı:' öfkem seni duymamı engellemişti.'' şu doktor sartoris çok derin incelenmeli, iki filmde de ortak eksikliklerden biri bu kesinlikle.
--spoiler--
solaris'in okyanusu diyalektik bir gelişmenin ürünüydü. okyanus başlangıçta ağır etkiyen kimyasal elementlerin oluşturduğu bir eriyik halinde okyanus öncesi biçimde iken, koşulların (iki güneşli gezegen olmasından dolayı, yörünge değişikliklerinin varlığına yönelttiği tehtidin) da zorlayışıyla, yeryüzündeki evrimin bütün aşamalarından geçmeksizin, tek hücreli ve çok hücreli aşamaları, bitkisel ve hayvansal evreleri, beyin ve sinir sisteminin gelişmesi sürecini atlayarak bir sıçrayışta '' iç dengeli okyanus '' aşamasına ulaşmıştı. diğer bir deyişle okyanus yeryüzündeki organzimaların tersine yüz milyonlarca yılı- akıl sahibi türlerin ilk temsilcilerinin ortaya çıkışıyla sonuçlanacak biçimde çevreye uyum göstermek için harcamamış, onun yerine dosdoğru çevreye egemen olmuştu.
--spoiler--
--spoiler--
en ilgisiz şeylere, bulduğum ilk saçmalığa aklıma takıyordum. neydi bu halim?
--spoiler--
--spoiler--
gözlerimi kapadım. yüreğimin karşısında onun yüreği atıyordu. onun yüreği mi? sırf bir uzantı, dedim kendi kendime. ama hiçbir şey şaşırtmıyordu beni artık, kendi aldırmazlığım bile. korku ve umutsuzluk sınırını aştım. uzun bir yol almıştım - şimdiye dek kimsenin alamadığı kadar.
--spoiler--
--spoiler--
ne denli şaşkınsa da insan denilen varlık, kuram geliştirmeden duramazdı.
--spoiler--
--spoiler--
insan aklı ancak pek az şeyi aynı anda sindirebilme yetisindedir.
--spoiler--
--spoiler--
geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.
--spoiler--
--spoiler--
kavrayamadığımız şeyi yok etmek, kıyıcılıktır. *
--spoiler--
--spoiler--
ne yaparsam yapayım umarsız olduğumu, sana işkence etmekten kurtulamayacağımı o zaman anladım. bu kadar da değil aslında, çünkü işkence aracı edilgendir. ama seni seven, senin yalnızca iyiliğini isteyen bir işkence aracı olmak- buna dayanamazdım. (rheya)
--spoiler--
--spoiler--
sen bilirsin. ama unutma ki bilincinin bir bölümünü yansıtan bir ayna o. güzelse eğer, anıların güzel olduğu için. formülü sen veriyorsun. ne ektiysen onu biçersin unutma bunu. (snoW)
--spoiler--
--spoiler--
yo, sartoris'e gitmeyecektim. onlara yardım etmeye zorlayamazlardı beni. ama doğruyu da söyleyemezdim, renk vermemek, yalan söylemek zorundaydım. ve böyle gidecekti bu... çünkü kafamın içinde hiç bilmediğim düşünceler, farkında olmadığım niyetler, acımasız özlemler olabilirdi. çünkü farkında olmaksızın bir katildim ben. insanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını çıkaramamıştı. sahte bir utanç yüzünden mi terk edeceğim rheya'yı oracıkta, yoksa korkağın teki olduğum için mi? (kris)
--spoiler--
--spoiler--
sessizlik ne denli umut verici olursa sonuç o denli korkunç oluyor.
--spoiler--
--spoiler--
insanın anıları eşanlı olmayan dev molekül kristallerine kazınmış, nükleik asitler biçiminde saklanır. ''o'' en derindeki, en yalıtılmış izi, en ''özümsenmiş'' yapıyı bulup çıkarmıştır belki, ama bunun bizim için ne anlam taşıdığını bilmesi gerekmez.
--spoiler--
solaris'in okyanusu yani içdengeli okyanus derin felsefik anlamlara sahip.
sinemasal not: her ne kadar tarkovski'nin solyaris'i ni beğensem de(tarkovski'nin tüm filmleri harika zaten); sodenberg'in solaris'indeki geçmiş ve gelecek vurgusu, dylan thomas şiiri ve artık hükmü kalmayacak ölümün ve rheya ile kris'in vuslatlı sonu, bu uyarlamayı defalarca izlememi sağladı. ve bir de kris'in şu repliği unutulmazdı:' öfkem seni duymamı engellemişti.'' şu doktor sartoris çok derin incelenmeli, iki filmde de ortak eksikliklerden biri bu kesinlikle.
--spoiler--
solaris'in okyanusu diyalektik bir gelişmenin ürünüydü. okyanus başlangıçta ağır etkiyen kimyasal elementlerin oluşturduğu bir eriyik halinde okyanus öncesi biçimde iken, koşulların (iki güneşli gezegen olmasından dolayı, yörünge değişikliklerinin varlığına yönelttiği tehtidin) da zorlayışıyla, yeryüzündeki evrimin bütün aşamalarından geçmeksizin, tek hücreli ve çok hücreli aşamaları, bitkisel ve hayvansal evreleri, beyin ve sinir sisteminin gelişmesi sürecini atlayarak bir sıçrayışta '' iç dengeli okyanus '' aşamasına ulaşmıştı. diğer bir deyişle okyanus yeryüzündeki organzimaların tersine yüz milyonlarca yılı- akıl sahibi türlerin ilk temsilcilerinin ortaya çıkışıyla sonuçlanacak biçimde çevreye uyum göstermek için harcamamış, onun yerine dosdoğru çevreye egemen olmuştu.
--spoiler--
--spoiler--
en ilgisiz şeylere, bulduğum ilk saçmalığa aklıma takıyordum. neydi bu halim?
--spoiler--
--spoiler--
gözlerimi kapadım. yüreğimin karşısında onun yüreği atıyordu. onun yüreği mi? sırf bir uzantı, dedim kendi kendime. ama hiçbir şey şaşırtmıyordu beni artık, kendi aldırmazlığım bile. korku ve umutsuzluk sınırını aştım. uzun bir yol almıştım - şimdiye dek kimsenin alamadığı kadar.
--spoiler--
--spoiler--
ne denli şaşkınsa da insan denilen varlık, kuram geliştirmeden duramazdı.
--spoiler--
--spoiler--
insan aklı ancak pek az şeyi aynı anda sindirebilme yetisindedir.
--spoiler--
--spoiler--
geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.
--spoiler--
--spoiler--
kavrayamadığımız şeyi yok etmek, kıyıcılıktır. *
--spoiler--
--spoiler--
ne yaparsam yapayım umarsız olduğumu, sana işkence etmekten kurtulamayacağımı o zaman anladım. bu kadar da değil aslında, çünkü işkence aracı edilgendir. ama seni seven, senin yalnızca iyiliğini isteyen bir işkence aracı olmak- buna dayanamazdım. (rheya)
--spoiler--
--spoiler--
sen bilirsin. ama unutma ki bilincinin bir bölümünü yansıtan bir ayna o. güzelse eğer, anıların güzel olduğu için. formülü sen veriyorsun. ne ektiysen onu biçersin unutma bunu. (snoW)
--spoiler--
--spoiler--
yo, sartoris'e gitmeyecektim. onlara yardım etmeye zorlayamazlardı beni. ama doğruyu da söyleyemezdim, renk vermemek, yalan söylemek zorundaydım. ve böyle gidecekti bu... çünkü kafamın içinde hiç bilmediğim düşünceler, farkında olmadığım niyetler, acımasız özlemler olabilirdi. çünkü farkında olmaksızın bir katildim ben. insanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını çıkaramamıştı. sahte bir utanç yüzünden mi terk edeceğim rheya'yı oracıkta, yoksa korkağın teki olduğum için mi? (kris)
--spoiler--
--spoiler--
sessizlik ne denli umut verici olursa sonuç o denli korkunç oluyor.
--spoiler--
--spoiler--
insanın anıları eşanlı olmayan dev molekül kristallerine kazınmış, nükleik asitler biçiminde saklanır. ''o'' en derindeki, en yalıtılmış izi, en ''özümsenmiş'' yapıyı bulup çıkarmıştır belki, ama bunun bizim için ne anlam taşıdığını bilmesi gerekmez.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar