bugün
- kiraz cicegi kolonyasi33
- denize girmek7
- izlenilen ilk yabancı dizi8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle5
- kadın yazarların kavga etmesi11
- sözlük yazarlarının tatlıları15
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi4
- nepal e gidip neden ben diye bağırmak3
- sözlükte kavga olunca çok üzülmek5
- aydın da polise direnen garip kadın3
- gösterip vermeyen kız4
- aylık 349 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- sözlük yazarlarının şalgamları5
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı7
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat9
- arkadaşlar naber ya3
- bıyık almaya üşenmek3
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- kavga eden iki kadına o an aşık olmak5
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey3
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler14
- gina carano2
- mesnevideki pornografik hikayeler3
- ilişki yapmanın imkansızlaşması4
- kuran da namazın olmaması21
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan9
- abridgeeeee5
- sözlük kızlarıyla aşk yaşamak5
- şems vs mevlana2
- velvet37
- travesti siniri5
- arkadaşlar lütfen artık seviyeli olalım5
- bir sözlük kızının usulca odasına girmek4
- corona bira içen erkek6
- muslettin amca5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- ctrlx10
- bir sözlük kızının tatlısını hunharca yemek4
- koca istiyom gel beni al5
- en son yapılan keyfi harcama4
- arkadaşlar kavga etmeyin6
- bir ümidim olsun her zaman arayım2
- bugün inşallah fas kazanır2
- domalan kız7
- gandalf yüzüğü neden frodoya emanet etti sorunsalı4
- katiller de ağlar filmindeki tuvalet2
- arkadaşlar lütfen kavga etmeyin3
- kız kıza banyo yapmak2
- boşandıktan sonra çocuğuyla ilgilenmeyen baba2
28 temmuz 1943 yılında türkiyenin iran sınırında sınır ticareti ile uğraşan 33 masum kürt köylusunun, mustafa muğlalı emrindeki askerler tarafından sefo deresi'nde topluca öldürülmesidir. katliam 3 sene boyunca chp hukumeti tarafından örtbas edilerek unuturulmaya çalıştırıldı. demokrat partinin iktidara gelmesi ile yapılan yargılamalar sonucu mustafa muğlalı idama mahkum edilmesine ragmen yargıtay kararı bozarak cezayı 20 seneye indirdi. mustafa muğlalı 1951 senesinde cezaevinde yaşamını yitirdi. olayın yaşandığı van'ın özalp ilçesindeki kışlanın adı yakın zamanda, mustafa muğlalı olarak değiştirilerek iade- i itibarı verilmekte gecikilmedi... oldürülenler köylülerse destanlarımızda, şiirlerimizde, ağıtlarımızda bizimle beraber, kısaca unutmadık...
yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık
topraktan çobanyıldızına değin
hey yer
her şey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık
orada bir coğrafya yağmalanıyor
orada gazetelerin ofset baskısı
orada yeniden yazıyorlar 835 satır
ve umudunu kaybetmeyen şehirler
gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük
yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz
adsız ölüleriz
adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
savaşlar ve pazarlar çağıydı
aynı silahlardı kullandığımız
aynı çarşılar aynı kandı
sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
viran tarihten
uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
çocuklar gibi kusup
kırda gelincikler gibi gülümseyen
müsademe çocuklarını gördük
geçip gidiyorlardı
tarihin en uzun gecesinden
pazarlarda aynı kan
aynı paranın değiş tokuşunda
karanlık çarşılar
aynı kanlı tarih her defasında
bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
ölüme yakın duran
bir de on binlerin korosunda haykıran
intifada intifada intifada
iki güzelliğimiz vardı bizim
ufkumuzdan inen
ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
doğunun gündüz ve gecelerinde
otuz üç yıldız
hala ışığını gönderiyor bize
birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
birkaç karanfil
yol için ipek, uyku için maya
kalbiniz için
kara bir yemin gibi çırılçıplak
kelimeler getirdim
kaybolmuş yüzyılların vatanında
ölümün erken takibe aldığı çocuklar
dağlarda değilim sizinle birlik
yalnızca mataranıza su vermeye geldim
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralı
serap ile hakikat arası
çağın aşamadığı uçurumlarda
gider gelirim gider gelirim
efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma
anda gizlenen zaman
ateşin avesta dili
bitkiler, otlar, kökler
dağlanmış dil, narın rengi
on binlerin dönüştüğü uğuldarken
doğunun yeni defteri
topraktan çobanyıldızına değin
her yer her şey karanlık bir pusuda
yazının, tekerleğin, tarihin
ilk çocuklarından
ey büyük mezopotamya
iki bin yıllık gece
dön geri bak
kardeşlerim ölüyor kalbimin dogusunda *
yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık
topraktan çobanyıldızına değin
hey yer
her şey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık
orada bir coğrafya yağmalanıyor
orada gazetelerin ofset baskısı
orada yeniden yazıyorlar 835 satır
ve umudunu kaybetmeyen şehirler
gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük
yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz
adsız ölüleriz
adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
savaşlar ve pazarlar çağıydı
aynı silahlardı kullandığımız
aynı çarşılar aynı kandı
sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
viran tarihten
uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
çocuklar gibi kusup
kırda gelincikler gibi gülümseyen
müsademe çocuklarını gördük
geçip gidiyorlardı
tarihin en uzun gecesinden
pazarlarda aynı kan
aynı paranın değiş tokuşunda
karanlık çarşılar
aynı kanlı tarih her defasında
bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
ölüme yakın duran
bir de on binlerin korosunda haykıran
intifada intifada intifada
iki güzelliğimiz vardı bizim
ufkumuzdan inen
ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
doğunun gündüz ve gecelerinde
otuz üç yıldız
hala ışığını gönderiyor bize
birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
birkaç karanfil
yol için ipek, uyku için maya
kalbiniz için
kara bir yemin gibi çırılçıplak
kelimeler getirdim
kaybolmuş yüzyılların vatanında
ölümün erken takibe aldığı çocuklar
dağlarda değilim sizinle birlik
yalnızca mataranıza su vermeye geldim
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralı
serap ile hakikat arası
çağın aşamadığı uçurumlarda
gider gelirim gider gelirim
efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma
anda gizlenen zaman
ateşin avesta dili
bitkiler, otlar, kökler
dağlanmış dil, narın rengi
on binlerin dönüştüğü uğuldarken
doğunun yeni defteri
topraktan çobanyıldızına değin
her yer her şey karanlık bir pusuda
yazının, tekerleğin, tarihin
ilk çocuklarından
ey büyük mezopotamya
iki bin yıllık gece
dön geri bak
kardeşlerim ölüyor kalbimin dogusunda *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar