bugün
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak12
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi7
- pick me girl6
- 3 kere üst üste 31 çekmek11
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması9
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı7
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş7
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak3
- uludede'nin cenaze eventi8
- göz kanlanması6
- uludede'yi karıya götürmek7
- recep tahrik erdoğan3
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- yunan adalarına gitmek20
- devlet3
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- ekmeğe çikolata sürmek7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- dinci ahlaksızlığı19
- fatma betül sayan kaya64
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- yunan aşığı tip15
- ciğer yiyen midesizler10
- eyeliner çekme yöntemleri7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- sürekli özür dileyen insan5
- fiziği güzel sözlük kızları47
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- gunluklerim aylik olmus4
- ciğer vs kokoreç8
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak2
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması14
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- uludede nim mirası4
- tv lerde sadece dizi ve reality show olması2
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
Ulus-devlet bir idealdir. Bu sebepten ötürü onu tam anlamıyla açıklayabilicek bir tanım yapmak oldukça güçtür. Böyle bir tanım gayretinde bulunmak bizi aşan bir gayret olacağı için çalışma boyunca ulus-devletin anlamını onun varlık nedenlerinde aradık.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar