bugün
- dolar isterse 100 olsun37
- orospu çocuğu abdullah öcalan11
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum13
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- bu sıcakta cumaya gitmek4
- almancıları sevmemek8
- külodunu çıkarıp usulca erkeğe doğru atan kız8
- tayyib'in masayı devirme ihtimali5
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız7
- muşlettin amca bay beydir8
- cinsel fanteziler4
- pkk'yı affeden vatan hainidir3
- gavur sıcakları geri döndü3
- tai lung12
- ünlüleri tanımamaya başlamak7
- ihanetin affı olmaz2
- bibi3
- günde 5 yumurta yiyen erkek3
- 376 dönem yedek subay ve kısa dönem devresi3
- bir çıkmaza girdi bugün yolumuz2
- 81'e 3 tertip3
- türban üzerinden mağduriyet kasanlar3
- sanayi tostu5
- darıca da bulunan 3 cesedin kimlikleri10
- ishal olmak götyaşı dökmektir5
- avanos şu an 28 derece2
- öcalan isterse savunma bakanı olsun3
- tenhalarda kendimizden geçemedik2
- lastik alırken nelere dikkat etmek gerek6
- ayvalık tostu8
- kamos'a mini etek giydirmek2
- sonradan yahudi olmak5
- gram altın4
- hoşlanılan kızla sanayiye gitmek4
- hülagü'nün çin varken suriye'ye saldırması5
- bitcoin4
- şükredin yeğenim4
- ölmedeyiz uludağ sözlük10
- doları 100 lira yapıp iki sıfır atmak5
- sözlük yazarlarının 2027 kararları11
- arkadaşlar ben bir karar aldım2
- alman finosu3
- sabahları nefret edilen şeyler5
- pkk yasası butlandır4
- ömer seyfettin2
- 1 tl nasıl 1 milyon oldu4
- velvet51
- hamile öğretmeni karnından vuran abdullah öcalan2
Evet o duygu sömürüsü yapan çakallardan birisi de benim babam...
7 aylıkken annesi ölmüş, 3 yaşında analığından öldüresiye yediği dayakla bir bacağı sakatlanmış, baba bir ana ayrı kardeşi ortaokulllara liselere yollanırken kendisi Eskişehir'in dağına çobanlık yapmaya gönderilmiş bir adam.
Eskişehir sinemalarında yer göstericilik yaparak ekmeğini kazanmaya çalışan, çirkin ördek yavrusu misali kendisinden utanan babasının evine bile sokulmadığı için sinemada yatıp kalkan bir adam.
Sakat bacağıyla 6 yıl kapıcılık yapan, sonra şans eseri girdiği şeker fabrikasında 25 yıl boyunca çalışmanın göt istediği bilmemkaçyüz derecelik şerbet kazanlarının, buhar makinalarının, kazan dairelerinin dibinde kelle koltukta ekmeğini çıkaran bir adam.
Emekli olduğunda aldığı üç kuruş ikramiyeyi hasta eşinin tedavisi için harcayıp dımdızlak ortada kalan bir adam.
Kendi şerefsiz sülalesinden hayır gelmeyeceğini görüp eşinin memleketine * yerleşen, kayınpederinin oturması için verdiği evden, bir süre sonra kapıya gelen bir şopar kılıklı bir herifin ''Bu ev benim artık, kayınpederin kumarda kaybetti, bir ay içinde çıkın'' sözü ile çıkarılan bir adam.
Evini geçindirip üç evladını okutabilmek için elin memleketinde ilerlemiş yaşına ve sakat bacağına rağmen lahmacun satan, fındık satan, tuvalet yıkayan, meyhanelerde bulaşıkçılık yapan bir adam.
Her yıl Eylül ayında çocuklarının okul kitaplarını veresiye alabilmek için kırtasiyecilere yalvaran bir adam. her eylül ayında babamla kırtasiye kırtasiye gezerdik veresiye kitap için... büyüdük, üniversiteye başladık, bu sefer de yurt bulma, harç parası denkleştirme gibi çileleri çekerdim. aylardan yine eylüldü. o yüzden hep nefret ettim eylüllerden, hala da sevmem.
Bizim iç Anadolu'nun göt donduran ayazında yakacak odun kömür alamayıp, çocuklar üşümesin diye evdeki koltuğu sehpayı kırıp yakan bir adamdı benim babam.
Garibimin bize yaşatabildiği tek lüks, maaşını aldığında eve getirdiği meyve ve tatlılardı. Siz yumurtayı kahvaltıda yersiniz, biz ikindi vakti öğle ve akşam niyetine yerdik. Yumurtanın beyazından nefret ettiğim halde mecburen yerdim, çünkü beyazı yememenin alternatifi açlıktı, ayrıca soyadım unakıtan olmadığı için likit yumurtadan falan da habersizdim. ''Rabbi clevaland diyen'' yavşaklar sağolsun, dünya gözüyle onu da gördük...
Bu adam şu an 22 yıllık emekli ve aldığı maaş 900 lira bebeğim... o maaşı da çekebilmek için sabahın 3'ünde banka kuyruğuna girerdi bir zamanlar. o kadar girme derdik, yine girerdi, sabahın 2'sinde kalkar, özene bezene giyinir yola çıkardı. Çok sonraları anladık bu şevkinin sebebini. Her ay sıraya gire gire birbiriyle iyice ahbap olan emekliler, aralarında sıra numarası dağıtmak için babamı görevlendirmişler, yani bir nevi çavuşları yapmışlardı. bacağı sebebiyle askere bile alınmayan babam için muhteşem bir şeydi bu. askere gitmeden çavuş olmuştu garibim... Şevkinin kaynağı buydu. artık o da kalmadı. çünkü yürümekte çok zorlanıyor. maaşını ben gidip çekiyorum. birkaç yıldır evden çıkamıyor. köşesine çekildi, her şeyi bıraktı, hayat yendi sonunda babamı. bütün gün sadece oturup düşünüyor ve Allah gecinden versin, öleceği günü bekliyor.
Ve inan ki bu onurlu adamın bana alabildiği taşıt aracı araba ya da gemicik değil, sadece Bisan Atlas marka 18 vites beyaz bisikletti, mantığını yediğim arkadaşım...
Her zaman geçinemiyorum derdi, hala da aynı şeyi söylüyor, muhtemelen söylemeye de devam edecek. Çünkü ne kendisi, ne de iki oğlu badem bıyıklı değil, genelleme düşkünü kardeşim... Bir oğlu parasızlıktan formasyon bile alamamış bir öğretmen adayı. eve 2 kuruş faydam olsun diye askerde yedek subay olmak için elinden geleni yaptı. kendisi şu an Kıbrıs'ın dağındaki bir kışlada milyon tane rütbeli şerefsizin ağız kokusunu çeken bir asteğmen. diğeri de gurbette sadece burslarıyla okuyan, bursları olmasa okuyamayacak durumda olan bir öğrenci.
''Onca sene çalışıp kazandığı para'' da o zamanların Eskişehir'inde sadece mutfağı fareli etrafı çingeneli boktan bir kulübe eskisi almaya yetiyordu, sosyal güvenlik gurusu dostum...
Gördüğünüz gibi sevgili okurlar, babam bu duygu sömürüsü işinden çok iyi anlayan bir çakaldır. Bu sayfaları kendisine okutmak isterdim ama sinirlenince ağzını çok fena bozuyor...
7 aylıkken annesi ölmüş, 3 yaşında analığından öldüresiye yediği dayakla bir bacağı sakatlanmış, baba bir ana ayrı kardeşi ortaokulllara liselere yollanırken kendisi Eskişehir'in dağına çobanlık yapmaya gönderilmiş bir adam.
Eskişehir sinemalarında yer göstericilik yaparak ekmeğini kazanmaya çalışan, çirkin ördek yavrusu misali kendisinden utanan babasının evine bile sokulmadığı için sinemada yatıp kalkan bir adam.
Sakat bacağıyla 6 yıl kapıcılık yapan, sonra şans eseri girdiği şeker fabrikasında 25 yıl boyunca çalışmanın göt istediği bilmemkaçyüz derecelik şerbet kazanlarının, buhar makinalarının, kazan dairelerinin dibinde kelle koltukta ekmeğini çıkaran bir adam.
Emekli olduğunda aldığı üç kuruş ikramiyeyi hasta eşinin tedavisi için harcayıp dımdızlak ortada kalan bir adam.
Kendi şerefsiz sülalesinden hayır gelmeyeceğini görüp eşinin memleketine * yerleşen, kayınpederinin oturması için verdiği evden, bir süre sonra kapıya gelen bir şopar kılıklı bir herifin ''Bu ev benim artık, kayınpederin kumarda kaybetti, bir ay içinde çıkın'' sözü ile çıkarılan bir adam.
Evini geçindirip üç evladını okutabilmek için elin memleketinde ilerlemiş yaşına ve sakat bacağına rağmen lahmacun satan, fındık satan, tuvalet yıkayan, meyhanelerde bulaşıkçılık yapan bir adam.
Her yıl Eylül ayında çocuklarının okul kitaplarını veresiye alabilmek için kırtasiyecilere yalvaran bir adam. her eylül ayında babamla kırtasiye kırtasiye gezerdik veresiye kitap için... büyüdük, üniversiteye başladık, bu sefer de yurt bulma, harç parası denkleştirme gibi çileleri çekerdim. aylardan yine eylüldü. o yüzden hep nefret ettim eylüllerden, hala da sevmem.
Bizim iç Anadolu'nun göt donduran ayazında yakacak odun kömür alamayıp, çocuklar üşümesin diye evdeki koltuğu sehpayı kırıp yakan bir adamdı benim babam.
Garibimin bize yaşatabildiği tek lüks, maaşını aldığında eve getirdiği meyve ve tatlılardı. Siz yumurtayı kahvaltıda yersiniz, biz ikindi vakti öğle ve akşam niyetine yerdik. Yumurtanın beyazından nefret ettiğim halde mecburen yerdim, çünkü beyazı yememenin alternatifi açlıktı, ayrıca soyadım unakıtan olmadığı için likit yumurtadan falan da habersizdim. ''Rabbi clevaland diyen'' yavşaklar sağolsun, dünya gözüyle onu da gördük...
Bu adam şu an 22 yıllık emekli ve aldığı maaş 900 lira bebeğim... o maaşı da çekebilmek için sabahın 3'ünde banka kuyruğuna girerdi bir zamanlar. o kadar girme derdik, yine girerdi, sabahın 2'sinde kalkar, özene bezene giyinir yola çıkardı. Çok sonraları anladık bu şevkinin sebebini. Her ay sıraya gire gire birbiriyle iyice ahbap olan emekliler, aralarında sıra numarası dağıtmak için babamı görevlendirmişler, yani bir nevi çavuşları yapmışlardı. bacağı sebebiyle askere bile alınmayan babam için muhteşem bir şeydi bu. askere gitmeden çavuş olmuştu garibim... Şevkinin kaynağı buydu. artık o da kalmadı. çünkü yürümekte çok zorlanıyor. maaşını ben gidip çekiyorum. birkaç yıldır evden çıkamıyor. köşesine çekildi, her şeyi bıraktı, hayat yendi sonunda babamı. bütün gün sadece oturup düşünüyor ve Allah gecinden versin, öleceği günü bekliyor.
Ve inan ki bu onurlu adamın bana alabildiği taşıt aracı araba ya da gemicik değil, sadece Bisan Atlas marka 18 vites beyaz bisikletti, mantığını yediğim arkadaşım...
Her zaman geçinemiyorum derdi, hala da aynı şeyi söylüyor, muhtemelen söylemeye de devam edecek. Çünkü ne kendisi, ne de iki oğlu badem bıyıklı değil, genelleme düşkünü kardeşim... Bir oğlu parasızlıktan formasyon bile alamamış bir öğretmen adayı. eve 2 kuruş faydam olsun diye askerde yedek subay olmak için elinden geleni yaptı. kendisi şu an Kıbrıs'ın dağındaki bir kışlada milyon tane rütbeli şerefsizin ağız kokusunu çeken bir asteğmen. diğeri de gurbette sadece burslarıyla okuyan, bursları olmasa okuyamayacak durumda olan bir öğrenci.
''Onca sene çalışıp kazandığı para'' da o zamanların Eskişehir'inde sadece mutfağı fareli etrafı çingeneli boktan bir kulübe eskisi almaya yetiyordu, sosyal güvenlik gurusu dostum...
Gördüğünüz gibi sevgili okurlar, babam bu duygu sömürüsü işinden çok iyi anlayan bir çakaldır. Bu sayfaları kendisine okutmak isterdim ama sinirlenince ağzını çok fena bozuyor...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar