bugün
- asrın soygunu8
- bekarlığın avantajları3
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- true nickli yazar19
- marimar2
- kullanıcı adı değişmiyor3
- tai lung vs gocu22
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- manisada okul saldırısı17
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- teslimiyet4
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- bu ne soğuk amk5
- et döner dürüm9
- tuvaletin evin dışında olması6
- sarı poşet kudurtması13
- kadınların reddedemediği teklifler6
- evliliği ayakta tutan güçler13
- sözlükte kavga olacak hissi4
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- gocusuz bir sözlük5
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- krt tv4
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- türkiye de muhalefet var mı9
- ikizler burcu kadını olmak7
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- götünden tanırım seni7
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- özel den turgutlu saldırısı öğrencilerine telefon2
- ölümden korkuyor musunuz34
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler7
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
- türkler ile moğollar kardeştir16
bir gün solaris gezegeninin felsefesi ve tüm görselliğiyle stanislaw lem'in hayalindeki gibi derin ve yüksek yaratıcılıkla beyaz perdeye aktarılması dilenilen çok özel ve bambaşka bilimkurgu kitabı, aslında insanlığı en temel yanlışından, büyük ve yokedici egosundan kavrayan insanlıkötesi bir roman ve tabiki insanca bir aşkın, insani marazi duygulanışların, bastırılmışlıkların ve teslimiyetin hikayesi.
solaris'in okyanusu yani içdengeli okyanus derin felsefik anlamlara sahip.
sinemasal not: her ne kadar tarkovski'nin solyaris'i ni beğensem de(tarkovski'nin tüm filmleri harika zaten); sodenberg'in solaris'indeki geçmiş ve gelecek vurgusu, dylan thomas şiiri ve artık hükmü kalmayacak ölümün ve rheya ile kris'in vuslatlı sonu, bu uyarlamayı defalarca izlememi sağladı. ve bir de kris'in şu repliği unutulmazdı:' öfkem seni duymamı engellemişti.'' şu doktor sartoris çok derin incelenmeli, iki filmde de ortak eksikliklerden biri bu kesinlikle.
--spoiler--
solaris'in okyanusu diyalektik bir gelişmenin ürünüydü. okyanus başlangıçta ağır etkiyen kimyasal elementlerin oluşturduğu bir eriyik halinde okyanus öncesi biçimde iken, koşulların (iki güneşli gezegen olmasından dolayı, yörünge değişikliklerinin varlığına yönelttiği tehtidin) da zorlayışıyla, yeryüzündeki evrimin bütün aşamalarından geçmeksizin, tek hücreli ve çok hücreli aşamaları, bitkisel ve hayvansal evreleri, beyin ve sinir sisteminin gelişmesi sürecini atlayarak bir sıçrayışta '' iç dengeli okyanus '' aşamasına ulaşmıştı. diğer bir deyişle okyanus yeryüzündeki organzimaların tersine yüz milyonlarca yılı- akıl sahibi türlerin ilk temsilcilerinin ortaya çıkışıyla sonuçlanacak biçimde çevreye uyum göstermek için harcamamış, onun yerine dosdoğru çevreye egemen olmuştu.
--spoiler--
--spoiler--
en ilgisiz şeylere, bulduğum ilk saçmalığa aklıma takıyordum. neydi bu halim?
--spoiler--
--spoiler--
gözlerimi kapadım. yüreğimin karşısında onun yüreği atıyordu. onun yüreği mi? sırf bir uzantı, dedim kendi kendime. ama hiçbir şey şaşırtmıyordu beni artık, kendi aldırmazlığım bile. korku ve umutsuzluk sınırını aştım. uzun bir yol almıştım - şimdiye dek kimsenin alamadığı kadar.
--spoiler--
--spoiler--
ne denli şaşkınsa da insan denilen varlık, kuram geliştirmeden duramazdı.
--spoiler--
--spoiler--
insan aklı ancak pek az şeyi aynı anda sindirebilme yetisindedir.
--spoiler--
--spoiler--
geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.
--spoiler--
--spoiler--
kavrayamadığımız şeyi yok etmek, kıyıcılıktır. *
--spoiler--
--spoiler--
ne yaparsam yapayım umarsız olduğumu, sana işkence etmekten kurtulamayacağımı o zaman anladım. bu kadar da değil aslında, çünkü işkence aracı edilgendir. ama seni seven, senin yalnızca iyiliğini isteyen bir işkence aracı olmak- buna dayanamazdım. (rheya)
--spoiler--
--spoiler--
sen bilirsin. ama unutma ki bilincinin bir bölümünü yansıtan bir ayna o. güzelse eğer, anıların güzel olduğu için. formülü sen veriyorsun. ne ektiysen onu biçersin unutma bunu. (snoW)
--spoiler--
--spoiler--
yo, sartoris'e gitmeyecektim. onlara yardım etmeye zorlayamazlardı beni. ama doğruyu da söyleyemezdim, renk vermemek, yalan söylemek zorundaydım. ve böyle gidecekti bu... çünkü kafamın içinde hiç bilmediğim düşünceler, farkında olmadığım niyetler, acımasız özlemler olabilirdi. çünkü farkında olmaksızın bir katildim ben. insanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını çıkaramamıştı. sahte bir utanç yüzünden mi terk edeceğim rheya'yı oracıkta, yoksa korkağın teki olduğum için mi? (kris)
--spoiler--
--spoiler--
sessizlik ne denli umut verici olursa sonuç o denli korkunç oluyor.
--spoiler--
--spoiler--
insanın anıları eşanlı olmayan dev molekül kristallerine kazınmış, nükleik asitler biçiminde saklanır. ''o'' en derindeki, en yalıtılmış izi, en ''özümsenmiş'' yapıyı bulup çıkarmıştır belki, ama bunun bizim için ne anlam taşıdığını bilmesi gerekmez.
--spoiler--
solaris'in okyanusu yani içdengeli okyanus derin felsefik anlamlara sahip.
sinemasal not: her ne kadar tarkovski'nin solyaris'i ni beğensem de(tarkovski'nin tüm filmleri harika zaten); sodenberg'in solaris'indeki geçmiş ve gelecek vurgusu, dylan thomas şiiri ve artık hükmü kalmayacak ölümün ve rheya ile kris'in vuslatlı sonu, bu uyarlamayı defalarca izlememi sağladı. ve bir de kris'in şu repliği unutulmazdı:' öfkem seni duymamı engellemişti.'' şu doktor sartoris çok derin incelenmeli, iki filmde de ortak eksikliklerden biri bu kesinlikle.
--spoiler--
solaris'in okyanusu diyalektik bir gelişmenin ürünüydü. okyanus başlangıçta ağır etkiyen kimyasal elementlerin oluşturduğu bir eriyik halinde okyanus öncesi biçimde iken, koşulların (iki güneşli gezegen olmasından dolayı, yörünge değişikliklerinin varlığına yönelttiği tehtidin) da zorlayışıyla, yeryüzündeki evrimin bütün aşamalarından geçmeksizin, tek hücreli ve çok hücreli aşamaları, bitkisel ve hayvansal evreleri, beyin ve sinir sisteminin gelişmesi sürecini atlayarak bir sıçrayışta '' iç dengeli okyanus '' aşamasına ulaşmıştı. diğer bir deyişle okyanus yeryüzündeki organzimaların tersine yüz milyonlarca yılı- akıl sahibi türlerin ilk temsilcilerinin ortaya çıkışıyla sonuçlanacak biçimde çevreye uyum göstermek için harcamamış, onun yerine dosdoğru çevreye egemen olmuştu.
--spoiler--
--spoiler--
en ilgisiz şeylere, bulduğum ilk saçmalığa aklıma takıyordum. neydi bu halim?
--spoiler--
--spoiler--
gözlerimi kapadım. yüreğimin karşısında onun yüreği atıyordu. onun yüreği mi? sırf bir uzantı, dedim kendi kendime. ama hiçbir şey şaşırtmıyordu beni artık, kendi aldırmazlığım bile. korku ve umutsuzluk sınırını aştım. uzun bir yol almıştım - şimdiye dek kimsenin alamadığı kadar.
--spoiler--
--spoiler--
ne denli şaşkınsa da insan denilen varlık, kuram geliştirmeden duramazdı.
--spoiler--
--spoiler--
insan aklı ancak pek az şeyi aynı anda sindirebilme yetisindedir.
--spoiler--
--spoiler--
geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.
--spoiler--
--spoiler--
kavrayamadığımız şeyi yok etmek, kıyıcılıktır. *
--spoiler--
--spoiler--
ne yaparsam yapayım umarsız olduğumu, sana işkence etmekten kurtulamayacağımı o zaman anladım. bu kadar da değil aslında, çünkü işkence aracı edilgendir. ama seni seven, senin yalnızca iyiliğini isteyen bir işkence aracı olmak- buna dayanamazdım. (rheya)
--spoiler--
--spoiler--
sen bilirsin. ama unutma ki bilincinin bir bölümünü yansıtan bir ayna o. güzelse eğer, anıların güzel olduğu için. formülü sen veriyorsun. ne ektiysen onu biçersin unutma bunu. (snoW)
--spoiler--
--spoiler--
yo, sartoris'e gitmeyecektim. onlara yardım etmeye zorlayamazlardı beni. ama doğruyu da söyleyemezdim, renk vermemek, yalan söylemek zorundaydım. ve böyle gidecekti bu... çünkü kafamın içinde hiç bilmediğim düşünceler, farkında olmadığım niyetler, acımasız özlemler olabilirdi. çünkü farkında olmaksızın bir katildim ben. insanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını çıkaramamıştı. sahte bir utanç yüzünden mi terk edeceğim rheya'yı oracıkta, yoksa korkağın teki olduğum için mi? (kris)
--spoiler--
--spoiler--
sessizlik ne denli umut verici olursa sonuç o denli korkunç oluyor.
--spoiler--
--spoiler--
insanın anıları eşanlı olmayan dev molekül kristallerine kazınmış, nükleik asitler biçiminde saklanır. ''o'' en derindeki, en yalıtılmış izi, en ''özümsenmiş'' yapıyı bulup çıkarmıştır belki, ama bunun bizim için ne anlam taşıdığını bilmesi gerekmez.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar