bugün
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek11
- mmm pandela poposu kocaman6
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler10
- pandela tarzı entry gir5
- tai lung ile revani yemek4
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması16
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- sözlükte flörtleşmek18
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması4
- ben geldim naneler10
- annenin ölmesi5
- wednesdayin annesi9
- alain delon vs cüneyt arkın5
- khk ile devletten şutlanan cemaatciler3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak2
- izlenmiş en kusursuz film8
- pandela'nın allah'tan tövbe alması2
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- tayyib i allah bile indiremez2
- pandela43
- 19 cm damarlı penis2
- yerim seni2
- gece sıcağı2
- alev isimli kızların genel özellikleri3
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz3
- erkekleri taciz eden kadın3
- azgın türbanlı10
- fuckbuddy2
- kızların çabuk büyümesi2
- özlü sözler4
- ismet bin şerh'i çağmini vel astronomi el öklidevi2
- türk müsün6
- ellerim bos gonlum hos3
- mavi gözlü erkek5
- üç beş kitap okumakla münşi olunmaz2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- sözlüğün kahve olması13
- uludağ sözlükte herkes birader yazardır4
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- arkadaşlar hoşçakalın galiba silik yiyeceğim3
- bir sözlük kızına soylu duygular beslemek2
- gerizekalı ai moderatör3
- evlenmekten korkmak10
- kürtçülerin beyinsiz olması4
- alttaki yazara aşık ol11
- kendini alain delon zanneden göbekli türk erkeği2
- uludağ sözlükte kadın yazar var sanmak3
- dikkat dikkat tai lung kız11
Ulus-devlet bir idealdir. Bu sebepten ötürü onu tam anlamıyla açıklayabilicek bir tanım yapmak oldukça güçtür. Böyle bir tanım gayretinde bulunmak bizi aşan bir gayret olacağı için çalışma boyunca ulus-devletin anlamını onun varlık nedenlerinde aradık.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Başlangıç sorumuz "ulus-devlet" sistemine neden ihtiyaç duyulduğu idi. Bu sorumuzun cevabını sanayi devriminde sonra, yani seri üretimin değiştirdiği toplum yapısında bulduk. Yeni ekonomi anlayışı, seri üretim tarzı, kapitalist üretim anlayışı toplumsal yapıyı da değiştirmiştir. Standart piyasa ilişkileri üzerinden iş yapan kapitalizm ulus-devlet sürecine öncülük yapmıştır. Diğer bir deyişle kapitalizm, kar elde etmek için, toplumsal ilişkileri standartlaşatırabilecek bir merkezi güce gereksinim duymuştur. Piyasanın bu ihtiyacı dönem Avrupasını, üstünden silindir geçmişe çevirmiştir. Avrupayı dümdüz etmiştir. Farklılıklar bastırılmıştır. Kimi zaman dayatılarak kimi zaman uzlaşı sağlayarak olmuştur. Çünkü kapitalizm istikrar ister. istikrarı sağlama görevini, meşru güç kullanma hakkını devlete vermiştir. Farklılıkların merkezi otoriteler tarafından ezilmesi kanlı ve uzun bir süreçtir. Uluslaşma süreci, kapitalizmin dayatmasına koşut olarak; devlet tarafından kurgulanmış ve kurgulanan bir süreçtir.
Ulusu var eden unsurları sıralamaya çalışırsak genel olarak; dilde, tarihte ve kültürde, soyda bir birlikten bahsederiz. bu unsurların hepsi devletin kontrolü altındadır. Yani dilde, soyda, tarihte ve kültürde birliği sağlayacak olan devlettir. Milli bir eğitimle dil ve kültür birliği, milli tarih tezleriylede tarih ve soyda birlik sağlanabilir. Türkiye modernleşmesi Anadolu devriminden sonra kurulan türk dil kurumu ve türk tarih kurumu devrimin mihenk taşı kurumlarıdır. Mustafa Kemal Atatürkün bu kurumlara verdiği önem bu açıdan bakıldığında daha bir anlamlı olmaktadır.
Ulusal bütünlüğü sağlayan birde dış unsur vardır. ötekiler, yabancılar, düşmanlar... ulus üzerinde bir yapıştırcı etkisi vardır. uluslar diğerine karşı bir araya geldiklerinde, ulusu oluşturan topluluk içinde bütün farklar değerini yitirirebilir. Bir düşman bulmak için devletin özel bir çaba sarf etmesine gerek yoktur. Her zaman bir öteki vardır. Düşmanlara dış unsurlar diyebiliriz. Dış unsurlar çoğu zaman, ulusların gelişimi için bir dinamo görevi görmüştür. Modern dünyada ötekini düşünmeden hareket edilmez. Piyasadaki serbest rekabet ortamı uluslar arası düzeyde devlet içinde geçerlidir. Devlet her zaman ötekinden daha güçlü olmak için çalışmalıdır.
Ne yazık ki modernleşme süreci tüm dünyada aynı anda başlamamıştır. Erken modernleşmiş ülkelerin ekonomileri, geç modernleşmiş ülkelerin ekonomilerinden daha güçlüdür. Malum nedenlerden ötürü gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere muhtaç konumdadır. iç piyasada istikrar arayan kapitalizm, dünyaya açıldığında istikrarsızlık üzerinden iş yapar hale gelmiştir. Bir ülkeye girmek isteyen sermayenin karşısına güçlü bir otorite çıkarsa, yabancı sermaye burada iş yapamaz hale gelir. Sermaye her zaman için en kolay çalışabileceği ve kar elde edebileceği yerlere gitmiştir. günümüzün Güçlü kapitalist devletleri tarafından dayatılan kavramların ortak noktası merkezi devletin zayıflatılması yönündedir. Gelişmekte olan ülkelere dayatılan "reform" lar üzerinde düşünülüğünde bizi tek bir yere götürür. Daha zayıf bir merkezi idareye sahip, yerellikleri ön plana çıkarılmış, sosyal devlet anlayışından uzaklaşmış ve özelleştirilmiş bir ulus-devlet modeli; bu ise bizce gelişmekte olan ulus-devletler için en büyük tehlikedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar