bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı19
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı4
- beni biraz da şu tarafa doğru sev2
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- distopik film önerisi6
- aniden masayı devirip çığlık atmak2
- galatasaray12
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- victor osimhen14
- yandım çavuş ayranı3
- aşkım sakso ne demek diye soran kız3
- dursun özbek3
- köprüleri yakmak2
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- la taverne des yeux2
- ishal olmak5
- discordçu iki arkadaşa rastlamak2
- uludağ sözlük evreni9
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- sözlükteki galatasaraylılar2
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- sözlükten birine telefon vermek3
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- iremga32
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- velvet15
- bir bela geliyor8
- monica bellucci bakışı3
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- galatahahahahahaha2
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- sebahattin şirin21
- gurbetçi mehdi2
- sözlükte marka olmak11
- ismet gurbuz 20242
- yakışıklı seri katil4
- kedi tekmelemek11
- brokeback dagindan ev almak3
- çorum fk2
- barış alper yılmaz2
- yunus akgün2
- chp'li kızların açık giyinmesi3
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- davinson sanchez2
- ömer karakaş3
Küçük iskender'in Alp için yazdığı şiirlerden biridir.. Vurucudur..
van kedisi'ne
Evim!
eski bir sevgiliden gelen hediye gibi
sıkı sıkıya kapalı perdelerle,
duvarlarla paketlenmiş;
acının
yalnızlığa plastik bir güzellik tacı giydirdiği
Evim!
her sabah yatakodasında yeniden doğduğum,
göbek kordonumu çırpına çırpına
ana rahminden getirdiğim
iki sivri dişle koparttığım,
aşka zorlanmış gözlerimle
ümide zorlanmış cevherimle
bilinçaltından gerçeküstüne doğru upuzun bir
koridorda koştuğum
sütle yorulduğum, tuzla bunaldığım,
korkuyla doğrulduğum
kana, sperme
ve şeffaf şefkat gözyaşlarına düşkün Evim!
O! ev kadar yakınımdaki
O! ev kadar durgun, Ev kadar eşya, Ev kadar
ruhumla bedenimi bir gece yarısı
köşe başında soyduğum
tenimle beton arasındaki manevi evrim!
O! Sınırlarımdaki çatışmalardaki son durum!
Elbette evlerin de bir belleği vardır
özellikle mayıssa,
mayıs, okyanuslardan ansızın çıkagelen
bir pelerinse ıslak
ve paramparça, sultansız ve
çocuksa kumaşından dikişine değin,
biraz pahalı bir kürkse sevgili
sevgililer, evlerin oturma odalarıysa
koltuklar: yüzlerce insanın bir süre
sessizce sığındığı
sehpalar: içi ölümle doldurulmuş hayvan leşleriyse
küçük heykeller, küçük vazolardaki solgun
güllere dargın
duvardaki çerçevelerin kenarlarına
iliştirilen fotoğraflar
üstüste, tıkış tıkış, bir ömre bir çuval
ilişki dolduran duyarlıklar
yere atılmış kasetler, plaklar ve
haftalık/aylık dergiler
kullanılması untulmuş küf kokan bir kiler
gibi dudaklarda unutulmuş sevgi dolu dizeler
şarkılar şüphesiz, şarkılar kalır evlerde
özellikle mayıssa
detone bakışların bir makam tutturamayan
ağrılarıyla seferber!
mayıssa.. mayıs, betona çakılmaya çalışılan
eğreti bir çivi gibi
yılların dokusunda, elde güçte yürekte
yamulmuşsa!.
Evet, bugün bomboş bir Evin startında
huysuzlanan at gibiyim
hırçınım, çaresizim, ..elbette ben de koşmak
isterdim
son yüz metreye girerken bütün şahane
atların önünde,
ama...
jokeyim düşmüş, mahmuzları dibine kadar
saplı kalmış
avuçlarımda döndürdüğüm bir kartopuna
benzeyen kalbimde!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
aralık tuvalet kapısından sızan o masum
o belalı akrobat şelale!
suyun altında
vücudu uzaya doğru gelişen,
suyun altında
herhangi küçük bir balık gibi üstünkörü yıkanan,
yıkandıkça evcilleşen!
evcilleştikçe,köpüren bir kuduz ağzı gibi
kendi korkusunu,
kendi vahşi sorgusunu
başkalarının feci sonuyla örtüştüren
kısa mesafe!
kısa androjen!
valse kalkamayan zavallı eşiyle dansedermişcesine,
alaycı/muazzam!
sabuna hayatının hatalarını bire bir
ezberletirmişcesine
etinin etle eridiğini kabullenen bir adam!
masumiyetiyle kavgalı,
ahlakıyla usta-çırak ilişkisi kurmuş bir adam!
biri!
henüz on sekizinde!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
şimdi sanırım çok uzaklarda!
şimdi sanırım çok uzaklarda bir kadeh
martini eşliğinde
kadınlara kadınları anlatıyordur
kalçalara kalçaları
göğüslere göğüsleri...
ölümlere ölümleri
intiharlara intiharları anlatıyordur yüzünün
bir yanı telaş
bir yanı sevinç içinde
kahkalar vardır rujla lekeli, rujlar:belli ki
fransız parfümerisinden
çok hoş bir delikanlı gibi sözler, benimle kirli,
kirler: yasak gecelerin
itibarları küçük düşüren yalak gürültüsünden!
yeşile boyanmış saçlar: üç silahşörler gibi dolaşan
eylül-ekim kasımın
sonbaharı tartıştıkları gerilimi yüksek bir
veda sevişmesinden!
fırlatıp attığı iç çamaşırlarıyla bir akşam
yemeğe çıkmıştık!
çorapları, elbette siyah: her zaman sahibinin
karanlığını barındıran!
donu, .. atleti: hafifçe, sezdirmeden.. onun
teninin rengini almış!
bana büyük,
mücadelelere ufak gelecek
iç çamaşırları!
sözcüklerdir asıl iç çamaşırları
aşk denen giysilerin altına gizlenen!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
musluğun ucundan damlayan o dehşetli
sıcak ateşiyle
bütün suyu dokunduğu yerde buharlaştıran!
iki insandan akacak olanın arasına köprü kuran
kılıç savuran, balta savuran, bıçak
savuran şövalye!
çelik mask kaydı yüzünden!
zırh dediğin gerçek,
parçaladı mızrağın sapındaki adaleti!
tarih dersi bitti! haydi serseriliklerim, dağılın!
öyle bir yağmur ki bu, istanbulu
darmadağın edecek!
tüm duşlar kapandı!
tuvaletlerde küvetlerde bulundu ceset!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde
söz verdi! bir dahaki sefere kendi Evinde ölecek!
van kedisi'ne
Evim!
eski bir sevgiliden gelen hediye gibi
sıkı sıkıya kapalı perdelerle,
duvarlarla paketlenmiş;
acının
yalnızlığa plastik bir güzellik tacı giydirdiği
Evim!
her sabah yatakodasında yeniden doğduğum,
göbek kordonumu çırpına çırpına
ana rahminden getirdiğim
iki sivri dişle koparttığım,
aşka zorlanmış gözlerimle
ümide zorlanmış cevherimle
bilinçaltından gerçeküstüne doğru upuzun bir
koridorda koştuğum
sütle yorulduğum, tuzla bunaldığım,
korkuyla doğrulduğum
kana, sperme
ve şeffaf şefkat gözyaşlarına düşkün Evim!
O! ev kadar yakınımdaki
O! ev kadar durgun, Ev kadar eşya, Ev kadar
ruhumla bedenimi bir gece yarısı
köşe başında soyduğum
tenimle beton arasındaki manevi evrim!
O! Sınırlarımdaki çatışmalardaki son durum!
Elbette evlerin de bir belleği vardır
özellikle mayıssa,
mayıs, okyanuslardan ansızın çıkagelen
bir pelerinse ıslak
ve paramparça, sultansız ve
çocuksa kumaşından dikişine değin,
biraz pahalı bir kürkse sevgili
sevgililer, evlerin oturma odalarıysa
koltuklar: yüzlerce insanın bir süre
sessizce sığındığı
sehpalar: içi ölümle doldurulmuş hayvan leşleriyse
küçük heykeller, küçük vazolardaki solgun
güllere dargın
duvardaki çerçevelerin kenarlarına
iliştirilen fotoğraflar
üstüste, tıkış tıkış, bir ömre bir çuval
ilişki dolduran duyarlıklar
yere atılmış kasetler, plaklar ve
haftalık/aylık dergiler
kullanılması untulmuş küf kokan bir kiler
gibi dudaklarda unutulmuş sevgi dolu dizeler
şarkılar şüphesiz, şarkılar kalır evlerde
özellikle mayıssa
detone bakışların bir makam tutturamayan
ağrılarıyla seferber!
mayıssa.. mayıs, betona çakılmaya çalışılan
eğreti bir çivi gibi
yılların dokusunda, elde güçte yürekte
yamulmuşsa!.
Evet, bugün bomboş bir Evin startında
huysuzlanan at gibiyim
hırçınım, çaresizim, ..elbette ben de koşmak
isterdim
son yüz metreye girerken bütün şahane
atların önünde,
ama...
jokeyim düşmüş, mahmuzları dibine kadar
saplı kalmış
avuçlarımda döndürdüğüm bir kartopuna
benzeyen kalbimde!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
aralık tuvalet kapısından sızan o masum
o belalı akrobat şelale!
suyun altında
vücudu uzaya doğru gelişen,
suyun altında
herhangi küçük bir balık gibi üstünkörü yıkanan,
yıkandıkça evcilleşen!
evcilleştikçe,köpüren bir kuduz ağzı gibi
kendi korkusunu,
kendi vahşi sorgusunu
başkalarının feci sonuyla örtüştüren
kısa mesafe!
kısa androjen!
valse kalkamayan zavallı eşiyle dansedermişcesine,
alaycı/muazzam!
sabuna hayatının hatalarını bire bir
ezberletirmişcesine
etinin etle eridiğini kabullenen bir adam!
masumiyetiyle kavgalı,
ahlakıyla usta-çırak ilişkisi kurmuş bir adam!
biri!
henüz on sekizinde!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
şimdi sanırım çok uzaklarda!
şimdi sanırım çok uzaklarda bir kadeh
martini eşliğinde
kadınlara kadınları anlatıyordur
kalçalara kalçaları
göğüslere göğüsleri...
ölümlere ölümleri
intiharlara intiharları anlatıyordur yüzünün
bir yanı telaş
bir yanı sevinç içinde
kahkalar vardır rujla lekeli, rujlar:belli ki
fransız parfümerisinden
çok hoş bir delikanlı gibi sözler, benimle kirli,
kirler: yasak gecelerin
itibarları küçük düşüren yalak gürültüsünden!
yeşile boyanmış saçlar: üç silahşörler gibi dolaşan
eylül-ekim kasımın
sonbaharı tartıştıkları gerilimi yüksek bir
veda sevişmesinden!
fırlatıp attığı iç çamaşırlarıyla bir akşam
yemeğe çıkmıştık!
çorapları, elbette siyah: her zaman sahibinin
karanlığını barındıran!
donu, .. atleti: hafifçe, sezdirmeden.. onun
teninin rengini almış!
bana büyük,
mücadelelere ufak gelecek
iç çamaşırları!
sözcüklerdir asıl iç çamaşırları
aşk denen giysilerin altına gizlenen!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde:
musluğun ucundan damlayan o dehşetli
sıcak ateşiyle
bütün suyu dokunduğu yerde buharlaştıran!
iki insandan akacak olanın arasına köprü kuran
kılıç savuran, balta savuran, bıçak
savuran şövalye!
çelik mask kaydı yüzünden!
zırh dediğin gerçek,
parçaladı mızrağın sapındaki adaleti!
tarih dersi bitti! haydi serseriliklerim, dağılın!
öyle bir yağmur ki bu, istanbulu
darmadağın edecek!
tüm duşlar kapandı!
tuvaletlerde küvetlerde bulundu ceset!
duş alan bir adam hatırlıyorum evimde
söz verdi! bir dahaki sefere kendi Evinde ölecek!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar