bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi17
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı9
- sabahın köründe işe giden ezik6
- göz kanlanması11
- trump'ın iran açıklaması10
- bu sabah yağmur var istanbul da3
- günaydın sözlük sakinleri4
- maun suresi4
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak4
- apo'ya selam göndermeye devlet aklı diyen troll2
- halkın teveccühü2
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak14
- sıvı sabunla ayakları yıkamak2
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar4
- true'nın iran açıklaması4
- uludede'nin cenaze eventi11
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- özel uçak alacaklara tavsiyeler2
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın4
- artık benzin alırken fiyat tabelalarına bakmamak3
- sarma5
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- kömbe7
- sözlüğün en pick me girl yazarı2
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- napolyon vs atatürk3
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- tayyip i sevmeme nedenimiz2
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- teknofest güneydoğu da üçüncü gün heyecanı2
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- kuyu tipi cezaevleri2
- uludede'ye sahip çıkalım3
- birbirine iyi gelmek2
- yunan adalarına gitmek20
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- recep tahrik erdoğan4
- game of thrones taki kerhaneci5
- pick me girl6
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
Ulus-devlet bir idealdir. Bu sebepten ötürü onu tam anlamıyla açıklayabilicek bir tanım yapmak oldukça güçtür. Böyle bir tanım gayretinde bulunmak bizi aşan bir gayret olacağı için çalışma boyunca ulus-devletin anlamını onun varlık nedenlerinde aradık.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar