bugün
- osuruktan şiirler16
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı10
- bir yazarı savunmak7
- arkadaşlar biraz beşiktaş'ı övebilir misiniz5
- serfoş yuzır3
- üsteki yazar ne düşünüyor tahmin et4
- nasıl birisiniz3
- çalışmadan para kazanmak6
- alttaki yazara motto ver3
- nasıl zengin olunur4
- sarı torba2
- amedspor7
- mutlu ama uzak olsun5
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek6
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- seri gizli artı oy veren melek7
- porno entelektüelliği2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- velvet27
- özlediniz mi beni7
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- üsteki yazara güzel bir şey söyle2
- sözlük çok bozuldu monşer2
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- fosur fosur osurmak2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- karı kıza para yedirir misiniz5
- sözlükte kavga oldu hissi5
- yatarken surata telefonu düşürmek2
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- erkeklerin gözdesi olan erkek3
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- as maca'nın kızların gözdesi olması3
- acı gerçekler3
- ütopyalar güzeldir2
- buddy dude4
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- kedi4
- uludağ itiraf2
- pizza yemek2
- yazarlarda bana laf sokuldu mu paranoyası3
- mor semsiyeli yabanci8
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- nil karaibrahimgil2
- evliliğin anlamı13
- sen hep tedbirler aldın ben gözü karaydım2
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
- anın görüntüsü34
- türklere vize serbestisi4
Ulus-devlet bir idealdir. Bu sebepten ötürü onu tam anlamıyla açıklayabilicek bir tanım yapmak oldukça güçtür. Böyle bir tanım gayretinde bulunmak bizi aşan bir gayret olacağı için çalışma boyunca ulus-devletin anlamını onun varlık nedenlerinde aradık.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar