bugün
- ben geldim naneler18
- ferdi özbeğen9
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek14
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek5
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- sevgiliyle sevişirken akla ilyas salmanın gelmesi3
- sözlükte flörtleşmek18
- çok çişi gelen insan5
- devlet kim lan7
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- pandela43
- menekşe moru oje4
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- neden entry girmiyorsunuz nereye kayboldunuz3
- rus edebiyatı vs türk edebiyatı3
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- pandela tarzı entry gir6
- gay oğlunu sevgilisiyle basan baba2
- anın görüntüsü20
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- ince ruhlu erkek olmak2
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- wednesdayin annesi8
- gargamel deki akıllara zarar mantık hatası2
- 35 yaşında ölmek4
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması5
- mmm pandela poposu kocaman5
- yazarlara verilmiş lakaplar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- zoey2
- güne bir şarkı bırak2
- pandela1bukentay3
- annenin ölmesi5
- aylık 409 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung ile revani yemek4
- 20263
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- izlenmiş en kusursuz film8
- alain delon vs cüneyt arkın5
- azgın türbanlı10
- burcu yüzünden bir kızı reddeden erkek2
- sevmek2
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- sözlüğün kahve olması13
Ulus-devlet bir idealdir. Bu sebepten ötürü onu tam anlamıyla açıklayabilicek bir tanım yapmak oldukça güçtür. Böyle bir tanım gayretinde bulunmak bizi aşan bir gayret olacağı için çalışma boyunca ulus-devletin anlamını onun varlık nedenlerinde aradık.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar