bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu18
- boyumun 2 cm kısalması21
- otelde sevişmek8
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek6
- sözlük yazarlarına güvenmek11
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- nev10
- fazla düşünceli olmak4
- fazla samimiyet4
- midye tava4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- elidor3
- sözlük yazarlarının doğum tarihleri3
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- 65 yaş üstü yazarlar3
- teoman'ın 60 yaşına girmesi4
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır2
- duymak istediğin şeyleri söyleyen falcı2
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- mal mıyım sorunsalı13
- ona bir şey söyle8
- beni sevdiniz mi4
- küt saçlı hatun12
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan5
- prenses gibi büyüyen kızlar2
- chatgpt'ye dizi karakteri benzerliğini sorma3
- online listesi7
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kiraz cicegi kolonyasi41
- sözlüğün troll mekanı haline gelmesi4
- hiç bir şey hissetmemek4
- natisii mik'yi ena4
- sözlük yazarlarının saatleri8
- haberin yok ben ölüyorum2
- neyse ya2
- pandela2
- seks yapmama şartıyla ölümsüz olmak5
- geceye bir tespit bırak5
- mandalina8
- ilk sevgili3
- müzik zevki2
28 temmuz 1943 yılında türkiyenin iran sınırında sınır ticareti ile uğraşan 33 masum kürt köylusunun, mustafa muğlalı emrindeki askerler tarafından sefo deresi'nde topluca öldürülmesidir. katliam 3 sene boyunca chp hukumeti tarafından örtbas edilerek unuturulmaya çalıştırıldı. demokrat partinin iktidara gelmesi ile yapılan yargılamalar sonucu mustafa muğlalı idama mahkum edilmesine ragmen yargıtay kararı bozarak cezayı 20 seneye indirdi. mustafa muğlalı 1951 senesinde cezaevinde yaşamını yitirdi. olayın yaşandığı van'ın özalp ilçesindeki kışlanın adı yakın zamanda, mustafa muğlalı olarak değiştirilerek iade- i itibarı verilmekte gecikilmedi... oldürülenler köylülerse destanlarımızda, şiirlerimizde, ağıtlarımızda bizimle beraber, kısaca unutmadık...
yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık
topraktan çobanyıldızına değin
hey yer
her şey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık
orada bir coğrafya yağmalanıyor
orada gazetelerin ofset baskısı
orada yeniden yazıyorlar 835 satır
ve umudunu kaybetmeyen şehirler
gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük
yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz
adsız ölüleriz
adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
savaşlar ve pazarlar çağıydı
aynı silahlardı kullandığımız
aynı çarşılar aynı kandı
sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
viran tarihten
uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
çocuklar gibi kusup
kırda gelincikler gibi gülümseyen
müsademe çocuklarını gördük
geçip gidiyorlardı
tarihin en uzun gecesinden
pazarlarda aynı kan
aynı paranın değiş tokuşunda
karanlık çarşılar
aynı kanlı tarih her defasında
bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
ölüme yakın duran
bir de on binlerin korosunda haykıran
intifada intifada intifada
iki güzelliğimiz vardı bizim
ufkumuzdan inen
ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
doğunun gündüz ve gecelerinde
otuz üç yıldız
hala ışığını gönderiyor bize
birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
birkaç karanfil
yol için ipek, uyku için maya
kalbiniz için
kara bir yemin gibi çırılçıplak
kelimeler getirdim
kaybolmuş yüzyılların vatanında
ölümün erken takibe aldığı çocuklar
dağlarda değilim sizinle birlik
yalnızca mataranıza su vermeye geldim
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralı
serap ile hakikat arası
çağın aşamadığı uçurumlarda
gider gelirim gider gelirim
efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma
anda gizlenen zaman
ateşin avesta dili
bitkiler, otlar, kökler
dağlanmış dil, narın rengi
on binlerin dönüştüğü uğuldarken
doğunun yeni defteri
topraktan çobanyıldızına değin
her yer her şey karanlık bir pusuda
yazının, tekerleğin, tarihin
ilk çocuklarından
ey büyük mezopotamya
iki bin yıllık gece
dön geri bak
kardeşlerim ölüyor kalbimin dogusunda *
yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık
topraktan çobanyıldızına değin
hey yer
her şey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık
orada bir coğrafya yağmalanıyor
orada gazetelerin ofset baskısı
orada yeniden yazıyorlar 835 satır
ve umudunu kaybetmeyen şehirler
gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük
yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz
adsız ölüleriz
adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
savaşlar ve pazarlar çağıydı
aynı silahlardı kullandığımız
aynı çarşılar aynı kandı
sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
viran tarihten
uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
çocuklar gibi kusup
kırda gelincikler gibi gülümseyen
müsademe çocuklarını gördük
geçip gidiyorlardı
tarihin en uzun gecesinden
pazarlarda aynı kan
aynı paranın değiş tokuşunda
karanlık çarşılar
aynı kanlı tarih her defasında
bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
ölüme yakın duran
bir de on binlerin korosunda haykıran
intifada intifada intifada
iki güzelliğimiz vardı bizim
ufkumuzdan inen
ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
doğunun gündüz ve gecelerinde
otuz üç yıldız
hala ışığını gönderiyor bize
birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
birkaç karanfil
yol için ipek, uyku için maya
kalbiniz için
kara bir yemin gibi çırılçıplak
kelimeler getirdim
kaybolmuş yüzyılların vatanında
ölümün erken takibe aldığı çocuklar
dağlarda değilim sizinle birlik
yalnızca mataranıza su vermeye geldim
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralı
serap ile hakikat arası
çağın aşamadığı uçurumlarda
gider gelirim gider gelirim
efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma
anda gizlenen zaman
ateşin avesta dili
bitkiler, otlar, kökler
dağlanmış dil, narın rengi
on binlerin dönüştüğü uğuldarken
doğunun yeni defteri
topraktan çobanyıldızına değin
her yer her şey karanlık bir pusuda
yazının, tekerleğin, tarihin
ilk çocuklarından
ey büyük mezopotamya
iki bin yıllık gece
dön geri bak
kardeşlerim ölüyor kalbimin dogusunda *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar